Haber Detayı
S.O.S.yal medya!
Dünyada Mossad ajanı Epstein'ın ABD CIA-Pentagon içindeki siyonistevanjelist kadrolarla beraber gerçekleştirdikleri KÜRESEL AĞ gizli belgeleri ve Türkiye'de de uyuştucu-fuhuş operasyonları şokları yaşanıyor. ABD'de cinsel istismar suçlamalarıyla yargılanırken 2019'da ölü bulunan Jeffrey Epstein'a ilişkin…
Dünyada Mossad ajanı Epstein'ın ABD CIA-Pentagon içindeki siyonistevanjelist kadrolarla beraber gerçekleştirdikleri KÜRESEL AĞ gizli belgeleri ve Türkiye'de de uyuştucu-fuhuş operasyonları şokları yaşanıyor.
ABD'de cinsel istismar suçlamalarıyla yargılanırken 2019'da ölü bulunan Jeffrey Epstein'a ilişkin milyonlarca belge kamuoyuna açıldı.
Yayımlanan dosyalar da ABD eski başkanları, Kral ve kraliçeler, milyarderler, baronlar, diplomatlar ve siyasetçiler bulunuyor. 3 milyon sayfa belge açıklandı, 3 milyon dosya GİZLİ BELGE AÇIKLANMADI.
TURBUN BÜYÜĞÜ AÇIKLANMAYAN EPSTEIN BELGELERİNDE OLABİLİR.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Ekim 2025'ten bu yana yürüttüğü 'Ünlülere yönelik uyuşturucufuhuş operasyonu' kapsamındaki soruşturmalar derinleşirken, İSTANBUL'DAKİ BEBEK OTEL'DE önemli bir şifre haline gelmiş durumda.
Daily Sabah Genel Yayın Yönetmeni değerli kardeşim İbrahim Altay uyuşturucu-fuhuş operasyonlarının arka planına yönelik KRİTER dergisinde, derin bir analize imza attı: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptığı konuşmalarda bu iki meseleye özel bir önem veriyor.
Son konuşmasında apaçık bir biçimde şöyle dedi: 'Uyuşturucu ve sanal bahis bağımlılığı milli bünyemiz açısından terör kadar, hatta terörden daha zararlı boyutlara ulaşmıştır.' Ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son derece net bir şekilde ifade ettiği gibi: 'Neredeyse her telefon bir çeşit kumarhane haline geldi.' Ancak burada asıl dikkat çekilmesi gereken husus, Cumhurbaşkanımızın konuşmasındaki 'Terörden daha zararlı' ifadesidir.
Savcılığın başlattığı ve yürüttüğü soruşturmaların da ortaya koyduğu üzere bu iki bağımlılık türü artık bireysel zaaflar ya da münferit suçlar olarak değerlendirilemeyecek bir noktaya ulaşmıştır.
Yaygın, örgütlü ve yıkıcı bir 'ulusal tehdit' haline gelmiştir.
Sosyal medya uzunca bir süredir özellikle gençlere hızlı şöhret ve kolay zenginlik vaat eden bir vitrin işlevi görüyor.
İhtiyaçların yerini lüks ve gösterişin, çalışmanın yerini görünürlüğün aldığı bu vitrin topluma farklı bir insan ve dünya tasavvuru aşılıyor. 'Yolunu bulmak' ve 'Kolay yoldan para kazanmak' özendiriliyor.
Soruşturmalar gösteriyor ki sosyal medyadaki bu yapıların önemlice bir kısmı kurgulanmış varlıklar...
Kişisel yeteneklere dayanan organik başarılardan ziyade örgütlü bir takım organize işler söz konusu.
Sosyal medya kullanıcılarına 'Mümkün hayatlar' olarak sunulan o ışıltılı dünyaların arkasında kirli ekosistemler, suçtan kaynaklanan ya da manipülasyona dayanan gelirler, kadın bedeni başta olmak üzere değerlerin istismarı, suistimaller, tavizler ve bağımlı ilişkiler varmış.
Söz konusu süreçler, soruşturmalar ve davalar yalnızca suçla mücadele çerçevesinde değil; milli güvenlik başta olmak üzere toplumsal yapı, değerler ve işleyiş çerçevesinde de düşünülmeli.'