Haber Detayı
Bayık: "'Apo dinlenmiyor’ diyenler gerçeği söylemiyor"
Kuzey-Doğu Suriye’deki gelişmeleri değerlendiren Cemil Bayık, SDG’nin Rakka ve Tabka’dan çekilmesini Arap-Kürt çatışmasını boşa çıkaran bir tutum olarak değerlendirirken, ABD ile 'tattiksel bir ittifak' kurulduğuna dikkat çekti. Bayık, Öcalan'ın Bahçeli'ye 'hediyesi' polemiklerine de yanıt verdi.
Artı Gerçek - KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Kuzey ve Doğu Suriye'deki gelişmeler ile gündemdek konulara dair değerlendirmelerde bulunudu.
Mezopotamya Ajansı'nın ANF'den aktardığı habere göre; “Demokratik olmayan devletler her zaman Kürtler için bir tehlikedir” diyen Bayık, çatışma yerine demokratikleşme temelinde çözüm aramanın Kürtler açısından “çok doğru ve gerekli bir strateji” olduğunu vurguladı.
SDG'nin Rakka ve Tabka’dan çekilmesini bu çerçevede değerlendiren Bayık, “Halkların kardeşliğini ve demokratik ulus anlayışını savunan bir gücün, Arap-Kürt çatışması başlatmak isteyen provokasyonları boşa çıkarması gerekirdi ve yapılan da bu olmuştur” ifadelerini kullandı.
PKK lideri Abdullah Öcalan'ın 'Demokratik ulus' paradigmasına yönelik eleştirilerin “gericilik” olduğunu söyleyen Bayık, bu yaklaşımın Kürt birliğini zayıflattığı iddiaları ile ilgili ise “Bizim son 20 yılda bir proje olarak geliştirdiğimiz demokratik ulus anlayışının birliği zayıflattığı yönündeki söylemler boş laflardır” dedi. 'MİLLİYETÇİ EĞİLİMLER DEVLETLERLE İLİŞKİYİ ÖNEMSİYOR' Bayık’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle: “PKK, halklarla kardeşlik çözümünü önemsiyor; ama milliyetçi eğilimler bölge devletlerle ilişkiyi önemsiyor.
Kürtlerin birlik olmamasının nedenleri tarihsel ve objektif olarak araştırılsın; nedenlerinin ya otoriter hegemonik anlayış ya da dış güçlerin etkisi olduğu görülür. 2014 yılındaki ulusal birlik çalışması hakkında, uluslararası bir gücün Kürtlerle ilgilenen yetkilisi, ‘O koşullarda bir ulusal kongre bize uygun değildi, biz uygun görmedik’ dedi.
Bunu bizzat bize ifade etti.
Öte yandan, Türkiye ile çatışmalar gündeme gelince, bizimle ulusal birlik çalışması yürütmeyi kendileri için doğru bulmayanlar oldu.
Demagojik söylemlerle gerçekler çarpıtılamaz.
Gerçekleri çarpıtamazlar; yani güneş balçıkla sıvanamaz!
Demokratik ulusun Rojava'nın gerçeğine uygun düşmediğini söylemek ise tam bir cehalettir.
Demokratik ulus anlayışı ile demokratik bir sistem kurmak, en fazla da Rojava'nın ihtiyacına cevap veren bir projedir." BAHÇELİ'YE HEDİYE EDİLEN KİLİM POLEMİĞİ Bayık, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye hediye edilen kilim etrafında gelişen tartışmalar ve Abdullah Öcalan'a yönelik iktidar çevrelerinin söylemlerine de değindi: “Devlet Bahçeli, Önderliğe (Abdullah Öcalan) hediye göndermiş; Önderlik de Kürt özelliği taşıyan bir hediye gönderilmesini istemiştir.
DEM Parti İmralı Heyeti de bunun gereklerini yerine getirmiştir.
Bu hediyeler üzerinden olumsuz algılar yaratmaya çalışmak, öküz altında buzağı aramaktır.
Niyeti iyi olmayanlar bir şeyler söyleyebilir.
Buna ‘El ağzı çuval değil ki büzelim’ diyebiliriz." MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 12 Aralık 2025'te DEM Parti heyetinin Meclis'te gerçekleştirdiği ziyaret sırasında, Abdullah Öcalan tarafından Urfa'da özel olarak dokutulan bir kilimin kendilerine hediye edildiğini açıklamıştı. 'ÖCALAN İLE ROJAVA YÖNETİMİ KARŞI KARŞIYA GETİRİLEMEZ' Cemil Bayık, konuşmasının devamında özellikle iktidar kanadından gelen 'PKK ve SDG Öcalan'ı dinlemiyor' söylemlerine de yanıt verdi: "‘Rêber Apo dinlenmiyor’ diyenler gerçekliğin tersini söyleyenlerdir.
Rêber Apo, bizim için mücadelemizi zafere kavuşturacak yol gösterici önderliktir.
Bu gerçeği sadece Kürtler değil, bölgesel ve uluslararası güçler de bilmektedir.
Rêber Apo'ya bağlılık konusunda Rojava her zaman önde olmuştur.
Önderliğin söylediklerini dikkate alırlar.
Her şey yapılabilir ama Rojava'daki yönetimler Rêber Apo'yla karşı karşıya getirilemez.
Rêber Apo ile Rojava yönetimi arasında sorun yaratmak ancak masa başında yapılabilir ya da özel savaş oyunları bu tür şeyleri gündemleştirir." 'YÜKSEK PERDEDEN KONUŞANLAR ÖRGÜTLERİNİ KURSUN' Bayık'ın konuşmasından devamından bazı başlıklar şöyle: "Bugün İmralı'da Türk devletiyle yürütülen süreç, Kürt halkının varlığını, özgür ve demokratik yaşamını güvenceye alma ve sağlama amaçlıdır.
Türk devletinin bu sürece nasıl yaklaşacağı ve ne kadar doğru karşılık vereceği ise devletin sorunudur.
Rêber Apo'nun İmralı'daki tüm çabası, Rojava'daki kazanımların korunması yönündedir.
Gerçekleri ters yüz edenleri ise Rêber Apo ve Özgürlük Hareketi'ne yönelik kompleksleri ve paranoyalarıyla baş başa bırakmalıyız.
Öyle oturduğu yerde ulu orta konuşmakla hiçbir şey sağlanmıyor.
Yüksek perdeden konuşanların, eğer mücadelede gözleri varsa örgütlerini kurar, silahlı güçlerini oluşturur ve meydana çıkarlar. 'Yoksa lafla peynir gemisi yürümez' derler. 'ABD İLE İTTİFAK TAKTİK İTTİFAKIYDI' Rojava'nın ABD ve koalisyon güçleriyle taktik ittifakı, DAİŞ'e karşı mücadele içinde ortaya çıktı.
Bu taktik ilişki İkinci Dünya Savaşı'nda Sovyetler ve demokratik güçlerle Batı'nın kapitalist modernist güçleri arasında Hitler faşizmine karşı kurulan taktik ilişkiye benzemektedir.
Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetiminin ilişkileri de 6 Ocak'a kadar bu çerçevede sürmüştü.
Zaten ABD ve koalisyon güçleri, Rojava ve Kuzey-Doğu Suriye'ye hiçbir zaman siyasal destek vermemiştir.
ABD'nin Rojava ile ilişkileri, HTŞ şahsında kendilerinin kullanacağı bir aparat bulunca sona ermiştir.
Bu açıdan taktik bir ilişkinin son bulması, ihanet kavramı ile açıklanamaz. 'HTŞ'YE VERİLEN GÖREV BİTTİĞİNDE SAF DIŞI BIRAKILACAK' Ancak New York'ta, İkiz Kuleler'i vurup üç bin Amerikalı'yı öldüren ve bu nedenle Afganistan işgaline gerekçe yapılan bir örgütle ABD'nin kurduğu ilişki, en başta da kendi halkına ihanettir.
HTŞ'ye bu kadar destek verme ve ön açma, siyasi ahlak ve insanlık değerleri açısından kirli bir politikadır.
Şu anlaşılmıştır ki HTŞ, uluslararası güçlerin Suriye politikasında ve Ortadoğu hegemonyasında kullanışlı bir aparattır.
Yine Suriye'nin İsrail için bir tehlike olmaktan çıkarılmasının böyle bir güçle sağlanacağı görmüşlerdir.
Golan Tepeleri ve Güney Suriye fiilen İsrail'e bırakılmıştır.
Artık stratejik öneme sahip Golan Tepeleri, İsrail torağı haline getirilmiştir.
Suriye, Lübnan politikalarını da etkiliyordu; HTŞ'ye bir de Lübnan'a karışmaması ve orayı da İsrail ile Batı'nın etki alanı olarak görmesi kabul ettirilmiştir.
HTŞ, bölgesel dizaynda hegemonik güçlerin uysal aparatı olarak kullanılacaktır.
Kuşkusuz Türkiye de Suriye ve Ortadoğu'da etkili olmak için HTŞ'yi kullanmaya çalışacaktır.
Esas olarak da uluslararası güçlerin ve Suudi Arabistan politikalarının uygulayıcısı olacağı anlaşılmaktadır.
Ancak böyle bir güç, orta ve uzun vadede uluslararası güçlerin ve İsrail'in güven duyacağı ve kabul edeceği bir güç olmayacaktır.
Ona verilen görev tamamlandığında bir biçimde saf dışı edilecektir.
Belki Colani de bunu bilerek politika yapmaktadır.
Herhalde Colani'ye bu yönlü akıl veren ve telkinde bulunanlar da vardır.
Suriye'de böyle bir rejimin bulunması, Irak üzerinde de bir baskı aracı olarak kullanılacaktır.
Nitekim Irak, böyle bir kaygı içine girmiştir.” (DIŞ HABERLER)