Haber Detayı
Tasarım konuştuğunda hayat cevap verir
İyi tasarım yalnızca bir nesne, bir bina ya da bir estetik tercih değildir; insanla, çevreyle ve zamanla kurulan uzun soluklu bir ilişkidir. İstanbul Modern ile Volvo’nun başlattığı Tasarım Diyalogları, tam da bu ilişkinin izini sürüyor.
Bir süredir yüksek sesle konuşan kavramların çağındayız: Hız, teknoloji, yenilik… Oysa tasarım, çoğu zaman sesi kısık ama etkisi derin bir alandan seslenir.
İnsanı merkeze alan, çevreyle bağ kuran, gündelik hayatı fark ettirmeden dönüştüren bir dilden.
İşte İstanbul Modern ile Volvo işbirliğiyle hayata geçen Tasarım Diyalogları, bu dili yeniden hatırlatmayı amaçlıyor.
Birlikte düşünme alanı Bir yıla yayılan program; MasterClass’lar ve iki gün süren WorkShop’larla, tasarım öğrencilerini, yeni mezunları ve genç profesyonelleri uluslararası tasarımcılarla aynı masaya oturtuyor.
Ama mesele yalnızca öğrenmek değil; birlikte düşünmek, tartışmak ve sorgulamak.
Tasarım Diyalogları’nın çıkış noktası net: “Daha iyi bir yaşam mümkün mü ve tasarım buna nasıl rehberlik edebilir?” Bu soru etrafında sürdürülebilirlik, teknoloji, üretim biçimleri, zanaat, kültürel miras ve dijitalleşme gibi başlıklar, yalnızca teknik değil; kültürel ve toplumsal boyutlarıyla ele alınıyor.
Tasarımcının değişen rolü, yaratıcılığın yeni anlamları, markalaşma ile değer üretimi arasındaki ince çizgi masaya yatırılıyor.
Müzenin hafızasından eğitime İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı, bu programı müzenin yıllardır sürdürdüğü tasarım odaklı yaklaşımın doğal bir uzantısı olarak tanımlıyor.
Zanaattan Tasarıma, Tasarım Kentleri ve Misafirler gibi projelerle kurulan bağın, şimdi eğitim alanında derinleştiğini vurguluyor.
Kısacası burada tasarım, vitrine konan bir sonuç değil; yaşayan bir süreç olarak ele alınıyor.
Estetikten öte bir yaklaşım Volvo cephesinde ise tasarım, estetikten ibaret bir tercih değil.
Volvo Car Türkiye Genel Müdürü Alican Emiroğlu, markanın tasarım anlayışını güvenlik, sürdürülebilirlik ve insan odaklılıkla birlikte düşünmenin altını çiziyor.
Tasarım Diyalogları da bu yaklaşımın kültürel alandaki bir yansıması gibi duruyor.
Programın en kıymetli yanlarından biri de erişilebilirliği.
MasterClass’lar herkese açık ve ücretsiz.
WorkShop’lar ise 2020–2026 arasında mezun olmuş ya da hâlen tasarım eğitimi alan gençlere yönelik.
Yani mesele “seçilmiş bir azınlık” değil; geleceğin tasarımcılarıyla temas kurmak.
Ay ay açılan tematik kapılar Her ay farklı bir tema var: Tasarım ve İnsan, Sürdürülebilir Tasarım, Mirasın İnşası, Gelecek Zanaat, İyi Tasarım… Başlıklar bile, tasarımın yalnızca bugüne değil; geçmişe ve yarına da ait olduğunu fısıldıyor.
Programın ilk adımı, 17 Şubat’ta zanaat ile teknolojiyi ustalıkla buluşturan Sebastian Herkner ile atılıyor.
Ardından WorkShop’lar, genç tasarımcıların düşüncelerini somut projelere dönüştürecek alanlar açıyor.
Nevzat Sayın’dan Jane Withers’a, Gaye Çevikel’den Şule Koç’a uzanan isimler listesi, bu diyalogun ciddiyetini de gösteriyor.
Bir tasarım daveti Belki de Tasarım Diyalogları’nın asıl vaadi şu: Tasarımı, nesnelerin dünyasından çıkarıp hayatın tam ortasına yerleştirmek.
Çünkü iyi yaşam, çoğu zaman iyi tasarlanmış ayrıntılarda gizlidir.
Topraktan sofraya uzanan bir meslek hafızasıYaşam Keyfi