Haber Detayı
Şarlo’nun Türkiye serüveni
Atatürk’ün hayatımda bu kadar gülmedim dediği Şarlo’nun Türkiye’deki izleri ve onun yerli taklitçisi Şarlo Şükrü’nün Gülün soyadıyla biten hüzünlü hikâyesi...
İzmir’de 1923’ün sıcak bir temmuzu.
Lale Sineması’nın önünde iskemlede soluklanan sinemacı Cemil Filmer bağrışmalar yükselince sesin geldiği yöne doğru çevirir başını.
Biraz sonra Atatürk’ün aracı yaklaşır.
İzmirlilerin coşkun tezahüratları eşliğinde sinemanın önünden aracıyla geçerken Cemil Bey’i fark eder ve kalmakta olduğu Uşakizade köşküne davet eder.
Cemil Bey, cephede çekilen filmleri beraberinde götürür ve Gazi Paşa’ya izlettirir.
Sonra da Konak İki Çeşmelik’teki işlettiği Ankara Sineması’na davet eder.
Daveti kabul eden Gazi ertesi gün sinemaya gider ve hınca hınç dolu salonda kadınların olmadığını görür.
Nedenini sorunca Cemil Bey “Hanımlar için salı günleri matine yapıyoruz paşam” yanıtını verir.
Gazi son derece kızgın bir ifadeyle kadınların artık ikinci sınıf vatandaş olmayacağını söyler ve “Dışarıda bekleyen tüm kadınları içeri alın!
Onlar da film izleyecek” emrini verir.
Kadınlar salona alınır, ilk defa kadınlarla erkekler bir arada film izler.
Cemil Bey bu özel günü anlatırken Atatürk’e “Şarlo İdama Mahkûm” filmini izlettiğini, Gazi’nin filmi çok sevdiğini ve “Hayatımda bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum” diyerek bir daha seyretmek istediğini aktarır.
Film, ikinci kez gösterilir ve Atatürk’ün Şarlo ile tanışması böyle başlar.
Yıllar geçer ve Gazi, 1931 de ise Chaplin’in “Şehir Işıkları” filmini Ankara Yeni Sinema’da seyreder.
O günlerde sesli filmler yeni yeni çıkmakta ancak Charlie Chaplin, Şarlo filmlerini yine sessiz çekmektedir.
Gazi filmi izlerken bir ara Chaplin’i överek, “Büyük sanatkâr (Şarlo) filmlerde konuşmamakta ısrar ediyormuş.
Belki de hakkı var.
Kim bilir konuşma ilave edilirse eserin sihri bozulabilir” cümlesini kurar. 1920’lerin başında Charlie Chaplin’in yaşam verdiği Şarlo filmleri Türkiye’de büyük etki yapar. 1927’de Peyami Safa “Bedia Servet” mahlasıyla 16 sayılık “Şarlo Polis Hafiyesi ve Gülünçlü Sergüzeştleri” adıyla Şarlo hikayeleri yazar. 1925’te gösterime giren “Altına Hücum” filmi Şarlo’yu daha da ünlendirir.
Hatta Kemal Salih Sel’in idaresindeki “Haftalık Mecmua” ABD’de yaşayan Charlie Chaplin’e mektup yazıp imzalı bir fotoğrafını ister.
Chaplin, büyük bir incelik göstererek imzalı bir fotoğrafını postalar ve derginin kapağına gururla konur.
TÜRK ŞARLO: ŞÜKRÜ Şarlo o kadar sevilir ki onu taklit eden kişiler de çıkar.
O günlerin tanığı Malik Aksel Şarlo Şükrü’den söz eder.
Başında melon şapkası, elinde hezaren boğumlu bastonu ile Divanyolu, Direklerarası’nda Şükrü Bey’in dolaştığını ve insanların alaya aldığını yazar. 8 Nisan 1926 tarihli “Resimli Perşembe” dergisinde Şarlo Şükrü’nün yaptığı bu taklitle günde 10 ila 30 lira arasında para kazandığı, 7 Ağustos 1927 tarihli “Resimli Gazete”de ise Şükrü’nün Anadolu turnesine çıkacağı belirtilir.
Hatta 60 dakikalık da bir Şarlo filmi çektiği de eklenir.
Şükrü’nün bir diğer adresi de tren garları ve vapurlar olur.
Kalabalıklara karşı gösteri yaparak para toplar. 8 Ağustos 1931 günkü Cumhuriyet gazetesinde Abidin Daver “Hem Nalına Hem Mıhına” köşesinde Şarlo Şükrü’den övgüyle bahseder. “Şarlo Şükrü’ye Teşekkür” başlıklı yazıda Şükrü’nün Haydarpaşa Garı’nda bir yankesicilik olayını görerek hırsızı yakalayıp emniyete teslim ettiğini, mağdur kişiye de altın kaleminin iade edildiğini aktarır.
Şükrü bir kahraman olur. 15 Eylül 1934 tarihli Vakit gazetesinde ilginç bir haber yer alır.
Gazete, okurları için Şirketi Hayriye’nin 71 numaralı vapurunu kiralar ve ücretsiz bir Boğaz turu yaptırır.
Güvertede caz orkestrası kurulurken Şarlo Şükrü mola verildiği zaman sahne alarak taklitler yapar ve para toplar.
Vala Nureddin’in de içinde bulunduğu bu etkinlikte “Şarlo Şükrü tuhaflıklarıyla herkesi güldürdü” ifadesiyle haber okuyuculara sunulur.
Şarlo Şükrü ayrıca yardım kartları bastırarak para toplamaya çalışır.
Kartta şunlar yazar: Şarlo’nun taklitçisi, bir Türk sanatçısı olan Şükrü Bey maalesef henüz tanınmamış bir sanatkarımızdır.
Yegâne arzusu sinema artisti olmaktır.
Bu da her şeyden evvel maddi bir imkân meselesi olduğu için bu kart mukabilinde kendisine vereceğiniz ufak bir meblağ ile yarının parlak sanatkarına yardım etmiş olacaksınız.
ATATÜRK’LE TANIŞMA Şarlo Şükrü, muhafız alayında görevli bir asker olan Halim Tokmakçıoğlu’nun anılarında da yer alır.
Atatürk’ü korumakla görevlendirilen Tokmakçıoğlu 1933 baharının son günlerinde İstanbul’dan Yalova’ya giden bir vapurda Şarlo Şükrü’yü gördüğünü, taklit yaparak para topladığını anlatır.
O günlerde Halim Bey Yalova’da bulunan Atatürk’ü korumakla görevlendirilir.
Öğle yemeğinden sonra köşkün yakınlarında bir uğultu geldiğini fark eder.
Köşkün koruma komiseri kalabalığa yaklaşarak ne olduğunu anlamaya çalışır.
Meraklı çocuklardan oluşan kalabalığın içinde Şarlo Şükrü taklitleriyle insanları güldürmektedir.
Atatürk durumu fark ederek Şarlo Şükrü’yü çağırır.
Şükrü, penguen gibi hoplayıp, melon şapkası ve elindeki bastonuyla Şarlo taklidi yaparak bol bahşiş alacağını düşünerek Atatürk’ün huzuruna gelir.
Atatürk tepeden tırnağa süzdükten sonra ne yaptığını sorar ve Şükrü Bey “Sayenizde Şarlo’yu taklit ederek beş on kuruş para kazanıyorum” yanıtını verir.
Atatürk “sayenizde” ifadesinden rahatsız olur.
Sohbet ederek Şarlo’yu tanıyıp tanımadığını sorar.
Şükrü, elbette Şarlo’yu tanıdığını ve komiklik yaptığını söyler.
Atatürk, Şükrü’nün Şarlo’yu kötü bir şekilde taklit etmesini ve Şarlo üzerinden para kazanmaya çalışmasını doğru bulmaz.
Ardından “Senin Şarlo’yu tanıdığın yok!
Çünkü ona komik diyorsun!
Şarlo kimdir biliyor musun?
O, bir büyük sinema sanatçısıdır ama sanatında dehaya erişmiştir.
Dehalar taklit edilemez anlıyor musun?” karşılığını verir.
Sonra da bir nasihatte bulunur. “Sen madem hasta ve sakat değilsin, bırak bunu ekmeğini çalışarak başka yollardan kazan”.
Şarlo Şükrü, sohbetin ardından köşkten uzaklaşırken Atatürk köşk komiserini çağırır.
Şükrü’nün geçimini sağlaması için üç ay yetecek kadar yüklü bir para verir.
Şükrü Atatürk’e teşekkürlerini sunar.
Atatürk’ün koruması Halim Bey o günü anlatırken “Atatürk, büyük bir sanatkarın sokak ortasında alelade bir kimse tarafından taklit edilmesine tahammül edememişti” diyerek hatırasını sonlandırır.
Bu olaydan sonra Şarlo Şükrü taklitlerle yeniden para kazanmaya çalıştı mı bilinmez.
Fakat 1937’de “Hokkabaz Şükrü” adıyla Maksim salonunda silindir şapkasından civciv çıkararak illüzyonistlik yapan bir Şükrü daha vardır.
Belki de aynı kişidir.
Sonrası yok… Bir dönem Şarlo taklidi ile epeyce para kazanmış olan Şarlo Şükrü zaman içinde kaybolur gider.
Ardında bıraktığını bildiğimiz tek şey “Gülün” soyadıdır.
Belki de günü gelince çektiği parasızlıktan dolayı, “Ağlanacak halime gülün” diyerek bu soyadını almış ve geçmişten geleceğe manidar bir selam göndermiştir.
Kaynakça Malik Aksel, İstanbul’un Ortası, Kültür Bak.
Yay, 1977.
Tarih dergisi Ekim 2020.
Belgelerle Türk Tarihi Dergisi, Mayıs 1998.