Haber Detayı

Suriye’nin Palmira’sı, fosfatı, Lafarge fabrikası ve ötesi
Metin akgerman aydinlik.com.tr
08/02/2026 10:56 (5 saat önce)

Suriye’nin Palmira’sı, fosfatı, Lafarge fabrikası ve ötesi

Suriye’nin Palmira’sı, fosfatı, Lafarge fabrikası ve ötesi

Suriye gündemi malum yoğun.

Gelin mevcut politikaları destekleyecek şekilde, Suriye’nin ve Türkiye’nin güvenliğini artırıcı, ekonomik çıkarlarını ilerletici bazı önerileri Palmira şehrini merkeze alarak politika yapıcılarımızın değerlendirmesine sunalım.İyimserlik şapkamızı takalım ve Suriye’nin istikrarlı bir yönetime kavuştuğunu veya kavuşma yolunda ilerlediğini, milli birliğini koruyarak, Türkiye’nin de desteği ile hızla ekonomisini toparlama yolunda olduğunu belirtelim.

Suriye’nin zenginleşmesi, birlik halinde olması, istikrarlı olması hem bölgenin hem Türkiye’nin çıkarınadır.

Suriye ne kadar zengin ise, Türkiye ile o kadar yüksek hacimli ticaret çevirebilir, turist yollar, Türkiye’den o kadar fazla mal ve hizmet satın alabilir ve Türkiye’ye faydası artar. (İran için de durum aynı, ölçek farklı.)Suriye’nin hızla zenginleşmesi için yapılması gerekenler belli ve gördüğümüz kadarıyla Türkiye desteği ile bu adımlar atılmakta.

Ekonomi çarkının dönmesi için şehirlere elektrik iletilmesi lazım; bu işin ABC’si.

Bu yönde çalışmalar var.

Petrol ve gaz üretiminin hızla savaş öncesi seviyelere ve hatta bunun da üzerine çıkartılması lazım.

Bu işi Suriye’de yapmak, Türkiye’de yapmaktan çok daha hızlı ve ucuz; çünkü petrol ve gaz yatakları derinde değil.

Suriye’ye en hızlı ve yüksek seviyede döviz geliri kuşkusuz petrol ve gaz üretimini artırması ile gelecektir.

FOSFAT Suriye’ye ikinci büyük döviz geliri ise fosfat yataklarının eski üretim seviyesine getirilmesi ile gelecektir.

Petrol ve gaz konusunda zaten çok yazılıp çiziliyor; biz fosfat işine değinelim.Suriye’nin büyük miktarda (2 milyar ton, yani 30 milyar dolar civarı; işlenmiş ürünler ile 100+ milyar) fosfat taşı Palmira şehri civarında.

Yani ülkenin tam ortasındaki çöl bölgesinin ortasındaki antik Palmira şehrinin civarlarında.

Bu şehrin Arapça ismi Tedmur.

Esad döneminde fosfat taşımaları için buraya demiryolu yapılmış ve madenler batıdaki önemli şehir olan Humus’a (İng: Homs) ve oradan da liman şehri olan Tartus’a bağlanmış.

Humus şehrine bu fosfatı gübreye dönüştürecek gübre fabrikası da kurulmuş.

Esad döneminde ülke sanayisi için temel altyapı yatırımlarının kurulduğunu belirtmeli ve kendisinin hakkını teslim etmeliyiz.Türkiye’nin önündeki ev ödevi de böylece belli oluyor: Fosfat taşı madenciliğindeki üretimi hızla artırmak, Humus’taki gübre fabrikasını tamir edip devreye almak, demir yolu altyapısını tamir edip devreye almak ve Suriye halkının fosfat ve gübre ihracatı işinden en yüksek miktarda dövize erişimini sağlamak.

ÇÖLÜN ORTASINDA BİR VAHA: PALMİRA Palmira merkezli çöl bölgesinde büyük doğal gaz yatakları da var.

Buradaki üretim de elbette hızla artırılmalı ve yeni gaz keşif çalışmaları ve sondajlar bölgede yapılmalı.

Bizim denizde yaptığımız pahalı işlerden çok daha hızlı ve maliyet etkin işler bunlar.Palmira gibi çölün orta yerine neden Romalılar zamanında şehir kurmuşlar?

Çünkü burası İpek Yolu’nun kollarından birinin güzergâhında.

Yani doğudaki Fırat nehri boyunca seyrek nüfus var ve batı kesiminde yoğun nüfus var.

Bu şehir de doğu ve batıyı ayıran çölün ortasına kurulmuş ve yollar buradan geçirilmiş.

Çölde vaha olan, yani su kaynağı olan bir bölge.

Haliyle Roma şehri kurulmuş, kale kurulmuş filan.

Hâlen bu antik şehir kalıntıları duruyor ve büyük turistik potansiyeli olan bir şehir.

Dünyanın en önemli tarihi kalıntılara sahip şehirlerinden biri burası.Palmira’da başka ne var?

Önemli bir askerî havaalanı var.

Hem sivil hem askerî amaç için kullanılmış.

Askerî havalimanı olmak için çok doğru bir konum; çünkü etrafındaki çöl ve yerleşimin yokluğu zaten doğal bir koruma kalkanı sağlıyor.

Üstelik burada konumlanacak savaş uçakları bölgedeki çoğu ülkeyi menzil içine alıyor.

İsrail de buna dahil.

Yani hem gerekli güvenliği sağlayacak kadar uzak ve iç bir bölgede, hem de menzil içinde birçok şehir ve ülke var.

Denize de pek yakın değil; yani kolay kolay Doğu Akdeniz’deki (düşman) savaş gemilerinden tehdit edilebilecek bir bölge değil.

Bölgeye gelecek tehditler, radarlara gerekli tespit süresini sağlayacaktır ve uçaklara gerekli kalkış süresini sağlayacaktır.2025 başlarında bazı haberler çıktı: Türkiye Palmira’daki havalimanına konuşlanacak, askerî üs yapacak şeklinde; sonra İsrail’in bölgeyi bombaladığı haberi yayıldı, sonra haberler kesildi.

Neler oldu pek belli değil.Son yıllarda Palmira bölgesi ile ilgili haberleri tarattığınızda genelde IŞİD ilintili bazı çatışma haberlerine, yakın dönemde bölgede ABD askerlerinin öldürüldüğüne, daha önceki dönemde Rus askerlerinin bölgeyi IŞİD’dan kurtarıp mayın temizliği yaptığı gibi haberlere, daha önceki dönemlerde IŞİD’in bölgedeki antik yapıları bombalar ile yıktığı gibi haberlere rastlarsınız.

Malum bölge stratejik olunca herkes kendi piyonunu burada oynatıyor.

Açıkça haberlerde yazmayan ama olayın özündeki durum şöyle: ABD’nin burayı askerî olarak elde tutmak isteme sebebi, doğudaki Fırat havzası ile batıyı birbirinden ayırmak ve doğudaki PKKx’in Fırat boyunca güneye doğru toprakları işgal etmesinin önünü açmaktır.

Kilit nokta olan Palmira tutulunca, batıdan çölü aşıp doğuyu korumak kolay olmuyor.

Sanırsam bugün hâlâ bölgede Amerikan askerî varlığı mevcut ama Fırat havzasındaki PKKx işgali geriletilmiş vaziyette.

PKKx’in önünü açan politikaların ağırlıklı olarak Obama/Biden dönemi politikaları olduğunu hatırlamalıyız.Türkiye, Palmira bölgesi başta olmak üzere bölgede hangi politikaları devreye alabilir?1.

Palmira’nın fosfat madenleri, demiryolu, gaz yatakları ve Homs’daki gübre fabrikasını yüksek kapasitede çalıştırmak2.

Amerika/Trump ile anlaşıp ABD askerini evine göndermek ve bölgede güvenliği Suriye ordusu ile beraber sağlamak3.

Palmira’yı tekrar kültür turizminin başkenti hâline getirmek.

Müzeyi restore etmek, çalınan eserleri dünya genelinde bulup toplamak ve geriye müzeye getirmek.

Bölgedeki kazılar için uluslararası arkeoloji takımları kurup bunlara liderlik etmek. (Türkiye’de belirli bir üniversite bu iş için görevlendirilebilir ve mükemmeliyet merkezi hâline getirilebilir.)4.

Palmira’da savaş öncesi 100 bin civarı olan şehir nüfusu 5 bin seviyelerine kadar düşmüştü.

Zaman içinde nüfus artacaktır.

Şehircilik anlamında destek vermek, yıkık evleri toparlamak, insanların evlerine dönüşünü kolaylaştırmak, sosyal tesisler kurmak uygun olur.5.

Avrupa’dan Palmira bölgesine yabancı ve yerli (Suriyeli) turist gelmesini kolaylaştırmak için Palmira havalimanına zamanı geldiğinde İstanbul ile doğrudan uçuş bağlantısı açmak uygun olur.6.

Palmira’daki askerî havalimanını TSK’nin kullanabilmesi ve oraya üslenmesi uygun olacaktır.

İsrail durumdan çok memnun olmayabilir; ancak Trump üzerinden anlaşabilmek gerekli.

Belki birkaç dost ülke ile beraber bir askerî mevcudiyet bölgede kurulabilir.

Radar ve hava savunma sistemlerinin de bölgeye kurulması gerekebilir.7.

Basra Körfezi’ne Asya’dan gelen gemilerin getirdiği konteynerleri Suriye şehirlerine taşıyacak bir kamyon ticaret filosunun kurulması uygun olur ve bu durum çok hızlı, birkaç hafta içinde sağlanabilir.

Bu yol Suriye’nin kritik sanayi mallarına, yedek parçalara vs. hızlı ve ucuza ulaşımını sağlar.

Türkiye’ye de faydası olur.8.

Irak sınırındaki (Fırat nehri temas noktası) Ebu Kemal sınır kapısındaki ticaretin güvenliğinin ve akışkanlığının sağlanması uygun olur.

Türkiye gümrük kapılarındaki gelişmiş sistemlerin Suriye kapılarına uyarlanması uygun olabilir.9.

Dünyada da moda olduğu üzere, Türkiye’de de son dönemde yataklı turistik tren ile gezme olayı başladı; gayet güzel oldu.

Bu turistik tren işini Suriye şehirlerine ve özellikle arkeolojik önemi olan şehirlere de bağlayabilmek gerekli.

Suriye’de zaten Halep, Humus, Palmira tren bağlantısı mevcut.

Şam bağlantısı da mevcut.

Türkiye’den Halep bağlantısını devreye alabilirsek, İstanbul’dan Palmira’ya kadar turistik tren ile (yataklı/kamaralı) turist gönderebiliriz.10.

Fosfat taşının deniz yoluna ilaveten demiryolu ile Türkiye’deki bazı gübre ve kimya tesislerine taşınması uygun olabilir; bunun önünü açmak gerekli.11.

Palmira bölgesinde hurma plantasyonları kurulması ve Türkiye’nin hurma tüketimini öncelikli olarak bu bölgeden sağlaması uygun olabilir.12.

Palmira çöllerinde yüksek güneş enerjisi potansiyeli vardır.

Türkiye geçenlerde Suudi Arabistan ile Türkiye’de güneş enerjisi yatırımı yapma yatırımını açıkladı.

Bu yatırımı Palmira bölgesine yapsak daha çok enerji üretilir ve verimli tarım arazisi kaybedilmemiş olunur.

Zaten Türkiye kablolar ile Suriye’ye elektrik enerjisi satmaktadır ve enerjinin bir kısmı transferde israf olmaktadır.

Suriye’de güneş enerjisi yatırımını teşvik etmek daha verimli olacaktır.Eski Lafarge fabrikasıPalmira konusunu burada keselim ve ikinci konumuz olan kuzey Suriye’deki Lafarge Çimento fabrikası konusunu açalım.

Bu olayın ne olduğunu bizim politika yapıcıların iyi anlaması lazım.

Fransa istihbaratında çalışmış insanlar emekli olduklarında YouTube’da röportajlar veriyorlar, kitaplar yazıyorlar, kendilerine biraz popülarite ve gelir yaratma uğraşına giriyorlar.

Bu durum anlaşılabilir.

Elbette yaptıkları görevlerin detayını anlatmıyorlar ama mekânları ve zamanı belirtebiliyorlar.

Çok ilginç bir tespit var: Bütün bu Fransız ajanların ortak noktası, Kuzey Suriye’de görev yapmış olmaları.

Birçoğu Lafarge fabrikasında diğer batılı istihbarat örgütü ve bazı özel komando ekipleri ile beraber çalıştıklarını ve burayı bir üs olarak kullandıklarından bahsediyorlar.

Detaylara girmiyorlar.

Yani bu Lafarge çimento fabrikası sadece bir çimento fabrikası hiçbir zaman olmamış.

Bizim medyada bu fabrikanın ürettiği çimento ve beton ile PKKx’in yaptığı tünellerden filan bahsediliyor; genelde bu kapsamda gündeme geliyor ama yabancı casusluk merkezi olma özelliği genelde pek vurgulanmıyor.

Peki bu fabrikayı bu kadar özel yapan ne olabilir?

Gelin konumuna bakalım.

Yapay zekâ yazılımına sorunca size koordinatlarını veriyor (36.542217° N, 38.586943° E).

Bunu harita uygulamasına kopyalarsanız size konumu gösteriyor.Gördüğünüz gibi son derece stratejik bir noktayı tutan dev bir tesis.

M4 otoyolu üzerinde ve Ayn-el Arab kavşağında.

Yani hem kuzeydeki Ayn-el Arab giriş çıkışlarını tutan hem doğu-batı ekseninde M4 otoyolunu tutan bir nokta.

Dev gibi de bir tesis; yani ne istersen yaparsın orada.

Uzay üssü kursan kimsenin haberi olmaz.

Bir de harita uygulamasından bakınca bu tesise ilintili olan kilometrelerce uzunluğunda, ne olduğunu anlayamadığım kesikli bir çizgi var.

Belki yeraltı yapılarının havalandırması ile ilgili olabilir.

Buralarda ne halt yendiğini doğru düzgün ortaya çıkartmak ve dünyaya yayınlamak, belgelemek gerekli.

Nükleer silah sahibi ülkelerin gizli servislerinin sınırınızın dibinde yeraltı faaliyetleri yapmaları hayra alamet değil.

Belki bu tüneller Türkiye sınırından da geçiyor olabilir.Diğer tuhaf durum ise Fransız istihbarat servisleri için bu bölge neden birinci derecede önemli?

Yani aklı başında bir Fransız vatanseveri için Fransa’nın Pasifik’teki, Karayiplerdeki, Afrika’daki kolonileri ve buraların menfaatlerinin korunması öncelikli olabilir ve kısıtlı istihbarat kaynaklarının buralara aktarılması beklenir.

Her gün adamların Afrika’da bir kolonisi düşüyor.

Ama bu adamlar çok sınırlı istihbarat kaynaklarını Kuzey Suriye’ye aktarmışlar.

Buralar ile uğraşıyorlar?

Fransa’nın bu derece millî menfaati bölgede ne olabilir?

Beyrut’a ajan filan yollasa yine bir nebze anlarım; orada Fransızca da konuşan, Hristiyan Arap nüfus var, onların haklarını koruma ayağına faaliyetlerde bulunabilir ama yapmıyor.

Aklı fikri Kuzey Suriye’de???Türkiye’nin bu Lafarge fabrikasının orijinal amacı olan çimento üretme işini yeniden başlatması, üretimi maksimum kapasiteye çıkartması, Suriye’nin yeniden inşası ihtiyaçlarına destek olması, fabrikaya yeni bir isim vermesi uygun olur.

TSK’nin de fabrikanın ilgili bölmelerinde konuşlanması, askerî ve taktiksel avantaj fırsatlarından faydalanması uygun olabilir.

Beton ile güçlendirilmiş tünellerin de ekonomiye veya askerî ihtiyaçlara en faydalı şekilde bulunacak bir amaca hizmet etmeleri uygun olur.

Belki yer üstüne çıkartılarak su kanalı, köprü, temel vs. olarak kullanılabilirler.

Bu kirli iç savaşın kışkırtıcılığını yapan gizli servislerin faaliyetlerini hatırlatmak ve sonraki nesillere aktarmak için çimento fabrikasının giriş kısmında bir müze yapılması ve ilgili casusluk ve bozgunculuk faaliyetlerinin sergilenmesi uygun olabilir.

Lafarge dosyasını burada kapatalım.Suriye-Türkiye işbirliği için politika önerilerine devam edelim:1.

Suriye’nin millî bir havayolu firması var. 15 civarında uçağı var.

Belli başlı Arap şehirleri ve İstanbul ile Şam’ı bağlıyorlar.

Suriye’nin ulusal filosunu büyütmesi gerekli.

Belki pahalı batı uçakları yerine yeni yeni piyasaya çıkan Çin ve Rus yolcu uçaklarını da değerlendirebilirler.

Suriye’nin millî havayollarının daha yoğun şekilde Türkiye şehirlerine bağlantı sağlaması uygun olur.

İstanbul’a Halep ve Lazkiye’den uçuş konmalı.2.

Kuzey Lübnan’da Suriye sınırındaki Rene Mouawad havalimanından (askerî ve sivil ortak kullanımda) İstanbul’a uçuş konması uygun olur.

Suriye halkı da bu havalimanını kullanabilmeli.3.

Mersin ve Antep havalimanlarının, Suriye’nin belirli şehirlerine bağlantı sağlaması uygun olur.

Misal THY’nin İstanbul-->Antep uçuşunu yapan uçağı Antep’ten sonra Şam’a uçabilir.

Dönüş de aynı şekilde: Şam’dan Antep, oradan İstanbul şeklinde.

Benzer şekilde THY’nin İstanbulMersin uçağı da Mersin sonrasında Tartus veya Şam’a devam edebilir.

Aynı rotu THY yerine Suriye havayolları da yapabilir. (Özel izin vermek lazım iç yolcu (kabotaj gibi) taşımacılığı için; bu da faydalı olur.) Yani buradaki esas, Mersin ve Antep gibi kısa ve ucuz olan, Suriye ile yoğun sosyal ve ekonomik bağları olan şehirlerin de Suriye için alternatif bağlantı merkezi hâline getirilmesi.

Lufthansa, Air France gibi yabancı havayolları da Mersin ve Antep’e doğrudan uçuş koyabilirler; böylece Suriye şehirleri, Avrupa’daki Suriye diasporasına Mersin ve Antep üzerinden yabancı havayolları ile de nispeten ucuz maliyet ile bağlanabilir.4.

Mersin limanı ile Lazkiye, Tartus şehirlerini hızlı feribot ile bağlamak uygun olabilir. 3,5 saat civarı seyir süresinde iki şehrin merkezini feribot bağlamak gayet uygun olur.

Lazkiye ile Karpaz’ın feribot bağlantısı da zamanı geldiğinde uygun olabilir.5.

Yerli yolcu helikopteri (Gökbey) devreye girdiğinde, Lazkiye-Çukurova havalimanı arasında helikopter servisi konması da uygun olabilir. (50 dk uçuş süresi.) THY bu amaçla bir bağlı ortaklık kurabilir.6.

Suriye’yi olimpiyat gibi bazı önemli spor etkinliklerine oyuncu sokabilmesi için desteklemek uygun olur; böylece Suriye’nin millî birliği ve uluslararası meşruiyeti güçlenir.7.

Suriye’de kurumları ayağa kaldırmak gerekli ve Esad zamanında yetişmiş memur kadroları da ayrımcılık olmadan bu işler için kullanılabilmeliler.8.

Bazı ülkelerde savaş döneminde kimsenin aç kalmamasını sağlayan ve herkese eşit miktarda temel gıda ve tüketim malzemesi sağlayan bazı kupon sistemleri devreye alınmıştı.

Hatta İngiltere’nin İkinci Dünya Savaşı’nda uyguladığı kupona bağlı süt dağıtımı sonucunda sağlanan çocuk gelişiminin, savaş öncesi kapitalist dönemden daha iyi sonuçlar verdiği ortaya çıktı.

Suriye gibi ekonomik zorluktan çıkmakta olan bir toplumda da özellikle çocukların gelişiminin aksamaması için benzer kupon temelli temel gıda ve ihtiyaç dağıtımı sisteminin devreye alınması uygun olabilir.9.

E-devlet sisteminin benzerinin Suriye’de devreye alınması uygun olabilir.10.

Suriye’nin ekonomik gelişiminin hızlanması için gümrük vergisi uygulamasının güçlü şekilde devreye alınması ve özellikle seçilen belirli endüstrilerde yurtiçi üretimin artırılması hedeflenmelidir.

İlk aklıma gelen örnek mobilya, yatak vs. ahşap ilintili konular.

Hatırlarsanız, Türkiye’den zamanında Esad ile görüşmeye üst seviye diplomatik heyet gitmişti; mobilya konusunda Suriye’nin ithalat vergilerini indirtmişlerdi ve Suriye’de mobilya sektörü ile ayakta duran çok sayıda küçük işletme Türkiye’den yapılan ithalat sonucu batmıştı.

Türkiye’de ise FETÖ’cü bilinen bir mobilya firmasının önü açılmıştı.

Bu hatalı politikalardan geri dönüş yapılmalı ve mobilya, yatak, tekstil, gıda ürünleri, otomotiv, beyaz eşya gibi temel endüstrilerde Suriye’nin millî üretim altyapısı desteklenmelidir.

Türkiye’den ilgili firmalar da Suriye’de fabrika açmaya yönlendirilebilirler.11.

Bisiklet, motosiklet, traktör, beyaz eşya gibi alanlarda üretim yapan Türkiye’deki firmaların, Suriye’de üretime geçmelerinin desteklenmesi uygun olur; hatta Suriye’de bu ortaklıklar için uygun özel sermaye grubu eksikliği var ise Suriye devletinin varlık fonu benzeri bir yapısı kurularak onunla ortaklık yapılması uygun olabilir.12.

Son yıllarda Türkiye’de kalarak Türkçesini geliştiren Suriye vatandaşlarına bu projelerde öncelik verilmesi ve Suriye’de Türkçenin de öncelikli yabancı dil olarak desteklenmesi, ekonomik ilişkilerin kalıcılığını sağlamak için ve Türkiye ile Arap dünyasının ilişkilerinin hızlı gelişimi için uygun olabilir.13.

Türkiye’de mevcut uygulanan hatalı ekonomi politikaları sonucu Türkiye sanayide rekabetçiliğini büyük ölçüde kaybetmiş durumdadır.

Sonuç olarak Türkiye’de üretilen sanayi ürünleri Suriye için çok pahalı olmaktadır ve Suriye Çin’den ürün ithalini tercih etmektedir ve edecektir.

Bu sorunu aşmak için özel ve bazı ticaret teşviklerinin devreye alınması ve pahalı dahi olsa Türkiye’nin ürettiği ve Suriye’de ihtiyaç duyulan çeşitli yatırım ve tüketim ürünlerinin Suriye pazarına sunulması uygun olur.

Bunun için belirli bir fon büyüklüğü tanımlanır; misal yıllık 500 milyon dolar.

Suriye’ye bu para ile Türk malı ürünleri satın alma hakkı verilir.

Traktör, jeneratör, yapı malzemesi, ekskavatör araçları, kamyon, otobüs vs.

Suriye bunları bu fondan karşılar.

Benzer şekilde Suriye de Türkiye’ye aynı şekilde 500 milyon dolarlık bir fon açabilir ve Türkiye’de dünya fiyatlarından pahalı dahi olsa Suriye’den Şam fıstığı, zeytin, fosfat vs. ürünler satın alabilir.

Veya buna benzer bir takas mekanizması da kurulabilir.14.

Suriye nispeten kalabalık nüfusa sahiptir ve yukarıdaki ekonomik tedbirler geniş kesimlere istihdam sağlamaya yeterli olmayacaktır.

İstihdamın asıl dinamosu belirli bir gelişmişlik seviyesine ulaşana kadar tarım ve hayvancılık olmak zorundadır.

Türkiye’nin Suriye’nin tarım ve hayvancılıkta hızlı üretim artışını desteklemesi ve Suriye’den öncelikle ithalat yapması uygun olur.

Türkiye’de kırmızı et ürünlerindeki üretim açığının bir kısmının Suriye’den ithalat yoluyla karşılanması uygun olabilir.

Vatandaşa geçimini sağlayabileceği tarla tahsisi uygun olabilir.15.

Suriye iç savaş döneminde ulusal ağaç varlığını önemli ölçüde kaybetmiştir.

Uygun bölgelerde uygun ağaçlandırma politikalarının devreye alınması hem istihdamı hem sanayi büyümesini destekler.

Ağaç kesimini sınırlayıcı, hatta bazı bölgelerde yasaklayıcı ve kereste olarak ihracatını engelleyici politikalar da değerlendirilebilir.16.

Suriye’de internete halkın geniş kesimlerinin ulaşımını ve internet hızının makul seviyelere çıkartılmasını sağlamak uygun olur ve ekonomik büyümeyi destekler.

KKTC ve Türkiye ile telekom bağlantıları da güçlendirilebilir.17.

Bana zamanında Suriye Lazkiyeli bir arkadaş hediye fıstık getirmişti.

Kırmızı rengi olan, bizdekinden biraz farklı ve tadı çok güzel olan bu fıstığın büyük ticari potansiyeli olduğu kuşkusuzdur.

Hem son dönemde popüler olan Dubai çikolatası için hem baklava ürünleri için üretiminin artırılması uygun olur.18.

Suriye halkının elindeki silahları yavaş ve kademeli şekilde toplamak ülkedeki barışı ve normalleşmeyi destekleyebilir.

Bu yönde bir program geliştirilebilir.

Misal ilk beş senede vatandaşın elindeki uzun namlulu silahlar toplanır, yerine tabanca verilir.

Sonraki beş senede tabancayı evinde değil, mahallendeki karakolda kilit altında sakla denir.

Bu şekilde kademeli olarak vatandaş silahlara veda edebilir.

Amerika’nın iç savaşı kızıştırmak için bazı gruplara dağıttığı ağır silahların Suriye Ordusuna teslimi uygun olur.

Bir kısmını TSK da satın alabilir.19.

Suriye’nin Merkez Bankası’ndaki altın rezervleri ne durumdadır?

Esad sonrasındaki karışıklıkta hırsızlık durumu olmuş mudur?

Olduysa altınlar nereye gitmiştir?

Suriye Merkez Bankası’nın Türkiye destekli normalleştirilmesi, değerli maden rezervini artırması uygun olabilir.

Suriye’nin millî parasının basılması için Türkiye destek olabilir.20.

Suriye’nin başkenti Şam, sürekli olarak İsrail tehdidi altındadır ve İsrail askerî başkente dakikalar mesafesindedir.

İsrail politikalarına temel olan bazı kutsal kitaplarda Şam bölgesinin haritadan silinmesi gibi kehanetler vardır ve bu durum Şam’a yönelen tehdidin boyutunu artırmaktadır.

Merkez Bankası, meclis ve benzeri kritik ve stratejik kurumların kuzeydeki daha güvenli şehirlere taşınması durumu değerlendirilebilir.

İsrail’in Suriye ve Lübnan ilgisi kısa dönemli ve taktiksel değildir; bunlar uzun dönemli stratejik politikalardır.

Türkiye savunma hattını nereye çekerse zaman içinde İsrail oraya kadar ilerleyecektir.

Mevcut durumda Türkiye hattı kuzey Suriye’de çekmiştir.

Palmira’ya indiğinde hat biraz daha güneye çekilmiş olacaktır.

Şam’a kadar Türk askerinin inmesine İsrail’in izin vereceğini zannetmiyorum; hatta Palmira için dahi büyük engel çıkarmaları beklenmelidir.21.

Irak, Suriye ve Türkiye için çok önemli bir ülke ve komşudur ve Irak’ta nüfusun çoğunu oluşturan Şii partiler Nuri el Maliki isminde birleşmişlerdir.

Bu isim mezhepçi yaklaşımları sebebiyle ülke içindeki ve dışındaki çeşitli kesimlerce eleştirilmektedir ve ABD yakın zaman önce Maliki’yi iktidarda görmek istemediğini belirtmiştir ve Irak’ı tehdit etmiştir.

Bu konu Türkiye içinde de malum mezhepçi görüş farklılıklarından ötürü hassas konudur.

Şahsi görüşüm burada mezhepçi bakış açısıyla bakılmaması gerektiğidir.

Önemli olan Irak için güçlü, halkta karşılığı olan, devlet tecrübesi olan bir adayın istikrarı sağlamasıdır ve ülkeyi normalleştirebilmesidir.

Maliki mezhepçi dahi olsa Irak’ın yabancı sömürgesi olmasına izin vermez ve egemenliğini savunur.

Türkiye ve Suriye için aslında Maliki ile çalışabilmek bir şans ve fırsattır; biraz perspektif değiştirmek gereklidir.22.

Suriye’nin önemli deniz ticaret limanlarını, özellikle konteyner limanlarını işleten firmalara bakınca iyimser olmak zorlaşmaktadır.

Ekonomik istihbarat, terör ve güvenlik ilintili konularda malum konteyner limanı işletmecileri stratejik önemdedir.

Türkiye’nin Suriye limanlarındaki güvenliği artırıcı teknolojik yatırımları, tarama cihazları, radyasyon cihazları ve yazılımları devreye alması faydalı olabilir.

Türkiye, Suriye’de yeni derin deniz konteyner limanlarının devreye alınması için destek olabilir.23.

Nisan’da Antalya’da yapılacak Antalya Diplomasi Forumu’na Suriye, Irak ve bölge ülkelerinden güçlü katılımın sağlanması ve bölgenin hızla istikrar ve refaha kavuşması için gerekli uluslararası siyasi ve ekonomik desteğin önünün açılması uygun olur.

Önceki yıllarda yapılan bazı hatalar yapılmamalı; ADF toplantıları fazlaca Avrupa katılımlı ve odaklı olmamalıdır.

ADF’nin hedeflediği öncelikli bölgeler Afrika ve Batı Asya olmalıdır.

Ukrayna lider kadrosu da ADF’ye katılmalı ve barış anlaşmasını imzalayana kadar bir odada kilitli tutulmalıdır.24.

Suriye’nin üretmediği ancak Türkiye’nin ürettiği ve Türkiye’nin üretmediği ve Suriye’nin ürettiği ürünleri kapsayan bir STA imzalanması uygun olabilir.

Bazı özel ürünler için ise özel çalışma gerekli; misal zeytin, hurma, tarım ürünü, hayvancılık ürünü, fosfat, gaz, petrol, meyve sebze, madencilik, mobilya vs.

İlgili Sitenin Haberleri