Haber Detayı
Bir kazıdan sofraya; Küllüoba ekmeği İstanbul’da I Özge Zeki yazdı
5 bin yıl önce Anadolu’da pişen bir ekmek, bugün modern mutfak teknikleriyle yeniden yorumlanıyor. Küllüoba Ekmeği’nin arkeolojiden gastronomiye uzanan yolculuğu İstanbul’da masaya yatırıldı.
Geçtiğimiz yıl mayıs ayında Eskişehir’deki Küllüoba kazılarında ortaya çıkarılan 5 bin yıllık ekmek, yalnızca arkeoloji çevresinde değil, gastronomi dünyasında da büyük bir heyecan yaratmıştı.
İşte bu ekmeğin izinden giden çalışmalar bize önemli mesajlar veriyordu.
Bir evin arka odasında, kapının eşik kısmına yakın bir noktada, tabana gömülü halde bulunan Küllüoba Ekmeği; yapılan radyokarbon analizleri sonucunda günümüzden yaklaşık 5 bin yıl öncesine tarihlendirildi.
İçeriğinde ise iri öğütülmüş gernik buğdayı ve mercimek tespit edildi.
Bu ekmeğin protein değeri yüksek glüten oranı ise düşüktü.
Bu kadim miras, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından hemen arkeolojik bulgulara sadık kalınarak yeniden üretildi.
Taş değirmende öğütülen kavılca, Horasan, gacer buğdayları ve mercimek unu kullanılarak hazırlanan ekmek, binlerce yıl öncesinin sofrasını bugüne taşıdı.BİR HABERLE BAŞLAYAN YOLCULUKKüllüoba’daki bu önemli keşfin haberini okuyan Lesaffre Türkiye Genel Müdürü Ünsal Yamaner içinse hikâye tam da burada başladı.
Öyle ki, ertesi sabah hemen kazı ekibiyle iletişime geçilmesini sağladı.
Görüşmelerin ardından, Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde yürütülen Küllüoba kazılarına Lesaffre Türkiye, ana sponsor olarak destek vermeye başladı. 173 yıllık köklü bir Fransız aile şirketi olan Lesaffre, Türkiye’de 30 yılı aşkın süredir faaliyet gösteriyor.
Özmaya, Lesafmaya, Hasmaya ve Canmaya markalarıyla fırıncıların yakından tanıdığı şirket; ekmek mayalarının yanı sıra Pulso Ekmek Geliştiricileri, Inventis Blend, ekmek miksleri ve Livendo ekşi maya ürünleriyle de sektörün önemli oyuncularından.MİRASIN SOFRASI’NDA 5 BİN YILLIK LEZZETAnadolu’nun kadim değerlerini sürdürülebilir bir geleceğe taşıma vizyonuyla Lesaffre Türkiye, İstanbul’da çok özel bir gastronomi buluşmasına imza attı.
Eskişehir’de hayat bulan 5 bin yıllık antik ekmek mirası, “Mirasın Sofrası” başlıklı özel bir davette, Şef Murat Deniz Temel’in yaratıcı dokunuşlarıyla ilk kez gurme bir yemek eşleşmesiyle sunuldu.
Ortaköy’de, tarihi Kethuda Hamamı’nda düzenlenen bu özel yemeği gastronomi yazarları olarak biz de takip ettik.
İlk kez gerçekleştirilen “ekmek-yemek eşleşmesi”, antik bir lezzetin modern mutfak teknikleriyle nasıl yeniden yorumlanabileceğini gösterirken, konuklara da benzersiz bir duyusal deneyim yaşattı.“EVİN EŞİĞİNİ BULDUK, BİR DE EKMEK BULDUK!”Kethuda Hamamı’na adım attığımız anda, geceye özel tasarlanan masa düzeni ve 5 bin yıllık ekmeğin bulunuş hikayesini anlatan özel köşe dikkat çekiyordu.
Bu köşeyi incelerken Eskişehir Küllüoba Kazı Başkanı Prof.
Dr.
Murat Türkteki ile tanışıp ekmeğin bulunma hikayesini dinleme fırsatı buldum.
O gün Prof.
Dr.
Murat Türkteki, kazı alanında bir heyeti gezdiriyormuş.
Ekmeğin bulunduğu ev üzerine çalışan 7 kişilik ekip kapı eşiğiyle birlikte bu parçayı bulmuş ama tabii ekmek olup olmadığını anlamadıkları için hemen fotoğrafını uzmanlara yollamış.
Ekmek olduğu onaylanınca da resmi saklama prosedürü başlamış.
O sırada alana dönen Prof.
Dr.
Murat Türkteki, 7 kişilik ekibe o günün çalışma sonuçlarını sorduğunda, ekipten “Evin eşiğini bulduk, bir de ekmek bulduk” cevabını almış! “Öyle şaşırdım ki kazı alanına geldiğimde neredeyse herkes bu tarihi buluşu biliyordu.
Tabii ondan sonra bizim için harika bir süreç başladı” sözleriyle anlatıyor o günü Prof.
Dr.
Murat Türkteki.Lesaffre Türkiye Pazarlama Direktörü Hurisel Kırmızı, Eskişehir Küllüoba Kazı Başkanı Prof.
Dr.
Murat Türkteki, Lesaffre Türkiye Genel Müdürü Ünsal Yamaner, Özge Zeki“AMACIMIZ KADİM KÜLTÜRÜ GELECEK NESİLLERE TAŞIMAK”Gecenin anlam ve önemine dair konuşan Lesaffre Türkiye Genel Müdürü Ünsal Yamaner ise Küllüoba kazılarının ana sponsoru olarak, bu topraklardan çıkan her yeni bulguyu büyük bir heyecanla takip ettiklerini anlattı.
Yamaner konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu akşam, orijinal ekmeğe sadık kalınarak yeniden hayat bulan Küllüoba Ekmeği’ni, Şef Murat Deniz Temel’in yaratıcı menüsü eşliğinde İstanbul’da ilk kez gurme bir eşleşmeyle sunduk.
Amacımız, bu mirasa sahip çıkarken aynı zamanda gezegeni daha iyi beslemek ve korumak için geçmişten gelen bu kadim kültürü gelecek nesillere nasıl taşıyabileceğimizi keşfetmek.
Ar-Ge gücümüzle bu değerin tarihin tozlu sayfalarında kalmamasını, yaşayan bir kültürel miras olarak sofralarımızda yer bulmasını hedefliyoruz.”Lesaffre Türkiye Genel Müdürü Ünsal YamanerEKMEK ÜSTÜ KATMANLAR5 bin yıllık ekmeğin izini sürdüğümüz bu özel gecede Mirasın Sofrası menüsü, Şef Murat Deniz Temel ve ekibine emanetti.
Murat Deniz Temel, bu ekmeğin formlarıyla uzun süre çalışmış ve harika bir menüye imza atmıştı.
Başlangıçta sıcak Küllüoba Ekmeği keçi koyun ayran isli tereyağıyla sunuldu.
Sonrasında Küllüoba Ekmeği’nden pişi, Alaf yapımı kuru et, hardaliye ve taze kekik yağıyla ikram edildi.
Yanında servis edilen Deniz Şef’in babasından, Anamur Yaylaları’ndan küflü peynir, pişiye farklı bir boyut kattı.
Ana yemekte Boğaz’ın inicisi Zargana, Küllüoba Ekmeği’yle kaplanmış ve kızarmış olarak balık kemiği ve zeytinyağıyla hazırlanan pil pil sol ve taze otlarla sunuldu.
Yanı sıra Küllüoba Ekmeği’nin fermente hali ile sarılmış 12 saat pişmiş kuzu incik servis edildi.
Kızılçam ile lezzetlenmiş Küllüoba Ekmek Kadayıfı ise bu etkileyici menüye son noktayı koymuştu.
GEÇMİŞTEN GELECEĞE UZANAN KÖPRÜBinlerce yıl öncesinden bugüne uzanan bu ekmek, gastronominin yalnızca damak tadıyla sınırlı olmadığını; aynı zamanda hafıza, kültür ve süreklilik meselesi olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Küllüoba Ekmeği’nin yakın zamanda Amerika’daki saygın bilimsel dergilerde yayımlanarak onaylanması bekleniyor.
Bu gelişme, bereketli Anadolu topraklarının tarihsel ve tarımsal değerini uluslararası ölçekte daha da görünür kılacak.
Lesaffre Türkiye, Küllüoba kazı alanındaki fiziki düzenlemelerden yerel buğday türlerinin korunmasına yönelik projelere kadar uzanan çalışmalarıyla bu kültürel sorumluluk yolculuğunu kararlılıkla sürdürüyor. “Mirasın Sofrası” ise, bu uzun soluklu projenin gastronomik derinliğini ortaya koyarken, Anadolu’nun binlerce yıllık ekmek kültürünün modern dünyadaki potansiyelini güçlü bir biçimde gözler önüne seriyor. 5 BİN YIL ÖNCEKİ TARIM TOPLUMU BİZE NE SÖYLÜYOR?Bu özel davetten ayrılırken, Eskişehir Küllüoba Kazı Başkanı Prof.
Dr.
Murat Türkteki’nin şu sözleri aklımda yankılanıyor: “Baştan beri önem verdiğimiz iki temel nokta vardı.
Mesele ‘ekmek bulduk, hadi ekmek yapalım’ değildi; arkeolojinin anlamı da zaten bu değil.
Bizim bir mesaj kaygımız var bugüne.
Ekmekte kullanılan buğdayı analiz ettiğimizde ortaya çıkan, binlerce yıldır bu topraklarda varlığını sürdüren antik gernik buğday türünün daha besleyici, sağlıklı ve doyurucu olduğuydu.
Bu, Anadolu’nun kadim tarım hafızasının bir göstergesi.
Sonuçta arkeoloji, bize sağlıklı beslenmeye odaklanmamız gerektiğini söylüyor.
Aynı zamanda bu buğdayı yeniden bu topraklarda üretmek zorunda olduğumuzu hatırlatıyor.”Kısaca 5 bin yıllık Küllüoba Ekmeği, geçmişin bilgisini bugünün sofrasına taşıyan güçlü bir sembol olarak, gastronominin geleceğine dair de ilham veriyor.Gastronomi ve Moda Yazarı Özge ZekiOdatv.com