Haber Detayı

‘Beni sahnede hiçbir zaman fiziğim veya güzellik için seyretmediler’
Kelebek hurriyet.com.tr
08/02/2026 07:00 (5 saat önce)

‘Beni sahnede hiçbir zaman fiziğim veya güzellik için seyretmediler’

Dansıyla alışılmışın dışına çıktı. Abiye sahne kostümleriyle başka isimlere ilham verdi. Özel hayatıyla da hep gündemdeydi. Evlendi, boşandı ve sekiz sene sonra sahnelere döndü. Onu tanımamıza vesile olan ‘İbo Şov’a 25 sene sonra yılbaşı gecesi yeniden katıldı ve yine gündeme oturdu. Asena’yla buluştuk; ayrılığını, aşkı, İbo Şov’da yaşadıklarını, dansa dönüşünü ve planlarını konuştuk. 

Bir aydır buluşmak için uygun günü bekliyoruz, o bir işten diğerine koşuyor.

Sonunda buluşuyoruz.

Yıllar Asena’yı teğet geçiyor, hep çok güzel, sırrını “Karadeniz kızıyız, karalahanayı çok yiyoruz.

Ufak tefek dokunuşlar yaptırıyorum.

Spora devam ediyorum” diye anlatıyor.

Sahnedeki maskülen ve sert duruşu özel hayatında da hâkim ama size güvendiği zaman bütün duvarlarını indiriyor.

Ve başlıyor anlatmaya...◊ Uzun yıllar sonra sahneye döndün, seni burada ağırladığım için heyecanlıyım...

Hâlâ heyecanlandırabiliyorsam ne mutlu.◊ Hayatının nasıl bir dönemindesin?

Şu an diriliş dönemindeyim.

Diriliş, kuruluş...

Öyle devam edeceğim.

Şu an yeniden inşa etme, tekrar yapılandırma ve o yapıyı uzun ömürlü tutma sürecindeyim, asırlarca gitsin...◊ Eski eşin Hasan (Dere) Bey’le evlendikten sonra Almanya’da bir hayata başlayıp o dönem dansa ara verdin.

Organizasyon işleri yaptığını okudum.

Ayrıldınız ve Türkiye’desin.

Dansa dönüş sebebin için kimi “Önceden eşi izin vermiyordu” dedi, kimi maddi sebeplerden dolayı döndüğünü söyledi.

Bu geri dönüşün sebebi neydi?

Aslında hep Türkiye’ye organizasyon ve tanıtım işleri için geliyordum.

Bağımı hiç koparmadım.

Ama öncelikle şunu diyeyim; ben hayatımda hiçbir zaman evlilik düşünen biri olmadım.

Hatta evlendiğimde herkes aradı. “Sen iyi misin?

Mümkün değil evlenemezsin” dediler.◊ 15 sene önce yaptığımız röportajımızda da “Bir erkek bana evlenme teklif ederse, oradan uzarım” demiştin...

Sonra ne oldu?

Evet, kaçıyordum ama sevdim.

Sonra düşündüm kimseyi sevmedim mi diye.

Ama evliliğe karar verdiğiniz sevgi daha farklıymış.

Büyük bir sevgi ve aşkla evlendim.

Büyük bir karardı.

Bir yuvanın ve çocuk sahibi olmanın peşindeydim, bunu en güzel nasıl yönetir, korurum derken dans edip bunları yapmam zor dedim.

Bu karardan eski eşimin de memnun kaldığına inanıyorum.

Çünkü sahne, kostüm, çalışma saatleri, stres zordu.◊ Ama çocuk sahibi olmadın...

Öyle bir işe daldık ki, Almanya’da bir mekânımız da vardı.

Bu mekânı karı-koca nasıl yönetebiliriz, neler yapabiliriz diyorduk.

Ben o iş ve aşka daldım, pandemi falan oldu ve çocuk doğuramadım.

Bir de çocuğa bakmak bir sanattır.

Büyük özveri ister.

Güvenemedim kendime.◊ Boşanma sebebi olarak aldatıldığın da söylendi.

İşin aslı neydi?Bir sürü şey yazıldı, çizildi.

Ben özel hayatımla ilgili bir kere konuşurum, bir daha da konuşmam, sen yıllardır dostum olduğun için anlatabilirim...

Çok güzel bir evlilik yaptım, asla pişman değilim fakat sahneyi çok özlediğimi fark ettim.

Yavaş yavaş o özlemim kabardıkça daha farklı bir enerjiye girdim.

Yarım kalan hayallerimin peşinden gitmek istedim.

Ayrılmaya karar verdik.◊ O zaman ayrılık ve sonra sahneye dönüşün temelinde dans sevdası etkili...

Sahne sevdası etkili, dans değil.

Ben dansı değil, sahneyi özledim.

Ben sahne kadınıyım.

Sanatçı büyüklerim bile “Sen sahneye çık, istersen ütü masasıyla dur, ütü yap, yine olur.

Sen sahne kadınısın” derler.◊ Peki, bir daha evlenip mesleği yine bırakır mısın?Asla mesleğimi bırakmam.

Her kadın evlendiği zaman ne iş yapıyorsa onu yapmaya devam etmeli, mesleğini bırakmamalı.◊ Bir döndün, pir döndün.

Ve yılbaşı gecesi ‘İbo Şov’a katıldın.

Türkiye’nin gündemi oldun...Aslında ilk dönüşüm Masal Ataşehir’de, onların bana kucak açmasıyla oldu.◊ Ama yılbaşı gecesiyle birlikte bu dönüş çok konuşuldu.

Buna nasıl karar verdin?

Ben buna tırnak içinde hayatla barışmak diyorum.

Herkesin hayatında kapanması gereken dosyalar vardır.

Ben kendi dosyamı kapattım.

Bu karar geçmişle yüzleşmek, kendimle barışmak ve bir dönemi gerçekten kapatmak içindi.

Hayatımda artık geçmişe takılı kalmak istemiyorum.

Bu bir geri dönüş, bir yakınlaşma ya da duygusal bir adım değil.

Tam aksine, benim için bir tamamlanma anıydı.◊ Peki, karşılıklı konuşmayla tamamlanabildin mi?

Konuşma değil, 25 sene önce sahneyle gelmiştim, sahneyle de bitirdim işi.◊ İbrahim Bey de (Tatlıses) o gece gözyaşlarına boğuldu.

Görünce ne hissettin?

Kızgınlık falan gibi şeyler yoktu.

Her şeyi kalbimde, yüreğimde affettim.

Kimseyle de küs kalmak istemiyorum.

Zaten herkesle anlaşabilen biriyim.

Şöyle düşündüm; herkesin yolu açık olsun, en önemli şey Asena.

Asena’nın yıllardır üstüne yapışan şey, bir nebze de olsa kendini o sahnede bıraktı.

Noktayı koydu.

İmzayı attı ve çıktı, benim o geceye dair hislerim öyle.◊ İbrahim Bey’le sonra görüştünüz mü veya görüşür müsünüz?

Yok, yılbaşı akşamı programımızı yaptık, sonra birbirimize iyi niyetlerimizi gönderip ayrıldık. ‘RİTİMLE SERTLİĞİ BİRLEŞTİRDİM, ORTAYA ASENA ÇIKTI’◊ Dışarıdan sert, maskülen bir duruşun var.

Bu biraz da kendini koruma mekanizması mı?Aynen, aslında çocukken dört yıl bale eğitimi aldım.

Çok yumuşak, zarif bir kızken bir hocamın “Gel seni sporcu yapalım” demesiyle bütün fiziksel duruşum değişti.

Sonra bir dönem kickbox lisansı aldım, ardından boksa döndüm.

Maskülen oldum, sertleştim.

Sonra işin içine ritim girince, ritimle o sertliği birleştirdim.

Ve ortaya Asena çıktı.

Bu duruş hoşuma da gitti.◊ Bir dönem şarkı da çıkarmıştın.

Yeni parçalar gelir mi?Ben şovum, Asena Show. 2,5 saat boyunca, 11 kişilik orkestramla sahnede herkese sataşıyor, herkesin kalbine dokunuyorum arada 2-3 şarkı patlatıyorum.

Hiç masalardan inmiyoruz.

Sürekli dans halindeyiz, çok eğleniyoruz.

Bana da izleyicilere de sadece dans etmem yetmiyor.◊ Mesleğinden bahsederken sana dansöz mü yoksa oryantal mi dememizi tercih edersin?

Oryantal modern duruyor, herkesin çok kullanmak istediği bir isim.

Dansöz aslında Fransızca bir kelime, dans eden kadın manasına geliyor.

Ben o manayı sevdiğim için hep öyle kullandım.

Ama genel anlamda ne demek gerekirse; geçmişe, aldığım spor, dans eğitimlerine de bakarsak aslında dansçıyım.‘İLGİMİ ERKEK ÇEKMEZ, ADAM ÇEKER’◊ Bir erkek sahnedeki Asena’ya mı yoksa gerçekten sana mı geliyor?

Alayına gelsinler, sıkıntı yok, fark etmiyor artık.◊ Sadece bedenin için sevildiğini düşündün mü?

Hiç öyle biri olmadım.

Maskülendim, beni sahnede hiçbir zaman fiziğim veya güzellik için seyretmediler.

Bana gelen, duruşumu ve sertliğimi görmeye geldi.◊ Nasıl bir erkek ilgini çeker?

Benim ilgimi erkek çekmez, adam çeker.◊ Nasıl yani?

Adam gibi adam olmalı, biraz eski kafalıyım.

Adam dediğin senin istemeni veya söylemeni beklemeden yapar.

Adam dediğin kadınına kibar davranır, seni senden daha çok düşünür.

Seni kalbiyle, ruhuyla, her şeyiyle aynı anda sever.

Benim için adam budur.

Mesela maço nedir senin için?◊ Maço, kıyafete, ona buna karışır, serttir...

İşte benim için maço o değil.

Benim için maço erkek, beyefendi adamdır.

Bir yere girersin bakışından, davranışından, kibarlığından etkilenirsin.

Her şeyi sadece kendi için değil, herkes için düşünen kişi benim için maçodur.

Kıran, döken kişi benim için canavardır.

Ama maço; kibar, beyefendi adamdır.

Saygı önemli, bir kadına istiridyenin içindeki bir inci tanesi gibi davranıyorsa tamamdır. ‘HAYATTA EN BÜYÜK SİLAH GÜLMEK VE TAKMAMAKMIŞ’◊ Göz önünde büyüdün.

Sence en yanlış anlaşıldığın şey ne oldu?

Bunu hiç düşünmedim.

Ne dansçı ne de ünlü olmak için uğraştım.

Her şey yüce Rabbimin bana çizdiği kader çizgisi, beni yönlendirdiği yoldu.

Ben o yolu yürüdüm.

Hiç pişman olmadım.

Bir daha dünyaya gelsem yine sahnede olmak isterim.◊ Çok savaşın oldu mu bu yolculukta?

Çok savaş verdim, tabii.

Bedelsiz hiçbir şey olmuyor.

Mesela sabah 5’te kalkıp antrenman yapıyorsun, uçağa binip sahneye gidiyorsun, bu da bir bedeldir.

Veya diyelim senin hakkında biri yazıyor, çiziyor, gidip onunla mahkemede savaşmak da bir bedel.

Mesela çok çocuk istiyordum, bu kadar karışıklığın, problemin arasında çocuk doğuramam dedim.◊ Güçlü bir havan var.

Devrildiğin zamanlar oldu mu?

Devrildiğim zamanlar oldu ama çok çabuk kalktım.

Kendimi çabuk toparlarım.

Bunu yapmak için de aynaya bakıp şarkı dinlemem yetiyor.

Mesela kıyamet kopsun, hemen arabaya biner, hareketli bir şarkı açar, sonra rahatlarım.◊ Tüm dünyada ‘MeToo’ hareketiyle kadınlar yaşadıkları fiziksel ve psikolojik baskıyı, tacizi anlattılar.

Bunlara maruz kaldın mı?

Geçmişte 80 milyonla birbirimizi büyüttük, yaşadık.

Çok şeyler gördü insanlar benim hayatımda.

Film gibi...

Çok zorluklar yaşadım.

Tabii yaşadıklarım büyük şeylerdi.

Ama taciz yaşamadım, şükürler olsun.◊ Peki, bütün yaşadıkların sonrası nasıl bir ders çıkardın?

Ders değil de beni olgunlaştırdı, öğretti.

Şunu gördüm; hayatta en büyük silah gülmek ve takmamakmış.

Hatta yılbaşı gecesi programdan caps’ler yapmışlar “Dünya yanarken Asena dans ediyor” diye.

Evet, öyle yaşıyorum, dünya umurumda değil.◊ Nasıl bu kafaya geldin?Dünya bir dönem çok umurumdaydı.

Babaannem hayattayken...Buradan annem ve babama da tekrar rahmet diliyorum.

Babaannem beni üç aylıkken yanına aldı.

Onun için yaşıyordum.

Onu kaybettikten sonra silkelendim, “Dünyadan artık bir beklentim yok” dedim.

O yüzden dünya umurumda değil. ‘ORYANTAL VE ORYANTAL DANS MÜZİĞİNDEN HİÇ HOŞLANMAYAN BİRİYDİM’◊ “Almanya’da dağlarda, kızaklarda, ağaçların tepesinde büyüdüm” demişsin.

Anne-baba ayrılmış mıydı, neredeydiler?

Onlar ayrıydı, biri yurtdışında çalışıyordu, kendilerinin bir düzeni vardı.◊ Onlardan uzak, babaannenle büyümek hayatına nasıl yansıdı?

Çok iyi.

Yanlış anlaşılmasın ama “Anne-babayla büyüyen çocuklar sağlıklı büyür” diyorlar ya, anne-babanın arası iyi değilse o tartışmalar çocuğa da yansıyor.

Ben babaannemle çocuk olarak yaşayacağımın en üst seviyesini yaşadım.

Babaannemin savaşçı kimliğini, hayata tutunuşunu ve hırsını aldım.◊ Sonra Türkiye’ye gelmişsin, Marmara Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Bölümü’nden mezun olmuşsun.

Ardından Bilgi Üniversitesi’nde yine otelcilik okumaya başlamışsın...

Evet, hatta lisede de otelcilik okudum.

İkinci üniversitem iki senelikti, bir yıl okudum, bir yılını dondurdum.◊ Bu kadar otelcilik eğitimi sonrası neden dans etmeyi seçtin?

Çok tesadüf, sen istediğin kadar plan yap, evren sana başka planlar hazırlıyor.

Hatta ben oryantal ve oryantal dans müziğinden hiç hoşlanmayan biriydim.

Fakat karşı apartmanımızda komşumuzun kızı vardı.

Taytını ve üstüne büstiyerini giyip iki ayda bir, bize beş dakikalık dans şovları yapardı, bayılırdık.

Bana bir gün babasının yurtdışından getirdiği sözsüz müzik albümleri hediye etti.

Ben de evde kendi kendime odama kapanıp çalışmaya başladım.

Sonra bir kurumun bir gece yapacağını ve dansçı aradıklarını duydum, o geceye katılmak için mücadele ettim.

Kendimi sahnede buldum.

Ardından bir yerlerde çıkıyor, sonra geri çekiliyordum.

Çünkü babaanneme verdiğim bir sözüm vardı, okulum bitecekti.

Okulumu bitirince de önce çalışma hayatım oldu ama sonra sahneye döndüm.◊ Ne zaman ‘Bu iş benim mesleğim, hayatım’ dedin?Okul bittikten sonra, ben bu işe karar verdiğimde babaannem iki yıl benimle konuşmadı.

Ben de kaçtım.

Bir gün dayanamadım gittim, çaldım kapısını.

Beni gördü, hüngür hüngür ağlamaya başladı.

Sonra benden önce sahnelerime gelip beni izliyordu.

O zaman bu artık benim mesleğim dedim.◊ Darbuka ritmi üzerine dansı senin başlattığın söyleniyor.

Oryantal adına Türkiye’de neleri değiştirdin?Darbuka ritmini hayatıma iyice soktum, başlarda “Bu ne, dan dan” diyorlardı.

Ama ben seviyordum.

Sonra baktım insanlar ritmin o büyülü sesine kendilerini bırakıyor.

Ritim demek Asena demek oldu.

Abiye, şık elbise giyenleri çok beğenirdim, “Ben de abiye giyeceğim” dedim.

Herkes “Öyle dans edemezsin” dedi.

Ama giydim.

Sonra dansçı arkadaşlarımla herkes ilgilenmeye başladı.

Televizyonlar dansçıları konuk ediyorlardı.

İlgili Sitenin Haberleri