Haber Detayı

ABD’den İran’a ‘ekonomik tetikçilik’ itirafı I Tahran’da sonun başlangıcı mı?
özel haber ahaber.com.tr
07/02/2026 23:10 (3 saat önce)

ABD’den İran’a ‘ekonomik tetikçilik’ itirafı I Tahran’da sonun başlangıcı mı?

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in, İran’daki kur krizini ve bankacılık sistemindeki çöküşü bizzat tetiklediklerine dair yaptığı itiraflar dünya gündemine bomba gibi düştü. Tahran sokaklarındaki protestoların ve para birimindeki değer kaybının perde arkasını aralayan bu sözler, A Haber ekranlarında uzman isimlerce tüm yönleriyle ele alındı. İran’daki ekonomik krizin sadece dış müdahale mi yoksa derin bir yönetim zafiyeti mi olduğu sorusu, çarpıcı veriler ve saha gözlemleriyle yanıt buldu.

ABD Hazine Bakanı'nın 'İran'da dolar kıtlığı oluşturduk, Merkez Bankasını para basmaya zorladık' sözleri uluslararası hukuku ve yaptırımların gerçek yüzünü yeniden tartışmaya açtı.

İran'daki ekonomik krizin sadece ABD baskısıyla mı yoksa Tahran yönetiminin yıllardır izlediği politikalarla mı derinleştiği sorusu, A Haber'de uzman görüşleriyle masaya yatırıldı.

ABD'DEN AÇIK İTİRAF: DOLAR KITLIĞI OLUŞTURDUK ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Tahran'da bilinçli şekilde bir dolar kıtlığı oluşturduklarını belirterek, 'Yapabileceğimiz ve yapmış olduğumuz şey Tahran'da bir dolar kıtlığı oluşturmaktır.

Bu strateji aralık ayında İran'daki en büyük bankalardan birinin batmasıyla doruk noktasına ulaştı.

Bankaya hücum edildi, Merkez Bankası para basmak zorunda kaldı, İran para birimi serbest düşüşe geçti.

Enflasyon patladı, halkı sokaklarda gördük.

Fareler gemiyi terk ediyor, bu sonun yakın olduğunun işareti.

İran liderlerinin yurt dışına para transfer ettiğini gördük, bu da sonun yaklaştığını gösteriyor' ifadelerini kullandı.

TAHRAN'DAN SAHA GÖZLEMİ: ABD ABARTIYOR MU?

A Haber Tahran Muhabiri Ekber Karadağ, ABD'li Bakan'ın açıklamalarını sahadan değerlendirdi.

Karadağ, Bessent'in sözlerinin Ayandeh Bank'ın iflasına atıf yaptığını belirterek, 'Bahsedilen banka Ayandeh Bank'tır, geçtiğimiz aylarda iflas etti ve Milli Banka'yla birleşti.

Ancak bu iflasın temel sebebi ABD değil, bankanın kötü yönetilmesi ve sermayenin yanlış değerlendirilmesidir' dedi.

ABD'nin İran'a baskı uyguladığını inkâr etmediğini belirten Karadağ, Donald Trump döneminde bu politikanın 'azami baskı' olarak adlandırıldığını hatırlatarak, 'Bu baskının İran ekonomisinde etkisi oldu.

Dolar birkaç yıl içinde 3.000 tümenden 160.000 tümene çıktı.

Ancak her şeyi ABD yaptırımlarına bağlamak doğru değil' sözleriyle aktardı.

Karadağ ayrıca, İranlı yetkililerin seçim dönemlerinde ekonomik krizin büyük kısmını kötü yönetime bağladığını vurgulayarak, 'İranlı yetkililer seçim sürecinde ekonominin kötü olmasının %70-80'inin kötü yönetimden, %10-20'sinin yaptırımlardan kaynaklandığını söylediler.

Yönetime geldiklerinde söylemleri değişebiliyor' ifadelerini kullandı. 'SORUN SADECE YAPTIRIM DEĞİL YÖNETİM MODELİ' Akademisyen ve hukukçu Doç.

Dr.

Levent Ersin Orallı, İran'ın ekonomik tablosunun sadece ambargolarla açıklanamayacağını belirtti.

Orallı, İran'ın gelirlerini Hizbullah, Haşdi Şabi, Esad rejimi ve Husiler gibi yapılara aktardığını söyleyerek, 'Ticaret yapamaz, ihracatı çeşitlendiremez, tüm kaynakları nükleer silaha ayırırsanız sonuç budur' değerlendirmesinde bulundu.

İran ve Türkiye karşılaştırması yapan Orallı, 'İran'ın 46 yıllık ortalama büyüme oranı %0,7, Türkiye'nin ise %3,2.

Petrolümüz yok, doğal gazımız yok ama sanayi ve hizmet sektörümüz var.

İran'a yılda 10 milyon turist gelirken Türkiye'ye 62 milyon turist geliyor.

Bu istikrarla ilgilidir' dedi.

ABD ambargosunun etkisini kabul eden Orallı, bunun tek sebep olmadığını vurgulayarak, 'En az yarısı İran'ın irrasyonel politikalarıdır.

Petrolü var ama benzin üretemiyor.

Çin almazsa petrolünü satamıyor' sözlerini kullandı. 'İRAN KAYNAKLARINI HALKI İÇİN KULLANMADI' Araştırmacı-yazar Murat Akan da İran'ın bölgesel politikalarının ekonomik krizi derinleştirdiğini belirtti.

Akan, 'Ambargo elbette etkili oldu ama İran'ın Şii Hilali uğruna yaptığı harcamalar bu tablonun önemli bir sebebi.

Lübnan, Suriye ve Yemen'de vekil güçler üzerinden yürütülen politikalar büyük bedeller doğurdu.

Yemen'de 150 bin insan öldü, ölen de Müslüman, öldüren de Müslüman' ifadelerini kullandı.

İran'ın halkına yatırım yapmadığını dile getiren Akan, protestoların sert şekilde bastırıldığını hatırlatarak, 'İran ya ABD ve İsrail'in taleplerini kabul edecek ya da savaşacak.

Şu anda bu tercihle karşı karşıya' değerlendirmesinde bulundu.

NÜKLEER PAZARLIK, BALİSTİK FÜZELER VE İSRAİL ŞÜPHESİ Akan, İran'ın nükleer konuda geri adım atabileceğini ancak savunma sanayinden vazgeçmeyeceğini belirterek, 'Nükleer silah istemiyoruz diyerek açık kapı bıraktılar.

Uranyum zenginleştirme oranı düşürülebilir ama balistik füzelerden ve İHA-SİHA üretiminden vazgeçmezler.

Vazgeçerlerse devlet olma vasfını kaybederler' dedi.

İsrail basınının ABD'nin yürüttüğü müzakereleri samimi bulmadığını aktaran Akan, İran'ın zaman kazandığına dair İsrail'de güçlü bir kanaat olduğunu sözlerine ekledi.

İRAN ABD'YE RESTİ ÇEKTİ DÜNYANIN GÖZÜ ABD-İRAN ZİRVESİNDE!

ABD VE İRAN UMMAN'DA MASADA A HABER UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

İlgili Sitenin Haberleri