Haber Detayı
CHP'den Niğde mitingi... Özgür Özel açıkladı: Mazot, ÖTV, KDV sözü... Kürsüde lahana sürprizi... Dedesiyle anısı
CHP'nin yeni mitingi Niğde'de düzenlendi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel "Mücadele bizimdir, meydanlar bizimdir" mesajı verdi.
CHP'nin tutuklu bulunan Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması ve erken seçim talebiyle başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingleri sürüyor.
Mitinglerin 87'ncisi bugün Niğde'de Cumhuriyet Meydanı'nda yapıldı.ÖZGÜR ÖZEL: "BİZE 'HAVA SOĞUK OLUR, KİMSE GELMEZ' DEDİLERCHP Genel Başkanı Özgür Özel'in açıklamaları bu şekilde:"Merhaba Niğde!
Merhaba canım Niğde!
Tarihi kadim, toprağı zengin, insanı yiğit Niğde; insanı yiğit Niğde, hoş geldiniz!Selam olsun Altunhisar’a, selam olsun Bor’a, Çamardı’na...
Selam olsun Çiftlik’e, selam olsun Ulukışla’ya!...Niğde’ye geldik. 'Yağmur var' dediler, 'Şubatın başı' dediler, 'Hava soğuk olur, kimse gelmez' dediler.
Dedik ki; bu havada, bu tarihte miting olmaz ama biz Niğde’ye mitinge değil; Niğde’yi duymaya, Niğde’yi dinlemeye, Niğde’ye seslenmeye, Niğde’de bütün adaletsizlikleri konuşmaya, Niğde’nin vicdanına sığınmaya, 87. kez adalet için eylem yapmaya geliyoruz!Bu meydandan taşanlara, bariyerlerin dışında kalanlara, miting meydanının dışında kalıp içeriye giremeyenlere, bu meydanı tarihi bir kalabalıkla dolduranlara helal olsun, hepinize selam olsun!Biz demokrasi fikrinin sahibi insanlarız, siyasetçileriz; demokrasi fikrine inanan bir siyasi partiyiz.
Niğde’de çok uzun yıllar, Niğde’de çok uzun yıllar siyasette istediğimiz noktaya gelemedik.
Yıllardır Niğde Belediyesini alamadık ama asla Niğde’nin tercihine saygısızlık yapmadık, onları hor görmedik. 'Bir bildikleri var' dedik, 'Doğrusunu millet bilir, millet yetkiyi verir' dedik; seçene ve seçilene saygı duyduk.Buradan Niğde seçimlerini kazanan Adalet ve Kalkınma Partili Belediye Başkanı'nı da, belediye meclis üyelerini de tüm belediye meclisiyle birlikte kutluyoruz.
Niğde için çalışsınlar, elimizden gelen desteği biz de vereceğiz diyoruz.Çünkü demokrasi, seçimi kazandığın gün ne yaptığınla ölçülmez.
Kazanınca davul zurna, kazanınca millete iltifat, kazanınca milli irade; kaybedince milletin seçtiğine itiraz, millete itiraz, darbe...
İşte bunlar olmaz!
Buradan Erdoğan’a sesleniyorum: Niğde kimsenin kalesi değildir; Niğde bundan sonra milletin kalesidir, milletin kalesidir!"NİĞDE NE DİYORSA ONUN DEDİĞİ OLACAK""Niğde ne derse o olur, millet ne derse o olur.
Bu millet devletini sever.
Devlet çağırır, askere gider.
Eline kına yakar, evladını askere yollar.
Bu millet şehidi olur, 'vatan sağ olsun' der.
Bu millet vergi istersin verir, çağırırsın gelir.
Ama bu milletin karşısına devleti dikmeyeceksin.
Eğer milletle devlet yarışırsa, hiç emin ol ki şuna; sadece ve sadece millet kazanır, milletin dediği olur!Valilerden il başkanı yapmaya çalışanlara, kaymakamı ilçe başkanı gibi görmek isteyenlere, devletin memurunu partiye memur kılmaya çalışanlara söylüyorum: Bu devletin ayarlarıyla oynuyorsunuz, bu milletin sinirleriyle oynuyorsunuz.
Bu millet yetkiyi verdiğinde kullanıyorsunuz, vermediğinde hazımsızlık ediyorsunuz.
Bu millet son sözü söyleyecek.
Bu millet yüz yıl önce ilk sözü de söyledi, son sözü de söyledi.
Niğde ne diyorsa onun dediği olacak!"ÖMER FETHİ GÜRER VE ERHAN ADEM'E TEŞEKKÜR"Ben bu anlamlı günde, bu anlamlı kucaklaşmaya katkı sağlayan tüm Cumhuriyet Halk Partisi örgütünü, ilçe başkanlarımızı, İl Başkanımız Bünyamin Başkan'ın şahsında emekleri için kutluyorum.
Niğde’nin seçilmiş milletvekili, sizin her daim, her daim sesinizi Meclis’te duyuran, Türk çiftçisinin sorunları için uğraşan Ömer Fethi Gürer’e verdiğiniz destek için teşekkür ediyorum.Ve yine, ve yine özel bir teşekkür. 14 Mayıs seçimleri, 28 Mayıs seçimleri boynumuzu bükmüştü.
Yolda yürürken yerdeki gazoz kapağını tekmeliyor, birbirimizin yüzüne bakmıyorduk.
Öğretmenevleri boşalmıştı, öğretmenlerin gidip de sohbet edecek keyfi kalmamıştı.
Gençler karanlık odada oturuyor, anne televizyon açmıyordu.
O günlerde Cumhuriyet Halk Partisi bu partiyi ayağa kaldırmanın, bu ülkeyi ayağa kaldırmanın bir yola çıkmanın ve Türkiye’nin kaderini değiştirmek için değişime başlamanın fitilini ateşlediğinde ve ondan dört ay sonra, kırk yedi yıl sonra parti birinci parti olacak noktaya geldiğinde buna Türkiye’nin dört bir yanında gencecik siyasetçiler emek verdi.
Yaş ortalaması kırk iki olan bir ekip partide, sonra da ülkede büyük bir zafer kazandı.
İşte kaybedeninin olmadığı, partiyi ayağa kaldıran, sonra da Türkiye’yi ayağa kaldıran o ekipte Genel Başkanınızın yanında Erhan Adem vardı.
Teşekkür ediyorum Erhan Adem’e!Erhan Başkan, Ömer Fethi Gürer milletvekilimiz, örgütümüz; Niğde’nin ne sorunu varsa bunu tüm Türkiye’de, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ve sokakta takip ediyorlar.
Bana da en çok hem çiftçilerin; patatesin, soğanın sorununu hem de Niğde’nin sorunlarını getiriyorlar.Örneğin; Niğde Müzesi.
Yıllardır söylerler; Avrupa Yılın Müzesi adayı gösterilmiş, 20 bin tarihi eseri var. 6 Şubat’ta zarar görmüş, 'yıkıp yenisi yapılacak' denmiş; inşaatına bile başlanmamış.
Bu kente turist çekmek için; hem yerli hem dünyanın her yerinden turist çekmek için bu önemli işi mutlaka ve mutlaka yapmak gerekiyor."NİĞDE'DE TARLADA PATATESİN KİLO 4.5 LİRA, AMA İSTANBUL'DA 25 LİRA"Niğde hiç şüphe yok çok önemli bir tarım şehri.
Zaten siyasetçilerinin de tarıma olan ilgisi, tarımın kalbinin Niğde’de atması, Niğde’nin siyasetinde çiftçinin sorunlarının çok büyük bir etkisi olmasından.
Bakın, rakamları canlı yayında söylüyorum; duysun Türkiye ki ne durumdayız ve nasıl çözeceğiz görsün.Niğde’de tarlada patatesin kilosu 4,5 lira ama İstanbul’da 25 lira.
Siz ucuza satıyorsunuz, kazanamıyorsunuz ama millet de beş katına yiyor. 500 bin ton patates depoda bekliyor, bir ay içinde satılmazsa çürüyecek.
Soğanda durum daha da kötü; tarlada 2 lira, pazarda 15 lira ve sırf tarla temizlensin diye soğanı bedava vermeyi göze alan üreticiler var.Ve elma rekoltesi don felaketiyle %95 düştü.
Niğde pazarına İtalya’da, Polonya’da üretilen, Niğde’nin pazar hakimiyetine karşı İtalya’nın, Polonya’nın elmaları bu pazara girdi; Niğde’nin geleceğini de tehdit eder hale geldi.
Kiraz, Darboğaz kirazı...
Bakmayın adı Napolyon ama Darboğaz’ın kirazı.
Bununla, bu markayla dünya pazarındaydık.
Sürekli felaketler yaşandı, devlet sahip çıkmadı.
Bir sene dalda kaldı devlet sahip çıkmadı, öbür sene don vurdu yandı, dondan yandı yine gerekli destek verilmedi.
Borç tırmandı, katlandı.
Eğer bu borçlar ertelenmezse, bu borç sorununa bir çare olmazsa artık kiraz üreticileri ağaçlarını sökmeye başlayacaklarını söylüyorlar."ÇİFTÇİNİN DOSTU BİR İKTİDAR KURULDUĞUNDA ÇİFTÇİLERİN BORÇLARININ TAMAMININ FAİZİNİ BİR SEFERLİĞİNE SİLECEĞİZ"Türkiye’de ortalama çiftçi geliri 19 bin 700 liraya gerilemiş durumda.
Buradan ilan ediyoruz ki; bu sandık geldiğinde, bu iktidar değiştiğinde, Cumhuriyet Halk Partili bir Tarım Bakanı olduğunda, çiftçinin dostu bir iktidar kurulduğunda; öncelikle tarımdaki bütün borçların –ama Tarım Kredi Kooperatifi’ne, ama devlet bankasına, ama özel bankaya– çiftçilerin borçlarının tamamının faizini bir seferliğine sileceğiz.
Ana parayı beş yıla böleceğiz."CHP İKTİDARINDA KDV YOK, ÖTV YOK, MAZOT 35 LİRA"Hepinizi çok seviyoruz Niğde, hepinizi çok seviyoruz!
Niğde’nin AK Partilisini de, MHP’lisini de, İYİ Partilisini de...
Öyle ya, Niğde’nin bütün demokratlarına sesleniyoruz.
Bakın bu ay yıldızlı al bayraklara bakın.
Bu bayraklardan alır rengini Türkiye İttifakı.
İçinde sosyal demokratlar da var, muhafazakar demokratlar da; içinde milliyetçi demokratlar da var, Kürt demokratlar da.
Yeter ki vatanı sevsin, bayrağıyla sorunu olmasın, ülkenin bölünmez bütünlüğünden yana olsun, Atatürk sevgisi olsun.
Tüm demokratlara canım feda olsun!Ayrıca, ayrıca sadece faiz silmek değil; çiftçinin kullandığı mazot...
Bugün gemilerden adam armatör, 30 tane gemisi var; mazotu ÖTV’siz alıyor, KDV’siz alıyor.
Armatörün koca gemilerine bedava, burada benle yaşıt traktör var; traktöre koymaya gelince ÖTV öde, KDV öde, mazot 60 lira!
Buradan Niğde meydanından söz veriyorum: CHP iktidarında KDV yok, ÖTV yok, bundan sonra mazot 35 lira, 35 lira.Çiftçiye mutlaka destekleme çok önemli.
Planlı üretim önemli, fiyat garantili, alım garantili üretim önemli.
Devletin kurumlarının planlama yapması, doğru ürüne yönlendirmesi, alım garantisi vermesi önemli.
Bunların tamamı sosyal demokrat anlayışla hayata geçirilecek ve sorunları kökünden çözecek uygulamalar.
Bunun için kaynak var mı?
Var.
Örneğin bütçede kanuna göre gayrisafi milli hasılanın %1’i bu işlere verilmesi lazım.
O para 772 milyar lira ama bu sene bütçeye 168 milyar koydular, yani binde iki!
Buradan söylüyorum; Niğdeli patatesçi, Niğdeli soğan üreticisi, Niğdeli çiftçi...
Oyu Cumhuriyet Halk Partisi’ne, oyu Türkiye İttifakı’na vereceksin; beşin birini değil, hakkının tamamını alacaksın, tamamını!"DEDESİYLE ANISI: "LAHANANIN BENİM İÇİN BİR ANLAMI VAR"Eskiden ne vardı?
TEK.
Yani Türkiye Elektrik Kurumu.
TEK ne düşünüyordu?
Her şeyi düşünüyordu ama bir tek şeyi düşünmüyordu TEK: Tarlada domates var, sulanacak; sulamazsan yanacak, TEK gelip o gün elektriği kesmezdi.
Lahana suluyorsun; gelip elektriği kesmezdi.
Ne yapardı biliyor musun?
Ne yapardı?
Yazsa yazın sonundaki hasadı, kışsa günü gelip ürün satılınca paranın alınacağı zamanı bekler, yılda iki kere para alırdı ve Türkiye Elektrik Kurumu Türkiye’nin çiftçisini desteklerdi.Şimdi her yerde başka bir adı var; DEDAŞ, GEDAŞ, EDAŞ, BEDAŞ...
Bunlar her ay para isterler.
Günlük faiz uygularlar, biraz geciktin mi elektriği keserler, ürünü yakarlar.
Bu meseleyi kökünden halledeceğiz; geldiğimizde tarımsal elektriğin ödemesi ürünün parası geldikten sonra olacak.
Söz veriyoruz!Şimdi bu lahananın benim için bir anlamı var.
Benim dedem Abdullah Ağa 104 yaşında öldü. 99 yaşına kadar kendi ürettiği lahanasını, ıspanağını, pırasasını kışın gider Manisa’da pazarda satardı.
Bu lahanalar kışın olur, kocaman bir havuz olur, havuz buz tutar.
Dedem beni çıkartır, ben elimde bir taşla havuza önce atardım, buzu kırardım; üstüne bu lahanaları atardık.
Dedem bunları çıkarır çıkarır yıkar, arabaya dizerdi.
Sonra da onları satardık.Dedemin parmakları; sonradan öğrendik, dedem 'mafsal romatizması' diyordu; eklem romatizması, romatoid artrit...
Parmaklar dönmüş, kıvranmış.
Dedemin beş tane bir halam, dört amcam var.
Dedeme diyordum ki –bir tek babam okumuş– 'Dede senin parmakların niye böyle yamulmuş?' Böyle gösteriyordu; 'Aha bu Telat’ı okuturken oldu' diyordu. 'Telat’ı okuturken oldu' diyordu.
Elleri nasırlı, dirsekleri çürümüş, gözlük camı büyümüş; çalışa çalışa parmakları terse dönmüş bütün emeklilerin, bütün büyüklerin ellerinden öpüyorum.""BEŞ EMEKLİ BİRLEŞSE YOKSULLUKTAN KURTULAMIYOR""Emekliye 20.000 lira verdiler.
Asgari ücretliye 28.000 lira verdiler.
Çiftçi ortalama 19.700 lira kazanıyor.
Oysa açlık sınırı 31.000 lira.
Yoksulluk sınırı 102.000 lira.
Beş emekli, beş emekli bir olsa, paraları bir yere koysa, birine verse, biri bile yoksulluktan kurtulamıyor.
Hiçbir zaman, hiçbir zaman asgari ücret ilan edildiği gün açlık sınırının altında değildi; bu sene öyle oldu.
Beş emekli birleşse yoksulluktan kurtulamıyor, bu hale getirdiler.Bakın bugün 2026; en düşük emekli maaşı 20.000 ve 1.300 ekmek alabiliyor.
Oysa üç yıl önce –diyor ya, 'üç yıl öncesine göre azalıyorsanız'– üç yıl önce en düşük emekli maaşı 7.500 liraydı ve 1.500 ekmek alıyordu.
Üç yılda 200 ekmek kayıp.
Hele hele o sözü söylediği 2005 yılında en düşük emekli maaşı 640 lira; 2.100 ekmek alıyor. 2.100 ekmek alan maaştan 1.300 ekmeğe düşmüşüz. 'Üç yıl öncesine göre azsa beddua edin' diyor ya; 1.500'den 1.300'e, son üç yılda 200 ekmek kaybetmişiz.Buradan Erdoğan’a sesleniyorum: 'Daha az alırsam bana beddua edin' demişsin.
O kötü söz...
Beddua bize yakışmaz, beddua Niğde’ye yakışmaz, beddua emeklinin ağzına yakışmaz.
Ama dua ediyoruz, dua: 'Allah’ım sen bu emekliyi bu Erdoğan’ın yoksullaştırmasından, Erdoğan’ın iktidarından, AK Parti’nin kara düzeninden kurtar'.'Allah’ım sen bu asgari ücretliyi açlık sınırına mahkum eden AK Parti’nin kara düzeninden kurtar'. 'Allah’ım bunların olması için bu ülkeyi sağ salim bir erken seçim sandığına kavuştur ya Rabbim!'.Vallahi, ben Niğde’de sizi gördükçe, bu Niğde’deki bu tarihi günü gördükçe, Niğde’de bu meydana giremeyen bu binleri, on binleri gördükçe...
Bu meydana sığmayan Niğde’nin umudunu görüyorum, sevgisini görüyorum.""EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI 1,5 ASGARİ ÜCRET OLACAK"Bu TÜİK ne yaptı biliyor musunuz?
Aralık ayında iki şey yaptılar.
Bunlar aralıkta zam yapabilecekleri birçok şeye zam yapmayıp ocağı beklediler.
TÜİK de fiyat alırken aralıktaki fiyatı görmeyip kasıma yakın bir fiyat söyledi, enflasyon bir anda %1’lere geriledi.
Ne oldu?
Ocak ayı enflasyonu TÜİK’e göre bile %4,8.
Gerçekte %6,5-7 çıktı.
Ne oldu?
Emeklinin cebinden, memurun cebinden %5’lik farkı çaldılar.Şimdi bakın, aylık enflasyon %5’e yakın, %4,8.
Türkiye’nin bir aylık enflasyonu dünyadaki 100 ülkenin yıllık enflasyonundan fazla.
Aylık enflasyona numara çekerek emekliye ve memura %12 zam yaptılar; bu %12’nin yarısını ocak ayında geri aldılar.Bu yüzden Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında önce şunun sözünü veriyoruz, her yerde bilin; CHP iktidarında en düşük emekli maaşı önce bir asgari ücret, sonra 1,5 asgari ücret olacak.
Bunda inanmayacak, şaşacak, şaşıracak, tartışacak bir şey yoktur.
Niye?
Çünkü o beğenmedikleri, dalga geçtikleri, 'Yaşlısın deyip görevi bırak, ölünce mi bırakacaksın?' dedikleri rahmetli Ecevit’in, Mesut Yılmaz ve Sayın Bahçeli ile kurduğu 1999-2002 arası iktidarda en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti.
Bunu hiç ellemeseler, bugün bu meydanda en düşük emekli maaşı alanlar 20.000 lira değil, 42.000 lira alıyor olacaklardı.Hemen şurada kuyumcu var, hemen şurada.
Gidin o kuyumcuya sorun: Tayyip Bey geldiği gün çeyrek altın kaç para, sizin maaş kaç para?
En düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu; şimdi sizin 20.000 liranız 1,5 çeyrek altın alıyor.
Öyle böyle değil; emeklinin öfkesi boşuna değil. 8 çeyrek altından 1,5 çeyrek altına geriletmek öyle alım gücü kaybı falan değildir.
Türkiye’deki 16 milyon emeklinin geleceğini çalmaktır, huzurunu çalmaktır, ekmeğini, aşını çalmaktır!""ASGARİ ÜCRETİ TEMEL ÜCRET OLMAKTAN ÇIKARACAĞIZ""Asgari ücrette çeyrek altından iki çeyrek altına gerilediyse, bu Niğde'deki çalışan işçi kardeşime yapılmış büyük haksızlıktır.
Bunun için biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak geldiğimizde, asgari ücreti temel ücret olmaktan çıkarıp, yeniden ilk işe girildiğinde alınan, bir yıllık kıdemle birlikte hızla uzaklaşılan bir ücret haline getireceğiz.Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında emeklinin de, emekçinin de, çiftçinin de, doğal olarak bu bütün esnafın da yüzü gülecek.
Niğde'nin yüzü gülecek.
Bir tek şeyi bileceğiz, bir tek şeyi: Emekli kurtulmadan emekçi kurtulmaz.
Emekçi kurtulmadan çiftçi kurtulmaz.
Çiftçi kurtulmadan esnaf kurtulmaz.Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!"İMAMOĞLU'NUN MEKTUBU OKUNDU: "KENDİNİ MİLLETE ADAYANLAR İŞ BAŞINA GELECEK"CHP Niğde İl Başkanı Bünyamin Kıvrakdal, İmamoğlu'nun mektubunu okudu.
İmamoğlu'nun mektubu bu şekilde:"Güzel İzmir’in koca yürekli, güzel insanları; kıymetli hanımefendiler, saygıdeğer beyefendiler, sevgili gençler, gözbebeğimiz çocuklar...
Her birinizi saygıyla, sevgiyle, hasretle selamlıyorum, gönülden kucaklıyorum.Sizleri çok özledim.
Bugünlerde bir mektupla da olsa aranızda olmama vesile olan, hukuksuzluğumuzun kararlı ve azimli mücadelesini temsil eden İl Başkanımız Günaslan Kıvrakdala teşekkürlerimi sunuyorum.Hukukun ve demokrasinin hakim olması, adaletin yerini bulması için mücadele ediyor, ülkemizin geleceğine sahip çıkıyorsunuz.
Sizlere yürekten teşekkür ediyorum; sağ olun, var olun.
Hukuk ve demokrasi cumhuriyetimizin özüdür.
Ülkeyi yönetenler hukuktan ve demokrasiden uzaklaşırsa, cumhuriyetten ve milletten de uzaklaşırlar.Ülkemiz yıllardır hukuk ve demokrasiyi çiğneyen, milleti hiçe sayan bir iktidarın yol açtığı sorunlarla boğuşuyor.
İçinden çıkıp geldikleri aziz milletimizin iradesini yok sayarak, baskı altına alarak koltuklarını koruma uğruna çalışanlar ülkemize büyük kötülük ediyorlar.31 Mart 2019 yerel seçimlerinde İstanbul’u kaybettiklerinden bu yana milli iradeyi hedef alan saldırılar, kirli tertipler, karanlık girişimler peşindeler. 2019’da daha seçim gecesi başladılar kötülüklerine.
İlginç olarak seçim sonuçlarının televizyondan yayınlanmasını engellediler.
Siyasi tarihimizde hukuksuz, antidemokratik uygulamalar çoktur ama devlet kurumları eliyle seçim sonuçlarını vatandaştan gizlemek gibi bir rezilliğin eşi benzeri görülmemiştir.Rezillikler orada kalmadı; kendi ürettikleri yalanları, iftiraları bahane edip İstanbul seçimini iptal ettirdiler.
Aynı zarftan çıkan dört oydan sadece bir tanesinin, Ekrem İmamoğlu’na verilen oyun geçersiz olduğunu ilan ettiler.Anayasa Mahkemesi birkaç gün önce, 31 Mart 2019 gecesi seçim sonuçlarının vatandaştan gizlendiğinin haksız, hukuksuz bir iş olduğuna karar verdi.
Milletimiz aynı kararı çoktan vermiş, milli irade gaspçılarının cezasını sandıkta kesmişti.
Yine öyle olacak.
İktidarın halen yapmakta olduğu hukuk ve demokrasi dışı işlemlerin cezası yine sandıkta kesilecek.Bugün hala 2019 İstanbul seçimlerini siyasi kumpaslarla, manipülasyonla kazandığımız iftirasıyla bizi yargılamaya kalkıyorlar.
Bu acizliğinizle, bu zavallılığınızla siz ancak kendinizi kandırırsınız.
Milletimiz kime neden oy verdiğini, sandıkta kimi neden cezalandırdığını bilmiyor mu?Kaybetmeyi öğrenin, milletin iradesine saygı duymayı öğrenin.
Milletimiz kendi iradesine karşı yapılan haksızlıkları, zorbalıkları unutmaz, affetmez.
Millete sevgisini, saygısını kaybetmiş, milletin derdine gözünü kapatmış iktidarlar, geldikleri gibi giderler.
Bir avuç insandan başka kimseye faydası olmayan bu merhametsiz, vicdansız iktidar da gidecek.
Adaletli, liyakatli, icraatçı, halkçı bir yönetim iş başına gelecek.
Vakti dolanlar, pili bitenler gidecek; umut verenler, tuttuğunu koparanlar, kendini millete adayanlar iş başına gelecek.Seçim gecesi sandıklar açılınca herkes gerçekle yüzleşecek.
Göreceksiniz; milletimiz cumhuriyete, demokrasiye, hukukun üstünlüğüne öyle bir sahip çıkacak ki; milletimiz adalete, hürriyete öyle bir sahip çıkacak ki...
Türkiye bir daha asla bütün yetkilerin tek bir kişide toplandığı, muhalefetin yargı yoluyla bastırılıp yok edilmeye çalışıldığı baskıcı rejimlerden biri olmayacak.Türkiye bir daha asla zenginliğin bir avuç insana aktarıldığı; dertlerin ve zorlukların ise milletin sırtına yüklendiği insafsız rejimlerden biri olmayacak.
İktidar değişecek; milletçe huzura, refaha, mutluluğa hasretimiz bitecek.
Bu topraklarda artık sadece adalet ve hürriyet, bolluk ve bereket, birlik ve kardeşlik hüküm sürecek.Her şey çok güzel olacak!"Odatv.com