Haber Detayı

Türk medeniyetinin binlerce yıllık kaya resimleri keçeyle sanata dönüştü
Güncel haberler.com
06/02/2026 11:22 (2 saat önce)

Türk medeniyetinin binlerce yıllık kaya resimleri keçeyle sanata dönüştü

Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteklediği keçe sanatçısı Nur Sağlamer, Ön Türklerin kaya resimlerinden esinlenerek hazırladığı 'Aşina' adlı sergiyle Türk medeniyetinin tarihini keçe sanatı aracılığıyla sanatseverlerle buluşturuyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığının keçe sanatçısı Nur Sağlamer, Ön Türklerin kaya resimlerinden yola çıkarak Türk medeniyetinin binlerce yıllık tarihini keçe sanatıyla anlatmaya çalışıyor.İstanbul'daki kariyerini bırakarak 1999 yılında Antalya'nın Kumluca ilçesindeki dağ köyüne yerleşen ressam, yazar ve tasarımcı Sağlamer, "yarım kalmış hikayeler" adını verdiği özgün resim anlayışıyla doğal materyaller üzerinde çalışmalar yürütüyor.Doğadan ve mitolojiden ilham alan, tuval, taş ve ahşap üzerine eserler üreten UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Sağlamer, Orta Asya'dan bu yana göçebe kültürün önemli bir mirası olan ve bugün yok olmaya yüz tutan keçe sanatına da yoğunlaştı.Altay Dağları'ndan Anadolu'ya uzanan coğrafyada Ön Türklerin kayalara işlediği figürleri temel alan Sağlamer, 1,5 yıl süren çalışma sonunda Türk medeniyetinin tarihsel yolculuğunu keçe tablolarla anlatan bir koleksiyon hazırladı."Aşina" adını verdiği ve 20 eserden oluşan keçe resim sergisiyle yarın Antalya'daki Galeri T'de sanatseverlerle buluşacak olan Sağlamer, sergiyle hem keçe sanatını yaşatmayı hem de Türk medeniyetinin köklü geçmişine dikkati çekmeyi amaçlıyor."Keçeyi yaşatmamız lazım"Sağlamer, AA muhabirine, keçenin dünyadaki ilk tekstil ürünü, atkısı, çözgüsü olmayan Neolitik Çağ'dan beri aynı teknikle oluşturulan doğa dostu bir dokuma olduğunu söyledi.Doğaya zararı olmayan keçenin eskiden çadır, kilim, giysi, atların aksamları başta olmak üzere birçok yerde kullanıldığını anlatan Sağlamer, "Yalıtkan bir malzeme, binaların ısı yalıtımına da kullanılıyor.

Termos özelliği var.

Keçeyi yaşatmamız lazım.

Onun için emek veriyorum.

Keçeden tablo yapabilmek için önce resmin tasarımını çiziyorum, sonra yünü renklerine göre serip, sıcak sabunlu su verip, basınç uygulayarak tepme işlemini gerçekleştiriyorum.

Yünün keçeleşmesi saatler süren emek gerektiriyor." dedi.Keçeden tablolar aracılığıyla Ön Türk uygarlığını anlatmayı amaçladığını belirten Sağlamer, keçenin Güney Sibirya kökenli olduğuna dikkati çekti.

Sağlamer, ilk kaya resimleriyle keçenin doğduğu coğrafyanın aynı olmasının, bu sergide keçeyi özellikle tercih etmesinin temel nedeni olduğunu vurguladı.Kaya resimlerinin damga (tamga) damgaların da alfabenin öncüsü olduğunu söyleyen Sağlamer, Türklerin şu an kullanılmasa da kendine ait alfabesi olan entelektüel milletlerden biri olduğunu belirtti.Ön Türk uygarlığının büyük medeniyet olduğuna işaret eden Sağlamer, şunları kaydetti: "Eski çağ uygarlıkları anlatılırken yanlı tarih kitaplarında Çin, Mısır, Yunan, Hint, Mezopotamya medeniyetlerinden bahsedilir.

Hiç Türk medeniyetinden bahsedilmez.

Türk arkeolojisi yok denir.

Oysa kaya resimleri Türk arkeolojisidir.

Eğer bu resimler, anıtlar arkeolojiyi oluşturmuyorsa başka ne oluşturabilir? 10. kişisel sergimi açacağım.

Sergimde bunu vurgulamaya çalışıyorum.

Amacım, şehir şehir hatta yurt dışına bu eserleri taşıyarak, Türk uygarlığını keçe sanatıyla anlatmak.

Kendime bunu görev edindim."Sağlamer, doğanın kendisine ilham verdiğini dile getirerek, keçenin yanı sıra geleneksel sanatın birçok dalıyla ilgilendiğini, resim yapıp kitap yazdığını söyledi.

İlgili Sitenin Haberleri