Haber Detayı
Tülay Hatimoğulları: Depremzedeye Müşteri Muamelesi Yapıyorlar, Biten Konutların Anahtarını Teslim Ederke...
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, "Depremzedeye müşteri muamelesi yapıyorlar. Biten konutların anahtarını teslim ederken boş kağıda imza attırıyorlar. Burada konut alanınız varsa, o imzayı atan varsa bilir. Boş kağıda imza attı ve önümüzdeki günlerde devletin ne kadar borç çıkaracağını depremzede bilmiyor. Yüzlerce kez söyledik, depremzede müşteri değildir" dedi.
(ADIYAMAN) - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, "AFAD'ın içi boşaltılmamış olsaydı, Kızılay'ın çadırları, konserveleri, kurtarmada kullanacağı araç gereçler satılmamış, peşkeş çekilmemiş olsaydı; kurumlar liyakatli bir şekilde donatılmış ve çalışabilir olsaydı çok daha fazla insanı kurtarabilirdik." dedi.
Hatimoğulları, "Depremzedeye müşteri muamelesi yapıyorlar.
Biten konutların anahtarını teslim ederken boş kağıda imza attırıyorlar.
Burada konut alanınız varsa, o imzayı atan varsa bilir.
Boş kağıda imza attı ve önümüzdeki günlerde devletin ne kadar borç çıkaracağını depremzede bilmiyor.
Yüzlerce kez söyledik, depremzede müşteri değildir" dedi.DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümünde Adıyaman Barış, Emek ve Demokrasi Güçleri Platformu tarafından Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Adıyaman Şubesinde düzenlenen anma programına katıldı.
Hatimoğulları, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:"Bugün 6 Şubat depreminin yıl dönümü dolayısıyla buradayız.
Aradan üç yıl geçti.
Üç koca sene geçmiş olmasına rağmen sanki biz o anı hala yaşıyoruz. 6 Şubat'ı hiç kimse unutmayacak.
Hele o yıkıntıların altından insanların seslerini duyan bizler; akrabasını, kardeşini, dostunu, yurttaşını kaybeden bizler bu acıyı asla unutmayacağız, unutturmayacağız. 6 Şubat depreminde Hakk'a yürüyen bütün canları saygıyla anıyorum.
Devirleri daim olsun.
Bizlerin en büyük acısı, sadece bir doğal afet yaşamış olmamız değil.
Biz sıradan bir doğal afet yaşamadık. 6 Şubat depremi tamamen ihmalin, tamamen sorumsuzluğun ve iktidarın adeta ilk üç gün insanların ölümünü izlercesine davranmasının acısıdır.
Zorumuza giden, yüreğimizi yakan en önemli konulardan biri budur.
Çok kez söyledik: Deprem öldürmez, bina öldürür.
Kötü binalar öldürür.
Önlem alınmadı.
Bırakın önlem alınmasını; bizler o yıkıntıların altında can çekişenlere, 'Sesimi duyan var mı?' diye yükselen seslere şunu diyebildik: 'Evet, sesinizi duyuyoruz ama elimizden gelen destek ve kurtarma çalışmaları bu kadar.'" "Kepçeler yardıma gelseydi çok daha fazla insanı kurtarabilirdik" Ben depremin yaşandığı ilk günden itibaren Hatay'daydım.
Ben de Hatay Samandağlıyım.
Sizler gibi akrabalarımı, komşularımı kaybettim.
Bir cenaze torbası bulamadık.
Evimizin karşısındaki komşularımızı, evimizden çıkardığımız çarşaflarla kurtarabildiğimiz battaniyelere sarıp defnetmek zorunda kaldık.
Mezar kazmak için kepçe bulamadık.
Dışarıdan gelen gençlerin elleri yaralandı mezar kazarken.
Kepçe yoktu.
Ama birkaç hafta sonra beşli çetenin şirketlerine ihale verilince, yıkıntıları ortadan kaldırıp yerine yeni imarlar açılacağı zaman gözünüzün almayacağı kadar kepçe gördük.
Neden o kepçeler ilk gün yoktu?
Neden beşli çetenin kepçeleri seferber edilmedi?
Neden askerler ilk saniyeden itibaren seferber edilmedi, neden arama kurtarma çalışmalarına katkı vermediler?
İşte biz bunu her yerde sorgulamaya devam edeceğiz.
Çok insanı kurtarabilirdik.
Hepiniz bu depremin tanığısınız.
Elimizde hilti olsaydı, daha fazla kazma kürek olsaydı, kepçeler yardıma gelseydi çok daha fazla insanı kurtarabilirdik.
AFAD'ın içi boşaltılmamış olsaydı, Kızılay'ın çadırları, konserveleri, kurtarmada kullanacağı araç gereçler satılmamış, peşkeş çekilmemiş olsaydı; kurumlar liyakatli bir şekilde donatılmış ve çalışabilir olsaydı çok daha fazla insanı kurtarabilirdik. "Alevi bölgelerine üvey evlat muamelesi yaptılar" Hiç unutmuyorum; depremin ilk gecesi sabaha karşı saat dörtte Samandağ'da arama kurtarma çalışmalarına gelen gönüllülerle birlikte çalışıyorduk.
Günlerce çalıştım.
Bir grup vardı ve karşıdan 'Bizim komşumuzun sesi geliyor, kurtarın beni' diye bağırıyordu.
Dışarıda oğlu feryat figan, bizi görünce adeta ilk yardımı bulmuşçasına bize sarıldı ve 'Benim ailemi kurtarın' dedi.
On beş kişilik AFAD ekibinin üzerinde sadece AFAD önlüğü vardı.
Ellerinde bir tane kürek dahi yoktu.
İşte bu iktidarın kurumların içini nasıl boşalttığını biz bu depremde ne yazık ki acı acı deneyimledik. ve hala depremin acıları sarılmış değil.
Bazı bölgelere belki biraz daha destek gelmiş olabilir ama inanın, en fazla desteği alan bölge bile toparlanabilmiş değil.
Zaten Alevi bölgelerine üvey evlat muamelesi yaptılar.
Yardımları ve destekleri mezhebe, inanca, siyasi akrabalıklara ve ideolojik yakınlıklara göre gönderdiler.
Bunun canlı tanıkları bizleriz.
Mesela Hatay hala yıkıntılar içinde.
Doğru düzgün teslim edilmiş bir ev dahi yok. 200 bine yakın insan hala konteynerlarda yaşıyor.
Burada Adıyaman'da 40 bini aşkın insan hala konteynerlarda yaşıyor ve insanlar hayatlarını 21 metrekareye sığdırmak zorunda kaldı.
Okullar doğru düzgün çalışmadı.
Hastaneler hala birçok deprem bölgesinde yok.
İnsanlar tedavi için Adana'ya, Ankara'ya gitmek zorunda kalıyor. ve çıkıp diyorlar ki 'Biz deprem yaralarını sardık.' Külliyen yalan.
Hiçbir yarayı sarmadılar.Depremzedeye müşteri muamelesi yapıyorlar.
Biten konutların anahtarını teslim ederken boş kağıda imza attırıyorlar.
Burada konut alanınız varsa, o imzayı atan varsa bilir.
Boş kağıda imza attı ve önümüzdeki günlerde devletin ne kadar borç çıkaracağını depremzede bilmiyor.
Yüzlerce kez söyledik: Depremzede müşteri değildir.
Bizler yıllardır deprem vergisi ödüyoruz ama bu vergileri havaalanları için kullandılar, garantili yandaş şirketlere peşkeş çekilen yollar için harcadılar.
Oysa yaptığımız hesaplamaya göre bugüne kadar toplanan deprem vergileriyle 100 metrekarelik 1 milyon konut yapılabilirdi.
O 1 milyon konutu yurttaşın vergisiyle yapıp depremzedeye ücretsiz vermek devletin boynunun borcudur.
Ama devlet şimdi 2 milyona mal ettiği evi depremzedeye 5 milyona satıyor, 3 milyon kar etmeyi planlıyor.
Ticaret yapıyorlar.
Oysa biz vergimizi niye ödüyoruz?
Can güvenliğimiz için, barınma hakkımız için, sağlık hakkımız için, eğitim hakkımız için.
Bakın, birkaç hafta önce mücbir sebep uzatılsın diye Muhasebeciler Odası muhalefet partileriyle görüştü.
Bizlerle de görüştüler.
Bunun sözünü verdiler.
İktidarla da görüştük. 'Bari mücbir sebebi uzatın, yurttaşın vergi borcunu biraz erteleyin' dedik.
Bunu dahi yapmadılar.
Söz verdikleri halde yapmadılar. "Toplumsal dayanışma bizi ayakta tuttu" İşte acımasızlık budur değerli arkadaşlar.
İşte vicdansızlık budur.
Depremde yitirdiğimiz canlarımız kadar ciğerimizi, yüreğimizi yakan da bu adaletsizliktir, bu haksızlıktır, göz göre göre ölüme terk edilmemizdir.
Fakat değerli canlar, bir konuda çok şanslıyız.
Toplum olarak olağanüstü bir dayanışma içindeydik.
İktidar, devlet bize sahip çıkmadı ama biz birbirimize sahip çıktık.
İlk bisküviyi, ilk suyu Alevi kurumları gönderdi deprem bölgelerine.
Avrupa'daki Alevi canlarımızın ve Türkiye'deki Alevi canlarımızın örgütlenmesiyle, Pir Sultan Abdal Derneği'nin ve birçok kurumun ev sahipliğiyle büyük bir dayanışma örüldü.
Sizlerin huzurunda, hem Türkiye'deki hem Avrupa'daki Alevi kurumlarımıza bu büyük dayanışma ve yanımızda olma duyguları için sonsuz teşekkür ediyorum.Türkiye'nin hiç tanımadığımız kentlerinden, dil, din, ırk ayrımı yapmaksızın birbirimize el uzattık.
Toplumsal dayanışma bizi ayakta tuttu, bize moral verdi, bizi bugüne getirdi.
Bu depremde dayanışmanın toplum için ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gördük.
Şu bilinmelidir ki değerli canlar; bizler bu depremi ve kayıplarımızı asla unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız.
Yeni acılar yaşanmasın diye, yeni yıkımlar olmasın diye unutturmayacağız.
Sürekli yüksek sesle haykıracağız.
Bilim insanlarının uyarılarına göre İstanbul'u bekleyen büyük deprem başta olmak üzere, Türkiye'nin dört bir yanındaki olası felaketlerin önüne geçmek için susmayacağız, örgütleneceğiz, dayanışacağız.
Ben bir kez daha bu organizasyonu düzenleyen Adıyaman Barış, Emek ve Demokrasi Güçleri Platformu'na çok teşekkür ediyorum.
Unutmayacağız, unutturmayacağız.
Dayanışmayla yaşayacağız, dayanışmayla yaşatacağız." Abdurrahman Tutdere: Biz bu umutla, bu dayanışmayla burayı yeniden ayağa kaldıracağız Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, şöyle konuştu:"Adıyaman şu anda umutla, dayanışmayla yolculuğuna ve hikayesine devam ediyor.
Biz de burada, daha önce milletvekiliyken, deprem sırasında milletvekiliydim; hep beraberdik bu sokaklarda.
O acıyı birlikte yaşadık.
Kendi çıplak ellerimizle canlarımızı enkaz altından kurtarmaya çalıştık.
Cesetlerini çıkarmaya çalıştık, toprağın bağrına teslim ettik.
Ondan sonra sizlerin desteği ve tercihiyle bugün belediye başkanı olarak yıkılmış bir kentin yeniden inşa sürecinde birlikte çalışıyoruz.
Elbette büyük güçlüklerle, büyük zorluklarla karşılaşıyoruz ama umudumuz ve dayanışmamız diri.
Biz bu umutla, bu dayanışmayla burayı yeniden ayağa kaldıracağız.
Adıyaman'da şu anda ciddi bir altyapı çalışması ve ciddi bir yeniden inşa süreci var.
Yerinde dönüşümde ve şehrin fiziki koşullarının düzeltilmesinde epey bir yol aldık.
İnşallah hemşehrilerimizin desteğiyle, kurumlarımızın güçlü iş birliğiyle, yerel yönetim olarak bizim çalışmalarımızla kısa süre içerisinde, sorunların büyük bir kısmını çözmüş olacağız."Tabii ki yaptığımız çalışmalar sadece kalanların, yani bizlerin fiziki şartlarını düzeltmek, yaşamını biraz daha rahatlığa kavuşturmak içindir.
Hepimiz inanıyoruz ki gidenleri geri getiremeyeceğiz ama onların mirasını, hatıralarını asla unutturmayacağız.
Bu kapsamda bugün Adıyaman Deprem Şehitliği'nin temelini attık.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin iş birliği ve desteğiyle Adıyaman'daki deprem şehitliğimizi kısa süre içerisinde inşa edip depremde yitirdiğimiz hemşehrilerimizin hatıralarını, bize bıraktıkları o güzel mirası sonsuza kadar yaşatacağız ve onları ölümsüzleştireceğiz.
Bu çalışmalarla ve şehrin diğer fiziki çalışmalarıyla sizlerle birlikte dayanışma içinde kalarak Adıyaman'ı yeniden kardeşliğin, barışın merkezi haline getireceğiz ve yaşamı yeniden inşa edeceğiz.
Ben bir kez daha 6 Şubat'ta yitirdiğimiz bütün canlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum.
Mekanları cennet olsun.
Depremde yaralanan, tedavisi devam eden hemşehrilerimiz var; onlara da acil şifalar diliyorum." Çiğdem Kılıçgün Uçar: Depreme yönelik önlem politikaları geliştirilmedi Demokratik Bölgeler Partisi Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, ise şunları söyledi:"Yaşadığımız ülke bir deprem ülkesi.
Bütün iktidarlar bunu deneyimledi.
Ama depremi gündemine alan, depreme uygun politikalarla bu ülkede yaşayan halkın yaşam hakkını koruyabilen bir politika açığa çıkmadı, çıkamadı.
Bakın, iktidar depremin sorumluluğunu almadı ama daha kötü bir şey yaptı: İnsanların yaşam ve barınma hakkının sağlanmasını kendisine oy vermesine bağladı. 'Merkezi hükümet benim, yaparsam ben yaparım' dedi.
İnsanları oyla oyaladı.
Üzerinden üç yıl geçti.
İnsanlar ne acılarını unutabildi ne de hala barınabileceği sağlıklı bir konutu, eğitim görebileceği sağlıklı bir okulu, sağlık hizmeti alabileceği korunaklı bir sağlık merkezi olan bir deprem bölgesiyle karşı karşıyayız.
Bugün Adıyaman'dayız ama 11 il bunu deneyimledi ve ne yazık ki Türkiye'de daha birçok il bu deprem riskiyle karşı karşıya."