Haber Detayı

Avrupa’da Çin ve Hindistan kıskacına “tercihli” çözüm
Ekonomi ekonomim.com
06/02/2026 00:00 (1 saat önce)

Avrupa’da Çin ve Hindistan kıskacına “tercihli” çözüm

Avrupa pazarında Çin ve Hindistan baskısı giderek artarken, Türk tekstil sektörü rotayı tercihli ticaret anlaşmalarına çeviriyor. İTHİB Başkanı Ahmet Öksüz, “Çin ve Hindistan Avrupa’ya çok agresif yükleniyor. Bu tablo karşısında ABD ile STA artık stratejik bir zorunluluk” dedi.

YENER KARADENİZ / PARİS Avrupa pazarında Çin ve Hindistan’ın giderek artan baskısı, dünyanın en önemli üretici ve ihracatçıları arasında yer alan Türk tekstil sektörünü yeni ve tercihli ticaret arayışlarına yöneltiyor.

ABD ile Çin arasında süren tarife savaşlarının Avrupa’ya yansımaları ve Hindistan ile AB’nin imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşması (STA), rekabeti daha da sertleştirirken, sektör temsilcileri çözümü Serbest Ticaret Anlaşmaları’nda görüyor.

Ana pazar Avrupa Paris’te düzenlenen dünyanın en önemli tekstil fuarları arasında yer alan Premiere Vision Fuarı kapsamında İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkan Yardımcısı ve gelecek dönem başkan adayı Ahmet Şişman ile sektöre yönelik değerlendirmelerde bulunan İTHİB Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Öksüz, Türk tekstil sektörünün küresel ölçekte ihracat yapabilme kapasitesine sahip olduğunu vurgulayarak, sektörün ana pazarının Avrupa olduğuna dikkat çekti.

Son dönemde Avrupa pazarında ABD ile Çin arasında süren tarife savaşlarının etkilerinin hissedilmeye başlandığını belirten Öksüz, bu durumun sınırlı da olsa kayıplara yol açtığını söyledi.

Toplam tekstil ihracatının yaklaşık yüzde 50’sinin Avrupa ülkelerine yapıldığını hatırlatan Öksüz, “Özellikle Çin Avrupa konusunda son derece agresif bir politika izliyor.

ABD pazarında yüksek vergiler nedeniyle kaybettikleri alanı Avrupa’da telafi etmeye çalışıyorlar.

Hindistan da benzer bir stratejiyle hareket ediyor.

Her iki ülke de Avrupa pazarına ciddi şekilde odaklanmış durumda” dedi.

STA'lar Türkiye için risk Hindistan’ın Avrupa Birliği ile imzaladığı STA’ya dikkat çeken Öksüz, bu gelişmenin Türkiye açısından önemli riskler barındırdığını ifade etti. 2027 yılında yürürlüğe girmesi beklenen anlaşmayla birlikte Türkiye’nin Gümrük Birliği’nden kaynaklanan avantajlarının büyük ölçüde zayıflayacağını dile getiren Öksüz, bu tablo karşısında ABD ile yapılacak bir STA’nın stratejik öneminin arttığını söyledi. “Avrupa’da kaybedilecek pazarın ABD ile dengelenmesi mümkün.

Bu nedenle ABD ile STA sürecini hızlandırmamız gerekiyor” diyen Öksüz, iki ülke arasındaki ticaretin görece dengeli olduğunu ancak ABD lehine bir tablo bulunduğunu kaydetti.

Tekstil sektörünün bu süreçte Türkiye’nin elindeki en güçlü enstrümanlardan biri olduğunu vurgulayan Öksüz, ABD ile olası bir anlaşma için ciddi çalışmalar yürütüldüğünü belirtti.

Türkiye’nin ABD’nin toplam tekstil ithalatından yalnızca yüzde 3 pay aldığına işaret eden Öksüz, bu oranın yetersiz olduğunu söyledi. “İkili ticaret anlaşması imzalanması halinde iki yıl gibi kısa bir sürede bu payı yüzde 5 seviyesine çıkarabiliriz.

Bu da ABD pazarındaki konumumuzu güçlendirir” dedi.

Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre Türkiye, geçen yıl ABD’ye 792 milyon dolarlık tekstil ve hammaddeleri ihracatı gerçekleştirdi.

Yapılacak bir STA ile birlikte, bu rakamın iki yıl içinde yaklaşık 528 milyon dolarlık artışla 1 milyar 320 milyon dolara ulaşabileceği hesaplanıyor.

Teknik tekstilde yüksek potansiyel Türkiye’nin tekstil ve hazır giyimde 26 milyar dolarlık ihracata imza attığının altını çizen Ahmet Öksüz, “Türkiye olarak tüm Kuzey Afrika ülkelerinin, Balkan ülkelerinin, Suriye’nin, Irak’ın ve İran’ın dahil olduğu yakın coğrafyadaki 31 ülkenin toplam ihracatından daha fazla ihracat gerçekleştiriyoruz.

Bu anlamda çok güçlü bir değere sahip olduğumuzu unutmamalıyız.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin bu anlamda önünün açık olduğunu söyleyen Ahmet Öksüz, “Avrupa’da tekstil ve hazır giyim üretim değeri 170 milyar Euro civarında.

Avrupa tekstil üretiminde geleneksel üretimin payı çok fazla değil.

Onlar daha çok teknik tekstil tarafında üretim gerçekleştiriyor.

Türkiye’nin de teknik tekstil tarafında gelişmesi gereken alanlar var.

Çünkü burada çok büyük bir potansiyel var ve bu alanda Avrupa ile iş birliğimizi geliştirebiliriz.” ifadelerini kullandı. 90’lı yıllarda Premier Vision’a alınmayan Türk firmalarının payı yüzde 30’a dayandı Türkiye tekstil sektörü, üretim ve ihracat gücü ile son yıllarda fuar ve organizasyonlarda da söz sahibi ülke konumuna yükseldi.

Bu organizasyonlardan biri de her yıl Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen Premiere Vision Fuarı… Bu yıl fuara 127 Türk kumaş firması katıldı.

Toplam firma sayısı içinde Türk firmalarının payı yüzde 29,5 olurken, Türkiye katılımcı firma sayısı bakımından Çin’in ardından ikinci sırada yer aldı. 90’lı yıllarda Türkiye’nin fuara alınmadığını hatırlatan İTHİB Başkanı Ahmet Öksüz, “Aradan geçen sürede bırakın alınmamayı fuar takviminde belirleyici ülke konumuna yükseldik.

Bu fuar, dünya çapında köklü olmasının yanı sıra, birçok uluslararası alıcıyı ağırlayan köklü bir etkinlik.

Avrupa’daki diğer fuarlardan farklı olarak, bu fuara dünyanın farklı bölgelerinden de ziyaretçiler geliyor.

Türk firmaları da fuarın en önemli katılımcı ülkelerinin başında yer alıyor.

Türk firmaları fuarda en fazla katılım gösteren ikinci ülke konumuna geldi.

Türk firmalarının yaptığı işlerin dünya çapında önemli bir yeri var ve her markada Türk müteşebbisinin, Türk kumaşının imzası var” dedi.

Çin’in AB’deki payı iki yılda 2,7 puan arttı Türkiye tekstil sektörü, AB’nin en büyük ikinci, dünyanın ise 5. büyük üretici ve ihracatçısı konumunda yer alıyor.

Dünya ihracatından yüzde 3,4 pay alan sektör katma değerli ihracatta ise yine dünya sıralamasında ilk 3’te bulunuyor.

Ancak yüksek maliyetler nedeni ile rekabetçiliği negatif etkilenen Türkiye, en büyük pazarı olan AB’de güç kaybediyor.

Çin, tarifeler nedeni ile ABD’ye yapamadığı ihracatın çok büyük bir kısmını AB’ye rekabetçi fiyatlar ile yapmaya başladı.

Son verilere göre Çin, son 2 yılda AB’deki payını yüzde 34’ten yüzde 36,7’ye çıkardı.

Bu, miktar bazında yüzde 15, değer bazında ise yüzde 6,4 artışa tekabül ediyor.

İlgili Sitenin Haberleri