Haber Detayı
‘Marx’ın Kapitalleri Üzerine’ yazısına katkı
Metanın iki yönlü niteliğini, değerin öz, büyüklük ve biçimini, paranın genel eşdeğer ve ideal biçim halini almasını vb. anlamak için Hegel’in mantık kitabını aşmak zorundayız. Bu yapılmadan Kapital asla anlaşılamaz.
Cafer GÜLER Alp Altınörs’ün 21 Ocak’ta Artı Gerçek sitesinde yayınlanan ‘Marx’ın Kapitalleri Üzerine’ adlı yazısına eleştirel bir katkı sunmaya çalışacağız.
Öncelikle tutsak olmasına rağmen Altınörs’ün, sınıf mücadelesi için harcadığı emeği saygıyla, mücadelesini ve çabasını dostlukla selamlıyoruz.
Altınörs bahsi geçen yazıyı yazma amacının, Marx’ın Kapital’ine olan ilginin artmasıyla birlikte oluşan, Kapital’in hangi sıra ve nasıl bir yöntemle okunması gerektiğine dair sorulara cevap vermek olduğunu söyler.
Özellikle üniversite gençliğinde görülen bu ilginin, işçi sınıfında da oluştuğunu düşünmek yanlış olmayacaktır.
Elbette işçilerde Kapital üzerine bir tartışma ortamı pek görünmeyebilir.
Bunun sebebini işçilerin ilgisizliğine bağlamak hem işçi sınıfına hem de işçi sınıfına yazılan bir yapıta haksızlık olur.
Bizce işçilerin ilgisizliği olarak görünen, sınıfın öznesi olan yapıların teorik ve politik yetersizliğidir.
Bu ilgiye karşılık Kapital’in anlaşılması için geçmişte ve günümüzde çalışmalar yapanlar tarafından, Kapital’in ve Marx’ın yönteminin oldukça kaba, biçimsel, mekanik ve niceliksel bir akılla sunulduğunu, diyalektik yöntemden oldukça uzak anlatımların yapıldığını görmekteyiz.
İlginin artmaya devam edeceği ve sınıf mücadelesinin daha da yükseleceği zamanlarda sığ anlatımlara maruz kalmak oldukça vahim sonuçlara yol açacaktır.
Benzer şekilde, Kapital’i bölüm bölüm üşenmeden ele alarak anlaşılır kılmaya çalışan akıllarda da sıkıntı görmekteyiz.
Sanki Marx Kapital’i işçilerin anlayabileceği bir formda yazmamış da, ancak bu çalışmalar okunursa gökte çakan şimşek gibi anlaşılır olabilecekmiş gibi bir yanılgı görülmektedir.
Altınörs’ün yazısına yapmaya çalıştığımız bu katkı, işçilerin sınıf mücadelesindeki tüm fedakarlıklarının boşa gitmemesi için, sınıfı Kapital’i anlayabilecek kapasitede görmeyen bu tür akıllara mecbur olmadıklarını göstermek için de zorunludur.
Ayrıca ütopik sosyalistler gibi salt direnme, dostluk, cesaret gibi duygularla yetinmeyip sistemi bilimsel olarak ortaya koyan Marx’ın yöntemine hakim olarak mücadeleyi örgütlemek için de gereklidir.
Kapital’e ilgi her zaman olmuştur ama günümüzde ilginin arttığı da açıktır.
Birçok politik yapı ve üniversite gruplarında Kapital ve diyalektik yöntem üzerine çalışmaların artması bize, Marksist yöntemin bilimsel olarak anlaşılmasının gerekliliğini de göstermektir.
Umarız ki bu çalışmalar Ricardo’nun değer teorisini, Hegel’in idealist diyalektiğini ve Ütopik Sosyalistlerin duygusallığını aşar. * Ricardo’nun aklı, Altınörs’ün de değindiği meta ve para bölümü ile değer kuramı konularında günümüz sosyalist aklının ne yazık ki ötesindedir.
Ricardo’yu, içi boş uzun konuşmalarla Kapital’i anlattıklarını sananlarla karşılaştırdığınızda farkı açıkça görmekteyiz.
Marx Ricardo’yu değerin özünü görüp, değerin biçimini ele almamakla eleştirir.
Biz kısaca ifade edelim, değer kuramı özü emek, büyüklüğü zaman ve biçimi de para ile ifade edilen nesnel bir yasadır.
Kapital’deki “20 yarda keten bezi=1ceket” denklemi, değer yasasının “biçimini” anlatır.
Yaygın düşünce sadece eşit emek zamanda üretilen iki metanın içerdiği emeğe odaklanır.
Bu ise değerin “öz”üne tekabül eder.
Sadece bu nicel eşitliği söylemek, eksik ve yanlış olarak değer yasasını değerin özüne indirger.
Böylelikle de “değer biçimi” incelenmediği için, değer kuramı da anlaşılmaz kalır.
Devamında Marx, “para-ceket”i bu denklemde değerin “ideal biçimi” olarak tanımlar.
Burada da Hegel’in diyalektiği ve Marx’ın materyalizmi ile “ideal” açıklanmalıdır. “İdeal”, akla ait, soyut ve en rasyonel olanı ifade eden olarak görülemez, tersine “ideal” toplumsal ve tarihsel bir ifadedir.
Yine kısaca değinirsek “ideal”, değer denklemindeki bir metanın öz-biçim çelişik ilişkisini yani emek zamanını ve bu emek zamanı ifade eden para-ceket eşdeğerinin birlikteliğini ifade eder.
Yani insanın maddi ve düşünsel üretiminin sonucu ve biçimi olarak karşımıza çıkar.
Şimdi Kapital’e olan tüm bu ilginin ve bu ilgiye karşı yapılan çabaların bilimsel bir zeminde yapılmasına katkı için Altınörs’ün eksik bıraktığı şeye değinelim.
Altınörs haklı bir çıkışla Kapital’e ve diyalektik yönteme yönelik artan ilgiyi desteklemek için bir okuma listesi önerir.
Bu listeyi önermesindeki belirleyici etkenin haklı bir şekilde Kapital’in tek başına anlaşılmasının zorluğu olduğunu söyler ve şöyle der: “Genellikle Kapital’in ilk cildini okumaya başlayanlar, meta-para üzerine olan ilk bölümde tıkanıyor, ilerlemekte zorlanıyorlar.
Bunun sebebi, Marx’ın meta-para ilişkilerini ‘Ekonomi - Politiğin Eleştirisine Katkı’ da ele almış olmasıdır – Kapital’de ise bu konuyu yalnızca özet geçmiştir.” Bundan dolayı ‘Ekonomi - Politiğin Eleştirisine Katkı’nın Kapital’den önce okunmasını önerir.
Sonrasında da 3 cilt Kapital’leri ve Artı-Değer Teorilerini de içerecek listeyi bizlere sunar.
Hemen şunu ifade etmeliyiz, EPEK’de özet geçilen “değer-biçimi” bölümü kapitalde oldukça geniş ele alınmıştır.
Ama buna rağmen Kapital anlatılarında da gördüğümüz gibi, bu bölüm yeterince tartışılmadan Kapital üzerine laf kalabalığı yapılmaktadır.
Yani sorun herhangi bir metinde konunun tam veya özet geçilmesi değildir.
Keşke böyle olsaydı o zaman çözüm de basit olurdu.
Altınörs de “Tüm bu ciltleri bir Marx sabrı ile not alarak, demlendirerek okumadan Marx’ın politik ekonomi eleştirisine tam manada vakıf olmak mümkün değildir” diyerek işin o kadar basit ve çabasız olamayacağını belirtir.
Önemli bir şey de biz eklemek isteriz, Kapital’i ve diyalektik tarihsel materyalizmi anlamak için Marx’ın yapıtlarında kullandığı kavramların içeriğine sahip olmalıyız.
Metanın iki yönlü niteliğini, değerin öz, büyüklük ve biçimini, paranın genel eşdeğer ve ideal biçim halini almasını vb. anlamak için Hegel’in mantık kitabını aşmak zorundayız.
Bu yapılmadan Kapital asla anlaşılamaz.
Mantık’ı anlamadan Kapital’i anladığını düşünenler ancak niceliksel ve biçimsel bir çıkarımda bulunabilirler.
Altınörs açıkça görünen sorunu dile getirmiştir ve Kapital’in ilk 150 sayfası anlaşılmadığı için okunmadan yarıda bırakıldığına değinmektedir.
Çözüm önerisi ise bizce eksiktir.
Altınörs önerdiği ilk listeye “bu noktada, daha da başlangıç düzeyinde, bir nevi Kapital’e hazırlık okuması olması için öneri isteyenler de oluyor” diyerek Felsefenin Sefaleti ve Alman İdeolojisi gibi metinlerin olduğu bir ek liste daha önerir.
Bu listenin Marx’ın yöntemine hakim olmayanlar için Kapital öncesi başlangıç olarak sunulmasını sorunlu görüyoruz.
Çünkü bu metinlerde Marx’ın daha sonra geliştireceği ve netleşeceği bazı kavram ve konular vardır.
Yeni başlayanların içinde yaşadığımız dönemin aklının düşünsel körlüğünden arınmadan, Hegel’in çetin dış kabuğunu kırmadan bu metinleri diyalektik olarak anlaması nerdeyse imkansızdır.
Kapital’in değer bölümünden ne yazık ki ancak Ricardo’nun değer kuramını çıkarabilen ‘sosyalist’ düşünsel bir zeminde olduğumuz düşünüldüğünde, bu ikinci liste Altınörs’ün kaygısı dışında hatalı çıkarımlara yol açacaktır.
Her iki listedeki metinlerin anlaşılmamasının sebebi, tamamen Hegel’i içeren ve aşan bir düşünsel yöntemle yazılmış olmalarıdır.
Temel eserlerde kullanılan yönteme sahip olmalıyız.
Ve bunun için de Hegel’i anlamak zorundayız.
Bunun ne kadar güç bir görev olduğunu bilmekteyiz.
Onun için bizde bir liste önerelim.
Ve bu liste Marx’ın kapitalist üretim tarzını anlatırken Kapital’de kullandığı yöntemin anlaşılmasına yardımcı olsun.
Bu sıralı bir liste değildir.
Eğer sorun Kapital’de kullanılan Hegel’in aşılmış yöntemi ise, Lenin’nin “Felsefe Defterleri”ndeki mantık ve diyalektik bölümlerine bakılmalıdır.
Evald Vasilyeviç İlyenkov’un “Diyalektik Mantık” kitabı diyalektik tartışmasına nasıl yaklaşılması gerektiğini bize göstererek, Diyalektik’e genel bir bakış sunar.
Isaak Illıch Rubin’in “Marx’ın Emek Değer Teorisi” kitabı, Altınörs’ün de belirttiği gibi, Kapital’i, salt ekonomik incelemenin yapıldığı bir eser algısından kurtarır.
Rubin özellikle meta, para ve değer üzerine olan bölümlere yöntemsel yaklaşarak Kapital’in anlaşılmasını kolaylaştırır.
Gotha programındaki değer ve para üzerine bölümler de değer kuramında yanlışın nerede yapıldığının ipuçlarını gösterir.
Ama hemen belirtelim kafanızdaki niceliksel düşünsellikten arınıp okursanız.
Yoksa bu metinlerin hepsi basit bir ekonomik inceleme eserleri olarak kalır.
Ve elbette Altınörs’ün her iki listesini de kapsayan temel eserlerin tümünü söylemeye gerek yok.
Bitirirken Kapital’i ve Marx’ın yöntemini anlamak için, zorlu ve sabırlı bir çalışma yapılmadan temel eserlerin hangi sırayla okunursa okunsun istenilen sonuca varılamayacağını net olarak söylemeliyiz.
Çabamız temel eserlerin yazıldığı yönteme yönelik olmalıdır.
Yoksa en ‘doğru’ kitap listesiyle de başlasak bu metinler anlaşılmaz kalacaktır.
Hatta daha kötüsü, niceliksel, mekanik ve biçimsel olarak yani kısaca yanlış anlaşılacaktır.