Haber Detayı

Yıkımın ahlâki kılıfı: Özgürlük yanılgısı
Soner yalçın odatv.com
05/02/2026 05:55 (2 saat önce)

Yıkımın ahlâki kılıfı: Özgürlük yanılgısı

Soner Yalçın yazdı...

Konuyu bir yere bağlayacağım ama bazı bilgiler yazmama izin veriniz:Özgürlük gibi deforme edilen kavram az.Bir kavram hem yüceltilip hem de bu kadar içeriği boşaltılarak kullanılabilir mi?

Özellikle de ekonomi tarihinde özgürlük “sihirli anlama” dönüştürüldü.

Bir çırpıda aklıma gelenleri sıralayayım:-John Stuart Mill’in 1859’da yazdığı “Özgürlük Üzerine”...-Friedrich Hayek’in 1960’ta yazdığı “Özgürlüğün Anayasası”...-Milton Friedman’ın 1962’de yazdığı “Kapitalizm ve Özgürlük”...Keza:Gerek Amartya Sen’in 1999’da yazdığı “Kalkınma Bir Özgürlüktür” ve gerekse Josephe E.

Stiglitz’in 2025’te yayınladığı “Özgürlük Yolu” eseri, yukarıdaki Mill, Hayek ve Friedman’a karşı tezler içeren kitaplardı…Farklılıkları şuydu:Birinci gruptakiler özgürlüğü sadece “engel yokluğuna” indirgedi: “Devlet karışmıyorsa özgürsün!”Gençliğe adımımızı atarken “bizim mahalle”de okuduğumuz ilk kitap; Leo Huberman’ın “Sosyalizmin Alfabesi” oldu.

Özü şuydu: Özgürlük, “yapabilirsin” denmesi değil, gerçekten yapabilecek durumda olmandır.

Özgürlük hak değil, insanın yaşadığı maddi koşulların sonucuydu.

Yoksul, işsiz, evsiz biri kağıt üstünde özgür olsa bile gerçek hayatta özgür değildi…Nereye gelmek istiyorum: İRAN VE SURİYE’NİN ÖZGÜRLÜĞÜİran örneğinde olduğu gibi gündemde yine “özgürlük” kavramı var.Gerçeği biliyoruz: “Biz oraya demokrasi, insan hakları, özgürlük getireceğiz” diyenlerin dilindeki “özgürlük”; stratejik, ekonomik, jeopolitik çıkarlarını örten parlak bir maske…“Özgürlük”, tek taraflı güç kullanımıyla sağlanmaz; olsa olsa itaat üretimine katkı sunar…Zira Suriye örneğin… Türkiye’de bu ülkeye “özgürlük” geldiğini ileri sürenler var.

Amartya Sen’e göre bu negatif özgürlüktür.

Eğer piyasa açlık, dışlanma, güvencesizlik üretiyorsa, özgürlüğe hizmet etmiyordur.Özgürlük, “yapmana izin var mı” değil, “yapabilecek durumda mısın” sorusudur.

Amartya Sen diyor ki; özgürlük otomatik olarak doğmaz; çoğu zaman güçlü olanın özgürlüğü genişler.

Bu yüzden eğitim, sağlık, yoksullukla mücadele özgürlüğün altyapısıdır.“Suriye’de özgürlük var mı” sorusuna, şu sorularla yanıt bulabilirsiniz:-İnsanların geliri var mı? -Gıdaya erişimi var mı? -Sağlık, eğitim çalışıyor mu? -Yarın hakkında öngörüleri var mı?

Vs.İnsanlar özgürlüğü ekonomik temelden kopuk düşündükleri için, Trump’ın İran’a müdahale isteğini ya da Suriye’de yaşananları “özgürlük getirme” diye okuyabiliyor!

Heyhat!

Özgürlük zihinlerde hâlâ, yasakların kalkması, rejimin devrilmesi ve devletin çekilmesi olarak kodlu; açlık, işsizlik, yoksulluk, kurumsal çöküş ise özgürlük meselesi sayılmıyor!İran’a ya da Suriye’ye müdahale, insanların yaşama ve seçme kapasitesini artırmıyorsa (iş, gelir, güvenlik, gelecek), felsefi ve iktisadi anlamda özgürlük değil; yalnızca başka bir zor düzene geçiştir…Toparlarsam:HALK NİYE “OKUYAMIYOR”Gerek gazetelerde, gerek tv’lerde ve gerekse günlük sohbetlerde “ekonomik okuma” yapılmadan savunulan özgürlük, çoğu zaman yıkımın ahlâki kılıfına hizmet ediyor!Peki halk, neden “ekonomi okuması” yapmıyor/yapamıyor?Çünkü gündelik hayat, özgürlüğü soyut değil, basit sloganlar üzerinden öğretiyor.

Mesela politikacılar, özgürlüğü gelir, istihdam ya da güvenlik üzerinden tarif etmiyor.

Salt “seçim var mı”, “yasak kalktı mı” gibi soruları öne çıkarıyor; “insanlar yaşayabiliyor mu” sorusu çoğu zaman geri planda kalıyor.Ayrıca, özellikle medyada ekonomi; teknik ve karmaşık bir alan gibi sunuluyor, özgürlük ise duygusal-ahlâki alan olarak sınırlanıyor.

Bu iki alan bilinçli olarak ayrılarak insanlar, özgürlüğü hisseder ama ölçmez hale getiriliyor.

Oysa ekonomi, özgürlüğün zemini.

Zemin yoksa bina ayakta durmaz.

Ve lakin çoğu insan binaya bakıp, zemini sorgulamıyor…“Ekonomik okumamanın” bir başka nedeni ise, “liberal özgürlük” anlatısı/anlayışı hegemonya oldu. “Özgür birey” fikri öğretildi ama bu bireyin hangi maddi koşullarda yaşadığı ve nasıl yaşayacağı öğretilmedi.

Özgürlük, bireysel bir özellik gibi anlatılıp, toplumsal sonucu gizlendi… Bu yüzden insanlar, kendi yoksulluğunu bile “kişisel başarısızlık” gibi algılıyor.

Ekonomik yapıyı sorgulamıyor.

Gündelik hayatta ekonomiyi “kader” gibi algılıyor!

İşsizliği doğal kabul ediyor, yoksulluğu kaçınılmaz sanıyor...Sadece siyasi baskıyı anormal görüyor ve bu yüzden siyasi değişimi özgürlük gibi algılıyor, ekonomik değişimi tali sayıp ilgilenmiyor…Oysa insan hayatını belirleyen en güçlü unsur ekonomi.Özgürlük, ekonomiden bağımsız düşünülemez.

İnsanların yaşayamadığı, plan yapamadığı, yarını göremediği bir yerdeözgürlük sadece bir kelimedir…Soner YalçınOdatv.com

İlgili Sitenin Haberleri