Haber Detayı

Devlet sahadayken onlar yalan peşindeydi! İşte 6 Şubat depreminde en çok öne çıkan 10 yalan ve gerçekler
Güncel takvim.com.tr
04/02/2026 19:02 (2 saat önce)

Devlet sahadayken onlar yalan peşindeydi! İşte 6 Şubat depreminde en çok öne çıkan 10 yalan ve gerçekler

6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremler, büyük yıkım ve can kayıplarının yanı sıra dijital mecralarda yayılan yoğun dezenformasyonla da hafızalara kazındı. Afetin ilk günlerinden itibaren yüzlerce yalan ve yanıltıcı iddia kamuoyunda panik ve güvensizlik oluşturmaya çalışırken, Dezenformasyonla Mücadele Merkezi tarafından yaklaşık 200 iddia somut verilerle çürütüldü. Süreç, afet yönetiminde doğru bilginin hayati rolünü bir kez daha gözler önüne serdi. İşte deprem sürecinde en çok öne çıkan 10 yalan ve satır satır gerçekler...

Türkiye, 6 Şubat 2023 sabahı karanlık bir güne uyandı.

Kahramanmaraş merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki çifte deprem, 11 ilimizi yerle bir ederken 44 binden fazla canımızı kopardı.

Henüz bu büyük yıkımın tozu dumanı dağılmamışken, 20 Şubat'ta Hatay merkezli 6,4 ve 5,8'lik sarsıntılarla acımız bir kez daha katlandı.

Devlet, tüm kurumlarıyla seferber olup milletiyle omuz omuza yaraları sarmaya çalışırken; acıdan beslenen, felaketi fırsata çevirmek isteyen 'kirli odaklar' yine sahneye çıktı.

KİRLİ ODAKLAR SAHNEYE ÇIKTI 6 Şubat 2023'te meydana gelen ve Türkiye'yi derinden sarsan Kahramanmaraş merkezli depremler, yol açtığı büyük yıkım ve can kayıplarının yanı sıra dijital mecralarda hızla yayılan dezenformasyonla da gündeme geldi.

Afetin ilk saatlerinden itibaren başta sosyal medya olmak üzere çeşitli iletişim kanallarında dolaşıma sokulan yalan ve yanıltıcı içerikler, kriz yönetimini zorlaştıran ve toplumsal dayanıklılığı hedef alan önemli bir sorun alanı olarak öne çıktı.

Doğal afetlerin, bilgiye olan ihtiyacın en üst düzeye çıktığı olağanüstü dönemler olduğuna dikkat çekilirken, arama-kurtarma ve yardım faaliyetlerinin eş zamanlı yürütüldüğü bu süreçlerde doğru bilgiye hızlı erişimin hayati önem taşıdığı vurgulandı.

Yanlış ve çarpıtılmış bilgilerin yalnızca bireylerin algılarını değil, sahadaki çalışmaları da doğrudan etkilediği belirtildi.

Dijital platformların hız, etkileşim ve görünürlük odaklı yapısının, doğruluğu teyit edilmemiş içeriklerin kısa sürede geniş kitlelere ulaşmasına zemin hazırladığı ifade edildi.

YANLIŞ BİLGİ DAHA HIZLI YAYILDI Özellikle afet dönemlerinde ortaya çıkan ve 'infodemi' olarak tanımlanan yoğun bilgi akışının, bilgi kirliliğini derinleştirdiği kaydedildi.

Kullanıcıların karşılaştıkları içerikleri sorgulamadan paylaşmasının bu süreci beslediği belirtilirken, araştırmaların yanlış bilginin doğru bilgiye kıyasla daha hızlı yayıldığını ve daha geniş kitlelere ulaştığını ortaya koyduğu aktarıldı.

Bu süreçte yalnızca anonim sosyal medya hesaplarının değil, kamuoyunda görünürlüğü bulunan bazı aktörlerin de doğrulanmamış bilgileri paylaşmasının, dezenformasyonun meşrulaşmasına ve normalleşmesine yol açtığına dikkat çekildi.

Yanlış olduğu bilinen ya da doğruluğu teyit edilmemiş içeriklerin ideolojik tutumlar veya etkileşim kaygısıyla dolaşıma sokulmasının, dezenformasyonun gönüllü taşıyıcılarını artırdığı belirtildi. 200 DEZENFORMASYON DMM TARAFINDAN ÇÜRÜTÜLDÜ Deprem sonrasında üretilen yalan haberler incelendiğinde, bu içeriklerin büyük bölümünün belirli temalar etrafında organize edildiği görüldü.

İletişim Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), afet süreci boyunca yayımladığı bültenlerle söz konusu faaliyetleri sistematik biçimde ortaya koydu.

Bu kapsamda, depremin ardından yalnızca ilk haftalarda yüzü aşkın yalan haber tespit edilirken, süreç genelinde yaklaşık 200 dezenformasyon iddiası somut veriler ve resmİ bilgilerle çürütüldü.

Yetkililerin değerlendirmelerine göre, söz konusu dezenformasyon içeriklerinin temel hedefleri arasında vatandaşların korku ve endişelerini istismar etmek, afetin gerçek boyutuna ilişkin doğru bilgiye erişimi engellemek, devlete ve resmî kurumlara yönelik güvensizlik oluşturmak ve toplumda kaos algısını artırmak yer aldı.

Yanlış bilgiler aracılığıyla arama-kurtarma ve yardım faaliyetlerinin yetersiz olduğu yönünde algı oluşturulmaya çalışıldığı belirtildi.

Dezenformasyon kampanyalarının önemli bir bölümünde, sahada aktif görev üstlenen kamu kurumlarının hedef alındığı kaydedildi.

Bu kurumların afet yönetiminde yetersiz kaldığı ya da bazı faaliyetleri kasıtlı olarak engellediği yönündeki iddiaların geniş kitlelere ulaştırılmaya çalışıldığı, ancak bu iddiaların sahadaki uygulamalar ve resmi kayıtlarla örtüşmediği ifade edildi.

Bu tür yalan içerikler, yalnızca bilgi kirliliği yaratmakla kalmamakta; aynı zamanda yardım süreçlerine olan güveni sarsarak, vatandaşların doğru yönlendirilmesini de zorlaştırıyor.

Afet dönemlerinde güven duygusunun zedelenmesi, kriz yönetiminin etkinliğini doğrudan etkileyen kritik bir risk unsurudur.

DUYGUSAL MANİPÜLASYON DEVREYE SOKULDU Deprem sürecinde dolaşıma sokulan dezenformasyonun bir diğer boyutunun, duygusal manipülasyona dayalı içerikler olduğu belirtildi.

Özellikle çocuklar, engelliler ve kadınlar üzerinden kurgulanan yalan haberlerin, toplumda yoğun öfke ve endişe duygusu oluşturmayı hedeflediği ifade edildi.

Söz konusu içeriklerin, afetin yarattığı travmatik ortamdan beslenerek bireylerin sağduyulu değerlendirme yapmasını zorlaştırdığı, bu durumun tepkisel ve kutuplaştırıcı tutumların güçlenmesine yol açtığı kaydedildi.

Bazı siyasi ve ideolojik söylemlerle birleşen dezenformasyon faaliyetlerinin toplumsal fay hatlarını derinleştirmeyi amaçladığını vurgulanırken bu tür içeriklerin, afet dönemlerinde ihtiyaç duyulan birlik ve dayanışma ortamını zayıflattığı değerlendirmesi yapıldı.

Öte yandan 6 Şubat depremleri süreci, dezenformasyonla mücadelenin afet yönetiminin ayrılmaz bir parçası olduğunu ortaya koydu.

İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin (DMM) hızlı ve sistematik müdahalelerinin, yanlış bilgilerin etkisini sınırlandırmada önemli rol oynadığı değerlendirildi.

Ancak dezenformasyonla mücadelenin yalnızca kurumsal çabalarla sınırlı kalmadığı ve Dijital mecralarda her bir kullanıcının paylaştığı bilginin doğruluğundan sorumlu olduğu vurgulanırken, özellikle afet gibi olağanüstü dönemlerde kaynağı belirsiz iddialara temkinli yaklaşılması ve resmi açıklamaların esas alınmasının kritik öneme sahip olduğu belirtildi.

Değerlendirmelere göre, yanlış bilgilerin dolaşımına katkı sunulmaması, kriz dönemlerinde sağlıklı bilgi akışının sürdürülebilmesi açısından temel bir gereklilik olarak öne çıkıyor.

Sonuç olarak, 6 Şubat depremleri sırasında dijital mecralarda yayılan yüzlerce dezenformasyon örneği, bilgi güvenliğinin toplumsal dayanıklılığın temel unsurlarından biri haline geldiğini gösterdi.

Yaklaşık 200 yalan bilginin somut verilerle çürütülmesi, dezenformasyonla mücadelenin ne denli kritik olduğunu ortaya koyarken, gelecekte yaşanabilecek afet ve krizlerde bu mücadelenin daha da merkezi bir rol üstleneceği ifade edildi.

DEPREM SÜRECİNDE EN ÇOK ÖNE ÇIKAN 10 YALAN VE 10 GERÇEK 1- HATAY'DA BARAJ PATLADI İDDİASI Hatay'da sokakları hareketlendiren ve yardım çalışmalarına zarar veren bu dezenformasyon hızlı bir şekilde yalanlandı.

Dönemin Tarım ve Orman Bakanı sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada 'Hatay'da Yarseli Barajı'nın patladığı yönündeki iddialar asılsızdır.

Deprem bölgesindeki baraj ve göletlerimiz anlık olarak takip edilmektedir.' dedi.

Asılsız iddiaya bir yalanlama da İletişim Başkanlığı'ndan geldi.

Açıklamada 'bu iddia afet bölgesindeki afetzedeleri paniğe sevk etmeye yönelik manipülasyondur' ifadelerine yer verildi. 2- DEPREM BÖLGESİNDE İNSANLAR CENAZELERİNİ TOPRAĞA VEREMİYOR, SAVCILAR MESAİ BİTTİ DİYE İŞLEM YAPMIYOR İDDİASI Sosyal medyada deprem bölgelerinde görevlendirilen savcıların mesailerinin bittiği gerekçesiyle işlem yapmadığı iddia edildi.

Ancak yapılan basın açıklamasında söz konusu iddianın gerçeklik payı olmadığı belirtildi. 10 ilde yaşanan deprem felaketinin ardından bu illerde görev yapan savcılara ek olarak Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından adli işlemlerin yapılabilmesi için deprem bölgesindeki illere 304 ilave savcı görevlendirildiği bildirildi.

Aynı zamanda, Sağlık Bakanlığı'na bağlı bölgede görev yapan hekimlere ilave olarak deprem bölgesinde görevlendirilen hekimlerinin de ölü muayene işlemleri yapmakta olduğu ayrıca Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurum Başkanlığı tarafından da deprem bölgesindeki ölü muayene işlemleri için 258 ilave Adli Tıp Uzmanı ve Teknikeri görevlendirildiği bilgisi verildi.

Bununla birlikte, 10 Şubat Cuma günü Diyarbakır İl Afet Acil Durum Müdürlüğü'nde açıklamalarda bulunan dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 126 savcının daha bölgede yetkilendirildiğini belirtmişti. 3- TÜRKİYE'DEKİ DEPREM SIRASINDA NÜKLEER SANTRAL PATLADI İDDİASI Lübnan Beyrut limanındaki bir patlama görüntüsüyle servis edilen iddia asılsız çıktı, Türkiye'deki nükleer tesisler henüz faal durumda bile değildi.

Herhangi bir patlama da yoktu.

Videonun 04.08.2020'de Lübnan'daki Beyrut Limanı'nda meydana gelen patlamaya ait olduğu anlaşıldı. 4- KAPILAR AÇILDI SURİYE'DEN YÜZ BİNLERCE YENİ SIĞINMACI GETİRİLİYOR İDDİASI Mevcutta açık olan sınır kapılarından ülkemize geçişler tamamen Türkiye'nin kontrolündeydi ve herhangi bir sığınmacı akını söz konusu değildi.

Türkiye'de 10 ili etkileyen deprem felaketi, Suriye'yi de etkilemiştir.

Türkiye, insani bir görev olarak Suriye'ye gidecek uluslararası yardımları desteklemekte ve geçişleri kolaylaştırmaktadır.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin, Hatay Cilvegözü ve Bab-el Hava sınır kapılarıyla ilgili, 'BM'nin insani yardımları için kullanılabilir' kararı bulunmaktadır.

Bu kapı, uluslararası geçişlere açık Suriye sınır kapısıdır.

Sınır kapısının Suriye tarafındaki yollar, deprem nedeniyle tahrip olmuştur.

Türkiye, BM'ye, Kilis'te açık olan iki sınır kapısını kullanabileceğini bildirmiştir.

Bu iki kapı, özellikle terörden temizlenen bölgelere ulaşmak için kullanılmaktadır.

Bu kapılar yeni açılmamıştır ve geçişler tek taraflıdır.

Kapılardan Türkiye tarafına geçiş, tamamen Türkiye'nin kontrolündedir. 5- ASKER DEPREMİN ARDINDAN SOKAKTA YOKTU, ASKERE ÇIK EMRİ GEÇ VERİLDİ İDDİASI Askeri kayıtlardan ve arama kurtarma faaliyetlerinden de görüldüğü üzere TSK, depremin ilk yaşandığı andan itibaren depremzede vatandaşların yardımına koştu. 6 Şubat 04.17'de gerçekleşen depremin hemen ardından MSB, 04.30'da Genelkurmay Başkanlığı, Kara, Hava ve Deniz Kuvvetlerinden rapor isteyerek, TSK İnsani Yardım Tugayına 'hazır ol' emri vermiştir. 06.00 itibariyle de 2.

Ordu Komutanlığı birlikleri deprem bölgesinde arama kurtarma çalışmalarına başlamıştır. 6- HATAY'DA MEYDANA GELEN DEPREMİN ARDINDAN 112 ACİL ÇÖKTÜ İDDİASI Bazı sosyal medya hesaplarından paylaşılan, '112 Acil, Hatay'da deprem anında çöktü ve 04.17'den saat 9'a kadar neredeyse kimse 112'ye ulaşamadı' iddiası DMM tarafından yalanlandı.

Hatay 112 Acil Çağrı Merkezi personeli, deprem anından saat 10.00'a kadar olan zaman diliminde toplam bin 891 adet acil çağrı karşılamış, kuyrukta kapanan bin 702 adet acil çağrıya da geri dönüş yapmış ve ilgili kurumlara ihbarları iletildi.

Acil çağrı yoğunluğunun artışı sebebiyle saat 10.00'dan sonra sırasıyla Samsun, Ordu ve İstanbul 112 Acil Çağrı Merkezlerinden de destek alınmış, acil çağrıların karşılanamadığı ve ulaşılamaz olunan herhangi bir zaman dilimi yaşanmadı. 7- HATAY'DA ATM'LER YAĞMALANIYOR İDDİASI Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Hatay'ın Antakya ilçesinde ATM'lerin yağmalandığı iddia edildi.

Bazı sosyal medya hesapları ve haber kanalları Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası Antakya'daki bazı bankalara ait ATM'lerin yağmalandığını ileri sürdü.

Hatay Valiliği'ndsen yapılan açıklamada, sosyal medyada yer alan iddiaların gerçeği yansıtmadığı ATM'lerin bir kısmının depremde hasar gördüğünü, bir kısmının ise banka görevlileri tarafından açılarak içinin boşaltıldığını bildirdi.

Valilik, ATM'lerin yağmalandığına ilişkin her hangi bir müracaatın da kendilerine gelmediğini söyledi. 8- DEPREM BÖLGESİNDE İNSANSIZ HAVA ARAÇLARIMIZ KULLANILMADI İDDİASI Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından pek çok iddianın sosyal medyada ve ana akım medyada gündeme getirildiği görüldü.

Bunlardan biri de bir televizyon programında, 'deprem bölgesinde yerli insansız hava (İHA) araçlarının kullanılmadığı, bunun yerine İsrailli bir şirketin araçlarının kullanıldığı' iddiasıydı.

Programdaki gazeteci deprem olduktan sonra 'Deprem bölgesinin üzerine bir İHA çıkarılsaydı, şehirlerde fotoğraflansaydı...' ifadelerini kullanırken bir başka gazeteci ise bunun 'İsrailli bir şirkete yaptırıldığını' iddia etti.

Televizyon programında başlayan bu iddiaların sonrasında sosyal medyada da hızlı yayılmaya başlandığı görüldü.

BAYKAR Medya İlişkileri Direktörü İlker Akgüngör'ün iddialara kendi Twitter hesabından yanıt verdiği görüldü.

Akgüngör, TSK ve İçişleri Bakanlığı envanterinde yerli İHA'ların depremin ardından hemen hasar tespiti, arama kurtarma ve koordinasyon için havada olduğunu açıkladı.

Akgüngör konuyla ilgili paylaştığı bilgi twitlerine, depremin ilk günü zorlu hava şartları ve riske rağmen Bayraktar Akıncı'nın tek başına uçtuğunu, 9 akıncı, 3'ü hızlı haritalama podu entegre edilmiş 29 Bayraktar TB2'nin de görev uçuşlarını sürdürdüğünü söyleyerek devam etti.

Akgüngör, TUSAŞ tarafından üretilen ANKA ve Aksungur İHA'larının da görev uçuşlarını yaptıklarını söylerken, Aksungur İHA'larının mobil baz istasyonu olarak da hizmet verdiğini belirtti.

Akgüngör, İsrail'den veya başka bir ülkeden haritalama hizmeti alınmadığını da aktardı. 9- KAHRAMANMARAŞ'TA SALGIN HASTALIK BAŞLADI, ŞEHRİN TAHLİYE EDİLMESİ GEREKİYOR İDDİASI Kahramanmaraş ya da depremden etkilenen herhangi bir ilimizde salgın hastalık söz konusu olmadı.

DMM, tahliye edilmesi gereken hiçbir ilimiz de bulunmadığını Afet bölgesinde, halk sağlığı için tüm tedbirlerin alındığını duyurdu. 10- AVUSTURYALI ARAMA KURTARMA EKİBİ ENKAZ ALTINDAKİ BİR ÇOCUĞU KURTARACAKLARI ESNADA BİR TÜRK EKİBİ GELİP GÖREVİ DURDURDU İDDİASI Görüntülerde, Avusturya Ordusu Afet Yardım Biriminden (AFDRU) gelen ekibin Grup Komutanı, nasıl çalıştıklarını anlatmaktadır.

Görüntülerdeki şahıs, enkaz altında yetişkinlerin ve bir bebeğin yerinin tespit edildiğini, onlarla yeniden temas kurmaya çalıştıklarını ve çalışmaların devam ettiğini bildirmektedir.

Bütün bu operasyonun amacının, enkaz altından mümkün olduğunca fazla sayıda insanı canlı çıkarmak olduğunu ifade etmektedir.

AFDRU ekibinin Grup Komutanının konuşmaları, kasıtlı bir şekilde yanlış tercüme edilerek manipülasyon amaçlı servis edilmiştir.

İlgili Sitenin Haberleri