Haber Detayı

AKP'li vekilden TBMM komisyonunda ilginç tepki
Gündem nefes.com.tr
04/02/2026 18:35 (1 saat önce)

AKP'li vekilden TBMM komisyonunda ilginç tepki

Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu'nda sunum yapan Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı’na AKP'li Ümmügülşen Öztürk ilginç bir tepki gösterdi. Komisyonda soğuk rüzgarlar estiren Öztürk, davetli olarak sunum yapan Vakfın Başkanı Selmin Cansu Demir'e "Siz hangi profesyonellikle bu çalışmaları yapıyorsunuz? Burası muz devleti değil, kusura bakmayın. Gerekirse Adalet Bakanlığı'na suç duyurusunda bulunacağım. Kim olduklarını zaten gördüm, LGBTİ dernekleri de desteklemiş" dedi.

TBMM'de Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu'nda Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği ile Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı'nın temsilcileri sunum yaptı.

Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği üyesi ve Ankara Üniversitesi Tıp Çocuk ve Ergen Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof.

Dr.

Didem Behice Öztop, sunumunda şu ifadelere yer verdi:"Çocuklarda suça giden gelişim yollarına bakıldığında çoklu faktörlerin rolü var.

Bir çocuğu değerlendirirken bu şekilde ele almak, ailesel ve çevresel risk faktörlerini de değerlendirmek gerekiyor.

Farklı sosyo ekonomik düzeyde farklı suçlar karşımıza çıkıyor.

Okul bağı ve devamsızlık da oldukça önemli.

Devamsızlık doğrudan suç davranışıyla ilişkili.

Devamsızlık arttıkça ve birden fazla risk faktörü varsa adli sisteme dahil olma olasılığı artıyor.

Çocukların ve ergenlerin beyin sistemleri farklı çalışıyor.

Ergenlikteki en önemli problemlerden birisi ödül sistemine artan duyarlılık.

Ödüllere karşı artmış duyarlılık riskli dürtüleri bastırmada yetersiz kontrole yol açıyor.

Ergenlik yaşının bu nedenle 24-25 yaşlara kadar uzadığını görüyoruz.""Ceza sorumluluk yaşını düşürmek suçu önler mi?" sorusuna yanıt veren Öztop, "Nörobiyolojik olarak çok da etkisi olmadığını görüyoruz.

Suç işlemede 15-19 yaş psikiyatrik artışın da arttığı bir dönem.

Suçun okul çıkışında işleniyor olması, okul günlerinde de akşamüstü olmasını değerlendirdiğimizde yalnız geçirilen zaman suç davranışını arttırıyor.

Düşük sosyo ekonomik düzeyde bu süre daha fazla artış gösteriyor" dedi.Araştırmalara 1990'larda "yakın arkadaşım yok" diyen çocuk oranının yüzde 7 iken şimdilerde yüzde 20'lere çıktığını belirten Öztop, "Koruyucu faktörler; ailenin sıcaklığı, toplumsal, sosyal denetim, akran ilişkileri.

Önce koruyucu zemin oluşturmak gerekiyor.

Suç davranışını engellemek suç gerçekleştikten sonra rehabilite etmekten çok daha ekonomik olarak da çok daha uygun.

Suça sürüklenmiş çocuklarda ise yöntem cezalandırıcı değil, rehabilite edici ve gelişim olmalı" ifadelerine yer verdi."ÇOCUĞUN EN TEMEL HAKKI OLAN AİLEYLE GÖRÜŞME HAKKINI SAĞLAYAMIYORUZ"Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği'nden Prof Dr.

Selma Tural Hesapçıoğlu, çocuk ve ergen psikiyatrisine getirilen çocukların özelliklerine ilişkin çalışmalarından örnekler vererek, 54 olgu üzerinde yapılan çalışmada sadece birinin kız, geri kalanın ise erkek çocuklar olduğunu belirtti.

Olguların yaş ortalamasının 15 olduğunu belirten Hesapçıoğlu, yüzde 35'inde yakın çevresinde suça karışmış en az bir kişi bulunduğunu, sadece 2'sinin ise yabancı uyruklu olduğunu belirtti.

Çocukların birçoğunda dikkat eksikliği, hiperaktivite bozlukluğu da dahil olmak üzere psikilyatrik tanı aldıklarını söyleyen Hesapçıoğlu, bu durumun okul başarısını etkilediğini, dolayısıyla suç ile ilişkinin arttığını belirtti.

Hesapçıoğlu, "Bunlara sahip her çocuk suça sürüklenmiyor ancak nasıl yönetildiği önemli bir hale geliyor" dedi.Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Selmin Cansu Demir ise katı ve cezalandırıcı sistemlerin çocuk adaleti için uygun olmadığını belirterek, "Adli süreçlerde çocuklar çocukluklarını yaşamaydıklarını ve devletle ilişkilerinin bozulduğunu belirtiyorlar.

Bu durumda da çocukların yasaya uyma motivasyonu uzun vadede düşüyor" dedi.Demir, 3 bin 245 tutuklu, bin 176 hükümlü çocuk bulunduğunu bildirerek, "4 bin 421 mahpus çocuğun 202'si kız çocuk. 435 hükümlü çocuk Eğitimevi'nde kalıyor. 3 bin 986 çocuk kapalı kurumlarda kalıyor.

Bu çocukların 513'ü yetişkinlere özgü kurumlardaki ünitelerde tutuluyor" dedi.

Demir, çocuklar için infaz kurumları ve eğitimevlerinin yalnızca belli illerde olduğunu belirterek, bu durumun da sıkıntılara yol açtığını söyledi.

Demir, "Çocuğun en temel hakkı olan aileyle görüşme hakkını sağlayamıyoruz" dedi. "SİZİN KAFANIZDA DEMEK Kİ LGBTİ VAR BU YÜZDEN TEPKİNİZ"Suça sürüklenen ya da adalet sistemiyle temas etmiş çocukların yeniden topluma kazandırılması için psikososyal destek, eğitim ve savunuculuk çalışmaları yürüten Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı'na tepki gösteren AKP İstanbul Milletvekili Ümmügülşen Öztürk ise, "Siz hangi profesyonellikle bu çalışmaları yapıyorsunuz?

Ben de vakıf başkanıyım, çocuk doktoruyum.

Sokaktaki çocukları toplayıp da hadi size araştırma yapayım diyemem.

Burası muz devleti değil, kusura bakmayın.

Bu izinleri kimden aldığınızı ve neye göre yaptığınızı belgesiyle istiyorum, gerekirse Adalet Bakanlığı'na suç duyursunda bulunacağım.

Öyle her önüne gelen çocuklara araştırma yapamaz.

Kim olduklarını zaten gördüm, LGBTİ dernekleri de desteklemiş" ifadelerini kullandı.

CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez ise, "Asıl sizin bu vakfı duymamanız ilginç.

Sizin kafanızda demek ki LGBTİ var, bu yüzden tepkiniz.

Komisyona çağırdığınız bir misafire böyle mi davranılır?" diyerek Öztürk'e tepki gösterdi.

Milletvekillerinin sorularına yanıt veren Selmin Cansu Demir, "Çocuklarla çalışan herkes denetlenmeli, ben size gerekli bütün belgeleri iletirim.

Adalet Bakanlığı ile çok fazla işbirliği ve sempozyumumuz var.

Bizim çocuk güvenliğine ilişkin davranış kodları ve taahhütlerimiz var.

Kişisel olarak hiç algılamak istemem ama ben de bir bilim insanıyım, kullandığım ifadeler de uluslararası ifadeler.

Yaptığım araştırma da bir doktora tezi, dolayısıyla bir etik kurulu da var" şeklinde yanıt verdi. "ÇOCUĞA YANLIŞ OLDUĞUNU SÖYLEMİYORSAK BU DA BİR ÇOCUK HAKKI İHLALİ"Demir, milletvekillerinin çocukların işlediği ağır suçlara ilişkin sorularına, "Ağır ve ciddi suç işleyen çocuklar ilk kez suç işlemiyor.

Adli sisteme dahil olan, alarm olan davranışlar var.

Bunu erkenden yakalamak gerekiyor.

Çocuk bunu tepkisizlik olarak algılamamalı.

Çocuğa yanlış olduğunu söylemiyorsak bu da bir çocuk hakkı ihlali.

Çocuk adil bir yargılama sonucunda yaptığı şeyin yanlış olduğunu anlamalı.

Araştırmalar ağır suçlarda cezaların fazlalığının caydırıcı olmadığını söylüyor" dedi.

İlgili Sitenin Haberleri