Haber Detayı
Geç kalma farkına var! 4 Şubat Dünya Kanser Günü anlam ve önemi
4 Şubat Dünya Kanser Günü, 2026 yılında da kansere karşı küresel mücadelenin önemini bir kez daha gündeme taşıyor. “Eşsiz Olanla Birleşmiş” temasıyla her hastanın farklı ihtiyaçlarına dikkat çekilen bu özel günde, erken teşhisin, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının ve tedaviye eşit erişimin hayat kurtarıcı rolü vurgulanıyor.
Economic Times'ta yer alana göre kanser, dünya genelinde en fazla can kaybına yol açan hastalıklar arasında üst sıralardaki yerini koruyor.
Uzmanlar, hastalığın erken evrede saptanması halinde pek çok vakanın önüne geçilebileceğini ya da etkili tedavi yöntemleriyle kontrol altına alınabileceğini vurguluyor. 4 ŞUBAT DÜNYA KANSER GÜNÜ'NÜN AMACI -Erken tarama programları ve zamanında teşhisin önemine dikkat çekmek. -Sağlıklı ve dengeli yaşam alışkanlıklarını yaygınlaştırarak kanser riskini azaltmak. -Herkes için adil, etkili ve erişilebilir tedavi olanaklarını güçlendirmek. 2026 DÜNYA KANSER GÜNÜ: BU YILIN TEMASI NEYİ ANLATIYOR? -Economic Times'ta yer alana göre, 2026 Dünya Kanser Günü'nün resmi teması 'Eşsizlikle Birleşmiş' olarak belirlendi.
Bu tema, 2025-2027 yıllarını kapsayan üç yıllık küresel farkındalık kampanyasının temel mesajını yansıtıyor.
Kanserle mücadelede her bireyin deneyimi farklıdır ancak herkes nitelikli, adil ve şefkatli bakımı hak eder.
KANSER HAKKINDA BİLMESİ GEREKENLER -Kanser, vücuttaki hücrelerin kontrol mekanizmasını kaybederek anormal biçimde çoğalması ve zamanla çevre dokulara ya da uzak organlara yayılmasıyla ortaya çıkan ciddi bir hastalık olarak tanımlanıyor. -Yaş, cinsiyet ya da yaşam geçmişi fark etmeksizin herkesi etkileyebilen kanser, günümüzde küresel ölçekte önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. -En sık görülen kanser türleri arasında meme, akciğer, rahim ağzı, prostat ve kan kanserleri yer alırken uzmanlar erken teşhis ve düzenli taramaların hastalığın seyri üzerinde belirleyici rol oynadığını vurguluyor.
KANSERLE MÜCADELEDE KÜRESEL TABLO -Kanser, dünya genelinde giderek artan bir halk sağlığı sorunu olmayı sürdürüyor.
Yaşlanan nüfus, sağlıksız yaşam alışkanlıkları, enfeksiyonlar ve çevresel etkenler kanser vakalarının artmasında önemli rol oynarken bireyler, aileler ve sağlık sistemleri hem psikososyal hem de ekonomik açıdan ağır bir yükle karşı karşıya kalıyor. -Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde kanserin önlenmesi, erken teşhisi ve tedavisine erişimde ciddi eşitsizlikler yaşanıyor. 2050 İÇİN ÇARPICI ÖNGÖRÜ -Dünya Sağlık Örgütü, 2022 yılında dünya genelinde yaklaşık 20 milyon yeni kanser vakası ve 9,7 milyon kansere bağlı ölüm bildirildi. -Bu ölümlerin yaklaşık yüzde 70'i düşük ve orta gelirli ülkelerde gerçekleşti.
Projeksiyonlar, 2050 yılına kadar yeni kanser vakalarında yaklaşık yüzde 87'lik bir artış öngörüyor. -Uzmanlara göre çevresel ve davranışsal risklerin azaltılması ve enfeksiyonların önlenmesiyle kanser ölümlerinin yüzde 30-50'si engellenebilir.
Erken teşhis, etkili tarama programları ve zamanında tedavi hayatta kalma oranlarını önemli ölçüde artırıyor. -Dünya Sağlık Örgütü, kanseri bulaşıcı olmayan hastalıklarla mücadelede öncelikli alanlardan biri olarak ele alıyor ve 2030 yılına kadar erken ölümleri azaltmayı hedefliyor.
Bu kapsamda küresel ve bölgesel girişimler, özellikle dezavantajlı ülkelerde kanser kayıt sistemlerinin güçlendirilmesi, tarama programlarının yaygınlaştırılması, tedavi ve palyatif bakım hizmetlerinin geliştirilmesine odaklanıyor. -Sri Lanka örneğinde olduğu gibi bazı ülkelerde kanser vakaları hızla artarken, DSÖ ve uluslararası ortaklar ulusal kanser kontrol programlarını desteklemek, sağlık altyapısını güçlendirmek, erken teşhis ve tedaviye erişimi artırmak için iş birliği yürütüyor.
Tüm bu çabaların ortak hedefi, kanser yükünü azaltmak, yaşam kalitesini yükseltmek ve sağlık hizmetlerinde eşitliği sağlamak olarak öne çıkıyor.
TÜRKİYE'DE KANSER GÖRÜLME SIKLIĞI -Türkiye Kanser İstatistikleri Raporu'na göre, bir yıl içinde yaklaşık 223 bin kişiye kanser tanısı konuldu.
Veriler, kanserin erkeklerde kadınlara kıyasla daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor. -Erkeklerde kanser görülme sıklığı yüz binde 264,9 olarak kaydedilirken, kadınlarda bu oran yüz binde 193,4 seviyesinde bulunuyor.
Ayrıca her iki cinsiyette de kanser görülme oranının yaşın ilerlemesiyle birlikte belirgin şekilde arttığına dikkat çekiliyor.
KANSERDE ÖNLENEBİLİR RİSK FAKTÖRLERİ -Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü (UICC) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) gibi kanser alanında öncü ve güvenilir kuruluşlar, kanser gelişimini azaltmak amacıyla bireyleri bazı risk faktörlerinden uzak durmaları konusunda uyarmaktadır. -Bu risk faktörleri arasında tütün kullanımı (sigara ve dumansız tütün ürünleri dahil), aşırı kilo ve obezite, yetersiz meyve-sebze tüketimiyle karakterize sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam tarzı, alkol tüketimi ve bazı enfeksiyonlar yer almaktadır. -Özellikle Human Papilloma Virüsü (HPV) gibi cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, hepatit virüsleri ve diğer kanserojen mikroorganizmalara maruz kalma da kanser riskini artıran etkenler arasındadır. -Bunun yanı sıra iyonlaştırıcı ve ultraviyole radyasyona maruziyet, şehirlerdeki hava kirliliği ve katı yakıt kullanımına bağlı iç ortam dumanı da kanser oluşumunda rol oynayan çevresel faktörlerdir.
KANSERDEN KORUNMADA BİLİNÇLENMENİN ÖNEMİ -Kanser gelişimine neden olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış risk faktörlerinin farkında olmak, bireysel ve toplumsal düzeyde korunma yollarını öğrenmek ve bu doğrultuda kararlı önleme çalışmaları yürütmek büyük önem taşımaktadır.
Bu yaklaşımlar sayesinde, gelecekte toplum üzerinde ciddi bir yük oluşturması beklenen kanser hastalıklarıyla mücadelede önemli kazanımlar elde edileceği açıktır.
TÜRKİYE'DE ULUSAL KANSER KONTROL PROGRAMI -Ülkemizde, DSÖ'nün önerileri doğrultusunda 2008 yılından itibaren Ulusal Kanser Kontrol Programı uygulanmaktadır.
Bu program kapsamında kanser kayıt sistemleri, korunma çalışmaları, tarama faaliyetleri ve tedavi hizmetleri bir bütün olarak ele alınmaktadır.
Toplumun ihtiyaçları ve hastalık yükü göz önünde bulundurularak meme, rahim ağzı ve kalın bağırsak kanserleri için ulusal tarama programları yürütülmektedir.
KANSER TARAMA HİZMETLERİNİN SUNUMU -Kanser taramaları ülke genelinde birinci basamak sağlık kuruluşları ile ikinci ve üçüncü basamak sağlık tesislerinde; toplum tabanlı ve fırsatçı taramalar şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Ayrıca kırsal bölgelerde yaşayan ve sağlık hizmetlerine erişimi kısıtlı olan dezavantajlı gruplara, mobil tarama araçları aracılığıyla hizmet sunulmaktadır.
ULUSAL KANSER TARAMA PROGRAMINDA HANGİ TARAMALAR YAPILIYOR?
Ulusal program kapsamında uygulanan taramalar şu şekildedir: -Meme kanseri taraması: 40-69 yaş aralığındaki kadınlara yılda bir kez klinik meme muayenesi yapılmakta, iki yılda bir mamografi çekilmektedir. -Rahim ağzı kanseri taraması: 30-65 yaş arasındaki kadınlara beş yılda bir HPV-DNA testi uygulanmaktadır. -Kalın bağırsak kanseri taraması: 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklere iki yılda bir Gaitada Gizli Kan Testi (GGK) yapılmakta, ayrıca on yılda bir kolonoskopi önerilmektedir. -Tarama sonucunda pozitif ya da şüpheli bulgular saptanan bireyler, teşhis merkezi olarak belirlenmiş ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına yönlendirilmekte; ileri tetkik, tanı ve tedavi işlemleri bu merkezlerde gerçekleştirilmektedir.
BİLGİYE ERİŞİM VE FARKINDALIK ÇALIŞMALARI -Ulusal Kanser Tarama Programları hakkında ayrıntılı bilgilere Sağlık Bakanlığı Kanser Dairesi Başkanlığı'nın resmî internet sitesi (https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/kanser) üzerinden ulaşılabilmektedir.
Ayrıca 'Hangi Tarama Bana Uygun?' uygulaması sayesinde bireyler, yaş ve cinsiyetlerine göre hangi kanser taramalarını yaptırmaları gerektiğini öğrenebilmektedir. -Kanser taramalarının yaygınlaştırılması ve toplumda sağlık okuryazarlığının artırılması amacıyla Türkiye'nin 81 ilinde düzenli olarak kanser farkındalık çalışmaları yürütülmektedir.
ÜCRETSİZ KANSER TARAMA MERKEZLERİ Vatandaşlarımız, kanser taramalarını ücretsiz olarak; Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) İlçe Sağlık Müdürlükleri Toplum Sağlığı Merkezleri (TSM) Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) ve Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) yaptırabilmektedir. (Sağlık Bakanlığı, AA, Takvim Foto Arşiv)