Haber Detayı

CHP'li Solakoğlu'ndan hükümete traktör üzerinde galoş tepkisi
Cumhuriyet'in egesi cumhuriyet.com.tr
04/02/2026 16:04 (2 saat önce)

CHP'li Solakoğlu'ndan hükümete traktör üzerinde galoş tepkisi

Ödemiş'te çiftçilerin oluşturduğu traktör konvoyuna katılan CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Tarım ve Orman Politika Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, Galoş ile tarlaya basan insanlardan bize artık yetti. Biz kravatlı süt döküyormuş gibi poz veren insanlarla değil, biz işin özünde çiftçilik yapan, çiftçiliği anlayan insanlarla kendimizi meramımızı anlatıp derdimizi anlatabilmek istiyoruz dedi.

CHP İzmir İl Başkanlığı tarafından Ödemiş ilçesinde Çiftçi Buluşması düzenlendi, buluşma öncesi Ödemişli çiftçiler traktör konvoyu oluşturdu.

Çiftçilerin oluşturduğu konvoya CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Tarım ve Orman Politika Kurul Başkanı Sencer Solakoğlu, CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, Ödemiş Belediye Başkanı Mustafa Turan da katıldı.

Ödemiş Belediyesi Kongre ve Kültür Merkezi'nde gerçekleşen buluşma öncesi traktörün üzerinde basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Sencer Solakoğlu, Türkiye'de ne yazık ki çiftçilik genel anlamıyla hayvancılık veya bitkisel üretim genelde hor görüldü.

Hep köylüleri bir köle gibi kullanmaya çalıştılar ve hep tüccarlar ve sanayiciler bizim üzerimizden hatta sivil toplum örgüt liderleri bile bizim üzerimizden kazanıp hayatlarını rahat ve refah içinde yaşadılar.

Ama hiçbir zaman işin arkasındaki gerçekten emeğe, o alın terine hiçbir zaman saygı göstermediler.

Biz bu saygıyı o insanlara yeniden vermek için geliyoruz dedi.

İKTİDAR OLDUĞUMUZ ZAMAN BU HATAYI DÜZELTECEĞİZ Solakoğlu, Bir kere öncelikle mazot fiyatlarından değil ama süt fiyatlarından yola çıkmamız lazım.

Çünkü biz üreticiler ona hep şunu söyledik.

Şu anda girdi fiyatı olarak baktığınız zaman Avrupa'daki mazot fiyatı bizim neredeyse iki mislimiz.

Ama bizden sütü alanlar bizim maliyetimizi hep hesap ettikleri için bizim girdi fiyatlarımızı ne kadar devlet yardım etse de düşürse de bu seferde öbür taraftan tüccarlar, sanayiciler yine fiyatı bastırıyorlar, indiriyorlar.

Bizim için yola çıkıp, bizim sesimiz olan kimse yok.

Kimi seçtiysek sivil toplum liderlerinden, hepsi bizi sattı.

Hepsi sonunda ne deniyorsa sanayicinin bir şekilde güdümüne girdi.

Yani üreticinin en az Avrupa Birliği'ndeki çiftçiler kadar sütten para alması lazım.

Türkiye'deki inekle Almanya'daki inek aynı soyayı yiyor, aynı mısırı yiyor, aynı yemi yiyor, aynı işçiliği gideriyor, aynı elektriği tüketiyor.

Bizim onlardan daha ucuza üretme şansımız zaten hiç yok.

Hatta biz yüzde 20 civarında daha yüksek olmamız lazım.

Ona göre normal koşullarda bugün süt fiyatının en az, en kötü çiftçilerine geçen 30 lirayla 32 lira arasında olması lazım.

Bunu şimdi çiftçiye söyleyin.

Herkes 'Ne kadar büyük fiyat söylüyor?' diyecek.

Hayır, olması gereken bu ve biz yıllardır bu fiyatları alamadığımız için bugün memlekette hayvan kalmadı.

Bakıyorsunuz işte karkas fiyatlarının nereye geldiğini, et fiyatlarının nereye geldiğini, halk en azından bu söylediğimi anlayacaktır.

Kıyma bin lira oldu.

Şimdi anlıyorsunuz niye bizim süt fiyatımız yüksek olması gerektiğini.

Ama biz ikna edemedik insanları.

İnşallah iki sene içerisinde iktidar olduğumuz zaman bu hatayı düzelteceğiz diye konuştu.

İNEK SAĞARAK HAYATINI İDAME ETTİRMEK ARTIK MÜMKÜN DEĞİL Solakoğlu, çiftçinin çiftçiliği bırakmasıyla ilgili ise şunları kaydetti: Akıllılar, yani bugün biraz yarım akıllı bile olsan çiftçilik yapmazsın.

Niye çiftçilik yaparsın ya mecbur olduğun için başka alternatifin olmadığı için.

Yoksa baktığınız zaman zarar ediyor.

Patates çiftçisine bakın, soğan çiftçisine bakın, bana bakın.

Karpuz ektim, ettiğim zararı ben biliyorum.

Sözleşme yapıyorsunuz, sözleşme bizim verdiğimiz taahhüt ama karşı taraf imzaladığı zaman onlar diretebiliyorlar, biz hiçbir hakkımızı arayamıyoruz.

Hakkımızı arayalım dediğimiz zaman üç, dört sene mahkemelerde sürünüyoruz.

Müşterimizle mahkemelik olduktan sonra ertesi sezon malı kime satacağız.

Hakikaten çok büyük bir adaletsizlik var, eşitsizlik var.

Hep zenginin daha zengin olduğu; üretenin, hak edenin de hiç kazanamadığı bizim de birlikte olmamız da istenmiyor.

Çiftçi bölündü, parçalandı ve yönetiliyor.

Biz bunu değiştireceğiz.

Biz özellikle küçük ve orta ölçekli aile işletmelerini bir araya getirip, kooperatifler kurup tamamıyla bağımsız bir şekilde hareket edebilecek daha küçük organizasyonlar ve markalaşan organizasyonlar haline getirmemiz lazım.

Yoksa sadece inek sağarak hayatını idame ettirmek artık mümkün değil.

GALOŞ İLE TARLAYA BASAN İNSANLARDAN BİZE ARTIK YETTİ Solakoğlu, sözlerini şu şekilde tamladı: Ben bir çiftçi olarak şunu söyleyebilirim.

Galoş ile tarlaya basan insanlardan bize artık yetti.

Biz kravatlı süt döküyormuş gibi poz veren insanlarla değil, biz işin özünde çiftçilik yapan, çiftçiliği anlayan insanlarla kendimizi meramımızı anlatıp derdimizi anlatabilmek istiyoruz.

Onların akşam gittikleri zaman ay sonunda ATM'ye geçip paralarını çekiyorlar.

Bizim böyle bir şansımız yok.

Biz mahsulümüzle bağlıyız bütün yıl boyunca.

Biz de ihtisaslaşmak istiyoruz.

Biz de bu traktörü yerine Avrupa'nın kullandığı büyük modern traktörleri teknolojik kullanmak istiyoruz ama her sene zarar ede ede, borç batağına gire gire artık hiç mecali kalmadı.

Gençlerin gelmesi için de bir an önce çiftçinin alım garantili bir mahsul ekim sistemine dönmesi lazım.

Bunun programını hazırladık, yakın zamanda duyuracağız.

GÜÇ: SARAYDAN BAKILARAK, EMİRLER YAĞDIRILARAK BU İŞ ÇÖZÜLECEK GİBİ DEĞİL CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ise İzmir'in tarımsal üretim konusunda model bir şehir olduğunu belirterek, Türkiye'nin geneline yayılması gereken bir sistem var ama sonuçta merkezi hükümetin yapamadıkları ve yönetemedikleri bir süreç var.

Bu sürecin yönetilmesi için halkı dinleyen, çiftçiyi dinleyen, hayvancıyı dinleyen kişilerin gelmesi lazım yönetime.

Saraydan uzaktan bakılarak, emirler yağdırılarak bu iş çözülecek gibi değil.

Halkın dinlenilmesi gereken bir sistem olması gerekiyor.

O da inşallah biz de en kısa sürede erken seçimle beraber bu işi düzelteceğiz diye konuştu.

ÇİFTÇİ ŞİMŞEK: 2025'TE ÜRETİCİ ZOR DURUMDAYDI Traktör konvoyuna katılan hayvancılık yaptığını belirten Ödemişli çiftçi Mustafa Şimşek ise Hayvancılığın durumu 2025'ten başlarsak bir şap hastalığı geçirdik. 2025 bayağı ağır oldu.

Zaten girdi maliyetleri çok yüksekti.

Üreticiyi bayağı zor durumdaydı.

Bir de İran tarafından Türkiye şap hastalığa girince bizi bayağı kötü etkiledi.

Biliyorsunuz şap hastalığında aşı birinci öncelik yani aşıyı vurursanız hayvanlarınız etkilenmiyor.

Aşı olmadığı sürece sorununuz çoğalıyor.

Devletimiz sağ olsun hani şey yaptılar, ön ayak oldular ama İran'dan başladı, Türkiye'ye girdi.

Bence çok geç kalındığı kanaatindeyim.

Yani ben öyle düşünüyorum.

Daha önce aşı üretilip sahaya verilseydi, bence bu kadar zayiat olmazdı.

Bu kadar maddi kayıp olmazdı diye düşünüyorum.

Yani bizi 2025'te en çok etkileyen şap hastalığı oldu.

Biz kendi çiftliğimizde kayıp yaşamadık.

Ama çevremizde, arkadaşlarda falan çok kayıp yaşayanlar oldu.

Ölümler oldu ve zorunlu kesimler çok oldu.

Hayvan mesela bir erkek sığırdan bahsedelim.

Kesimi gelmemiş daha ama şap hastalığı geldiği için kesimi gelmeden kesime gönderildi.

Süt sığırcılığı içinde verim kaybı olduğu için ölmeyenler bile mecburen zorunlu kesime gitti.

O yönden ekonomik kayıp çok oldu dedi.

Şimşek, şunları kaydetti: Süt fiyatları şu anda istediğimiz seviyede değil.

Ben kendi çiftliğim açısından konuşursam eksi yazıyor diyebilirim.

Maliyetini bile kurtarmıyor şu anda verdiğimiz süt.

Ocak ayı içinde yemde üçüncü zam mı gördük.

En büyük maliyetimiz bizim üretici için kesif yem.

Yani yüzde 50'sini aşağı yukarı yeme veriyoruz süt parasının.

Böyle olunca da çok fazla bir şey de kalmıyor bize.

Zaten 2025'i bayağı bir zorlu atlattık. 2026 Bismillah ocak dedik.

Ocak ayında da üç defa zam görünce verdikleri süt fiyatı da bu durumda erimiş oldu.

Tarladaki fiyatla raftaki fiyat farkına ilişkin ise Şimşek, Aradaki makas nereden kaynaklanıyor ben de bilmiyorum.

Ama tüketici gerçekten pahalıya alıyor.

Üretici de zaten maliyetine zor üretiyor.

Arada bir kayıp var.

Biz çok yüksek bir paraya satmıyoruz yani eti de sütü de.

Belki onların da maliyetleri çok fazladır ama yani onu bilmiyorum artık.

Tüketici gerçekten şu anda çok pahalıya alıyor bence dedi.

Şimşek çiftçiliğin sürdürülebilirliğine ilişkin ise Biz aile işletmesiyiz.

Her şeyi kendimiz yapıyoruz.

Her şeyi kendimiz yaptığımız halde işin içinden zor çıkıyoruz.

Böyle giderse pek sürdürülebileceğini düşünmüyorum ben dedi.

ÇİFTÇİ ŞENAY: SÜRÜNÜYORUZ, NEFES ALACAK YANIMIZ KALMADI Traktör konvoyuna katılan bir diğer çiftçi İsmail Şenay da sürünüyoruz biz ne yaşaması diyerek şunları kaydetti: Nefes alacak yanımız kalmadı bizim.

Mazota her gün zam, hayvan yemine her gün zam, veteriner ilaçlarına her gün zam, elektriğe zam, suya zam.

Sürünüyoruz biz.

Bu şartlarda çiftçiliğin sürdürülemeyeceğini ifade eden Şenay, Gireceğiz bir asgari ücretli işe çalışacağız.

Çoluğumuz çocuğumuza neyle bakacağız biz.

Sürünüyoruz biz.

İçler acısı bizim halimiz.

Süt aynı para, patates alan satan olmadı.

Bütün tarım ürünleri tarlada kaldı bu sene.

Bu ova olduğu gibi tarım ve hayvancılıkla karnını doyuruyor.

Gelsinler yetkililer bir iki tane Allah'ın kulunun kapısını çalsınlar neler duyacaklar.

Oturdukları yerlerden o konuşmaları yapmaklarla buradaki üreticinin halini falan bildiği yok kimsenin dedi.

HİÇ BU KADAR SAHİPSİZ KALMADIK Şenay, Bizim talebimiz girdi maliyetlerimizin düşmesi.

Biz sütümüze zam yapılsın, patatesimize zam yapılsın.

Bizim öyle bir derdimiz yok.

En büyük girdi maliyeti hayvancılıkta yem, mısır silajı, veteriner hizmetleri, mazot.

Bunlara belli bir standarda oturtabilsek bizim başka bir derdimiz yok.

Rezil rüsva olduk biz üretirken, çalışırken malımızla mülkümüzle rezil rüsva olduk.

Hiç bu kadar sahipsiz kalmadık ya diye konuştu.

İlgili Sitenin Haberleri