Haber Detayı

Babacan: İktidar depremzedeleri unuttu
Güncel haberler.com
04/02/2026 12:25 (7 saat önce)

Babacan: İktidar depremzedeleri unuttu

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, deprem bölgesindeki sorunların devam ettiğini belirterek iktidara tepki gösterdi. Babacan, “İktidar bir devleti yönettiğini unuttu, banka oldu. İktidar bir devleti yönettiğini unuttu, ciro peşindeki şirket oldu. İktidar bir devleti yönettiğini unuttu, deprem bölgesinin tekeli oldu, ağası oldu, açgözlü müteahhidi oldu" dedi.

(TBMM) - DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, deprem bölgesindeki sorunların devam ettiğini belirterek iktidara tepki gösterdi.

Babacan, "İktidar bir devleti yönettiğini unuttu, banka oldu.

İktidar bir devleti yönettiğini unuttu, ciro peşindeki şirket oldu.

İktidar bir devleti yönettiğini unuttu, deprem bölgesinin tekeli oldu, ağası oldu, açgözlü müteahhidi oldu" dedi.DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan Arıkan, Yeni Yol grup toplantısında yaptığı konuşmada, iktidarın deprem politikalarını eleştirdi.

Babacan, şunları söyledi:"Felaketin üçüncü yılında, acımız ilk günkü gibi taze.

Bugün, üç yıl önceye bakınca yaşadığımız her bir an gözlerimizin önünden aynı canlılıkla geçiyor.

O soğukta su bulmak için kar suyu eritenler geliyor önce gözümüzün önüne.

Adıyaman -17 derece o gün.

Telaşla, panikle sevdiklerine ulaşmaya çalışanlar geliyor.

Enkaz altındakiler duymasın diye parmak ucunda dolaşanlar geliyor gözlerimizin önünde." "Tüm Türkiye tek yürek oldu, yaraları sarmak için elini taşın altına koydu" Ateş başında bekleyenlere gelmeyen yardımlar; ulaşılamayan köyler, kasabalar, şehirler geliyor gözümüzün önüne.

Gerçekten acı çok büyük.

Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine bütün Türkiye'nin yüreği sallandı o sabah.

İnsanlar korkuyu yaşadı.

İnsanlar acıyı yaşadı.

İnsanlar çaresizliği yaşadı.

Ama hiç kimse birbirine sırtını dönmedi.

Tüm Türkiye tek yürek oldu, yaraları sarmak için elini taşın altına koydu.

Kimisi ekmeğini paylaştı, kimisi evini açtı.

Kimisi tanımadığı insanlar için gece gündüz, kar kış demedi yollara düştü.

O gün millet vardı, vicdan vardı, dayanışma vardı.Ben buradan bir kez daha, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum.

Geride kalanlara; evladını, anne babasını, eşini, yuvasını kaybedenlere sabır ve metanet temenni ediyorum.

Rabbim milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın; ülkemizi her türlü afetten, felaketten muhafaza eylesin inşallah. "Herkes aynı soruyu soruyordu: İlk 48 saat devlet neredeydi?" Değerli arkadaşlar, dua etmek kadar ders almak da boynumuzun borcudur.

Ben depremin üçüncü gününden itibaren bölgedeydim.

Raporlara sığmayacak, rakamlarla anlatılamayacak şeyler gördüm, yaşadım.

Karayoluyla şehir şehir, ilçe ilçe, köy köy dolaştık.

Girilmemiş sokaklara girdik, unutulmuş mahallelere uğradık.

Herkes aynı soruyu soruyordu: 'İlk 48 saat devlet neredeydi?'.

Bazı yerlerde bu süre 72 saatti.

Bazı yerlerde dört gün, kimi yerlerde beş gün.

Merkezlerden uzaklaştıkça bekleyiş uzuyordu.

Küçük bir köyse, ücra bir beldeyse dört gün, beş gün boyunca hiçbir çalışmanın yapılmadığı yerler vardı.

O -15, -17'de tamamen karlarla örtülü yıkılmış nice köyler, kazalar gördük arkadaşlarımızla.

Dile kolay ama yüreğe çok ağır.

Tek tek insanları dinlemeye çalıştık.

Çabaladık, elimizden gelen yardımı, desteği ulaştırdık. "Deprem ve sonuçlarıyla baş edemeyen bir yönetim gördüm" Bütün bu tabloya baktığımda, göz göre göre gelen bir deprem ve sonuçlarıyla baş edemeyen bir yönetim gördüm.

Depremden sonrasını yönetemeyen; insanları beklemeye, çaresizliğe, yalnızlığa mahküm eden bir iktidar gördüm. ve şunu açıkça söylemek zorundayım: Deprem kaderdi evet ama bu tablo kaderimiz değildi.

Bu tablo ihmalin eseriydi.

Bu tablo, tek merkezden talimat bekleyen, düğmeye basılmadan hareket edilmez hale getiren, kilitlenmiş bir yönetim yapısının ortaya çıkarttığı tabloydu.

Ne oldu da ilk 48 saat, ilk 72 saat hiçbir şey yapılmadı?

Yüzlerce kez sorduk, hala soruyoruz.

O günleri unutturmaya çalışıyorlar.

Üstünü örtmeye çalışıyorlar.

Onlar üstünü örtmeye çalışsa da biz sürekli bu soruyu soracağız.

Bunun cevabını aradan üç yıl geçse de vermediler, veremediler.

Herkes biliyor, ilk saatler çok önemli.

İlk 24 saat, ilk 48 saat...

Bunlar çok önemli.

Can kurtarmak için en önemli zamanlar bunlar.

Her şey kilitlenmiş vaziyetteydi. "Hala konteynırlarda yaşayan afetzedeler var" Üç yıl geçti ama hayat normale dönmedi.

Sorunlar azalmadı, aksine zamana yayıldı.

İlk gün belirsizlik vardı.

Bugün ise o belirsizlik kalıcı mağduriyetlere dönüşmüş durumda.

Hala konteynerlerde yaşayan afetzedeler var.

Konteyner şehirlere gidin bir görün.

Konteynerlerde üç yıldır yaşayanlar çoğunlukta, bir ev imkanı çıkıp da o eve çıkanlar çok çok azınlıkta.

Anahtar teslim törenleri yapılıyor ancak evler altı, yedi ay sonra teslim ediliyor.

Bu anahtar neyin anahtarı diye alıyor vatandaşlarımız eline, o anahtar ile açılacak bir ev yok.

Sadece törenler var.

Teslim edilen evlerin çoğunda hemen oturup yaşamak imkansız.

Su yok, elektrik yok, ısınma yok, eşya yok. "Bugün binlerce afetzede başka şehirlerde hayata tutunmaya çalışıyor" Biliyorsunuz, dönemin İçişleri Bakanı eşya sözü vermişti ama bugün o sözler unutuldu.

Depremin maddi yükü altında zaten ezilmiş insanlara bir de yeniden ev düzme külfeti yüklendi.

Seçimden önce söylüyorlar.

Seçimden sonra yok.

Rezerv alanlarla ilgili her şey karanlıkta, kimse bilgi alamıyor.

İş yerleri yıkılan, makineleri zarar gören binlerce esnaf ve üretici kepenk açmaya çalıştı ama önlerine aşılamaz engeller kondu.

Bu üç yıl içinde mağdur esnafımıza 400 bin lira kredi desteği hariç hiçbir destek sağlanmadı; o desteği de çoğu esnaf alamadı.

Sanayi siteleriyle ilgili hiçbir adım yok.

Enerji hatlarına yatırım yok, şehirlerin dört bir yanında elektrik kesintileri devam ediyor.

Bugün binlerce afetzede başka şehirlerde hayata tutunmaya çalışıyor.

Dönmek istiyorlar ama dönemiyorlar. "Sanayi olmadan, üretim olmadan, yalnızca konut inşa ederek şehirleri ayağa kalkmaz" İşsizlik bölgenin en büyük sorunu.

Sanayi olmadan, üretim olmadan, yalnızca konut inşa ederek şehirleri ayağa kalkmaz.

Dilimizde tüy bitti bunu söyleye söyleye.

Evi yaptınız; iş yok.

Ne yapacak insanlar?

Sanayi ve ticaretle konutları beraberce ayağa kaldırmazsınız o şehir yaşamaz.

Bunlar bilmiyor.

Toplumdan, sanayiden, esnaftan kopuk.

Şehirlerimiz kir ve toz içinde. "Mağduriyetten istifade etmeye çalışan bir yönetim yapısı var" Konutlarını teslim alan yurttaşlarımıza boş sözleşmeler imzalatılıyor.

Bu salonda onlarca hukukçu arkadaşımız var.

Var mı hukukta böyle bir şey?

Kendi depremzede mağdur vatandaşına boş kağıtlar imzalatan bir başka devlet var mı dünyada?

Böyle bir şey olur mu?

Afet borçlandırma senetleri imzalatıyorlar 'borç tutarı' boş ve 'yıllık faiz' boş.

Kafaya göra arkadan doldururuz diyorlar.

Mağduriyetten istifade etmeye çalışan bir yönetim yapısı var. "Seçimi helalinden kazanmadılar" İktidar bir devleti yönettiğini unuttu, banka oldu.

İktidar bir devleti yönettiğini unuttu, ciro peşindeki şirket oldu.

İktidar bir devleti yönettiğini unuttu, deprem bölgesinin tekeli oldu, ağası oldu, açgözlü müteahhiti oldu.

Bakın arkadaşlar, depremden sonra Sayın Erdoğan çıktı ne dedi? 'Bir yılda 650 bin konut yapacağız' dedi.

Biz dedik ki, 'ya arkadaş seçime girerken milleti böyle afaki rakamlarla aldatmayın.

Bunun fiziki ve finansal imkansızlığı var'.

TOKİ yılda ortalama bu ülkede ancak 50 bin konut üretebilmiş.

Hadi bastır 100-150 bin. '650 bini siz hangi parayla ödeyeceksiniz?' dedik. 'Yok, yapacağız 'dediler.

Bakın, şu anda ulaşıldığı söylenen rakam 3 yıl geçmiş ancak 450 bin. 450 bin anahtar.

Kaç konutta insanlar oturuyor onu açıklamıyorlar.

Deprem bölgesinde yaşayanlar bu rakamları gayet iyi biliyor eminim.

Bakın arkadaşlar 100 bin konut bile 200 bin konut bile ciddi rakamlar.

Biz bunun bilincinde olanı hesap kitap bilen insanlarız.

Ancak bizim dediğimiz şu: Seçimden önce tutamayacaklarını bile bile söz verip, insanları aldatmalarına bizim itirazımız var.

Bu bir değil, iki değil. 'Faizleri düşüreceğiz' dediler, patlattılar, 'mülakatı kaldıracağız' dediler kaldırmadılar. 'Enflasyonu tek haneye' indireceğiz' dediler.

Enflasyon dün açıklandı yüzde 30.

Bu yüzden o seçimi helalinden kazanmadılar."Yeni Yol Grup toplantısında, 6 Şubat depremlerinden etkilenen depremzedeler de konuşarak hem yaşadıklarını anlattı hem de bölgedeki duruma dikkat çekti. "Deprem bu ülkenin bir gerçeği" Babacan, konuşmasının ardından kürsüyü depremzede Gülhan Özçelik'e bıraktı.

Çelik, deprem için gerekli önlemlerin alınması adına yetkililere çağrıda bulunarak, "Depremzedelerinin içinde bulunduğu duruma ses olmak istiyorum.

Deprem bu ülkenin bir gerçeği maalesef.

Bilim insanları da başka illerde hala büyük depremler beklediklerini söylüyorlar.

Biz yaşadık, başka kimsenin yaşamasını istemiyoruz.

Tek amacımız bu.

Ne İstanbul'da ne Türkiye'de ne Bingöl'de bu depremlerin tekrar tekrar yaşanmasını istemiyoruz" dedi.Çelik'ten sonra kürsüye çıkan depremzede Ayşe Şişman ise Kahramanmaraş'ta depremin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen elektrik ve su sıkıntısı yaşadıklarını belirtti.Depremzede Seyfettin Bilen de "İnşallah yarınımız bugünümüzden daha iyi olur.

İnşallah böyle acılar yaşamayız.

İnşallah daha adil, daha laklı bir ülkede yaşama umudumuz bir an önce gerçekleşir" dedi.

Davutoğlu gözyaşlarını tutamadı Depremzedelerin konuşmaları sırasında duygulu anlar yaşandı.

Depremzedeler ve konuşmaları dinleyen Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu başta olmak üzere salonda bulunan birçok kişi gözyaşlarını tutamadı.

İlgili Sitenin Haberleri