Haber Detayı

Urfa Baro Başkanı Öncel: TBB'nin Kobani'de yaşananlara sessiz kalması bizi üzdü
Politika artigercek.com
04/02/2026 12:00 (2 saat önce)

Urfa Baro Başkanı Öncel: TBB'nin Kobani'de yaşananlara sessiz kalması bizi üzdü

Rojava’da insanlık suçu işlendiğini belirten Urfa Baro Başkanı Abdullah Öncel, Türkiye Barolar Birliği'nin (TBB) yaşananlara karşı sessiz kalmasına tepki gösterdi. Öncel, “Sınır kapısının açılması için resmi başvuruda bulunduk ancak hâlâ dönüş yapılmadı” dedi.

Artı Gerçek- Şam yönetimine bağlı güçlerin 6 Ocak’ta Halep’te başlayan ve sonrasında Kuzey ve Doğu Suriye’yi hedef alan saldırılarında birçok savaş suçu işlendi.

Efrin-Suriye İnsan Hakları Örgütü’nün Ocak ayı verilerine göre, cihadist gruplar tarafından Kuzey ve Doğu Suriye’de 1220 kişi katledildi, 2 bin kişi kaçırıldı, çok sayıda kişinin de akıbeti belli değil.

KOBANİ'YE İNSANİ YARDIM ENGELLENDİ Saldırılar sonucu birlerce insan yerlerinden edildi.

Göçlerin yoğun yaşandığı yerlerden biri de kuşatma altında olan Kobani.

Direnişin devam ettiği kentte, su, elektrik, internet kesintisi yaşanıyor.

Temel ihtiyaçların engellenmesi ise insani krizi derinleştiriyor.

Aynı zamanda Kobani'ye ulaştırılmak üzere Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu öncülüğünde toplanan 25 TIR’lık temel yaşam malzemesi ise engellendi.

Urfa Baro Başkanı Abdullah Öncel, kuşatma altındaki Kobani'ye yardım TIR’larının gitmesinin engellenmesi, saldırılar ve Şam yönetimine bağlı güçlerin işlenen suçlara dair değerlendirmelerde bulundu. 'SÜRECİN KİLİT NOKTASI ROJAVA' Türkiye'deki sürecin kilit noktasının Rojava olduğunu belirten Öncel, "Sayın Öcalan'ın zaten üzerinde durduğu en önemli meselelerden biri de Rojava bölgesiydi.

Bütün aktörler hem Türkiye hem Suriye hem Kürt tarafı bütün görüşmelerin odağının Suriye’deki gelişmelere göre şekilleneceği yönünde açıklamalarda bulunuyordu.

Gördüğümüz kadarıyla da Suriye hükümetini tamamen Türkiye yönlendiriyor.

Üzülerek şunu ifade etmek istiyorum ki özellikle Türkiye tarafının Kürt bölgesine karşı bakış açısı ve artan Kürt karşıtı söylemler ciddi rahatsızlık yaratıyor" dedi. 'SON DÖNEMDEKİ SÖYLEMLER KÜRT HALKINDA CİDDİ BİR KIRILMA YARATTI' Öncel, yüzyıllardır kardeşlikten bahsedildiğini kaydederek, “Halen kardeş olamamışız.

Sınırın öte tarafında, Suruç’ta, Ceylanpınar'da, Nusaybin’de, Cizre’de yaşayan halkımızın akrabaları var.

Hepimizin akrabaları var.

Kobani, Suruç demektir, Suruç Kobani demektir.

Nusaybin Kamişlo, Kamişlo Nusaybin demektir.

Bundan yüzyıllar önce emperyal güçler Suriye ve Türkiye sınır hattını belirlerken, birinci derece akrabalarımız sınırın öte tarafında kaldı.

Sınırın öte tarafında yaşayanlar bizim bir parçamız.

Fakat özellikle son dönemdeki söylemler Kürt halkında inanılmaz derecede ciddi bir kırılma yarattı.

Sürekli nefret söylemleri ve halkı kriminalize eden söylemler açığa çıktı” diye konuştu. 'NEFRET SÖYLEMLERİNE SON VERİLMESİ GEREKİYOR' Kürt halkının kendi dili, kültürü ve gerçekliği ile yaşamak için mücadele ettiğinin altını çizen Öncel, "Bunu kabul etmek gerekiyordu ama maalesef ciddi bir blok konuldu.

Orada IŞİD'in türevleri, HTŞ çeteleri, yüzlerce insanı katlettiler, kadınları katlettiler, çocukları katlettiler.

Bir halk yok olmak üzereydi" dedi.

Anlaşmanın sağlanmasının memnuniyet verici olduğunu dile getiren Öncel, "Rojava'da yaşayan halklar ile çok iyi kardeşlik ilişkisi, komşuluk ilişkisi yaşanabilirdi.

Bu travmanın devam etmemesi gerekiyor.

Özellikle Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin ve kardeşlik hukukundan dem vuran kişi veya kişilerin bu nefret söylemlerine son vermesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. 'TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ'NİN SESSİZ KALMASI BİZİ ÜZDÜ' Saldırıların Kürt halkında ciddi bir tepkiye neden olduğunu, özellikle sınır ilçelerde bunun daha görünür olduğunu vurgulayan Öncel, bunu açığa çıkan eylemselliklerde de gördüklerini ifade etti.

Öncel, duyarsız kalanları eleştirerek, "5 çocuğumuz Kobani'de donarak yaşamını yitirdi.

Urfa Barosu olarak bu olay meydana geldikten hemen sonra Türkiye'deki tüm baroların çocuk hakları merkezlerine bu durumu bildirdik.

Bölge baroları sürecin en başından itibaren duyarlılık ve aktif bir şekilde ilgi gösterdi.

Hatta çatı örgütümüz Türkiye Barolar Birliği'ne de bildirdik.

Ancak sırf Kürt oldukları için Kobani’de yaşadıkları için, bu tarz kurumların tepkisiz kalması beni inanılmaz üzdü.

Bunu da her platformda dile getirdik.

Halbuki çocuk ölümlerine karşı toplumun ne kadar duyarlı olduğunu biliyoruz.

Ama konu Kobani'deki kardeşlerimiz, çocuklarımız olunca toplumun bir kesiminin sessiz kalması gerçekten bizleri derinden üzdü" dedi. 'ROJAVA'DA İNSANLIK SUÇLARI İŞLENDİ' Rojava'ya dönük bir dizi insanlık suçunun işlendiğini ifade eden Öncel, anlaşmanın hayata geçirilmesi ile birlikte insanlık suçlarının daha net ortaya çıkabileceğini belirtti.

Öncel, "Bu vahşet kabul edilebilir bir durum değil.

İnsanlık suçudur.

Buna Türkiye'deki tüm demokrat kurumların tepki göstermesi gerekiyor.

Birleşmiş Milletler, UNESCO, Avrupa Birliği tüm kurumların sert bir şekilde tepki göstermesi gerekir" diye konuştu. 'ROJAVA'DA BM GÖZLEMCİLERİ, GARANTÖR ÜLKELERİN TEMSİLCİLERİ BULUNMALI' Yapılan anlaşmaya dikkat çeken Öncel, "Bu anlaşmanın garantör ülkeleri var.

Yani Birleşmiş Milletler orada bir koridor oluşturabilir.

Birleşmiş Milletler gözlemcileri orada görev alabilir.

Veya garantör ülkeler oraya temsilci gönderebilirler.

Çünkü gerçekten bu yapının geçmişine baktığımız zaman çok da iyi bir pratiğinin olmadığını söyleyebiliriz.

Kafa kesen, insanları katleden, kadını ve çocukları yok sayan, ifade özgürlüğünü hiçbir şekilde kabul etmeyen tekçi bir anlayış hakim olduğunu biliyoruz.

Dolayısıyla orada mutlak şekilde uluslararası gözlemcilerin, Birleşmiş Milletlerin, Avrupa Birliği'nin veya garantör ülkelerin orada bulunması, insan hak ve hukukunu koruma adına belli bir süre görev almaları gerekiyor diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı. 'MÜRŞİTPINAR SINIR KAPISI AÇILMALI' Kobani'deki kuşatmaya da dikkati çeken Öncel, Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın açılması için baro olarak resmi başvuruda bulunduklarını ancak hâlâ kendilerine dönüş yapılmadığını aktardı.

Öncel, "Bu sürecin başarıya ulaşması en azından halktaki o hayal kırıklığını önleme adına şu yapılabilir; Türkiye Cumhuriyeti tarafından hemen Mürşitpınar Sınır Kapısı açılabilir.

Bunun, toplumdaki yaşanılan hayal kırıklığını ciddi anlamda ortadan kaldırabileceğini düşünüyorum.

Ve bunun yapılması da gerekiyor.

Kobani'de hâlâ elektrik, su, gıda yok.

Bu bir insanlık suçu.

Çocuklar gıda bulamıyor, ekmek bulamıyor vatandaşlarımız.

Tam anlamıyla bir kuşatma altında oradaki halk" dedi. 'BARIŞ, ÇÖZÜM DİYORLAR AYLARDIR TEK BİR ADIM ATILMADI Kürt sorununun demokratik temelde çözümünü herkesin istediğini vurgulayan Öncel, "Bir kardeşlik hukukunun temin edilmesi gerekiyor.

Son süreçte faşizmin hortlatıldığını gördük.

Barış, çözüm diyorlar, aylardır tek bir adım atılmadı.

Mürşitpınar Sınır Kapısı’nı açmayarak, halkta ki güvensizliği daha da arttırdılar.

Sürece dair bugüne kadar hukuki bir düzenlemenin yapılmaması, son süreçte yapılan gösteri ve yürüyüşlere orantısız güç kullanılması, insanların tutuklanması halkta sürece dair güvensizliği arttırdı ve niyete de gölge düşürdüğünü söyleyebilirim" diye konuştu. (Mezopotamya Ajansı)

İlgili Sitenin Haberleri