Haber Detayı

Kritik mineraller savaşı: Çin’e karşı Batı alarmda
Ekonomi nefes.com.tr
03/02/2026 15:41 (2 saat önce)

Kritik mineraller savaşı: Çin’e karşı Batı alarmda

Elektrikli araç bataryalarından rüzgâr türbinlerine kadar düşük karbon teknolojilerinin temelini oluşturan kritik minerallerde Çin’in baskın konumu sürüyor. ABD ve Avrupa Birliği, artan jeopolitik gerilimler sonrası alternatif tedarik zincirleri oluşturmak için yeni adımlar atıyor.

Çin, elektrikli araç bataryaları, güneş panelleri, rüzgâr türbini mıknatısları ve diğer düşük karbon teknolojilerinin üretiminde hayati öneme sahip kritik minerallerin en büyük tedarikçisi konumunda bulunuyor.2025 yılında Pekin’in, ABD Başkanı Donald Trump’ın ticaret tarifelerine karşılık olarak nadir toprak elementleri ihracatını kısıtlamaya başlaması, diğer ülkelerin Çin’e bağımlılığı azaltma çabalarını daha da acil hale getirdi.ABD yönetimi, alternatif bir tedarik zinciri oluşturmak amacıyla yerli madencilik ve işleme tesislerine doğrudan yatırım yapıyor, Brezilya’dan Avustralya’ya uzanan projelere finansman sağlıyor ve diğer ülkelerle kritik mineral ittifakları kurmaya çalışıyor.

Ayrıca, stratejik petrol rezervine benzer şekilde bir kritik mineral stoku oluşturmak için 12 milyar dolarlık bir fon planlanıyor.KRİTİK MİNERALLER NEDİR?Kritik mineraller, ülkelerin sanayi ve askeri kapasitesi açısından hayati görülen hammaddeleri kapsıyor.

ABD ve Avrupa Birliği’nde yaklaşık 50 metal ve mineral bu kapsamda değerlendiriliyor.

Lityum, grafit, kobalt, manganez ve nadir toprak elementleri bunlar arasında yer alıyor.Bu mineraller, iklim değişikliğine neden olan karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik altyapının inşasında kilit rol oynuyor.

Ayrıca bazıları, sivil ve askeri iletişimde kullanılan yarı iletkenlerde de kullanılıyor.TEDARİK NEDEN ZOR?Kritik mineraller dünya genelinde bol miktarda bulunabilse de, çıkarılması ve kullanılabilir forma dönüştürülmesi teknik olarak karmaşık, enerji yoğun ve çevreye zararlı olabiliyor.

Çin, bu minerallerin değer zincirinde — özellikle işleme ve rafinaj aşamalarında — baskın konuma gelmiş durumda.Bakır gibi daha bol bulunan metallerde bile artan talep, arzın yetersiz kalabileceğine işaret ediyor.

Avrupa Birliği 2023 yılında bakır ve nikeli ilk kez “kritik hammadde” olarak sınıflandırdı.Nadir toprak elementlerinde Çin’in küresel üretimdeki payı son on yılda azalmış olsa da, özellikle ihracat kısıtlamalarına konu olan “ağır” nadir toprak elementlerinin işlenmesinde hâlâ belirleyici konumda bulunuyor. 2025’e kadar dünyadaki nadir toprak mıknatıslarının neredeyse tamamını Çin üretiyordu.BATI İÇİN RİSKLERBatılı üreticiler, tek bir ülkeye aşırı bağımlılığın; enerji kesintileri, salgınlar veya siyasi gerilimler gibi durumlarda tedarik riskini artırdığını vurguluyor.Çin ile yaşanan ekonomik rekabet ve diplomatik gerilimler de ek risk oluşturuyor.

Devlet Başkanı Şi Cinping, nadir toprak elementlerindeki üstünlüğünü daha önce ticaret müzakerelerinde kaldıraç olarak kullanmıştı. 4 Nisan 2025’te Pekin’in yedi nadir toprak elementini ihracat kontrolüne tabi tutması, küresel üreticiler arasında panik yaratmıştı.Bir yıllık ticaret ateşkesi kapsamında Çin, bazı kısıtlamaları askıya alırken, ABD de tarifeleri düşürmeyi ve bazı Çinli şirketlere yönelik kısıtlamaları gevşetmeyi kabul etti.

Ocak 2026’da ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, nadir toprak sevkiyatlarının anlaşma çerçevesinde “beklendiği gibi” sürdüğünü açıkladı.ÇİN NASIL BU KADAR GÜÇLENDİ?Çin’in kritik minerallerdeki stratejik yaklaşımı 1990’lı yıllara dayanıyor.

Deng Xiaoping, 1992’de “Ortadoğu’nun petrolü varsa, Çin’in de nadir toprakları var” sözleriyle bu potansiyele dikkat çekmişti.Zamanla Çin, yurtdışındaki madencilik varlıklarına yoğun yatırım yaptı ve birçok endüstriyel hammaddenin rafinaj ve işleme süreçlerinde liderliğe yükseldi.

Batılı şirketler ise üretimi Çin’e devretmeyi tercih etti.Bugün Çin, küresel üretim veya rafinaj payına göre 20 kritik hammaddede lider konumda.

Örneğin disprosiyum elementinde (aydınlatma ve lazer teknolojilerinde kullanılıyor) küresel maden arzının yüzde 84’ü, rafine üretimin ise yüzde 100’ü Çin kaynaklı.ABD Beyaz Sarayı’na göre ABD, en az 15 kritik mineralde yüzde 100 ithalata bağımlı ve nadir toprak ithalatının yüzde 70’i Çin’den geliyor.ABD VE AVRUPA’NIN ADIMLARIABD, MP Materials gibi nadir toprak üreticilerine yatırım yaptı; lityum ve çinko projelerine destek verdi. 2026’da USA Rare Earth Inc. 1,6 milyar dolarlık finansman sağladı.Şubat ayında duyurulan “Project Vault” programı kapsamında, 12 milyar dolarlık kritik mineral stok programına General Motors, Boeing ve Google’ın çatı şirketi Alphabet gibi dev şirketlerin katılım sözü verdiği açıklandı.Avrupa Birliği’nin “RESourceEU” planı ise Çin’e bağımlılığı azaltmak için bu yıl yaklaşık 3 milyar euro harcama ve yeni bir yatırım-denetim mekanizması kurulmasını öngörüyor.

Hindistan da kendi kaynaklarını geliştirmek üzere adımlar attı.BAŞARI ŞANSI NE?ABD Başkanı Trump’ın ticaret danışmanı Peter Navarro, Çin’in malzeme tekellerinin “hızla ortadan kaldırılacağını” savunsa da sektör uzmanları sürecin daha karmaşık olacağı görüşünde.Bazı kritik mineral piyasaları küçük ölçekli olduğu için yeni kapasite yatırımları arz-talep dengesini görece hızlı sağlayabilir.

Ancak ağır nadir toprak elementleri ve mıknatıs üretiminde Çin’in neredeyse tam hakimiyeti, hammadde eksikliği, işleme kapasitesi ve teknik uzmanlık nedeniyle ciddi bir engel olarak görülüyor.Ayrıca Çin, birçok tedarik ülkesinde güçlü bir varlığa sahip.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki kobalt madenlerinin yarısından fazlası Çinli şirketlerin kontrolünde.

Çin, ağır nadir toprak hammaddesinin neredeyse tamamını komşusu Myanmar’dan temin ederek mıknatıs üretiminde stratejik avantaj sağlıyor.

İlgili Sitenin Haberleri