Haber Detayı

CHP Grup Toplantısı... Özgür Özel'den Erdoğan'a "Boş Senet" Tepkisi: "Gel Hiç Olmazsa Sabit Ödeme Olduğunu...
Güncel haberler.com
03/02/2026 15:01 (3 saat önce)

CHP Grup Toplantısı... Özgür Özel'den Erdoğan'a "Boş Senet" Tepkisi: "Gel Hiç Olmazsa Sabit Ödeme Olduğunu...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, deprem bölgesinde yeniden yapılan TOKİ konutları için vatandaşlara boş senet imzalatılmasına tepki göstererek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, "Üç yıl önce 'Para verecekler' diyen kişi o günün şartlarında milletten yetkiyi aldı. Şimdi 'Faizle de ödeyecekler' diyor. Bana kalsa ne faiz olsun ne para olsun ama Erdoğan'a söylüyorum: Gel hiç olmazsa sabit ödeme olduğunu söyle milletin içi rahat olsun" çağrısında bulundu.

(KAHRAMANMARAŞ) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, deprem bölgesinde yeniden yapılan TOKİ konutları için vatandaşlara boş senet imzalatılmasına tepki göstererek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, "Üç yıl önce 'Para verecekler' diyen kişi o günün şartlarında milletten yetkiyi aldı.

Şimdi 'Faizle de ödeyecekler' diyor.

Bana kalsa ne faiz olsun ne para olsun ama Erdoğan'a söylüyorum: Gel hiç olmazsa sabit ödeme olduğunu söyle milletin içi rahat olsun" çağrısında bulundu.CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümü dolayısıyla depremden etkilenen illeri ziyaret etmek üzere dün Osmaniye'ye geldi.

Hafta boyunca depremden etkilenen beş ilde programları olan Özel, bugün grup toplantısını Kahramanmaraş'ta yaptı.

Özel, Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen grup toplantısında 6 Şubat depreminde yaşananları anlatarak şöyle konuştu:"Hepimiz canlı tanığıyız.

Depremi duyduk.

CHP grubu olarak sabahın 09.00'unda mesaj çektik 'İlk bulduğunuz vasıtayla deprem bölgesine gidin.

Nerede olduğunuzu bildirin' diye. 120 milletvekiliyle ertesi gün görev dağılımını yapmış sahadaydık.

Kulağımızda ilk günün sesi şuydu: 'Sesimi duyan var mı?' Ama üçüncü, dördüncü, beşinci günün sonunda kolumuzdan tutanların sorduğu bir soru vardı: 'Üç gün boyunca ordu nerdeydi?' Üç gün boyunca şanlı şerefli Türk ordusu, tüm eğitimi gencecik ve bu ülkeye adanmış yürekleriyle, bütün ekipmanlarıyla bir talimat bekledi.

O talimat üç gün gelmedi.

Şimdi tarih önünde tarihi bir hesaplaşmayı ifade etmek durumundayım. 1999 depremi olduktan birkaç saat sonra deniz birliğine ulaşan dönemin komutanı 'Vaziyeti gördüm' diyor.

Rahmetli Ecevit'e bir telefon açıyor.

Rahmetli Ecevit derhal talimatı veriyor ve Türk Silahlı Kuvvetleri sabahın ilk ışıklarıyla 37 helikopter, 12 general, bin 392 subay, 33 bin 199 erbaş ve erle sahaya çıkıyorlar.

İletişim kesilmiş.

Hangimizde cep telefonu var o zaman?

Çok azımızda.

Üç iridyumcep telefonu merkezi, iki uydu yer terminaliyle iletişimi sağlıyorlar. 270 saat kesintisiz uçuşla binlerce yaralı bölgeden helikopterler ve uçaklar vasıtasıyla tahliye ediliyor. ve sonuç, rakam söyleyeceğiz, rakam konuşacak, O deprem, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 10 bin 528 vatandaşı enkazdan çıkarıp hastaneye ulaştırıp, yaşamda tuttuğu, çıkarıp da ölenler bu rakamda değil, 10 bin 578 kişiyi Mehmetçik çıkarıyor ve yaşatıyor." "O Mehmetçiği bir vehimle, korkuyla içeride tutanlar bugün bu milletin yüzüne nasıl bakıyorlar buna utanıyorum" Bu depremde üç gün duran ordu, üç gün sonra çıkıyor ya aynı kayıt, o da TSK'da, kurtardığı kişinin adı, soyadı, TC'si, hangi enkazdan çıkardın, hangi hastaneye teslim ettin, o gün 10 bin 528, bu depremde sayı 327.

Eğri oturacağız, doğru konuşacağız.

Hani var ya 'Orduyu çıkaralım' denince sarayda, danışman aklına uyup, 'Orduyu kışladan çıkarmak kolaydır.

Geri sokmak zordur.

Çıkarlarsa yönetime el koyarlar' vehmiyle, iktidarı elimden alırlar korkusuyla üç gün kiminiz Facebook'tan yazdınız, kiminiz enkaz başında bağırdınız, kiminiz gittiniz valinin yakasına yapıştınız, 'Ordu nerede?' O ordu ilk gün çıksaydı bir de karşılaştırma açısından söyleyelim, bizim bugünkü depremde 53 bin 537 kişi öldü.

O gün 1999 depreminde 18 bin kişi öldü. 18 bin kişi ölmüş, 10 bin kişi kurtarmışlar. 53 bin kişinin öldüğü yerde 300 kişi kurtarmış.

Basit bir oranla, zamanla teknoloji daha artmıştır, iletişim artmıştır, aygıtlar güçlüdür...

Hiç onları düşünmeyin.

Bu 53 bin kişinin en az 33-35 binini Mehmetçik en kritik 24 saatte takip eden 24 saatte, 72 saatte kurtarabilecekken o Mehmetçiği bir vehimle, korkuyla içeride tutanlar bugün bu milletin yüzüne nasıl bakıyorlar ben de buna utanıyorum. "Üçüncü yıl bitti, şimdi bitiyor, evlerin yüzde 70'i bitmiş" O yüzden millet çadır beklerken Kızılay'a çadır sattıran bunlar, millet enkaz altında yardım beklerken telefonunda yüzde 2 şarj kalmış depremzedenin telefonuna IBAN yollayıp para isteyen bunlar, orduyu içeride tutan bunlar, verdiği sözleri tutamayan bunlar, çıkmış bir de pişkin pişkin 'Verdiğimiz bütün sözleri tutmanın mutluluğundayız.

Asrın felaketini atlattık.' Asrın felaketi evet Allah bir daha göstermesin ama asrın ihmali, asrın beceriksizliği ve asrın pişkinliğiyle karşı karşıyayız.

Gelelim övündüğü kısma.

Öncesinde çalışmadı.

Deprem sırasında arama kurtarmada çuvalladı.

Diyor ki 'Verdiğim sözleri tuttum.' Ne söz verdin sen?

Dedin ki 'CHP'ye oy verirseniz...' O lafı ilk duyduğumda kanım akıyordu dondu. 6 Şubat'ta deprem olmuş. 8-9 Şubat 'Malum' diyor.

O gün bize dese, seçim var.

Bu dönemde ne seçimi?

Gelin bu seçimleri beş altı ay ileri alalım.' Vallahi CHP seçim meçim düşünmez.

Adam iki gün sonra depremden 'Malum 14 Mayıs'ta seçim var.

Sakın, oyu başkasına verirsiniz.

Onlar işi öğrenene kadar bir yıl geçer.

Bu kardeşiniz bir yılda hepinizin evini yapacak. ve sizi eve sokacak' dedi.

Dedi ama maalesef o günlerde kimse ona 'Ev yapamazsın' demedi.

Ama o bize 'Bunlar yapamaz' dedi.

Şimdi diyor ki 'Bize bu evleri yapamaz dediler.' Bir yılda bu evlerin yapılacağını söyleyip oy istemek depremdeki insanların çaresizliğini gösterip 'Bunlar gelince, işe alışıncaya kadar yapamazlar, biz yaparız' diyerek, insanları kandırarak o istendi ve o istenen oyların sonucundaki iktidarı yaşıyoruz şu an.

Peki ne oldu?

Bir yıl bitti.

Biz buradaydık.

Tüm Türkiye'de yüzde 2.7.

Yüzde 2.7'si bitmişti evlerin.

İkinci yıl bitti.

Tüm Türkiye'de 11 ilde yüzde 30'u bitmişti evlerin.

Üçüncü yıl bitti, şimdi bitiyor, evlerin yüzde 70'i bitmiş.

Şu anda daha 270 bin kişi konteynerlerde yaşıyor.

Kiracılara ev yok.

Kiracıda para yok.

Eve girmeye imkan yok.

Geliyor konteynerdeki elektriğini kesiyor. 'Çık artık.' 'Nasıl çıkacağım kiraya' diyor. 'Depremden önce nasıl oturuyorsan otur' diyor. "Artık bir devir kapanmaktadır, yeni bir devir açılmaktadır" Bakan Kurum milletvekillerinizin gözüne bakarak Meclis'te komisyonda 'O kadar çok ev yaptık ki' diyor. 'Şu anda deprem bölgesinde beş bin liraya kiralık konut var kiracılar için' diyor.

Dün Osmaniye'de sordum.

En ucuzu 15, ortalama 20.

Gaziantep'te sordum.

En ucuzu 16-17, ortalama 20-22.

Kahramanmaraş'ta soruyorum, beş bin liraya kiralık ev var mı? 10 bin liraya var mı? 15 bin liraya var mı?

Burada 20 bin lira kiralık evlerin tutarı en oturulmayacak ev 15 bin lira ve Murat Kurum diyor ki 'Gidin deprem bölgesine beş bin liraya kiralık konut var' diyor.

Buradan Murat Kurum'a söylüyorum, Erdoğan'a söylüyorum.

Öyle kapalı salonlarda kışın ısıtıp yazın serinletip atadıklarınıza nutuk atarak bu milletin aklıyla alay etmeyin.

Sokağa çıkın.

Millete anlatın bakalım.

Bugün itibariyle Maraş'ta 112 bin 414 konut sözü verilmiş.

Teslim edilen 73 bin 956.

Malatya'da yüzde 22'si bekliyor.

Adıyaman'da 43'ü, Gaziantep'te 26'sı ve Hatay'da 254 bin konutun 153 bini verilmiş, yüzde 40'ı bekliyor.

İnsanlar anahtarı alıyorlar.

Hazır değil.

Hazır diyorlar, hepiniz biliyorsunuz, en az 100 bin lira ama çoğunlukla 300 bin lira ilave masraf edilmeden evin içine geçilemiyor.

Evin çatısı akmasa borusu akıyor, borusu akmasa camı akıyor.

Parkesi kabarmış, boyası kabarmış.

Bunların tamamıyla deprem bölgesinin boğuştuğu bir sürecin içindeyiz.

Bu yüzden asla ve asla boş söze buradan konuşayım bilen bilir bilmeyen bilmez, 11 il ne yaşarsa yaşar diğer 70 il işler yolunda sanır.

Deprem bölgesinde işler yolunda molunda değil.

Erdoğan'a söyledim, sen iyi diyorsun ben de diyorum ki üç yıl geçmesine rağmen yapılan işler var zaten devletin bu konuda her imkanı var ancak eksikler çok.

Kahramanmaraş'ta itiraz çok. ve bununla ilgili Hatay'da isyan büyük 'Gel cesaretin varsa benimle beraber deprem bölgesine gidelim.

Hatay'ı gezelim.

Konteynere de gidelim.

TOKİ'ye de gidelim.

Esnafa da gidelim.

Hatrını soralım' dedim. 'Var mısın' dedim.

Tık çıkmadı.

Kahramanmaraş'a gelip de benimle birlikte Maraş'ta gezebilir mi Erdoğan?

Asla gezemez.

İşte bu yüzden artık bir devir kapanmaktadır, yeni bir devir açılmaktadır.

Algı siyasetinin dönemi bitmektedir.

Gerçek siyasetin dönemi başlamaktadır.

Bakan evlatlarının devri bitmektedir, vatan evlatlarının iktidarı gelmektedir. "Erdoğan'a söylüyorum: gel hiç olmazsa sabit ödeme olduğunu söyle milletin içi rahat olsun" Karşımızda normalde bu işi sivil hayatta yapsa Türk Ceza Kanunu 158 ve 209'a göre açığa imza attırdıkları için yargılanması gereken bir ikili var.

Bu yaptıkları işi sivil hayatta yapsalar tefecilikten yargılanırlar.

Boş senede imzayı tefeci attırır, başkası attırmaz.

Türk Ceza Kanunu bir kişiye verilen bir para, hizmet ya da mülk karşılığında boş senede imza attırmayı ağır şekilde cezalandırıyor.

Oysa bugün depremzedeye mesaj atıyorlar, telefon açıyorlar. 'Evin bitti gel al' diyorlar.

Evin anahtarını gösteriyorlar.

Elini uzatıyorsun 'Bir dakika' diyor devlet. 'Burada bir boş senet var.

Burada da bir sözleşme var.

Bu konut karşılığında nokta nokta lira boşluk ödeyeceğimi, nokta nokta faiz ödeyeceğimi...' Genç bir avukat ailesine söylemiş, Afet Kanunu'na göre faiz alamazlar.

Faiz kısmını çizin demiş.

Faiz kısmını çizene 'Olmaz. ya evi almayacaksın ya boş sözleşmeye imza atacaksın' diyorlar.

Buradan Erdoğan'a sesleniyorum.

Elbette biliyorum, bazılarını faizsiz yapmaya, bilhassa dükkanları rezerv alanlarını faiz ya da TEFE TÜFE memur maaş artışı oranında her yıl arttırmayı hedefliyorsun.

Şunu soruyorum, bu deprem haftasında şimdi başka yerlere gitti ama 6'sında gelecek inşallah.

TOKİ konutları, rezerv alana yapılan konutlar, iş yerlerinden ne kadar ücret alınacağını ve bunların hiçbirinden faiz, TÜFE ve memur maaş artışı dahil hiçbir fark alınmayacağını açıkla.

Bunu açıkla benim ana muhalefet olarak senin de iktidar partisi olarak şu üçüncü yılda millete bir hizmetimiz olmuş olsun.

Bir katkımız olmuş olsun.

Biz ücretsiz yapalım dedik.

Dedin ki 'Ücretsiz olmaz para verecekler.' Dedi ki 'Hayır.

Doğru değil, ücretsiz olsun.' 'Hayır.

Hem para verecekler, hem bana oy verecekler.' Üç yıl önce 'Para verecekler' diyen kişi o günün şartlarında milletten yetkiyi aldı.

Şimdi 'Faizle de ödeyecekler' diyor.

Bana kalsa ne faiz olsun ne para olsun ama Erdoğan'a söylüyorum: gel hiç olmazsa sabit ödeme olduğunu söyle milletin içi rahat olsun." (SÜRECEK)

İlgili Sitenin Haberleri