Haber Detayı
Neyi, neden yiyoruz? Besin seçiminin arkasındaki gerçekler
Neyi, neden yiyoruz? Besin seçiminin arkasındaki gerçekler
Beslenme söz konusu olduğunda çoğu zaman “ ne yemeliyim ” sorusuna odaklanıyoruz.
Oysa asıl önemli soru genellikle atlanıyor: “ Neden bunu yemeliyim? ” Çünkü bir besini seçmek, sadece kalori almak değil; vücudun hangi sistemini nasıl desteklediğimizi de belirler.
En çok konuşulan başlıklardan biri protein.
Protein neden bu kadar önemli ve neden tok tutar?
Protein, vücudun yapı taşıdır ama aynı zamanda güçlü bir iştah düzenleyicisidir.
Sindirimi karbonhidratlara göre daha uzun sürer.
Midede daha geç parçalanır ve bu durum beynimize tokluk sinyalinin daha uzun süre gitmesini sağlar.
Ayrıca protein tüketildiğinde, iştahı azaltan hormonların salınımı artar; açlık hormonu baskılanır.
Bu yüzden protein ağırlığı düşük öğünlerden sonra “ bir şeyler eksik ” hissi sık görülür.
Tokluk sadece mide doluluğu değildir; hormonal bir süreçtir ve protein bu sürecin merkezindedir.
Peki protein yeterliyse sebzeye neden ihtiyaç duyarız?
Sebzeler çoğu zaman “ vitamin olsun diye ” yenmesi gereken zorunlu bir grup gibi görülür.
Oysa sebzelerin asıl gücü lif içerikleridir.
Lif, sindirilemeyen ama sindirim sistemini yöneten bir yapıdır.
Mide boşalmasını yavaşlatır, kan şekerinin daha dengeli yükselmesini sağlar ve bağırsakların düzenli çalışmasına katkı verir.
Liften fakir beslenmelerde kan şekeri hızlı yükselip hızlı düşer; bu da kısa sürede tekrar açlık hissi yaratır.
Ayrıca bağırsak sağlığı sadece sindirimle ilgili değildir.
Bağışıklık sistemi, ruh hali ve hatta iştah kontrolü bağırsak florasıyla ilişkilidir.
Sebze tüketimi azaldığında bu denge bozulur ve vücut bunu çeşitli sinyallerle gösterir: şişkinlik, kabızlık, halsizlik ya da sürekli tatlı isteği gibi.
Bir diğer yaygın soru ise yağla ilgilidir: “Yağsız beslenirsek daha sağlıklı olmaz mıyız?” Yağ, yıllarca haksız yere suçlanmış bir besin grubudur.
Oysa yağsız bir beslenme, vücudu birçok temel işlevden mahrum bırakır.
A, D, E ve K vitaminleri yağda çözünür.
Yani yeterli yağ olmadan bu vitaminler emilemez.
Hücre zarları, sinir sistemi ve hormon üretimi için de yağ gereklidir.
Yağın eksik olduğu beslenme düzenlerinde cilt ve saç sağlığı bozulur, hormonal dengesizlikler görülebilir, uzun süreli tokluk sağlanamaz.
Çünkü yağ, mide boşalmasını yavaşlatan ve tokluk hissini uzatan önemli bir bileşendir.
Buradaki mesele yağı tamamen kesmek değil; doğru kaynaktan ve doğru miktarda almaktır.
Aslında besin seçimleri, vücudun hangi ihtiyacına cevap verdiğimizi anlamakla ilgilidir.
Protein kasları ve tokluğu destekler, sebzeler sistemi düzenler, yağlar hormonları ve hücre yapısını korur.
Bu üçlüden biri eksik kaldığında, beslenme dengesi bozulur.
Beslenme, matematikten çok fizyolojidir.
Kalori hesabı tek başına yeterli değildir.
Vücut; hormonlarıyla, sindirim sistemiyle, sinir ağıyla bir bütündür ve seçtiğimiz her besin bu bütünün bir parçasını etkiler.
Bu yüzden sağlıklı beslenme, “ şunu tamamen bırak ” ya da “ bunu mucize gibi tüket ” yaklaşımıyla sürdürülemez.
Anlamaya dayalı, dengeli ve gerçekçi seçimler uzun vadede işe yarar.
Ne yediğimiz kadar, neden yediğimizi bildiğimizde beslenme gerçekten güçlendirici bir hale gelir.