Haber Detayı

Tüm renklerin aryası
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
03/02/2026 09:50 (2 saat önce)

Tüm renklerin aryası

Tüm renklerin aryası

Semiha Berksoy Türkiye Cumhuriyeti’nin “ ilk kadın opera sanatçısı ” unvanına sahip güçlü bir dramatik soprano.

Tiyatro sahnesinde canlandırdığı her role boyut katan bir oyuncu.

Ve döneminin, dönemlerin ötesinde bir ressam...

İç dünyasının, sevdalarının, tutkularının, sanata bakışının dışavurumu olan tabloları ise dünyanın belli başlı bienallerinde, müze ve galerilerde sergileniyor.

Hayranlık uyandırıyor.

Tıpkı şu günlerde; ocak sonunda İstanbul Modern’de açılan ve Eylül 2026’ya kadar sürecek olan “ Tüm Renklerin Aryası ” sergisinde olduğu gibi.

ETKİLEYİCİ, DUYGUSAL BİR ARYA...

İstanbul Modern’in yönetim kurulu başkanı Oya Eczacıbaşı , Semiha Berksoy’dan söz ederken onu; “ Türkiye sanat tarihinde kadın sanatçıların öncülüğünü temsil eden benzersiz bir figür ” olarak tanımlıyor. “ Berksoy’un yapıtlarının merkezinde bireysellik, tutku ve özgün ifade biçimi yer alıyor ” diyor.

Serginin şef küratörü Öykü Özsoy Sağnak ; bu çalışmanın Berksoy’un “ çok yönlü kariyerinin genişliğini ve etkisinin derinliğini keşfetmek için bir alan ” sunduğunu vurguluyor.

Küratör Deniz Pehlivaner serginin kalbi niteliğindeki Kırmızı Oda’dan söz ederken “ Tıpkı bir opera salonunda olduğu gibi ona arzu ettiği biçimde bir sahne kurmayı amaçladık ” diyor.

Hamburger Bahnhof Berlin Ulusal Çağdaş Sanat Müzesi Sanat Direktörü Dr.

Sam Bardaouil ’in saptaması ise Semiha Berksoy’un yapıtlarının “ Modern sanatta türler arası geçişkenliği, duygusal yoğunluğu ve kişisel mitolojiyi merkeze alan bir sanat tarihi bakış açısını zorunlu kılar ” doğrultusunda.

Akademisyen Ayşe Güngör ’ün izlenimleri de Berksoy’un yapıtlarında “ Başlıca malzeme olarak kendisini, çevresindekileri ve deneyimlerini kullanır ” doğrultusunda.

SEMİHA BERKSOY’UN DOSTU OLMAK Ben, onun dostu, arkadaşı olarak ve bu durumdan onur duyduğumu vurgulayarak farklı bir açıdan paylaşmak istiyorum Semiha Berksoy’a dair duygularımı, düşüncelerimi.

Yaşamının ayrılmaz bir parçası kıldığı sanatsal formlar arasında sanki operanın ayrı bir yeri vardı.

Mezar taşına bile vefatından çok önce bunları yazdırmıştı: “ Semiha Berksoy: Opera primadonnası.

Yüksek dramatik soprano.

Ressam ve tiyatro sanatçısı.

Ankara Devlet Operası başartisti. ” Operaydı onun ilk göz ağrısı.

Her zaman opera dünyasında parlak bir yıldız olduğundan söz ederdi.

Nasıl da coşkuyla anlatırdı “ Özsoy ” Operası’nda Atatürk ’ün huzurunda Ayşim rolünde sahneye çıkışını ve de sonrasında önünde Berlin kapılarının nasıl açıldığını.

Ülkesine âşık bir kadındı, döndü.

Kalmadı Berlin’de.

Devlet operasında önüne konan engeller yıldırmadı genç kadını.

Özgür bir yapıya sahipti.

Savaşçı bir ruhu vardı.

Pes etmedi.

Çünkü ender bir sese sahip olduğunun bilincindeydi ve hakkıydı övgüler onun.

Atatürk ’ün, Nâzım Hikmet ’in, Nimet Vahit Hanım ’ın, Carl Ebert ’in, ses uzmanı Prof.

Paul Lohmann ’ın, Berlin Operası başrejisörlerinden Hanns NiedeckenGebhard ve daha nice sanat erbabının iltifatlarına mazhar olmuştu.

Birinci derecede önemsediği ve sözüne güvendiği kişilerin onu yücelten yorumları her koşulda dik durmasını sağlamıştı.

Ona direnç kazandırmıştı.

Siyasal ve de sanatsal anlamda önüne çıkarılan engeller kamçıladı sanatçıyı.

Tiyatroya döndü yüzünü, resme döndü.

İyi ki de döndü...

O BİR ATEŞ KUŞU Verdiği mücadele Semiha Berksoy’un her zaman küllerinden yeniden doğmasını sağladı, tıpkı bir “ Ateş Kuşu ” gibi.

Evet, 2010 yılında TC Kültür Bakanlığı Yayınları’ndan, 2023’te Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıkan Ateş Kuşu Semiha Berksoy adlı kitabım sanatçının kendi deyişiyle “ sözlü, aryalı ve resimli bir hayat tarihi ” vermeye odaklanmıştır.

Ne yazık ki kendisi okuyamadı bu kitabı ama paylaştığı anılar, belgeler onun dünyasının zenginlikleri..

Semiha Berksoy’un dinmeyen sanat ve hayat tutkusu onu Kutluğ Ataman ’ın çektiği “ Semiha B.

Unplugged ” filmini izleyen dünyanın ünlü yönetmenlerinden Robert Wilson ile karşılaştırdı.

Ne güzel ki o buluşmayı ayarlayan bendim ve 90 yaşında sevgili Semiha Berksoy, Robert Wilson’ın 1999’da İKSV Tiyatro Festivali’nde oynayan “ Ölüm, Yıkım&Detroit III ” adlı yapımında rol alarak Wagner ’in “ Tristan ve Isolde ” operasından söylediği “ Liebestod ” aryası ile New York Lincoln Center’da sahneye çıktı.

Daha sonra, Madrid, Modena, Porto festivallerine katıldı; onu daime şefkatle kucaklayan kızı Zeliha Berksoy eşliğinde. “ Tüm Renklerin Aryası ” sergisinde, o çarpıcı Kırmızı Oda’da Semiha Berksoy’un sahneden bu geçişi de akıllarda iz bırakacaktır kuşkusuz...

İlgili Sitenin Haberleri