Haber Detayı
Sümela’dan Sameba’ya…
Karadeniz’in sisli yamaçlarından Kafkaslar’ın parlayan yıldızına uzanan bu yolculuk, GastroTravel Maçka Akif Budak ve Önder Yılmaz ‘ın organize ettiği Gastro Travel Maçka etkinliğietkinliğinin ardından kendiliğinden şekillenen bir keşfe dönüştü.
Sümela Manastırı’nın mistik gölgesinden ayrılıp, Gürcistan’ın en etkileyici simgelerinden biri olan Sameba Katedrali’ne doğru yola çıktık.
Bu rota, yalnızca bir sınır geçişi değil; kültür, mimari ve yaşam tarzı değişiminin de kısa bir özeti gibiydi.Yol Arkadaşları ve Sınır GeçişiBatum’u “ikinci vatanım” olarak tanımlayan Akif Budak rehberliğinde, transferimizi Yeşilyol Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Asılbay’ın gerçekleştirdiği konforlu bir yolculukla Sarp Sınır Kapısı’na ulaştık.Yurt dışı çıkış harcı (1.250 TL) ödendikten sonra, kimlikle geçiş süreci başlıyor.
Yeni sistemde küçük bir form dolduruluyor; ad-soyad ve T.C. kimlik numarası beyan ediliyor.
Kamera karşısında alınan onayın ardından geçiş sağlanıyor.
Duty free alanı girişte karşınıza çıkıyor ancak alışverişi dönüşte yapmak hem daha rahat hem de daha mantıklı.Gürcü tarafında da benzer bir kontrol sürecinin ardından Gürcistan’a giriş yapılıyor.
Ülkenin para birimi Lari (GEL).
Genel kur yaklaşık olarak 1 TL = 16 Lari seviyesinde.
Alkol alımında kişi başı bir şişe hakkı bulunuyor; oranına göre iki şişeye izin verilmiyor.
Sınırda yapılan “sigara taşıma” tekliflerine ise kesinlikle itibar edilmemeli.Batum’a İlk BakışSarp’tan Batum’a uzanan yol, Karadeniz manzarasıyla başlıyor.
Ardından Acara Özerk Cumhuriyeti’nin başkenti Batum’un çehresi beliriyor.
Şehir, modern yapılarla eski binaların yan yana durduğu ilginç bir mimari dengeye sahip.
Yeni yapılan yüksek binaların arasında hâlâ balkonlardan sarkan çamaşırları görmek mümkün; Batum’un en samimi yüzü de tam olarak burada ortaya çıkıyor.Geniş caddeler, sakin trafik ve neredeyse hiç duyulmayan korna sesleriyle şehir gündüzleri şaşırtıcı derecede dingin.
Gürcistan’da araçlar Türkiye’de olduğu gibi sağdan akıyor ve şehir planlaması yürüyerek gezmeye oldukça elverişli.Konaklama: Hotel London 1889Şehir merkezinde yer alan Hotel London 1889, Batum’un tarihini yansıtan en etkileyici yapılardan biri.
Mimari detaylarıyla dikkat çeken otelin işletmecisinin Türk olması, konaklamayı daha da konforlu kılıyor.
Temizlik, hizmet kalitesi ve mutfak anlayışı Türk damak tadına oldukça yakın.
Otel çalışanlarının büyük bir kısmı Türkçe biliyor; bu da şehirde iletişimi son derece kolaylaştırıyor.Batum GeceleriGüneş battığında Batum bambaşka bir kimliğe bürünüyor.
Yeni teknolojiyle donatılmış ışıklandırmalar, oteller ve eğlence merkezleri şehri adeta açık hava sahnesine çeviriyor.
Sahil boyunca uzanan yürüyüş yolları, lunapark ve Batum’un simgesi haline gelen Ali ve Nino Heykeli, gece yürüyüşleri için ideal duraklar.Casino işletmeciliğinin serbest olması Batum’un gece hayatını canlı kılan unsurlardan biri.
Türkiye’ye yakınlığı nedeniyle şehir, özellikle hafta sonları Türk ziyaretçilerin yoğun ilgisini görüyor.Batum Mutfağı ve Lezzet DuraklarıBatum mutfağı, Gürcü mutfağının sade ama doyurucu örneklerini sunuyor.
Haçapuri:Fiyatlar 5–10 Lari arasında değişiyor.
Pideye benzeyen bu lezzetin yumurtalı, peynirli ve sucuklu çeşitleri bulunuyor.
Tek porsiyon oldukça doyurucu.
Khinkali (Gürcü Mantısı):Büyük boy, sulu mantılar.
Porsiyonu yaklaşık 5 Lari.
Kişi başı 3 adet genellikle yeterli oluyor.Batum; Karadeniz kıyısında konumlanan, Osmanlı, Rus ve Gürcü kültürlerinin izlerini aynı anda barındıran çok katmanlı bir şehir.
Vizesiz, pasaportsuz, yalnızca kimlikle seyahat edilebilmesi; uygun fiyatları ve gelişen turizm altyapısı sayesinde her yıl yaklaşık 1 milyon Türk turist ağırlıyor.Günde ortalama 30 dolar bütçeyle rahatlıkla gezilebilen Batum, kısa süreli kaçamaklar için ideal olduğu kadar, detaylı keşifler için de fazlasıyla malzeme sunuyor.