Haber Detayı

İnsan eti yiyen olimpiyat yapamaz
Cem zeren aydinlik.com.tr
03/02/2026 00:00 (1 saat önce)

İnsan eti yiyen olimpiyat yapamaz

İnsan eti yiyen olimpiyat yapamaz

Bu ABD’deki vahşetin sınırı var mıdır?

Bu İsrail’in neden olduğu şiddetin hiç mi ayarı olmaz?

ABD Adalet Bakanlığının açıkladığı kadarını biliyoruz; Epstein dosyasının içeriğinin.

Yazılanlar, konuşulanlar, paylaşılanlar; tüyler ürpertici.

Vahşeti uygulayanlar yine Batı’dan, hep Batı’dan.

ABD zaten suç dolu.

Kapitalizm, insanını korumuyor.

Açlık içinde insan suça sürükleniyor.

Hırsızlık, gasp, tecavüz ve cinayet zaten kapitalist Amerika’da olağan.

Bu yüzden insanlar şehirlerin uzağında yaşıyor. “Downtown” denilen şehir merkezlerinde ise; daha çok parasızlar, çalabildikleri ile yaşayabildikleri kadar yaşıyorlar.

ABD zaten şiddet dolu.

ICE diye oluşturdukları faşist çete, geçen sene sırf gümrüklerde farklı ülkelerden ve farklı yaşlarda 32 silahsız kişiyi öldürmüş.

Bu yıl, belki de ABD’de yaşanabilecek en eğitimli eyalette, Minnesota’da çok kısa sürede 2 ABD’li öldürdü.

NBA takımı Minnesota Timberwolves’ın karşılaşmalarını oynadığı Target Center, 2 haftadır anma seremonisi ile başlıyor.

Önce 37 yaşındayken 3 çocuk annesi şair Renee Nicole Good anıldı, sonra yine 37 yaşındaki Amerikalı yoğun bakım hemşiresi Alex Jeffrey Pretti anıldı.

Haydut ABD’nin kendi sınırlarındaki çetesi ICE’in kısa sürece Minneapolis sokaklarında öldürdüğü iki kişiydiler.

İnsanlığa duyarlı iki kişiyi sorgulamadan öldürdü, İCE çetesi üyeleri.

ABD; Batı Asya’ya, Kuzey Afrika’ya, Karayiplere demokrasi getirmesi için saldığı adamlarını; buralardan çekilince bir yerde kullanmalıydı.

Demokrasi getirilme sırası şimdi Minnesota’ya gelmişti.

Bir asır önce Oklahoma’da Tulsa Katliamını yapanların, Mississippi’de Ku Klux Klan cinayetlerini işleyenlerin çocukları Hiroşima ve Nagazaki’nin geçmişini ve geleceğini birkaç saniyede yok etti, Dresden’de teslim olmuş bir ülkenin halkını yerle bir etti, Kore’de No Gun Ri katliamını, Vietnam’da My Lai katliamını işledi.

Bunların çocukları da Irak’ta Ebu Gureyb Cezaevi’nde işkenceleri yapanlar, Haditha’da katliam yaptı.

Küba’da kurdukları Guantanama işkencehanesinde insanlık ayıplarına devam ettiler.

Afganistan’da Azizabad katliamını yaptılar.

ABD, bu coğrafyalarda yenilip çekilince bu gözü dönmüş katiller ülkelerine geri döndüler.

ABD, bu katiller oyalansın, gümrükte yabancı vursun diye ICE diye bir yapı kurdu.

Vampir, ulus tanımaz ki.

O öldürmeyi bilir sadece.

ICE’nin yanına şimdi de Epstein eklendi.

Bu ülke bu yaz FIFA Dünya Kupası’nı düzenleyecek, önümüzdeki yıl da Olimpiyatları.

Hangi cesaret ile ABD’ye gidersiniz, hele bir de ailecek gittiğinizi düşünün.

Ülkenin başındaki adamın bile kızınız yaşındakilere taciz etmişliği iddiaları var, hatta “insan yediler” diyenler bile var. “Sporculara vize vermeyen bir ülkede spor organizasyonu düzenleyemezsiniz!” diye yazmıştım, bir ay önce. “Başka bir ülkenin Devlet Başkanı’nı kaçıran bir ülkede Dünya Kupası ve Olimpiyat düzenleyemezsiniz!” diye yazmıştım bir ay önce.

Meğer vize vermemek ödülmüş.

Adam kaçırmak ne kadar da masummuş.

Sokakta rastgele insan öldüren bir çetenin olduğu bir ülkede ne Dünya Kupası ne Olimpiyat düzenleyemezsiniz.

Yarım yüzyıl önce; deseydim “İnsan yiyenlerin arasında Olimpiyat yapamazsınız!” Afrikalılar belki alınırdı; ama insan eti yiyenler arasında Olimpiyat yapamazsınız!

FIFA, bu Dünya Kupası’nı ABD’den almak için daha ne bekliyor?

IOC, bu Olimpiyatlar’ı ABD’den almak için daha ne bekliyor?

ARTIK SADECE GRÖNLAND’I İSTEMEYECEK Hafta sonu Danimarka, Avrupa Erkekler Hentbol Şampiyonası Şampiyonu oldu. 15 bin  Danimarkalı tribünleri doldurdu, ülkelerini desteklediler.

Tribünlerden ABD’ye Grönland’a dair iletiler de verildi.

Danimarkalılar Grönland’a sahip çıktı.

Ama, benim korkum; Trump’ın şimdi Grönland ile beraber Avrupa Hentbol Şampiyonası Kupası’nı da istemesi.

Nobel’i isteyen, bu kupayı niye istemesin ki?

Danimarka şampiyon olarak başına iş aldı.

BRUCE SPRINGFIELD’DEN MÜTHİŞ ŞARKI ABD içinden ABD aleyhtarı en güzel şarkılardan biridir; Bruce Springfield’in “Born in the USA”sı.

ABD kapitalizminin kendi gazisini bile sahipsiz bırakmasını anlatır.

Springfield, Minneapolis sokaklarındaki cinayetlerden sonra, çok güzel ve hüzünlü bir şarkıyı söyledi. “Streets of Minneapolis”i dinlemenizi öneririm.

Sözlerini paylaşıyorum: Kışın buz ve soğuğunda, Nicollet Caddesi boyunca, Alevler içindeki bir şehir ateş ve buzla savaştı, İşgalcilerin botlarının altında, Kral Trump’ın DHS’den gelen özel ordusu, Silahları ceketlerine bağlı, Kanunu uygulamak için Minneapolis’e geldiler, Ya da onların hikayesi böyle anlatılıyor… Duman ve plastik mermilere karşı, Şafağın erken ışığında, Vatandaşlar adalet için ayağa kalktı, Sesleri gece boyunca yankılandı, Ve kanlı ayak izleri vardı, Merhametin olması gereken yerde, Ve karla kaplı sokaklarda ölüme terk edilmiş iki ölü, Alex Pretti ve Renée Good… Ah, Minneapolis’imiz, sesini duyuyorum, Kanlı sisin içinden şarkı söylüyorsun, Bu toprak için yerimizi alacağız, Ve aramızdaki yabancı için, Burada, evimizde, öldürdüler ve dolaştılar, 2026 kışında, Ölenlerin isimlerini hatırlayacağız, Sokaklarda Minneapolis’in… Trump’ın federal haydutları, Yüzünü ve göğsünü dövdü, Sonra silah seslerini duyduk, Ve Alex Pretti karda ölü yatıyordu, İddiaları meşru müdafaaydı efendim, Gözlerinize inanmayın, Bu bizim kanımız ve kemiklerimiz, Ve bu düdükler ve telefonlar, Miller ve Noem’in kirli yalanlarına karşı… Şimdi yasayı korumak için burada olduklarını söylüyorlar, Ama haklarımızı çiğniyorlar, Teniniz siyah veya kahverengi ise dostum, Görür görmez sorgulanabilir veya sınır dışı edilebilirsiniz, “ICE şimdi dışarı” sloganlarımızda, Şehrimizin kalbi ve ruhu devam ediyor, Kırık camlar ve kanlı gözyaşları arasında, Üzerinde Minneapolis sokakları…

İlgili Sitenin Haberleri