Haber Detayı

Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev'in Türkiye ziyareti: İkili ilişkilerde yeni dönem
Güncel haberler.com
02/02/2026 12:22 (3 saat önce)

Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev'in Türkiye ziyareti: İkili ilişkilerde yeni dönem

Akademisyen Doç. Dr. Nurgül Bekar, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'in 29 Ocak'ta gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretini ve ziyaretin çıktılarını AA Analiz için kaleme aldı.

Akademisyen Doç.

Dr.

Nurgül Bekar, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'in 29 Ocak'ta gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretini ve ziyaretin çıktılarını AA Analiz için kaleme aldı.***Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın resmi davetiyle gerçekleşen Ankara ziyareti, Türkiye-Özbekistan ilişkilerinin son on yılda geçirdiği dönüşümün geldiği noktayı göstermesi açısından önemlidir.

En son Haziran 2024'te Ankara'ya gelen Mirziyoyev'in 29 Ocak'taki ziyaretinin "resmi" omurgasını Türkiye-Özbekistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyinin (YDSK) 4. toplantısı, ortak bildiriler ve çok sayıda mutabakat metni oluşturdu.

Bu kurumsal çerçeve, iki ülke ilişkilerinin artık "dostluk ve kültürel yakınlık" düzeyinden güvenlik, ekonomi ve bağlantısallık ekseninde çok katmanlı ve hedef odaklı bir ortaklığa doğru evrildiğini gösteriyor.Nitekim YDSK 4.

Toplantısı Ortak Bildirisi ve Kapsamlı Stratejik Ortaklık İlişkilerinin İşbirliği Mekanizması Hakkında Karar dışında imzalanan 8 anlaşma, sağlık, eğitim, kültür, finans-ekonomi, özel ekonomik bölgeler, uluslararası ulaştırma koridorları ve madencilik gibi geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

Bu durum ilişkilerin "sektörleştiği" ve kamu bürokrasisi içinde izlenebilir gündemlere bağlandığına işaret ediyor.

Bir başka ifadeyle, "kurumsallaşma" başlığının genişlemesi, işbirliğini derinleştirecek ve aynı zamanda Türk dünyası birlikteliğini artıracak bir husus teşkil edebilir.YDSK formatı, düzenli aralıklarla liderler ve bakanlıklar düzeyinde hedef tazeleme, sorun çözme ve yeni işbirliği alanları açma imkanı sağlıyor.

Üstelik 19-20 Ocak 2026'da Ankara'da gerçekleştirilen Ortak Stratejik Planlama Grubu ile "4+4 mekanizması" (dışişleri-içişleri-savunma ve ilgili güvenlik kurumları ekseninde) gibi eş güdüm kanalları, ilişkinin yalnız ekonomik değil güvenlik boyutunda da daha sistematik hale geldiğini gösteriyor.

Taraflar, Ortak Stratejik Planlama Grubu ile çok katmanlı bir güvenlik anlayışı çerçevesinde koordinasyon mekanizmasının sıkılaştırılmasını ve stratejik ortaklığın kalıcılaşmasını öngörüyorlar.

Bu tür mekanizmaların oluşturulması, iki ülke ilişkilerinde liderlerin uyumunun yanı sıra "kurumlar arası süreklilik" unsuruna da ağırlık verilmesini sağlayacaktır.

Bu da özellikle bölgesel risklerin arttığı bir dönemde iki ülkenin birbirini öngörebilir ve hızlı hareket edebilir hale gelmesi bakımından önemlidir.

Türkiye ve Özbekistan arasında paylaşılan bölgesel vizyon çerçevesinde stratejik ittifakı derinleştirecek bu adımlar, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) ve daha geniş bir Türk dünyası gündemini de ikili ilişkilere dahil etmektedir.Türkiye-Özbekistan arasındaki bağlantısallıkZiyaretin ikinci büyük ekseninde her iki ülke cumhurbaşkanlarının bağlantısallık ve koridorlar hususlarına vurgu yaptığı görülmektedir.

Bir taraftan Türkiye'nin her alanda küresel ölçekte artan etkisiyle jeopolitik bir güç oluşturması, diğer taraftan Özbekistan'ın Orta Asya'nın kalbinde yer alan konumuyla ekonomik ve siyasi olarak dışa açılmasına çekilen dikkatler, ülkeler arasındaki işbirliğinin anlamını derinleştirmektedir.Çin'den başlayarak Orta Asya, Hazar Havzası, Güney Kafkasya ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya uzanan "Orta Koridor", Türkiye-Özbekistan ilişkilerinin jeopolitik yönünün bölge açısından stratejik değerini ve derinliğini göstermektedir.

Bu kapsamda Türkiye-Özbekistan ilişkilerinin geniş bir vizyonla, kapsamlı ve uzun vadeli planlandığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Orta Asya'nın dünya ekonomisine eklemlenmesinde ulaştırma hatları, gümrük süreçleri ve lojistik kapasitenin belirleyici olması, Türkiye'nin "Orta Koridor" vizyonu ile Özbekistan'ın dış ticaretini çeşitlendirme hedefi, doğal bir kesişim alanı oluşturmaktadır.

İmzalanan metinler arasında "uluslararası ulaştırma koridorları"na atıf yapılması ve özel ekonomik bölgeler işbirliği gibi başlıkların öne çıkması, yalnızca ticaret hacmini büyütme arzusunu değil ticaretin hangi rotalar üzerinden ve hangi kurallar altında akacağını şekillendirme niyetini de gösteriyor.

Bağlantısallık artık salt altyapı yatırımı değil aynı zamanda pazarlık gücü, bölgesel ağırlık ve tedarik zinciri güvenliği demektir.

Bu yüzden Türkiye-Özbekistan hattı, Türk dünyası içi entegrasyon tartışmalarında da "ekonomik omurga" işlevi görerek önümüzdeki dönemde Türk dünyasındaki işbirliğini artırabilecektir.Üçüncü eksen, ekonomi-yatırım işbirliğinin "sektör bazlı" bir genişlemeye kavuşmasıdır.

Nitekim Mirziyoyev'in son ziyaretinde imzalanan anlaşmalar, sağlık, eğitim, ekonomi/finans, serbest özel ekonomik bölgeler, uluslararası ulaşım koridorları, kültürel işbirliği (2026-2027 Planı), madencilik alanında işbirliği, YÖK ve ilgili Özbek kurumları arasındaki ilişkiler gibi çok geniş bir yelpazeyi barındırmaktadır.

Özbekistan ticaretindeki yüzde 3,4'lük payıyla dördüncü büyük ortak olan Türkiye, 2025'te ikili ekonomik ilişkilerde 3 milyar doları aşan ticaret hacmine ulaşmıştır.Finans-ekonomi alanındaki mutabakatlar, eğitim-kültür işbirliği programları ve YÖK düzeyindeki niyet protokolleri, "insan kaynağı, bilgi dolaşımı ve güven" altyapısını güçlendiren tamamlayıcı parçalar olarak değerlendirilebilir.

Özellikle özel ekonomik bölgeler ve sanayi işbirliği başlıkları, Türk şirketlerinin Özbekistan'da üretim-yatırım, Özbek sermayesinin de Türkiye'de ortak girişim arayışına kurumsal zemin sunma potansiyeline sahiptir.

Bu sektörel dağılım ve Şevket Mirziyoyev'in Özbekistan Cumhurbaşkanı olmasından bu yana ikili ticaret hacminin üç kat arttığı da göz önüne alınırsa hedeflenen 5 milyar dolarlık ticaret hacmine kısa zamanda erişilebileceği yönündeki umutları artırmaktadır.???????Dördüncü eksen, kritik mineraller ve madencilik gibi stratejik sektörlerin gündeme girmesidir.

Ziyaret sırasında madencilik alanında işbirliği ve "nadir toprak elementleri/kritik mineraller" gibi hususların öne çıkması, iki ülke ilişkilerinin klasik ticaret kalemlerinin ötesine geçmeye başladığını göstermektedir.

Enerji dönüşümü, savunma sanayisi ve yüksek teknoloji tedarik zincirleri açısından kritik minerallerin önemi küresel ölçekte arttıkça, bu alandaki ortak projeler hem ekonomik hem jeopolitik değer taşımaktadır.

Bu bağlamda ulaştırma, gümrük, dijitalleşme, enerji ve güvenlik gibi alanlarda üye ülkeler arasında uyumu artırmayı hedefleyen TDT içinde Türkiye-Özbekistan yakınlığı, diğer üyeler açısından da teşvik edici olabilecektir.

Bir başka deyişle, Türkiye-Özbekistan arasındaki bağlar, Türk dünyası birlikteliğini de kuvvetlendirebilecektir.Türkiye ve Özbekistan arasındaki kültürel bağlarSon olarak ziyaretin iki ülke ilişkilerindeki ortak bağları gösteren boyutu, ilişkilerin geleceği açısından önem taşımaktadır.

Zira bu boyut, ilişkilerin sağlamlığını ve devamlılığını sağlayacaktır.

Özbekistan ile Türkiye'nin aynı dil, din ve çok benzer kültüre sahip olması ve bu bağlantıların somut politikalarla desteklenmesi, iki ülkenin kamuoyları tarafından da takip edilmektedir.

Ziyarette Özbekistan'ın Hatay'da yaptırılan deprem konutları içinde 306 daireden müteşekkil Özbek Mahallesi'nin açılış töreni, yine Özbekistan'ın yurt dışındaki ilk okulu olacak İstanbul Bakırköy'deki 600 kişilik Özbek Okulu'nun "taş koyuş" töreni, liderler seviyesindeki uyumun kamuoyları nezdinde de kabul gördüğünün önemli bir göstergesidir.Özbekistan'da T.C.

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Türk ilk ve ortaöğretim okulları, Sağlık Bilimleri Üniversitesinin Buhara ve Taşkent'teki fakülteleri, Ali Şir Nevai Üniversitesi bünyesinde hizmet veren Yunus Emre Enstitüsü ve Taşkent'teki Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesi gibi kurumlar, ilişkilerin eğitim boyutunu destekleyen ve geliştiren kurumları teşkil etmektedir.

Dayanışma ruhu ve toplumsal bağları güçlendiren projeler, ilişkilerin her alanda güçlenmesini ve derinleşmesini destekleyecektir.

Muhtemeldir ki bu destekte 1996'da imzalanan Ebedi Dostluk ve İşbirliği Anlaşması'nın 30. yılı, her iki ülke arasında kültürel ve insani alandaki projelerin artmasına vesile olacaktır.Sonuç olarak, Mirziyoyev'in 29 Ocak'taki Türkiye ziyareti, son on yılda hızla gelişen Türkiye-Özbekistan ilişkilerinin "kurumsallaşma, bağlantısallık ve sektörleşme" üçgeninde derinleştiğini gösteren bir eşik olarak değerlendirilebilir.

İki ülke, kültürel yakınlık ve Türk dünyası söylemini, güvenlik koordinasyonu, ulaştırma-lojistik stratejisi ve stratejik sektörlerde işbirliği gibi daha somut araçlarla destekleme çabasındadır.

Proje, yatırım ve ölçülebilir performanslarla desteklenecek ilişkiler, sadece Türkiye-Özbekistan bağlarını artırmayacak, yeniden şekillenen uluslararası siyaset içinde güçlü bir Türk dünyası vizyonunu geliştirmeye ve sürdürmeye yardımcı olacaktır.[Doç.

Dr.

Nurgül Bekar, Akademisyendir.]Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

İlgili Sitenin Haberleri