Haber Detayı
Anka Ekonomi Editörü Erdal Sağlam'ın Kaleminden Haftanın Ekonomi Analizi: Türkiye 2026'da Yine Enflasyon v...
Haftanın son günü altın ve gümüş fiyatlarında yaşanan şok düşüş, tüm dünyada ekonominin gündemine oturdu. Ancak Türkiye’de ekonominin gündeminin, 2026 yılında da yine enflasyon ve faiz olacağı anlaşılıyor.
Erdal SağlamHaftanın son günü altın ve gümüş fiyatlarında yaşanan şok düşüş, tüm dünyada ekonominin gündemine oturdu.
Ancak Türkiye'de ekonominin gündeminin, 2026 yılında da yine enflasyon ve faiz olacağı anlaşılıyor.Önümüzdeki salı günü açıklanacak ocak ayı enflasyon rakamının yüzde 4-4,5 arasında çıkması bekleniyor.
Yılın sonunda enflasyonun yüzde 16'ya ineceği hedefi göz önüne alındığında, bu rakam hedefi daha ilk aydan tehlikeye atmış görünüyor.Şubat ortasında Merkez Bankası'nın açıklayacağı yılın ilk Enflasyon Raporu, kritik bir öneme sahip olacak.
Eski Merkez Bankacı iktisatçılar, yüzde 16'lık hedefin ilk toplantıda değişmemesi gerektiğini belirtiyor.
Ancak yüksek çıkacak ocak enflasyonunun, Merkez Bankası yönetimini daha yılın ilk toplantısında hedef revizyonuna mecbur bırakacağı da söylenebilir.Şubat toplantısında revizyon yapılmasa bile, yılın ikinci Enflasyon Raporu'nda hedefin değişmesi kaçınılmaz görülüyor.
Piyasadaki beklenti; hedefin ilk aşamada yüzde 16'dan 19'a çıkarılması yönünde.
Bu revizyonla birlikte enflasyonda yıl sonu hedef aralığının da yüzde 16-22 arasında oluşması bekleniyor.Şubattaki toplantıda hedef değişmediği takdirde, Merkez Bankası yönetiminin faiz indirimlerinde zorlanması beklenebilir.
Çünkü enflasyon hedeflemesine geçildiği için hedefler sık sık değiştirilemeyecek.
Ancak hedef değişmediği zaman da Merkez Bankası'nın, hedefe ulaşmak için faiz oranlarını daha yüksek tutması gerekecek.
O nedenle hedefin şubatta değişmesi, mart ayındaki faiz toplantısında Merkez Bankası yönetiminin indirim için elini rahatlatacaktır.Faizde siyasi baskıFaiz indirimlerinin sürmesi için, siyasi otoritenin Merkez Bankası yönetimi üzerinde baskı oluşturduğu bir gerçek.
Çünkü enflasyonla mücadele programının süresi, gerekli tedbirler zamanında alınamadığı için çok uzadı.
Bu nedenle de 2023 ortasından beri devam eden, sıkı para politikasının uzun sürmesi nedeniyle, toplumsal tepkileri artıran bir programdan söz ediyoruz.Program uzadığı için hem satın alma gücü gerileyen yoksul kesimlerin şikayeti çok büyüdü, hem de yüksek finansman maliyeti nedeniyle reel sektörden gelen şikayetler arttı.
Bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, her zaman olduğu gibi; faiz indirimlerinin hızlanmasını isteyeceği tahmin ediliyor.Geçen yıl 19 Mart'ta, CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'na karşı başlatılan yargı operasyonundan, uygulanan ekonomik program büyük zarar gördü.
Enflasyon ve faiz oranları iniş sürecine girmişken yaşanan bu olay, rezervlerin erimesi ve faizlerin yeniden yükselmesine neden oldu.
Siyasi çatışmaların iyice zora soktuğu program, hala rayına oturtulabilmiş değil.
Ocak ayında enflasyonda beklenen yüksek oranlı artış da enflasyonla mücadelede daha uzun bir yol gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.Özetle; altın fiyatlarında yaşanan büyük dalgalanmayla birlikte doların değerinde düşüşün devam edip etmeyeceği yönündeki belirsizlik, dünya ticaretindeki tarifelerin sürekli değişmesi, tüm dünya ekonomisinde radikal değişiklikler yaşanmasına neden oluyor.
Kısaca "Trump etkisi" denilen bu altüst oluşa, son olarak "İran'ın vurulup vurulmayacağı" sorusu eklendi.
Bu da küresel ekonomide yaşanan belirsizlikleri büyütmeye devam ediyor.Türkiye yaklaşık 3 yıldır uyguladığı programa rağmen, hala enflasyonla mücadelede başarı sağlayamadı. 2027 yılı başından itibaren yeni bir seçim ekonomisine girileceği beklentisi ise ekonomideki kırılganlığın süreceğini gösteriyor.
Küresel ekonomideki belirsizlik iklimi, Türkiye'de daha ağır yaşanacak gibi gözüküyor.