Haber Detayı

Tam vahşet! Kocasını öldürttü, arkadaşları 700 km'den baş kesmeye geldi! | Son dakika haberleri
Gündem haberturk.com
01/02/2026 09:45 (2 saat önce)

Tam vahşet! Kocasını öldürttü, arkadaşları 700 km'den baş kesmeye geldi! | Son dakika haberleri

Yıllar sonra televizyon ekranlarına düşen “kesik baş” haberi, iki emekli cinayet dedektifini 18 yıl öncesine götürdü. Bir çöp poşetinden çıkan başsız ceset, cebindeki kimlik, çelişkili ifadeler ve telefon kayıtları... Cinayet Masası’nın adım adım ilerleyen çalışması, yasak bir ilişkinin gölgesinde işlenen korkunç planı ortaya çıkardı. Ortaya çıkan kan donduran cinayette, genç kadın sevgilisiyle bir olup kocasını öldürttü, vücudunu parçalara ayırdı. Çöpte başlayan bu dosya, geride bırakılan izlerle aydınlanan tüyler ürpertici bir cinayetin hikâyesi oldu. 2008 yılına damga vuran cinayetin ayrıntılarını deneyimli cinayet uzmanları emekli polis...

25 Ocak 2026 akşamı ana haber bültenlerinde tüm televizyon kanallarında aynı korkunç son dakika haberi geçiliyordu: Şişli’de kan donduran cinayet... Çöp konteynerinde bir kadına ait kesik baş bulundu.

Polis yaptığı çalışmada kesik başa ait vücut parçalarını da farklı çöp konteynerlerinde tespit etti. Özbekistan uyruklu olduğu belirlenen kadına yönelik bu vahşet kamuoyunu dehşete düşürdü.” Tüyler ürperten bir cinayet vakası bir kez daha Türkiye gündemine oturmuştu.

O saatlerde bu haberi izleyenler arasında, yıllarca Cinayet Büro Amirliği’nde görev yapmış, birçok dosyayı çözüme kavuşturmuş iki deneyimli isim de vardı.

Biri “C Bölgesi”nde uzun yıllar görev yapan Orhan Elmacı, diğeri ise “B Bölgesi”nde ve Cinayet Nöbetçi Amirliği’nde görev yapmış Fuat Karabulut’tu.

Bu tür vahşetler onlar için yabancı değildi.

Ancak ekrandaki görüntüler, iki emekli cinayet uzmanını tam 18 yıl öncesine götürdü.

KAĞIT TOPLAYACISININ İHBARI Yıl 2008...

Takvimler 20 Mart’ı gösteriyordu.

İstanbul baharın ilk günlerini yaşıyordu.

Hafta içi yoğunluğu kentin cadde ve sokaklarına yansımıştı. Ümraniye Yeni Dudullu Caddesi’ne bağlı Habeş Sokak’ta, her zamanki gibi çöpleri karıştıran bir kağıt toplayıcı, iri ve sıkıca bağlanmış bir çöp poşeti fark etti.

Poşeti açtığı anda hayatı boyunca unutamayacağı bir manzarayla karşılaştı.

Poşetin içinde başsız bir ceset vardı.

CİNAYET DEDEKTİFLERİ HIZLA OLAY YERİNE GİTTİ Dakikalar sonra İstanbul Emniyeti’nin telsizleri hareketlendi: “Merkez konuşuyor, tüm ekipler dinlemeye geçsin...

Merkez 45-22, çok acil... Ümraniye’deki şu adrese ekip sevk edilsin.” 45-22 kodu, İstanbul Cinayet Masası Nöbetçi Amirliği’ne aitti.

O sırada nöbetçi amirliğinde görev yapan cinayet uzmanı polis memuru Fuat Karabulut, anında telsize karşılık verdi.

Hemen ardından, Ümraniye bölgesinden sorumlu deneyimli cinayet dedektifi, 45-57 kodlu Orhan Elmacı da merkeze seslendi: “Merkez, ekibimle birlikte ivedi şekilde olay yerine intikal ediyorum.” Bu telsiz konuşmaları, kısa süre sonra ortaya çıkacak kan donduran bir cinayet dosyasının ilk satırlarıydı.

BAŞSIZ BİR ERKEK CESEDİ O dönem Cinayet Masası’nda görev yapan ve yıllar sonra yaşananları anlatan emekli polis memuru, o anları şöyle aktardı: “Merkezden gelen ilk bilgi, başı kesilmiş bir cesedin çöp konteynerinde bulunduğuydu.

Cesedi bulan kişi bir kâğıt toplayıcısıydı.

Nöbetçi amirlikte olduğum için tüm ilk bilgiler doğrudan bana ulaşıyordu.

Telsizden gelen her detayı anbean dinliyordum.

Olay yerine çok deneyimli ekip arkadaşlarımız sevk edildi.

Ben de gelen bilgileri eş zamanlı olarak büro amirimize aktarıyordum.

Daha ilk anlardan bunun sıradan bir olay olmadığı belliydi.” Kısa süre içinde ilçe ekipleri de olay yerine ulaştı.

Yapılan ilk incelemede, başı olmayan cesedin bir erkeğe ait olduğu tespit edildi.

CEBİNDEKİ KİMLİK Olay yerine ulaşan ekip, merkeze ilk bilgileri aktaran deneyimli dedektif Orhan Elmacı ve arkadaşlarıydı.

Emekli cinayet uzmanı Orhan Elmacı, o gün yaşananları yıllar sonra şöyle anlattı: “Anons gelir gelmez bunun bizim bölge olduğunu anladık ve hızla olay yerine intikal ettik.

Olay Yeri İnceleme ekipleri de kısa sürede geldi.

Onlar çalışmasını tamamlamadan hiçbir şeye dokunmadık.

Sadece çevreyi gözlemledik.

Karşımızda başı kesilmiş bir erkek cesedi vardı. Üzerinde kıyafetleri duruyordu.

Böyle vakalarda bizim için en kritik konu, maktulün kimliğini tespit etmektir. Çünkü cinayeti çözmenin ilk adımı, öldürülen kişinin kim olduğunu bilmektir.

Bu olayda kimlik tespiti sandığımız kadar zor olmadı.

Cesedin arka cebinde bir kimlik bulduk.

Ancak asıl soru şuydu: Bu kimlik gerçekten bu kişiye mi aitti, yoksa bizi yanıltmak için bırakılmış bir iz miydi?

Kimlik bilgilerini anında merkezle paylaştık.” POLİSE MUKAVEMETTEN ARANIYOR Nöbetçi amir Fuat Karabulut, merkezde yapılan ilk sorgulamayı şöyle anlattı: “Cesedin üzerinden çıkan kimlik bilgilerini sistemde hemen kontrol ettik.

Kısa sürede çarpıcı bir bilgiye ulaştık.

Bu kişi dolandırıcılık suçundan aranıyordu.

Daha da önemlisi, kendisini yakalamaya gelen bir polis memurunu yaralayıp firar etmişti.

Yani sıradan biri değildi.

Adres bilgilerine baktığımızda Esenyurt’ta oturduğunu tespit ettik.” Cinayet artık sadece vahşi bir olay değil, aynı zamanda geçmişi karanlık bir şüpheliyle bağlantılı karmaşık bir dosyaya dönüşmeye başlamıştı.

KİMLİĞİ TUTTU Kesin teşhis için cesetten parmak izi alındı.

Bir yandan da ekipler, kimlik üzerinden araştırmayı derinleştirdi.

Orhan Elmacı o süreci şöyle anlattı: “Elde ettiğimiz bilgilere göre maktul Esenyurt’ta yaşıyordu.

Aklımıza ilk gelen ihtimal şuydu: Avrupa Yakası’nda öldürülmüş, cesedi parçalanmış ve dikkat çekmemek için Anadolu Yakası’na atılmış olabilirdi.

Kısa süre sonra parmak izi sonucu geldi ve kimlikteki kişiyle birebir örtüştü.

Artık hedefimiz netti.

Bu adamı kim, neden ve nerede öldürmüştü?

Ve en kritik soru: Kesik baş neredeydi?

Bu soruların yanıtını bulmak için karşı yakadaki ekiplerle koordineli çalışmaya başladık.” BAŞI DA BULUNDU Cinayet Masası’nın deneyimli dedektifleri, dosyayı çok yönlü ele aldı.

Yapılan ilk araştırmada maktulün evli olduğu belirlendi.

Eşi, bilgi alınmak üzere şubeye getirildi.

Kadın, eşinin bir gece önce eve gelmediğini söyledi ve serbest bırakıldı.

Ancak verdiği ifadeler, deneyimli dedektiflere tutarsız geldi.

Bu çelişkiler üzerine ekip, kadını gizlilik içinde takibe aldı. Çalışmalar sürerken, cesedin başı Esenyurt’ta bir çöp konteynerinde bulundu. “OLAYI KISA SÜREDE ÇÖZDÜK” Emekli cinayet dedektifi Orhan Elmacı, dosyanın seyrini değiştiren bu gelişmeyi şöyle anlattı: “Kesik başın Avrupa Yakası’nda bulunması, olay yerinin de orası olduğunu netleştirdi.

Bizim için artık tablo açıktı.

Ya kendi evinde ya da başka bir adreste öldürülmüş, ardından ceset parçalanarak Ümraniye’ye taşınıp atılmıştı.

Bu tür vakalarda zanlılar, cesedi parçaladıklarında bulunmayacağını düşünür.

Parçaları farklı noktalara atarak izleri kaybettiklerini sanırlar.

Ama çoğu zaman tam tersi olur; o parçalar, cinayetin izini ele verir.” CEP TELEFON KAYITLARI Fuat Karabulut, soruşturmanın kırılma noktasının telefon kayıtları olduğunu anlattı.

İlk andan itibaren maktulün eşinden şüphelenildiğini belirten Karabulut, süreci şöyle aktardı: “Ekip arkadaşlarımız, kadının ifadelerindeki çelişkilerden dolayı yasak bir ilişki ihtimali üzerinde durdu.

Bunun üzerine telefon kayıtlarını talep ettik.

Kısa süre içinde arkadaşlarımızın şüphesinin ne kadar yerinde olduğu ortaya çıktı.

Kadının düzenli görüştüğü bir sevgilisi vardı.” AYNI YERDE OLDUKLARI ORTAYA ÇIKTI Cinayet dedektiflerinin titiz çalışması sonucu, kadının görüştüğü kişinin kimliği kısa sürede tespit edildi.

Soruşturma derinleştikçe tablo netleşti.

Otopsi raporuna göre maktul, başına sert bir cisimle vurularak öldürülmüştü.

Ardından ceset parçalanmış ve farklı noktalara atılmıştı.

Yapılan teknik incelemelerde, cinayetin işlendiği saatlerde kadının sevgilisinin de evde bulunduğu belirlendi.

İTİRAF GELDİ Olay yeri Esenyurt bölgesinde olduğu için dosya, o bölgeye bakan ekiplere devredildi.

Ancak Orhan Elmacı ve ekibi, sürece destek vermeyi sürdürdü.

Yapılan araştırmalarda olay yerinde yalnızca kadının sevgilisinin değil, bir başka erkeğin daha bulunduğu ortaya çıktı.

Elde edilen tüm bulgular doğrultusunda operasyon düzenlendi.

Kadın ve iki erkek gözaltına alındı.

Sorguda kısa sürede kan donduran itiraflar geldi. “TÜPLE KAFASINA VURDUK” Genç kadın, sorgusunda suçu itiraf ederek şunları anlattı: “Eşimle 14 yaşında kaçarak evlendim.

Her gün sebepsiz yere beni dövüyordu.

Olaydan bir gece önce yine dövdü, ardından beni çıplak halde saat 03.00’te kapının önüne koydu.

İki saat ağlayarak bekledim, sonra içeri aldı.

Bir yıl önce yanlış çevirdiğim bir numara sayesinde tanıştığım kişiyle ilişki yaşamaya başlamıştım.

Olay günü eşim yine beni dövdü ve uyudu.

Ben de arkadaşımı eve çağırdım.

Mutfak tüpüyle başına vurarak öldürdük.

Cesedi banyoya taşıdık, tanınmaması için başını kestik.

Parçaları torbalara koyup çöpe attık.

Bize arkadaşımın bir arkadaşı yardım etti.” AYRINTILAR KAN DONDURDU Cinayet çözülmüştü.

İtiraflarla birlikte ortaya çıkan ayrıntılar dosyanın dehşetini daha da artırdı.

Yasak ilişki, yanlış çevrilen bir telefon numarasıyla başlamıştı.

Askerden dönen biriyle yaklaşık üç ay önce yakınlaşma yaşanmıştı.

Olay günü kocasından şiddet gören kadın, sevgilisine “Dayak yedim” mesajı attı.

Sevgilisi ise “Geliyorum” diye karşılık verdi. “GELDİM, KAPIYI AÇ” Kadın ifadesinde, “Daha önce kocamı öldürmeye dair bir planım yoktu.

O ana kadar böyle bir şey düşünmemiştim” dedi.

Ancak sevgilisinden gelen “Geldim, kapıyı aç” mesajı sonrası kapıyı açarak onu eve aldı.

Sevgilisi ise ifadesinde şunları söyledi: “Kız arkadaşımın dayak yediğini öğrenince çok sinirlendim.

Bir arkadaşımdan araba aldım ve eve gittim.

İçeri girdikten sonra küçük tüple adamın başına vurdum.

Kanlar içinde kaldı ve öldü.

Cesedi salona taşıdık, ne yapacağımızı düşündük.” ANTALYA’DAN ARKADAŞIMIZI ÇAĞIRDIK” Sevgilisinin kocasını öldürmesinin ardından bir süre evde oturup ne yapacaklarını düşündüklerini anlatan şüpheli, cesetten kurtulmak için Antalya’da yaşayan arkadaşlarını aradıklarını söyledi: “‘Adamı öldürdük.

Ceset burada.

Ne yapalım?’ dedim. ‘Hemen gelsene’ diye çağırdım.” Bunun üzerine genç kadının da tanıdığı üçüncü şüpheli, Antalya’dan İstanbul’a otobüsle geldi. “PARÇALARA AYIRDIK” Şüpheli ifadesinde, arkadaşını otogardan arabayla aldıklarını ve yolda bir marketten bıçak satın aldıklarını anlattı: “Cesedi parçalara ayırıp farklı yerlere atmaya karar verdik.” Eve gelen üçüncü kişi, cesedi parçalara ayırdı.

Parçalar çöp poşetlerine konuldu.

Gece saatlerinde araçla Anadolu Yakası’na geçilerek farklı noktalardaki çöp konteynerlerine bırakıldı.

Şüphelilerin ifadeleri, deneyimli dedektif Orhan Elmacı’nın öngörüsüyle birebir örtüştü.

Zanlılar, cesedi parçalara ayırıp uzak noktalara atarak bulunamayacağını düşünmüştü. ÜÇÜ FARKLI CEZALARA ÇARPTIRILDI Yargılama sonunda üç şüpheli de farklı cezalara çarptırıldı.

Bakırköy 11.

Ağır Ceza Mahkemesi, genç kadın hakkında verdiği ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını, maruz kaldığı cinsel ve fiziki şiddet ile iyi hâl indirimi gerekçesiyle 16 yıl 8 aya düşürdü.

Tüpü kullanarak maktulü öldüren şüpheli 25 yıl hapis cezası aldı.

Antalya’dan gelip cesedi parçalayan üçüncü şüpheli ise 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.

İlgili Sitenin Haberleri