Haber Detayı

‘Kolumdan, bacağımdan tutup adeta tahtadan yapılmış gibi savuruyorlar’
Kelebek hurriyet.com.tr
01/02/2026 07:00 (4 saat önce)

‘Kolumdan, bacağımdan tutup adeta tahtadan yapılmış gibi savuruyorlar’

‘Pinokyo.exe: Çarpık Zamanlar İçin Bir Kukla’ adlı modern dans gösterisi İstanbul Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu tarafından sahnelenmeye başladı. ‘Pinokyo.exe’, bildiğimiz hikâyeyi distopik bir evrende yeniden yorumluyor. Eserde Demet Aksular, bedeninin sınırlarını zorlayarak Pinokyo’yu canlandırıyor.

İstanbul Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu (MDTistanbul), yeni prodüksiyonu ‘Pinokyo.exe: Çarpık Zamanlar İçin Bir Kukla’nın prömiyerini geçen hafta Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi’nde yaptı.

Distopik bir dünyanın kapılarını aralayan eser, Carlo Collodi’nin klasik hikâyesini koreograf Erika Silgoner yorumuyla çağdaş ve teknolojik bir evrene taşıyor. ‘Pinokyo.exe: Çarpık Zamanlar İçin Bir Kukla’, MDT’nin en özel yapımlarından.

Şarkılar, danslar hatta dansçıların mimikleri izleyiciyi o distopik dünyanın içine çekmeyi başarıyor.

Pinokyo’yu, 2016’dan beri MDT’de görev alan Demet Aksular (31) oynuyor.

Aksular eklemleri vurgulayan dansıyla sahnede ‘sentetik bir çocuk’ haline geliyor.

Süreyya Operası’nın kulis kapısını çalıp Demet Aksular’la konuştuk.Pinokyo’yu dansla yorumlamak sizin için nasıl bir deneyim oldu?Başta oldukça zorlayıcıydı.

Çünkü kukla tekniği modern dansta alışık olduğumuz gevşek ve akışkan hareketlerin tam tersine vücuttaki tüm kasları sürekli sıkı tutmayı gerektiriyor.

En küçük eklemi bile izole ederek kolu, bacağı ve gövdeyi birbirinden bağımsız, ayrı yönde hareket ettirmem gerekiyordu.

Burada seyircinin temsilden sonra “Nasıl öyle bütün eklemlerin ayrı ayrı hareket ediyor gibi gözüküyor” demesi de aslında bu tekniğin sonucu.

Benim için hem bedensel olarak mücadele gerektiren hem de çok yeni bir deneyim oldu.Pinokyo’yu canlandırmanın en zorlayıcı yanı ne oldu?En zorlayıcı yanı, bedensel olarak alışık olmadığım bir pozisyonda dans etmekti.

Normalde paralel ya da dışa açık ayak pozisyonlarına alışığız, ‘Pinokyo’daysa sürekli ayakları içe basarak, dizler içe düşmüş halde çalışıyorduk.

Bu dizler için oldukça zorlayıcıydı.

Bir de ‘Mavi Peri’ bölümünde Geppetto ve diğer karakterler Pinokyo’nun ne olduğunu anlamak için beni oradan oraya çekiştiriyor; kolumdan, bacağımdan tutup adeta tahtadan yapılmışım gibi savuruyorlar.

En çok bu sahneler yıpratıcıydı.

Morlukları bir kenara koyarsak o sahnede Pinokyo ilk kez hem bedensel hem de zihinsel olarak bozulduğunu hissediyor.

Role mental ve fiziksel olarak nasıl hazırlandınız?

Başta Pinokyo’yu oynayacağımı bilmiyordum.

İki haftalık seçme sürecinden sonra Pinokyo olacağımı öğrenince, bulabildiğim tüm Pinokyo filmlerini izledim, ChatGPT’ye sordum, kukla tekniği ve benzer dans örneklerini izledim.

Fiziksel kısmı prova sürecinde çalışarak çözebiliyorsunuz ama asıl zor olan Pinokyo olmayı hissetmekti.

Başta her şeyi kendim gibi yapıyordum, bu da samimi gelmiyordu.

Koreografımız sürekli “Dürüst olun.

Pinokyo’ymuş gibi yapmaya çalışmayın, gerçekten Pinokyo olduğunuzu hissedin” diyordu.

Onun için kolun nasıl kalktığından çok, o duyguyu seyirciye geçirip geçirmediğimiz önemliydi.

Bu yüzden rolü zihinsel olarak içselleştirmek, fiziksel çalışmadan daha zorlayıcı oldu.‘Pinokyo.exe’nin bildiğimiz Pinokyo hikâyesinden ne gibi farkları var?‘Pinokyo.exe’ bildiğimiz Pinokyo hikâyesinden esinleniyor.

Karakterler orijinal eserden alınmış olsa da hikâye distopik ve çağdaş bir dünyada geçiyor.

Pinokyo bu kez tahtadan yapılmış bir kukla değil, devrelerden ve kodlardan oluşan sentetik bir çocuk.

Çekirge, Mavi Peri, Kedi, Tilki ve arkadaşı var ama daha karanlıklar; teknolojik ve alışılmışın dışında yorumlanıyor. ‘Pinokyo.exe’de gerçek olan tek kişi Geppetto ve yaşananlar tamamen onun rüyası.‘Annem bir şey istediğinde fark etmeden kukla gibi kalkıyorum’Bir çağdaş dansçı kendine nasıl bakar?Normalde diyet yapan biri değilim ama Pinokyo için özellikle dikkat etmeye başladım.

Tüm bedeni saran bir kostümle bir çocuk karakteri oynadığım için kiloma dikkat ediyorum.

Tatlıyı çok seviyorum ama bu süreçte bırakmak zorunda kaldım.

Bitkisel bazlı protein ve aminoasit içeren shake’ler kullanıyorum çünkü vücut çok yıpranıyor ve bunu sadece etle karşılayamıyorum.

Yine de et, balık ve tavuğu düzenli tüketiyorum.

Temsil öncesinde muz, kuruyemiş ya da küçük bir avokado salatası dışında bir şey yemiyorum.

Fiziksel olarak yoğun bir rolden çıktıktan sonra eve gittiğinizde ne yapıyorsunuz?

İlk sahnede Geppetto kapıyı açıyor ve Pinokyo’yu görünce çocuksu bir sesle ‘Hi’ (Merhaba) diyerek giriyorum.

O kaldı üstümde, şu an beni gören herkes ‘Hi’ diye selam veriyor.

Evde de öyleyim.

Annem bir şey istediğinde fark etmeden kukla gibi kalkıyorum, “Yeter artık kızım bırak, dinlenmen lazım” diyor.

Provalar yoğunlaştıkça eve girip üstümü bile çıkarmadan kalakaldığım oluyordu.

En çok ayak bileklerim ağrıyor çünkü sürekli içe-dışa basarak zıplıyorum.

Sağ olsun nişanlım buz dolu kovalar hazırlıyor, ben de ayaklarımı içine koyup farklı Pinokyo hikâyeleri izliyorum.

En son Tom Hanks’in Pinokyo’sunu izledim.

Anneme ‘Pinokyo’yu izledikten sonra “Nasıl buldun” diye sordum, “Çok canın acıdı.

Diğer eserlerde seni bu kadar hırpalamıyorlardı, buna üzülüyorum” dedi.‘Yaştan dolayı baleye başlayamayınca modern dansa yöneldim’ Klasik bale eğitiminiz var mı?Ne yazık ki klasik bale eğitimi almadım.

Bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum ama küçük yaşta başlamam gerekiyordu.

Lisede yaştan dolayı baleye başlayamayacağımı anlayınca modern dansa yöneldim.

Üniversitede de Mimar Sinan Devlet Konservatuvarı Çağdaş Dans Bölümü’nde dansa başladım.Klasik baleyle çağdaş dans arasındaki en temel farklar neler?Klasik balede acı ya da mutsuzluk pek görünmez, her şey zarafet ve güzellik üzerine kuruludur.

Erkek dansçılar daha çok kadının estetiğini ve hareketin şıklığını öne çıkarır, hikâyeler genellikle masal ve efsaneler üzerinden anlatılır.

Çağdaş danstaysa daha gerçek bir insan bedeni vardır.

Teknikten çok ifade ön plandadır.

Beden her yönde kullanılır, sınırları zorlanır.İlerisi için bir hayaliniz var mı?Buradaki eserlerimizi yurtdışına taşımayı çok isterdim. ‘Deliriyum’ ve ‘Pinokyo.exe’ ile turneye çıkıp başka ülkelerde de sahnelemek hayalim.

Bir hayalim de Ohad Naharin ve Wim Vandekeybus gibi koreograflarla çalışıp onların eserlerinde dans edebilmek.

İlgili Sitenin Haberleri