Haber Detayı
Sol Parti Sözcüsü İşleyen: Bu Ülke Değişecekse Toplumsal, Birleşik, Örgütlü Bir Muhalefet Hareketi Zorunludur
Sol Parti Sözcüsü Önder İşleyen, "Bir eşikteyiz ve bir yol ayrımındayız. Karşı karşıya olduğumuz tehlike sanıldığından büyüktür. Planları Irak'tan sonra İran'a bir askeri kuşatmayla birlikte bölgede bir Sünni hattı kurmak, İsrail ve Amerika belirleyiciliği altında bir gerici ittikafı şekillendirmekdir. Türkiye'ye biçilen rol budur. AKP ve MHP, bu ülkede halka dayanarak ayakta kalmayacağını bildiği için Trump'ın attığı bu ipe sarılmıştır. Karşı karşıya olduğumuz şey AKP'nin iktidarının sürüp sürmemesinden çok, ülkenin bütün bir geleceğini teslim alacak ve ülkeyi Büyük Orta Doğu bataklığına daha fazla fazla saplayacak bir tehlikedir. Buna karşı birleşmek zorundayız" dedi.
(ANKARA) - Sol Parti Sözcüsü Önder İşleyen, "Bir eşikteyiz ve bir yol ayrımındayız.
Karşı karşıya olduğumuz tehlike sanıldığından büyüktür.
Planları Irak'tan sonra İran'a bir askeri kuşatmayla birlikte bölgede bir Sünni hattı kurmak, İsrail ve Amerika belirleyiciliği altında bir gerici ittikafı şekillendirmekdir.
Türkiye'ye biçilen rol budur.
AKP ve MHP, bu ülkede halka dayanarak ayakta kalmayacağını bildiği için Trump'ın attığı bu ipe sarılmıştır.
Karşı karşıya olduğumuz şey AKP'nin iktidarının sürüp sürmemesinden çok, ülkenin bütün bir geleceğini teslim alacak ve ülkeyi Büyük Orta Doğu bataklığına daha fazla fazla saplayacak bir tehlikedir.
Buna karşı birleşmek zorundayız" dedi.Sol Parti, Ankara'da emperyalizme, siyasal İslamcı yönetim anlayışına ve neoliberal sisteme karşı ortak bir mücadele çağrısında bulundu.
MMO Kültür Merkezi'nde yapılan etkinlikte konuşan SOL Parti MYK Üyesi Göksu Cengiz, şunları söyledi: "2025 yılı bölgemiz adına yoğun bir emperyalist saldırganlığa şahit olduğumuz, tanık olduğumuz ve bu emperyalist saldırganlıktan güç alarak ayakta duran, ülkesini bu emperyalist saldırganlığa teslim ederek ancak iktidarını sürdürebilen tek adam rejiminin yoğun baskılarıyla ve bizi hapsetmeye çalıştığı büyük bir gerici karanlıkla geçti. ve bu gerici karanlığın karşısında uzun süredir söylediğimiz, 'Türkiye buna sığmaz.' dediğimiz, 'Türkiye buraya hapsedilemez' dediğimiz, Türkiye'nin büyük bir ilerici devrimci birikimi var dediğimiz yoğun halk kitlelerinin birbirleriyle buluştuğu bir yıl oldu aynı zamanda.
Bir direnişin, bir toplumsal muhalefet ayaklanmasının yılı oldu aynı zamanda 2025 yılı.
Hatırlarsanız 2024 seçimleri Türkiye'nin halkının 'Biz bu gerici karanlığa teslim olmayacağız.' dediği bir seçimle sonuçlanmıştı.""Tüm muhalif güçleri yan yana getirecek bir birleşikliğe ihtiyacımız var"Parti Sözcüsü İsmail Hakkı Tombul ise şöyle konuştu: "100 yıl önce emperyalist işgale karşı kurulan Cumhuriyet, 1947 yılında ABD ile yapılan ikili anlaşmalarla başlayan ve sonra 1952'de NATO'ya girişle hızlanan bir emperyalist dönüşüm sürecine uğradı. 1990'lı yıllarla birlikte İsrail'in güvenliğini teminat altına almak isteyen, Orta Doğu'nun bütün yeraltı ve yerüstü kaynaklarına çökmek isteyen ABD'nin gündeme getirdiği Büyük Orta Doğu Projesi ve bu proje etrafında Türkiye'ye biçilen role en iyi bu rolü ben oynarım diyen talip olan AKP ve sonradan eklemlenen MHP ile birlikte Türkiye'de emperyalist dönüşüm süreci hızlandı.
Artık arkasında ABD olan ön yüzünde AKP ve MHP'nin olduğu bir yeni rejimden söz edilebilir.
Bu rejim siyasal İslamcı, faşist, tek adam rejimi.
Bu rejim Türkiye'yi çürümeye ve çözülmeye götürüyor.
Bu rejim Cumhuriyetin en önemli ilerici kazanımları olan laiklik, bağımsızlık fikri ve demokrasiyi tasfiye etti.
Bu rejimle birlikte ülkemizin yeraltı ve yerüstü kaynakları gasp edildi.
Bir avuç sermayeye peşkeş çekildi.
Suriye'de yaşanan gelişmelerle birlikte ABD İsrail'i teminat altına alacak ve kendisi orada Sünni cihatçı bir kuşatma altında yeni bir rejim kuruyor.
Türkiye bu rejimin siyasal İslamcı yönelimin tam da göbeğinde.
İşte yol ayrımı diye tarif ettiğimiz şey bu siyasal İslamcı faşist tek adam rejimine karşı sürdürülecek mücadele.
Bu siyasal İslamcı tek adam rejimine hayır demek ve bunu rejimi değiştireceğiz ilkesiyle başlamak gerekiyor.
İkincisi halkın bütün ezilen kesimlerinin ezilen ve emekçi kesimlerinin taleplerini kısa bir geçiş dönemi siyasal programına bağlamamız ve bunun üzerine mücadele etmemiz gerekiyor.
Üçüncüsü ve en önemlisi kuşkusuz parçalı mücadele eden, muhalefet eden bütün muhalefet güçlerinin nerede sorun ve direniş varsa onun içerisinde girecek, tüm muhalif güçlerin yan yana orada direnişi yükseltecek ve bunları yan yana getirecek bir birleşikliğe ihtiyacımız var.""Hepimizin en acil görevi tek adam rejiminin sonlandırılması için hep birlikte mücadele etmektir"Parti Sözcüsü İlknur Başer şu açıklamalarda bulundu: "Türkiye'nin demokratik yeniden kuruluşunun en başta, en acil bir görev var.
O acil görev bugünkü karanlık iktidarını kendileri dışındaki, sermaye ve emperyalistler dışındaki tüm toplum kesimlerine düşman politikaları üreten bu tek adam rejiminin sonlandırılmasıdır.
Hepimizin en acil görevi tek adam rejiminin sonlandırılması için hep birlikte mücadele etmektir.
Bu ülkede demokrasinin tasfiyesi ile laikliğin tasfiyesi her zaman el ele yürütülmüştür.
Dolayısıyla Cumhuriyet'in ilerici birikimleri hedef alınmıştır.
Kürtler, Aleviler başta olmak üzere tüm ezilen kimlikler ve mezhepler ve bir arada yaşam zeminleri adım adım yok edilmiştir.
Dolayısıyla bu yok edilen, manipüle edilen iklime karşı bunları bir ara arada yaşamı yeniden kazanmak ve bu ülkedeki yaşayan tüm kesimlerin, tüm inançların, mezheplerin, kimliklerin eşit yurttaşlık temelinde inançları güvence altına alınmak durumundadır.
Laiklik kazanılmadan, demokratik dönüşüm asla ve asla sağlanma sağlanmaz.
Laiklik bugün sokak ortasında katledilen kadınların, eve hapsedilmek istenen kadınların, kız çocuklarının ve yok sayılmak istenen LGBT artı bireylerinin, emekçilerin, ezilenlerin, üreticilerin yaşam sigortasıdır O yüzden laikliği kazanma mücadelesini hep birlikte büyüteceğiz önümüzdeki süreçte.""Emekçi halk yaşamını sürdürebilmek için borçlanmaya, yardımlara ve güvencesizliğe mahkum edildi" Parti Sözcüsü Gizem Özdem yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Ülkenin emek dahil tüm kaynakları bir avuç sermaye tarafından talan ediliyor, sistemli bir şekilde sömürülüyor.
Bugün Türkiye tarihinin en büyük servet transferlerinden biri yaşanıyor esasında.
Emekçiden alınan kaynaklar sermayeye aktarılıyor.
Bu yağma düzeni IMF güdümlü Şimşek programıyla 'mali disiplin' adı altında hepimize dayatılıyor.
Bu program işçileri yoksulluğa, emeklileri açlığa gençleri geleceksizliğe sürüklüyor.
En temel ihtiyaçlara gelen fahiş zamlar eriyen alım gücü, ücretlerin açlık sınırının altına inmesi, barınma, sağlık ve borç krizini gerçekten toplumsal bir çöküşe sürüklüyor, dönüştürüyor.
Emekçi halk yaşamını sürdürebilmek için borçlanmaya, yardımlara ve güvencesizliğe mahkum edildi.
Buna karşılık aslında sadece bedel ödemekle kalmıyorlar.
İşçiler fabrikalarından, iş yerlerinden, emekliler her gün her geçen gün daha da büyüyen mücadelelerini alanlardan, gençler üniversitelerden mücadelelerini yükseltiyorlar ve bu düzene bir dur demek istiyorlar, dur diyorlar.
Esasında bu da yıkımın siyasal güvencesi olan AKP iktidarının meşruiyetini yitirdiğinin en net kanıtıdır." Parti Sözcüsü Önder İşleyen, etkinliğin kapanış konuşmasında şunları kaydetti: "Bir eşikteyiz ve bir yol ayrımındayız.
Önümüzdeki karşı karşıya olduğumuz tehlike sanıldığından büyüktür.
Yapılmak istenen şey işte şimdi Suriye'ye bakıp Suriye uzakta diye bakmayalım.
Suriye'de ortaya çıkan şey Türkiye, madalyonun bir yüzü de Türkiye'dir.
Bir bakıma Suriye Türkiye'dir.
Planları belli ki Irak'tan sonra İran'a bir askeri kuşatmayla birlikte bölgede bir Sünni hattı kurmak, İsrail ve Amerika belirleyiciliği altında bir gerici ittikafı şekillendirmek ve bütün bir bölgeyi gerici rejimler olarak donatmaktır.
Türkiye'ye biçilen rol budur.
AKP ve MHP Bu ülkede halka dayanarak bu ülkede az bir demokratik seçimle bile ayakta kalmayacağını bildiği için Trump'ın attığı bu ipe sarılmıştır ve buna dayanarak kendi iktidarlarını sürdürmenin yollarını bulmaya çalışmaktadırlar.
Karşı karşıya olduğumuz şey AKP'nin iktidarının sürüp sürmemesinden çok daha büyük olan ülkenin bütün bir geleceğini teslim alacak ve ülkeyi Büyük Orta Doğu bataklığına daha fazla fazla saplayacak bir tehlikedir.
Buna karşı birleşmek zorundayız."Muhalefeti birleştirecek, içerisindeki parçalanma ve dağınıklıkları ortadan kaldıracak birleşik gücü yaratmak zorundayız" O yüzden eğer gerçekten demokratik çözümler gerçekten barış ve demokrasi arayacaksak bunun yolu bu rejimi ortadan kaldıracak ve emperyalizmin ülkemizdeki ve bölgemizdeki saldırılarına karşı duracak bir muhalefeti zorunlu kılıyor.
Ülkeye dayatılan bu rejimin arkasında uluslararası sermaye güçlerinin Amerika'nın ve Batı'nın olduğunun bilincine vararak ve çağın bu karanlığının bu mevcut iktidarı desteklemekten yana olduğunu bilerek, kavga ettiğimiz şeyin sadece bu iktidarda görünenler onların kuklaları olarak karşımıza çıkıp icraatta bulunanlar değil esas, olarak onların arkasında o güçleriyle duran Amerika'sıyla, NATO'suyla, batısıyla, sermayesiyle bütün bir emperyalist güçler olduğunu bilerek mücadele etmek zorundayız.
O kadar zorlu bir mücadeledir.
O yüzden de bu kadar birleşik ve güçlü halk muhalefeti bunu yenebilecek tek güçtür.
O yüzden bu ülke değişecekse toplumsal, birleşik, örgütlü bir muhalefet hareketi zorunludur.
Bütün muhalefet hareketini birleştirecek, onun içerisindeki parçalanma ve dağınıklıkları ortadan kaldıracak birleşik gücü yaratmak zorundayız.
Bugün başlayan yürüyüşümüz esas olarak bunun içindir.
Biz ülkenin her yanında burada da yazdığı gibi emperyalizme, şeriata ve faşizme karşı Laiklik, demokrasi ve bağımsızlık için her yerde birlikte mücadeleyi örgütlemek için çalışacağız."