Haber Detayı
Duygusal kopuş değil stratejik gerilim
Türkiye'nin Şam'ın YPG'ye karşı yürüttüğü operasyona destek vermesi üzerine Kürtlerin 'duygusal kopuş' yaşadıklarını anlatanlara basit bir soru soralım: Aranızda PYD'nin, PKK'nın Suriye kolu olmadığını söyleyebilecek tek bir kişi var mı? Yok. Aksine, o mahallede PYD-PKK bağı, Öcalan referansı inkâr...
Türkiye'nin Şam'ın YPG'ye karşı yürüttüğü operasyona destek vermesi üzerine Kürtlerin 'duygusal kopuş' yaşadıklarını anlatanlara basit bir soru soralım: Aranızda PYD'nin, PKK'nın Suriye kolu olmadığını söyleyebilecek tek bir kişi var mı?
Yok.
Aksine, o mahallede PYD-PKK bağı, Öcalan referansı inkâr edilen değil, açıkça sahiplenilen hatta övünülen bir gerçek.
Ama yine de 'Ankara yine Kürt anasını görmesin dedi' sığlığına sığınıyorlar.
Türkiye'nin YPG'nin devletleşmesine Mazlum Abdi'nin Kürt olmasından ötürü karşı çıktığını öne sürecek kadar seviyeyi düşürüyorlar.
Bu ajitatif siyaset alametifarikaları.
PKK bu yöntemi yarım asırdır, içeride meşruiyet üretmek, dışarıda ise kendisini bir 'halkın kurtuluş mücadelesi' olarak pazarlamak için kullanıyor.
Türkiye içinde 'Ayrılık istemiyoruz' denilerek siyasal alan genişletiliyor; uluslararası alanda ise aynı yapı, statü ve devlet diliyle savunuluyor.
İçeride yumuşak, dışarıda devrimci bir söylem.
Sıkça atıfta bulundukları IRA ve ETA örnekleriyle de alakaları yok.
IRA, Birleşik İrlanda hedefini hiçbir zaman gizlemedi.
ETA da bağımsız Bask devleti talebini açıkça savundu.
Silahlı yapı ile siyasi kanat bu hedeflerde çelişmedi.
Ne istedikleri, nereye varmak istedikleri baştan belliydi.
Bu açıklık müzakereleri 'kolay' kılmadı belki, ama mümkün kıldı.
Devletler karşılarında ne isteyen bir aktör olduğunu biliyordu.
Görüşmeler, inkâr edilen hedefler üzerinden değil; açıkça ifade edilen talepler üzerinden yürüdü.
Barış süreçlerinin ilerleyebilmesini sağlayan şey iyi niyet değil, bu netlikti.
PKK hattında ise tam tersi bir tablo var.
Bir yanda 'Ayrılık yok' söylemi, diğer yanda PKK'nın Suriye'de devletleşme projesine verilen güçlü destek.
Bir gün 'Türkiye partisi', ertesi gün Türkiye'nin güvenlik politikalarına karşı cephe.
DEM, İmralı, Kandil ve Suriye arasında dağılmış, gerektiğinde farklı diller konuşan bir yapı.
Meselemiz burada düğümleniyor.
Kürt vatandaşların hakları, eşitliği, yerel yönetimler gibi başlıklar, PKK'nın Suriye merkezli devletleşme ajandasıyla iç içe geçtiği anda mesele demokrasi olmaktan çıkıyor, doğrudan güvenlik meselesine dönüşüyor.
Hak iadesi tavizle karışıyor.
Ortada duygusal bir kırılma değil, stratejik bir gerilim-çatışma olduğunu kabul etmeli, bedelleri göze alıp bu gerçekçi zeminde ilerlemeliyiz.