Haber Detayı

Davos’un 'diyalog ruhu'na Trump etkisi
Dünya# dunya.com
31/01/2026 00:00 (1 saat önce)

Davos’un 'diyalog ruhu'na Trump etkisi

 Dünya Ekonomik Forumu, bu yılki Davos toplantısının teması olarak "Diyalog Ruhunu” seçti. Fakat ABD Başkanı Donald Trump'ın katılımını sağlamak için örgüt, enerji geçişi gibi son derece kritik konulardan kaçınmayı kabul etti ve iklim eyleminin acil ihtiyacı hakkında anlamlı bir alışverişi engelledi.

Harvard Üniversitesi Afrika Çalışmaları Merkezi Araştırma Görevlisi Hippolyte FofackABD Başkanı Donald Trump, kısmen kendini küresel elit­lere karşı konumlandırarak ikti­dara yükseldi.

Şövalye ruhu taşı­yan bu hamle sayesinde de Dün­ya Ekonomik Forumu’na (WEF) yıldız konuk statüsüyle katıldı.

Gezegeni tam gaz dönüşü olma­yan bir yola çıkaran Trump yü­zünden WEF delegeleri, geçmiş­te yaptığı gibi adil vergilendirme, sürdürülebilirlik, sosyal adalet ve enerji geçişi gibi konuları tartış­mak yerine, Trump'a boyun eğ­di.

Son bir aydaki ABD kararları dahi bu boyun eğişi destekler ni­telikte…Trump, sadece son bir ayda 66 uluslararası kuruluştan ABD’nin desteğini çekti.

Bunlar arasın­da dünyanın en önemli ve en es­ki iklim kurumu da yer alıyor.

BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) ve iklim değişikliğiyle ilgili bilime lider­lik eden 38 yıllık BM Hükümet­lerarası İklim Değişikliği Pane­li, Trump’ın kaos ruhuna kurban edildi.

Bir yıldan fazla süren bu kadar boş yıkım ve “önce Ameri­ka” söylemi nedeniyle çok taraflı­lığın can damarı olan güven aşın­dı, parçalanma riskini artırdı ve istikrarsızlığı körükledi.

Bu etki­leri azaltmak, küresel büyümeyi sürdürmek ve ortak refahı teşvik etmek için WEF, bu yılki toplan­tının teması olarak “Diyalog Ru­hunu” seçti.Diyalog, anlaşmazlıkları çöz­mek, çatışmaların tırmanması­nı önlemek için elbette gerekli.

WEF'in Davos öncesi anketine göre, önümüzdeki on yılın en cid­di riskleri iklim acil durumuyla ilgili.

Ancak Trump'ın katılımını sağlamak için WEF, enerji geçişi ve iklim değişikliği gibi son dere­ce kritik konulardan kaçınmayı kabul etti.

Demek ki diyalog ruhu Donald Trump’a kadarmış.İklim değişikliği konusundaki sessizlik hem alaycı hem de şa­şırtıcı değil.

Trump'ın ikinci dö­nemindeki ilk adımlarından bi­ri, ABD'yi Paris iklim Anlaşma­sı’ndan çekmek oldu.

Yönetimi daha sonra ABD iklim politika­sını tersine çevirmek ve fosil ya­kıt üretimini artırmak için büyük bir kampanya başlattı.

Bu, açık deniz rüzgar çiftliklerinin inşa­sının durdurulması, yenilenebi­lir enerji projeleri için fonların kesilmesi ve enerji santralleri ile araçlardan kaynaklanan sera ga­zı emisyonlarına yönelik federal sınırların kaldırılması gibi çalış­maları da içeriyor.Dönüşü ve çözümü olmayan sorunlarTüm bunlar yetmiyormuş gibi Trump'ın "Ulusal Enerji Acil Du­rumu" ise yerli fosil yakıt üreti­minin genişletilmesine izin ver­di.

Bu politika, 2024 yılında küre­sel elektrik üretiminin yaklaşık üçte birini oluşturan yenilenebi­lir enerjiye geçişteki ilerlemeyi tersine çevirebilir.

Dünyanın en büyük tarihsel ve güncel emisyo­nu olan ABD ekonomisinin fosil yakıtlara olan bağımlılığı herkesi etkiliyor.

Bu durum trilyonlarca dolarlık hasara yol açacak, daha yoksul ülkeleri orantısız şekilde etkileyecek. 1,5°C eşiğini aşmak, dünya sistemlerinde geri dönü­şü olmayan değişiklikler riskini önemli ölçüde artırır.

Çünkü ik­lim dönüm noktaları aşıldığın­da, geri dönüşü mümkün olma­yan kendi kendini güçlendiren süreçler aktive edilir; sıcaklıklar daha sonra düşse bile soruna ça­re bulunamaz.Bu dönüm noktalarından bi­ri, Batı Antarktika Buz Tabaka­sı'nın çöküşü ve bu da küresel de­niz seviyelerini yaklaşık 13 feet yükseltecek.

Böylesine büyük bir yükseliş, kıyı şeritlerini kalı­cı olarak değiştirir ve alçak top­lulukları ile ada ülkelerini teh­dit eder.

Benzer şekilde, 1,5°C hedefinin aşılması permafros­tun çözülmesini hızlandırır ve atmosfere büyük miktarda kar­bondioksit ve metan salınır.

Yani küresel ısınma tavan yapar.Ekosistemler de gezegenin ısınma oranı 1,5°C'yi aştığında geri dönüşü olmayan kayıplar­la karşı karşıya kalıyor.

Mercan resiflerinin bu sıcaklıkta yüzde 70-90 azalması öngörülürken, dünyanın en büyük karbon yu­tucularından biri olan Amazon Yağmur Ormanı, karbon kayna­ğına dönüşme riski taşıyor.

De­ğişiklikler aynı zamanda derin toplumsal sonuçlar doğurabilir.

Örneğin deniz seviyesinin yük­selmesi, kıyı yerleşimlerini, ta­rım arazilerini ve tatlı su kaynak­larını yok edebilir, toplulukları yerinden edebilir ve kültürel mi­rası yok edebilir.Belki de en önemlisi, 1,5°C'yi aşmak, gelecek nesilleri daha yüksek iklim riskleri ve daha az adaptasyon seçeneği olan bir ge­zegeni yönetmeye kilitler.

Bugün düşünülen bilimden uzak eylem­ler; enerji kaynaklarını çeşitlen­dirmenin ötesinde, enerji geçi­şini sürdürmenin bile sonunu getirebilir.

Trump'ı memnun et­mek ve petrol takıntısını espri et­mek için bu gerçeği görmezden gelmek, küresel ve nesiller arası sonuçları olan tehlikeli bir oyu­nunun vücut bulması anlamına geliyor.İklim değişikliği konusunda harekete geçme penceresi dara­lırken, küresel düzen parçalan­maya devam ederken, diyalog iş­birliğini teşvik etmeli, kolektif problem çözmeyi güçlendirme­li, eşitlik ve adaleti vurgulamalı.

Emisyon azaltımı, uyum ve iklim finansmanı konusundaki karar­lar, ülkeler ve toplumlar içinde sorumluluk, adalet ve yük pay­laşımı gibi soruları doğal olarak gündeme getirir.

Fakat WEF, tar­tışmanın şartlarını Trump'a be­lirlemesine izin vererek güvenlik ve uzun vadeli sürdürülebilirlik yerine rahatlığı tercih etmiş gö­rünüyor.

İlgili Sitenin Haberleri