Haber Detayı
Davos’un 'diyalog ruhu'na Trump etkisi
Dünya Ekonomik Forumu, bu yılki Davos toplantısının teması olarak "Diyalog Ruhunu” seçti. Fakat ABD Başkanı Donald Trump'ın katılımını sağlamak için örgüt, enerji geçişi gibi son derece kritik konulardan kaçınmayı kabul etti ve iklim eyleminin acil ihtiyacı hakkında anlamlı bir alışverişi engelledi.
Harvard Üniversitesi Afrika Çalışmaları Merkezi Araştırma Görevlisi Hippolyte FofackABD Başkanı Donald Trump, kısmen kendini küresel elitlere karşı konumlandırarak iktidara yükseldi.
Şövalye ruhu taşıyan bu hamle sayesinde de Dünya Ekonomik Forumu’na (WEF) yıldız konuk statüsüyle katıldı.
Gezegeni tam gaz dönüşü olmayan bir yola çıkaran Trump yüzünden WEF delegeleri, geçmişte yaptığı gibi adil vergilendirme, sürdürülebilirlik, sosyal adalet ve enerji geçişi gibi konuları tartışmak yerine, Trump'a boyun eğdi.
Son bir aydaki ABD kararları dahi bu boyun eğişi destekler nitelikte…Trump, sadece son bir ayda 66 uluslararası kuruluştan ABD’nin desteğini çekti.
Bunlar arasında dünyanın en önemli ve en eski iklim kurumu da yer alıyor.
BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) ve iklim değişikliğiyle ilgili bilime liderlik eden 38 yıllık BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli, Trump’ın kaos ruhuna kurban edildi.
Bir yıldan fazla süren bu kadar boş yıkım ve “önce Amerika” söylemi nedeniyle çok taraflılığın can damarı olan güven aşındı, parçalanma riskini artırdı ve istikrarsızlığı körükledi.
Bu etkileri azaltmak, küresel büyümeyi sürdürmek ve ortak refahı teşvik etmek için WEF, bu yılki toplantının teması olarak “Diyalog Ruhunu” seçti.Diyalog, anlaşmazlıkları çözmek, çatışmaların tırmanmasını önlemek için elbette gerekli.
WEF'in Davos öncesi anketine göre, önümüzdeki on yılın en ciddi riskleri iklim acil durumuyla ilgili.
Ancak Trump'ın katılımını sağlamak için WEF, enerji geçişi ve iklim değişikliği gibi son derece kritik konulardan kaçınmayı kabul etti.
Demek ki diyalog ruhu Donald Trump’a kadarmış.İklim değişikliği konusundaki sessizlik hem alaycı hem de şaşırtıcı değil.
Trump'ın ikinci dönemindeki ilk adımlarından biri, ABD'yi Paris iklim Anlaşması’ndan çekmek oldu.
Yönetimi daha sonra ABD iklim politikasını tersine çevirmek ve fosil yakıt üretimini artırmak için büyük bir kampanya başlattı.
Bu, açık deniz rüzgar çiftliklerinin inşasının durdurulması, yenilenebilir enerji projeleri için fonların kesilmesi ve enerji santralleri ile araçlardan kaynaklanan sera gazı emisyonlarına yönelik federal sınırların kaldırılması gibi çalışmaları da içeriyor.Dönüşü ve çözümü olmayan sorunlarTüm bunlar yetmiyormuş gibi Trump'ın "Ulusal Enerji Acil Durumu" ise yerli fosil yakıt üretiminin genişletilmesine izin verdi.
Bu politika, 2024 yılında küresel elektrik üretiminin yaklaşık üçte birini oluşturan yenilenebilir enerjiye geçişteki ilerlemeyi tersine çevirebilir.
Dünyanın en büyük tarihsel ve güncel emisyonu olan ABD ekonomisinin fosil yakıtlara olan bağımlılığı herkesi etkiliyor.
Bu durum trilyonlarca dolarlık hasara yol açacak, daha yoksul ülkeleri orantısız şekilde etkileyecek. 1,5°C eşiğini aşmak, dünya sistemlerinde geri dönüşü olmayan değişiklikler riskini önemli ölçüde artırır.
Çünkü iklim dönüm noktaları aşıldığında, geri dönüşü mümkün olmayan kendi kendini güçlendiren süreçler aktive edilir; sıcaklıklar daha sonra düşse bile soruna çare bulunamaz.Bu dönüm noktalarından biri, Batı Antarktika Buz Tabakası'nın çöküşü ve bu da küresel deniz seviyelerini yaklaşık 13 feet yükseltecek.
Böylesine büyük bir yükseliş, kıyı şeritlerini kalıcı olarak değiştirir ve alçak toplulukları ile ada ülkelerini tehdit eder.
Benzer şekilde, 1,5°C hedefinin aşılması permafrostun çözülmesini hızlandırır ve atmosfere büyük miktarda karbondioksit ve metan salınır.
Yani küresel ısınma tavan yapar.Ekosistemler de gezegenin ısınma oranı 1,5°C'yi aştığında geri dönüşü olmayan kayıplarla karşı karşıya kalıyor.
Mercan resiflerinin bu sıcaklıkta yüzde 70-90 azalması öngörülürken, dünyanın en büyük karbon yutucularından biri olan Amazon Yağmur Ormanı, karbon kaynağına dönüşme riski taşıyor.
Değişiklikler aynı zamanda derin toplumsal sonuçlar doğurabilir.
Örneğin deniz seviyesinin yükselmesi, kıyı yerleşimlerini, tarım arazilerini ve tatlı su kaynaklarını yok edebilir, toplulukları yerinden edebilir ve kültürel mirası yok edebilir.Belki de en önemlisi, 1,5°C'yi aşmak, gelecek nesilleri daha yüksek iklim riskleri ve daha az adaptasyon seçeneği olan bir gezegeni yönetmeye kilitler.
Bugün düşünülen bilimden uzak eylemler; enerji kaynaklarını çeşitlendirmenin ötesinde, enerji geçişini sürdürmenin bile sonunu getirebilir.
Trump'ı memnun etmek ve petrol takıntısını espri etmek için bu gerçeği görmezden gelmek, küresel ve nesiller arası sonuçları olan tehlikeli bir oyununun vücut bulması anlamına geliyor.İklim değişikliği konusunda harekete geçme penceresi daralırken, küresel düzen parçalanmaya devam ederken, diyalog işbirliğini teşvik etmeli, kolektif problem çözmeyi güçlendirmeli, eşitlik ve adaleti vurgulamalı.
Emisyon azaltımı, uyum ve iklim finansmanı konusundaki kararlar, ülkeler ve toplumlar içinde sorumluluk, adalet ve yük paylaşımı gibi soruları doğal olarak gündeme getirir.
Fakat WEF, tartışmanın şartlarını Trump'a belirlemesine izin vererek güvenlik ve uzun vadeli sürdürülebilirlik yerine rahatlığı tercih etmiş görünüyor.