Haber Detayı
İZTO Başkanı Mahmut Özgener: İhracat pazarında AB-Hindistan tehdit yaratabilir
İZTO Başkanı Mahmut Özgener, AB ile Hindistan arasında gündeme gelen serbest ticaret anlaşmasının, Türkiye’nin Avrupa pazarında pazar kaybı ve asimetrik rekabet riski doğurabileceğine dikkat çekti. Özgener, Gümrük Birliği’nin acilen revize edilmesi gerektiğini vurguladı.
Özlem SARSIN / İZMİRİzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Avrupa Birliği ve Hindistan arasında serbest ticaret bölgesi oluşturulması amaçlanan anlaşma ile Türk ihracatçısının pazar kaybı yaşayabileceğine dikkat çekti.Ocak ayı meclis toplantısında üyelere seslenen Özgener, “Avrupa Birliği tarafından ‘henüz bir başlangıç’ olarak değerlendirilen ve olası stratejik iş birlikleriyle genişleyecek bir perspektife vurgu yapan bu gelişmenin, ülkemiz açısından özellikle Avrupa pazarındaki rekabet dengeleri bakımından dikkatle değerlendirilmesi gereken boyutları bulunuyor.
Avrupa Birliği ülkemizin en önemli ihracat pazarı konumunda.
Gıda ürünlerinden sanayi ürünlerine kadar uzanan geniş bir yelpazede ticaret gerçekleştirdiğimiz en önemli ortağımız.
Somut örnekler üzerinden değerlendirmek gerekirse; ülkemizin Avrupa Birliği’ne olan ihracatında otomotiv endüstrisi, makine ve elektrikli ürünler ön plana çıkıyor.
Anlaşma ile ortaya çıkan yeni durum, Hindistan’da üretimi gerçekleştirilen benzer ürünler karşısında ihracatçılarımızın pazar kaybı yaşayabileceğini ortaya koyuyor” dedi."Gümrük birliği revize edilmeli"Yeni gelişmeyle birlikte, Hindistan’ın Türkiye’ye Avrupa Birliği ülkeleri gibi gümrüksüz veya düşük gümrüklü mal satabilmesinin kapısının aralandığına vurgu yapan Özgener, “Bunun nedeni; ülkemizin Gümrük Birliği içinde yer almasına rağmen, Avrupa Birliği’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı bu tür serbest ticaret anlaşmalarına doğrudan taraf olamaması, buna karşın sonuçlarına fiilen maruz kalması.
Bu durum, ihracatçılarımız açısından asimetrik bir rekabet baskısı yaratıyor; pazar kaybı riskini de beraberinde getiriyor” dedi.Bu şartlar altında Gümrük Birliği anlaşmasının revize edilmesi gerektiğini söyleyen Özgener, “Sonuç olarak; mevcut Gümrük Birliği süreci, Avrupa Birliği’nin imzaladığı her STA, ülkemizin aleyhinde olabiliyor.
Yani rekabet imkânımızın oldukça azalacağı bir durumun ortaya çıkabileceğini öngörüyoruz.
Bu hususu daha önce defalarca ifade ettiğim gibi bir kez daha yinelemek istiyorum: Gümrük Birliği sürecinin revize edilmesi artık daha elzem bir hâl aldı ve en kısa zamanda aksiyona geçip sonuca bağlanması gerekiyor.
Buna karşın, ülkemiz ekonomisi açısından ortaya çıkabilecek dolaylı fırsatları da göz ardı etmememiz gerektiğini düşünüyoruz.
Söz konusu yeni anlaşma ile ülkemizin üretim ve lojistik merkez konumunun öne çıkabileceği; öte yandan ülkemizin Hindistan ile imzalayacağı serbest ticaret anlaşmasının uzun vadeli tedarik ilişkilerini güçlendirmek ve katma değerli ürünlere yönelmek bakımından farklı bir senaryo olarak değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz” dedi.“Enflasyonla mücadelede kararlı duruş önemli”2026 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özgener, mesajların önceki yıllara kıyasla daha fazla uyarı içerdiğini belirterek, bu mesajların iş insanları açısından barındırdığı risklerin doğru okunmasının önemine dikkat çekti.
Özgener, “2025 yılı boyunca ülkemiz ekonomisinin en temel gündem maddesi enflasyon oldu. 2026 yılına girerken de bu başlığın yalnızca fiyat istikrarı açısından değil; reel ekonomi, yatırım kararları ve dış denge açısından da belirleyici olmaya devam ettiğini görüyoruz.
Ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadelede kararlı duruş sergileyen güçlü mesajlar vermeye devam etmesi çok önemli.
Çünkü başta hane halkı olmak üzere piyasa bileşenlerinin enflasyon beklentileri hâlâ olması gerekenden çok yüksek düzeyde” dedi.“İhracat pazarlarında belirgin değişimler var”İhracatta yapısal bir dönüşüm yaşandığına da işaret eden Özgener, “İhracatta ortaya çıkan son tablo, dış pazarlardaki büyüme potansiyelinin ötesinde, ülkemiz ihracatında yapısal bir dönüşüm yaşandığına da işaret ediyor.
Küresel ticaretin giderek bölgeselleştiği, finansman koşullarının dalgalandığı ve sermaye akımlarının daha seçici hâle geldiği bir ortamda, dış ticaret ve cari dengedeki gelişmelerin daha yakından takip edilmesi gerektiğine inanıyoruz. 2026 yılına girerken Türkiye ekonomisi açısından temel meselenin, dezenflasyon süreci devam ederken yalnızca büyümeyi desteklemek değil; büyümenin hangi sektörler üzerinden, hangi dış talep koşullarıyla ve hangi kur dengesi içinde gerçekleştiğini doğru yönetmek olacağını düşünüyoruz.
Önümüzdeki dönemde reel ekonomi, ihracat ve döviz kuru arasındaki bu hassas dengenin, küresel risklerin arttığı yeni ekonomik düzende ülkemiz ekonomisinin dayanıklılığını belirleyen en kritik alanlardan biri olmaya devam edeceğini öngörüyoruz” dedi.