Haber Detayı

Uluslararası Af Örgütü derledi; Dokuz soruda belgeleriyle İran'da yaşananlar
Dünya artigercek.com
30/01/2026 13:03 (3 saat önce)

Uluslararası Af Örgütü derledi; Dokuz soruda belgeleriyle İran'da yaşananlar

28 Aralık 2025’te İran’da başlayan protestolar, kısa sürede ülke geneline yayıldı. Rejimin ölümcül güç kullanımı, binlerce kişinin ölümüne yol açarken, internet kesintileri ve gözaltılarla ihlaller gizlenmeye çalışılıyor. Uluslararası Af Örgütü, İran’da yaşananları dokuz soruda kanıtlarıyla derledi.

Artı Gerçek - İran’da 28 Aralık 2025’te patlak veren protestolar, yıllardır biriken ekonomik, sosyal ve siyasal öfkenin dışavurumu olarak ülkenin dört bir yanına yayıldı.

Protestolara karşılık veren İran yönetimi, Uluslararası Af Örgütü’nün tespitlerine göre onlarca yıldır görülmeyen ölçekte bir baskı sürecini devreye soktu.

Özellikle 8 ve 9 Ocak tarihlerinde güvenlik güçlerinin gerçekleştirdiği saldırılarda binlerce kişi yaşamını yitirdi.

Ocak 2026, Af Örgütü’nün kayıtlarına göre İran’daki en ölümcül protesto bastırma dönemlerinden biri olarak kayda geçti.

Yetkililer, yaşananları gizlemek amacıyla 8 Ocak’tan bu yana ülke genelinde internet erişimini kesti.

Bu kesinti, İran tarihinde uygulanan en uzun süreli internet karartması oldu.

Uluslararası Af Örgütü, sahadan topladığı veriler ve doğruladığı belgelerle İran’daki süreci dokuz soruda özetledi; 1-) İranlılar neyi protesto ediyor?

İran’daki yaşam maliyeti krizi insan haklarını, özellikle de ekonomik, sosyal ve kültürel hakları nasıl etkiliyor?

İran yetkilileri, uzun yıllardır temel hizmetlere erişimi kötü yönetiyor ve insanların ekonomik, sosyal ve kültürel haklarını korumakta yetersizler. 2025’te İran halkı, uzun süreli su ve elektrik kesintileri yaşadı, okullar ve işletmeler kapanmak zorunda kaldı.

Yetkililer, sorunu çözmeye çalışmak yerine sistematik eksiklikleri gözardı ederek, kuraklığı ve aşırı tüketimi neden olarak gösterdi.

İran yetkilileri, eşitsizlikleri derinleştiren ve ötekileştirilen grupları orantısız etkileyen çevresel tahribatı durdurmakta da başarısız.

Çevresel tahribat şu verilerde izlenebilir: Göllerin, nehirlerin ve sulak arazilerin kuruması,Yeraltı sularının azalması,Kentsel su kaynaklarına atık su boşaltılmasından kaynaklanan su kirliliği, ormansızlaşma,Toprak çökmesi,Su rezervlerinde azalma ve toprak sağlığında düşüş,Kısmen standart altı yakıtların endüstriyel kullanımından kaynaklanan ve 2025’te binlerce ölüme yol açan hava kirliliği.

İran yetkilileri, aynı zamanda Kürtler ve Beluciler gibi etnik azınlıkların yaşadığı bölgelere yeterli yatırım yapmamaya da devam ediyor.

Son protestolar, İran’ın para birimindeki sert değer kaybının ardından 28 Aralık 2025’te başladı.

Artan enflasyon, devletin temel hizmetlerdeki kötü yönetimi ve kötüleşen yaşam koşulları da tepkilerin odağındaydı.

Tahran’daki Kapalı Çarşı esnafının boykot etmesi ve kepenk kapatması protestoların fitilini ateşledi.

Kısa sürede daha çok kişi katıldı ve protestolar hızla ülke genelinde İslam Cumhuriyeti sistemine son verilmesini isteyen kitlesel sokak eylemlerine dönüştü.

Protestocular köklü değişim istiyor, insan haklarına ve onuruna saygı gösteren yeni bir hükümet sistemine geçiş talep ediyor. 2-) Şu an protestolar ne kadar yaygın?

Çarşı esnafının Tahran’daki protestoları kısa süre sonra, ülke geneline yayılmıştı.

BM İran Hakkında Veri Toplama Misyonu, protestoların İran’ın 31 eyaletinin tamamına yayıldığını açıklamıştı.

Geniş katılımlı protestoların ve ölümcül baskıların gerçekleştiği bazı eyaletler arasında Elburz, Kirmanşah, Tahran ve Razavi Horasan var. 10 Ocak’ta, Kehrizek şehrinde Adli Tıp Kurumu’nun resmi morgunda yer kalmadığı için ek binasında kurulan geçici bir morgdan son derece üzücü görüntüler paylaşıldı.

Videolar, ceset torbaları arasında yakınlarının cenazelerini arayan, perişan haldeki aileleri gösteriyordu.

Uluslararası Af Örgütü’nün yaptığı inceleme, görüntüdeki yerde en az 205 ayrı ceset torbasının olduğunu belirledi.

Ertesi gün, merkezdeki bir ekranda ölenlerin fotoğraflarını ve değişen bir sayacı gösteren yeni bir video görüntüsü ortaya çıktı.

Videoda sayaç 250’ye ulaşıyordu. 8 ve 9 Ocak’ta binlerce kişinin güvenlik güçlerince katledilmesinin ardından, binlerce kişi gözaltına alındı.

Ayrıca ağır silahlı güvenlik güçleri ülke genelinde devriye geziyor ve kontrol noktaları kuruyor.

Yetkililer, 9 Ocak’tan beri gece sokağa çıkma yasaklarını uygulamaları için sokaklara silahlı birimler konuşlandırarak, yasak başladıktan sonra toplanan veya dışarı çıkan herkesin öldürücü güçle karşılaşacağı mesajını iletiyor.

Mevcut askeri baskı ortamında, görünüşe göre artık geniş çaplı kitlesel protestolar yapılamıyor ancak protestocular tarafından dile getirilen ve İslam Cumhuriyeti sisteminin son bulması çağrılarını da içeren hoşnutsuzluklar ve talepler devam ediyor. 3-) Yetkililer protestolara nasıl karşılık verdi?

Güvenlik güçleri kaç kişiyi öldürdü?

Üst düzey devlet yetkilileri, protestocuları “isyancılar” olarak tanımladı ve “sert” şekilde bastırma sözü verdi. 3 Ocak’ta İran Dini Lideri Ali Hamaney, protestocuların “isyancı” olduğunu ve “hadlerinin bildirilmesi gerektiğini” söyledi.

Güvenlik güçleri, protestocuları dağıtmak için öldürücü güçle karşılık verdi.

İran yetkililerinin, 8 Ocak’tan bu yana internet kesintisi uyguladığı düşünüldüğünde, sahadan güncel bilgiler edinmek oldukça zor.

Uluslararası Af Örgütü kısıtlamalara rağmen, yetkililerin internet karartması devam ederken benzersiz bir hukuk dışı kitlesel katliam gerçekleştirdiğini gösteren kanıtları doğruladı.

Toplanan doğrulanmış videolar ve görgü tanıklarının anlatımlarına göre, sokaklara ve evler, camiler, polis karakolları gibi binaların çatılarına konuşlanan güvenlik güçleri protestoculara defalarca demir bilye dolu tüfekler ve av tüfekleriyle ateş ederek, genellikle kişilerin kafalarını ve üst gövdelerini hedef aldı, kitlesel ölümler ve ciddi yaralanmalar yaşandı. 17 Ocak’ta Dini Lider Ali Hamaney, halka açık bir konuşmasında “binlerce kişinin” öldürüldüğünü söyledi.

Birkaç gün sonra, 21 Ocak’ta, İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi, ayaklanma sırasında 3 bin 117 kişinin öldürüldüğünü açıkladı.

Ancak 16 Ocak’ta İran Hakkında BM Özel Raportörü Mai Sato basına verdiği bir mülakatta, en az 5 bin kişinin öldürüldüğünü, sağlık kaynaklarından aldığı bilgilere göre can kaybının 20 bine varabileceğini belirtti.

İnternet kesintisi, kitlesel can kaybının boyutları ve daha önce belgelendiği üzere İran yetkililerinin, öldürülen kişilerin ailelerinden yaşadıklarını açıklayanlara yönelik misillemeleri göz önüne alındığında, gerçek sayı muhtemelen daha yüksek. 4-) Protestolar bağlamında polisliğin kuralları nelerdir?

Polis uygulamalarıyla ilgili son derece açık ve yerleşik insan hakları standartları vardır.

Aşağıdakiler buna dahildir: Kolluk Kuvvetleri Görevlilerinin Güç ve Ateşli Silah Kullanımına İlişkin BM Temel İlkeleri, Kolluk Kuvvetleri İçin BM Davranış Kuralları, Kolluk Görevlilerinin Barışçıl Protestolar Bağlamında İnsan Haklarını Geliştirmeleri ve Korumalarına İlişkin Örnek Protokol.

Bu standartlar; yasallık, gereklilik, orantılılık, ayrımcılık yasağı, ihtiyat ve hesap verebilirlik temel ilkelerini ortaya koyar.

Devletlerin yaşam hakkı, işkence ve diğer zalimane ve insanlık dışı muameleden uzak yaşama ve barışçıl toplanma haklarına saygı gösterme ve bu hakları koruma yükümlülüklerini ele alır.

Bu standartlar aynı zamanda protestoların dağıtılması için ateşli silahların ve diğer uygunsuz silahların kullanımını yasaklayan açık kurallar belirler.

Uluslararası Af Örgütü tarafından toplanan ve İran yetkililerinin güç ve ateşli silah kullanımına ilişkin insan hakları hukuku ve standartlarını devamlı ihlal ederek, insan haklarını açıkça ve sorumsuzca hiçe saydığını gösteren kesin kanıtlar mevcut.

Kanıtlar, ölümcül baskılara katılan güvenlik güçleri arasında Besic taburları da dahil İslam Devrimi Muhafızları Ordusu’nun, İran’ın Farsça kısaltması FARAJA olan polis gücünden çeşitli birimlerin ve sivil giyimli kolluk görevlilerinin yer aldığını ortaya koyuyor. 5-) İran yetkilileri neden internet kesintisi uyguluyor?

İran yetkilileri suçlarını gizlemek için 8 Ocak’tan bu yana internet ve haberleşme kesintisi uyguluyor.

Karartma devreye girdiğinde güvenlik güçleri protestoculara karşı katliam gerçekleştirdi.

İnternet kesintisi ihlallere maruz bırakılan kişilerin, gazetecilerin ve insan hakları örgütlerinin derinlemesine görüşmeler yapmalarını, ihlalleri belgelemelerini ve kanıtları muhafaza etmelerini zorlaştırıyor.

İslam Devrimi Muhafızları Ordusu ve yargı gücüyle bağlantılı medya da dahil devlete bağlı medya kuruluşları ve yargı gücü başkanı gibi yetkililer, internete erişmeye ve sosyal medya kanallarında, halk arasında korku yaymayı amaçlayan propaganda mesajları paylaşmaya devam ediyor.

İran’daki benzer genel internet kesintileri devletlerce zaman zaman insan hakları ihlallerini gizlemek için kullanılır.

Bunlar kendi başlarına da insan hakları ihlalleri teşkil eder.

İnternete erişim temel bir insan hakkı ve özellikle protesto dönemlerinde vazgeçilmez.

Bu, İran yetkililerinin haberleşmeyi ve bilgiye erişimi sekteye uğratmak için internet kesintisine başvurduğu ilk sefer değil.

Kasım 2019’daki beş günlük protestolar sırasında güvenlik güçleri, protestoculardan ve protestolara katılmayan sivillerden oluşan yüzlerce kişiyi hukuk dışı bir biçimde öldürürken, yetkililer neredeyse tam bir karartma uyguladı. 2022’deki “Kadın, Yaşam, Özgürlük” ayaklanması sırasında güvenlik güçleri, yüzlerce protestocuyu ve katılmayan kişileri hukuk dışı bir biçimde öldürürken de yine internet kesintileri uygulandı.

Mevcut internet kesintisi, yetkililerin bugüne kadar uyguladığı en uzun süreli kesinti. 6-) Kaç protestocu gözaltına alındı? 16 Ocak’ta devlete bağlı medyada yayımlanan haberlere göre, yetkililer protestolar kapsamında binlerce kişiyi gözaltına aldı.

Bağımsız raporlar ve Uluslararası Af Örgütü’ne ulaşan diğer bilgiler, aralarında çocukların, üniversite öğrencilerinin, insan hakları savunucularının, avukatların, gazetecilerin, etnik ve dini azınlık üyelerinin de bulunduğu on binlerce kişinin keyfi olarak gözaltına alındığı yönünde.

İran yetkilileri, son günlerde ülke çapında 14 yaşındaki çocukların dahi hedef alındığı, ayrım gözetmeyen kitlesel gözaltılar gerçekleştirerek, insanları gece saatlerinde yapılan ev baskınlarında, kontrol noktalarında, işyerlerinde ve hastanelerde gözaltına aldı.

Gözaltındakilerin aileleri, aktivistler ve gazeteciler, Uluslararası Af Örgütü’ne, yetkililerin gözaltındaki çoğu kişinin akıbetini ve nerede tutulduğunu açıklamayı devamlı reddettiğini, böylelikle onları zorla kaybetmeye maruz bıraktığını ve daha büyük bir işkence veya diğer türde kötü muamele riskiyle karşı karşıya kaldıklarını söyledi.

Bilgi sahibi kaynaklar, alıkonulan kişilerin gözaltı sırasında ve daha sonrasında dayak, cinsel şiddet, yargısız infaz tehditleri ve yeterli gıda, su ve tıbbi bakımdan kasten yoksun bırakma da dahil işkence ve diğer türde kötü muameleye maruz bırakıldığını bildiriyor.

Yetkililer, devlet medyasında gözaltındaki onlarca kişiden zorla alınan “itirafları” yayınladı. 7-) Protestoların arkasındaki genel bağlam ne?

Uluslararası Af Örgütü, uzun yıllardır İran güvenlik güçlerinin protestoları bastırmak için nasıl öldürücü güç de dahil hukuka aykırı güç kullandığını ve kitlesel keyfi gözaltılar gerçekleştirdiğini belgeliyor.

Bu araştırmalar, Aralık 2017-Ocak 2018, Kasım 2019, Temmuz 2021, Kasım 2021, Mayıs 2022 protestoları ve 2022 yılındaki “Kadın, Yaşam, Özgürlük” ayaklanmasıyla bağlantılı ihlaller de dahil uzun erimli insan hakları ihlalleri ve cezasızlık döngüsünü ortaya koyuyor.

Eylül 2022’de, 22 yaşındaki Jina Mahsa Amini gözaltında öldü.

Mahsa, İran’ın “ahlak polisi” tarafından zorunlu başörtüsü yasalarına uymadığı gerekçesiyle gözaltına alınmıştı.

Ölümü ülke çapında protestolara yol açtı ve İran yetkilileri protestolara yaygın insan hakları ihlalleriyle karşılık verdi.

İhlaller arasında hukuk dışı öldürmeler, infazlar, kitlesel gözaltılar, gözaltındakilerin tecavüze maruz bırakılması da dahil işkence ve öldürülenlerin hakikat ve adalet isteyen ailelerine yönelik tacizler vardı.

Aradan yıllar geçmesine rağmen, protestolar sırasında yetkililerce işlenen suçlara ilişkin yargılamalar bir yana, hiçbir etkili, tarafsız ve bağımsız ceza soruşturması yürütülmedi ve bu durum halihazırda son derece yerleşik olan cezasızlık iklimini daha da kuvvetlendirdi.

İran yetkililerinin, geçmişteki protestolara yönelik baskılar kapsamında defalarca işlediği uluslararası hukuk suçlarının cezasız kalması, bu son şiddet dalgasını körükledi. 8-) İran ölüm cezasını nasıl muhalefeti bastırmak için kullanıyor? 2022’deki “Kadın, Yaşam, Özgürlük” ayaklanmasından bu yana, İran yetkilileri muhalefeti bastırmak, halk arasında korku yaymak ve ötekileştirilen grupları cezalandırmak için artan bir şekilde ölüm cezasına başvuruyor. 2025’te infazlar, İran’da on yıllardır görülmeyen boyutlara ulaştı.

Yetkililer, “Kadın, Yaşam, Özgürlük” ayaklanmasıyla bağlantılı olarak, Mücahid (Abbas) Kurkur (Haziran 2025) da dahil en az 11 kişiyi, hiçbir şekilde adil olmayan yargılamaların ardından infaz etti.

Ölüm cezasına mahkûm edilen diğer birçok kişi de hâlâ infaz riski altında.

Mevcut baskı ortamında yetkililerin muhalefeti caydırmak bahanesiyle hızlı yargılamalara ve keyfi infazlara başvuracağından ciddi endişe ediliyor. 5 Ocak’ta Yargı Gücü Başkanı, savcılara protestoculara “müsamaha göstermeme” ve davaları hızlandırma talimatı verdi.

Bu, gözaltındaki protestocuların ve ülke çapında diğer muhaliflerin hayatlarına ilişkin kaygıları artırdı. 9-) Uluslararası Af Örgütü İran’daki durumla ilgili neler yapıyor ve nasıl destek olabilirim?

Uluslararası Af Örgütü, Aralık 2017-Ocak 2018 döneminde ülke çapında gerçekleştirilen protestolardan bu yana devamlı olarak, İran yetkililerinin protestoların bastırılması bağlamında işlediği uluslararası hukuk suçlarını ve diğer ciddi insan hakları ihlallerini belgeliyor.

Açık kaynaklardan toplanan ve İran’daki kişilerin gönderdiği videoları ve fotoğrafları doğruladık ve inceledik.

Görgü tanıklarıyla ve protestolarla ilgili ilk elden bilgi sahibi kişilerle görüşüyoruz.

Hareketimiz, hakikat ve adalet arayan İranlıların çağrılarını yaygınlaştırmak konusundaki kararlılığını sürdürüyor.

Ayrıca İran’daki cezasızlık ve katliam döngüsüne son verilmesi için BM üye devletlerini İran’daki durumu Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taşımaya çağırmak da dahil, savunuculuk yapıyoruz.

Uluslararası toplumu, evrensel yargı yetkisi ilkesi uyarınca, suç şüphesi taşıyan yetkililer hakkında yakalama kararı çıkarmak üzere ceza soruşturmaları başlatmayı da içeren uluslararası mekanizmaları işletmeye çağırıyoruz.

Diplomatik adımların atılması acil bir gereklilik.

Siz de tüm suçlara ilişkin hesap verebilirliğin sağlanması ve can kaybına son verilmesi için çağrımıza katılın. (DIŞ HABERLER)

İlgili Sitenin Haberleri