Haber Detayı

Narenciyede büyük potansiyel, küçük katma değer
şehirler ekonomim.com
30/01/2026 11:58 (1 saat önce)

Narenciyede büyük potansiyel, küçük katma değer

ABD Tarım Bakanlığı (USDA) tarafından Türkiye’ye ilişkin yayımlanan güncel narenciye raporuna göre, meyve işleme ve meyve suyu sanayisinin yeterince gelişmemiş olmasının, narenciyede katma değer yaratma potansiyelinin büyük ölçüde kullanılamamasına yol açtığına dikkat çekildi. Mersin Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Özdemir, “Önümüzdeki dönemde üretim sürecinde ortaya çıkan miktar ve kalite kayıplarını azaltmak amacıyla modern depolama altyapısının güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır” dedi.

Mersin Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Özdemir, Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) istatistiklerini değerlendirdi.

Türkiye’nin narenciye üretiminde dünya genelinde 7.

İhracatta ise miktar bazında 3.

Sırada yer aldığını vurgulayan Özdemir, 2025 yılında yaşanan zirai don olayları ve kuraklığın etkisiyle üretimin bir önceki yıla oranla yüzde 13.5 oranında azaldığını kaydetti.

Özdemir, Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) istatistiklerine göre 2025 yılında ihracat miktarında yüzde 8’lik bir düşüş yaşanmasına rağmen, özellikle mandalina ihracatındaki artışın etkisiyle değer bazında yüzde 41’lik bir yükseliş sağlandığını aktardı.   “İhraç pazarına kayıp yaşanmaması olumlu bir gelişme” Söz konusu süreçte ihraç pazarlarında herhangi bir kayıp yaşanmamasının, sektör açısından olumlu bir gelişme olarak öne çıktığını vurgulayan Özdemir, “ABD Tarım Bakanlığı (USDA) tarafından Türkiye’ye ilişkin yayımlanan güncel narenciye raporunun, sektörün mevcut durumunun ve temel sorunlarının doğru şekilde analiz edilmesi açısından büyük önem taşıdığı kanaatindeyim.

Rapora göre Türkiye’de narenciye sektörü, tarım kimyasalları ve gübrelerin bilinçsiz kullanımı, hatalı budama uygulamaları, iç ve dış pazarlarda talep görmeyen çeşitlerin yetiştirilmesi ile soğuk hava depolama tesislerinin yetersizliği ve yüksek maliyetleri gibi önemli sorunlarla karşı karşıyadır.

Yakıt, gübre, sulama, işçilik ve tarımsal ilaç maliyetleri gibi temel girdi maliyetlerinin yüksekliği ise en önemli sorunların başında gelmektedir” ifadelerini kullandı.   “En önemli sorunlardan biri Akdeniz meyve sineği” Yayımlanan raporda sektörün en kritik problemlerinden birinin Akdeniz meyve sineği olduğunu anlatan Özdemir, “İklim değişikliğinin etkisiyle popülasyonu artan bu zararlı hem üretimde ciddi kayıplara hem de ihracatta kalite sorunlarına yol açmaktadır.

Bakanlığımızın feromon tuzakları dağıtarak mücadeleye yönelik adımlar atması önemli olmakla birlikte, mevcut durum üretici, ihracatçı ve kamu kurumları arasında daha güçlü ve koordineli bir mücadele mekanizmasına ihtiyaç olduğunu göstermektedir.

Öte yandan, pestisit kalıntıları nedeniyle özellikle Avrupa Birliği ve Rusya pazarlarında geri çevrilen ürünler, sektörün uluslararası itibarını ve ürünlerimizin güvenilirliğini tehdit etmektedir.

Bu durum, narenciye ürünlerinin söz konusu pazarlarda kalıntı açısından daha sıkı ve artırılmış kontrollerle karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır” şeklinde konuştu.   “Meyve işleme ve meyve suyu sanayisi gelişmeli” Öte yandan meyve işleme ve meyve suyu sanayisinin yeterince gelişmemiş olmasının, narenciyede katma değer yaratma potansiyelinin büyük ölçüde kullanılamamasına yol açtığı vurgulayan Özdemir şunları söyledi: “Türkiye’de toplam narenciye üretiminin yalnızca yüzde 5’lik kısmı meyve suyu sanayisinde değerlendirilmektedir.

Rapora göre, Türkiye’de narenciye üretiminin yüzde 40’ı ihraç edilmektedir, bunun yaklaşık yüzde 50’si Rusya’ya gitmektedir.

Türkiye narenciye sektörü için hedef büyüme pazarları Japonya, Hırvatistan, Bosna-Hersek ve Polonya’dır.

Narenciye ihracatçıları; düşük ihracat birim fiyatları (ton başına 468 ABD doları), yüksek girdi maliyetleri ve lojistik sorunlar gibi ciddi zorluklarla karşı karşıyadır.

Ayrıca, özellikle portakal, greyfurt ve limon sevkiyatlarında, yüksek kalıntı seviyeleri (özellikle Klorpirifos) nedeniyle 2024 yılında reddedilen gönderi sayısı artmıştır.

Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde üretim sürecinde ortaya çıkan miktar ve kalite kayıplarını azaltmak amacıyla modern depolama altyapısının güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Hem yeni depoların devreye alınması hem de mevcut tesislerin kapasitelerinin artırılması gerekmektedir.

Ayrıca mevcut depoların, günümüz gerekliliklerine uygun şekilde modernizasyonu sağlanmalıdır.

Yeni bahçe tesislerinde veya mevcut bahçelerin yenilenmesi sürecinde ise üreticilerin hem iç hem de dış pazarlarda talep gören ve depolamaya uygun çeşitlere yönlendirilmesi teşvik edilmelidir.

Hasat sonrası kayıpların en aza indirilmesi ve ürünlerin ihracat pazarlarına kalite kaybı yaşanmadan ulaştırılabilmesi için sürdürülebilir bir soğuk zincir sisteminin kurulması artık zorunlu hale gelmiştir.”  

İlgili Sitenin Haberleri