Haber Detayı
Tahran’ın sırrı: ‘Mozaik Savunma’... ABD İran’da rejimi devirebilir mi
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik sert açıklamaları ve askeri tehditleri, Washington’un rejim değişikliğini hedefleyip hedeflemediği sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Reuters’a konuşan kaynaklara göre olası bir müdahalenin amacı, saldırılar sonrası oluşacak protesto dalgasıyla Tahran’ı çökertmek. Ancak uzmanlara göre Tahran, 2003 Irak işgalinden sonra geliştirdiği Mozaik Savunma sistemiyle suikastlara ve başkent merkezli çöküş senaryolarına karşı hazırlıklı. Bu yapı, ABD–İsrail eksenli bir müdahaleyi Ortadoğu genelinde öngörülemez sonuçlara sürükleyebilir.
YAKLAŞIK bir aydır ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik sert açıklamaları ve tehditleri, Washington’un İran’a olası müdahalesini dünya gündemine taşıdı. 28 Aralık’ta İran’da başlayan protestolar sırasında Tahran yönetimine, “sert müdahaleyi durdur” çağrısı yapan Trump’ın açıklamaları, USS Abraham Lincoln uçak gemisi taarruz grubunun bölgeye sevk edilmesiyle yeni bir aşamaya geçti.
Amerikan basını, diplomatik çözüm beklentisinin azalmasıyla Beyaz Saray’da askeri senaryoların daha açık konuşulduğunu yazıyor.HEDEFTE TAHRAN VARABD’de İranlı liderler, üst düzey güvenlik yetkilileri, nükleer tesisler, balistik füze siloları ve hükümet binalarına yönelik hava saldırıları senaryoları tartışılıyor.
Reuters’a konuşan yetkililere göre Washington’un nihai hedefi ise rejim değişikliği.
Buna göre ABD, saldırıların arkasından ortaya çıkacak yeni bir protesto dalgası ile rejimin düşmesini sağlayacak ortamı hazırlamanın peşinde.
Ancak İran Araştırmaları Merkezi’nden Oral Toğa’ya göre bu senaryo, İran’da hızlı bir çözülme yaratmayabilir ve Ortadoğu’da öngörülemez bir şiddet sarmalını tetikleyebilir.‘12 GÜN SAVAŞI’NIN DEVAMI’Toğa’ya göre son gerilim, Washington-Tahran hattıyla sınırlı değil.
Yaşananlar, Haziran 2025’te patlak veren 12 Gün Savaşı’nın devamı niteliğinde.
Toğa’ya göre İsrail, 12 Gün Savaşı sırasında İran’ın balistik füze kapasitesine zarar verme, nükleer programını durdurma ve vekil güç ağını zayıflatma hedeflerine kısmen ulaştı.
Ancak bu üçlü yapının temeli olan Tahran rejimi çökmeyince stratejik bir kazanım elde edemedi.
İsrail’in İran’ın füze kapasitesini olduğundan zayıf değerlendirdiğini belirten Toğa, bu yanlış hesabın 12 Gün Savaşı’nın ilerleyen safhalarında sahaya yansıdığını söylüyor.
İran’ın savaşın ilerleyen günlerinde İsrail’i daha isabetli vurmaya başladığını hatırlatan Toğa, Tahran’ın bu süreçten önemli dersler çıkardığını ifade ediyor.
Buna göre İran, doğrudan İsrail’i hedef alabilecek füzelere yatırımlarını artırdı ve savaş öncesinde stoklarını hazır hale getirdi.‘SAHADA SADECE MUHALİFLER YOKTU’Toğa’ya göre 28 Aralık’ta başlayan protestolar başlangıçta organik bir nitelik taşıyordu.
Ancak ilerleyen günlerde sıradan İranlı muhaliflerin yanı sıra İsrail güdümündeki silahlı etnik ve ideolojik gruplar da sahaya indi.
En şiddetli çatışmaların İran’ın batısındaki şehirlerde yaşandığını aktaran Toğa, bu bölgelerin aynı zamanda İran’ın balistik füze ve dron silolarına ev sahipliği yaptığına dikkat çekiyor.
Toğa’ya göre bu tablo, ABD–İsrail ikilisinin İran’ın füze kapasitesini etkisiz hale getirmeyi ve eş zamanlı olarak Tahran rejimini çökertmeyi hedefleyen bir girişimi olarak okunabilir. “İsrail’in gündeminde çevre şehirleri kullanmaya yönelik bir plan var.
Tahran’ı çökertip, periferideki güvenlik iklimini bozup, Batı İran’daki siloları ele geçirmek isteyeceklerdir” diyen Toğa, burada devreye İran’ın Mozaik Savunma Konsepti’nin devreye girdiğini söylüyor.‘REJİM SUİKASTLA ÇÖKMEZ’Toğa, İran’ın özellikle ABD’nin 2003 Irak işgalinin ardından rejimin bekasını tek bir lidere bağlamayan bir savunma mekanizması geliştirdiğini aktarıyor.
Buna göre ABD’nin dini lider Ali Hamaney, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ya da üst düzey komutanları hedef alması halinde, çok parçalı bir siyasi ve askeri yapı otomatik olarak devreye girecek.
İran Anayasası’nın 111’inci maddesinin, ruhani liderin yokluğunda yönetimin Cumhurbaşkanı, Yargı Erki Başkanı ve Anayasayı Koruyucular Konseyi’nden bir fakihten oluşan üçlü yapıya devrini öngördüğünü hatırlatan Toğa, bu yapının ülkedeki en üst güvenlik kurumu olan ve şu anda Hamaney’e en yakın isimlerden olan Ali Laricani’nin başkanlığını yaptığı Milli Güvenlik Yüksek Konseyi’nin güdümünde hareket edeceğini belirtiyor. ‘DEVRİM MUHAFIZLARI KİLİT ÖNEMDE’Savunmanın askeri ayağında İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (İDMO) pozisyonunu ise Toğa şöyle açıklıyor: “Irak işgalinden sonra kurulan mekanizmada İDMO yapıları İran’daki 31 vilayetin tamamına ve ilçelere dağıtıldı.
Çevre örgütlenmeler vilayeti ilgilendiren kararları Tahran’a sormadan alabilecekleri özerk bir yapıya kavuşturuldu.
Burada temel prensip Tahran’ın düşmesi ya da ülkenin işgal edilmesi durumunda Devrim Muhafızları’nın bağımsız olarak kontregilla mücadelesi ya da isyanlara müdahale etme bağlamında hareket etmesini sağlamak.” İran’ın olası bir saldırıyı “topyekûn savaş” sebebi göreceği açıklamalarını hatırlatan Toğa, böyle bir durumda Irak ve Yemen başta olmak üzere Ortadoğu’daki İran destekli grupların da harekete geçme ihtimalinin olduğuna ve sonuçları kestirilemeyecek bir şiddet sarmallarının tetiklenmesi riskine dikkati çekiyor.BİRÇOK FARKLI SENARYO VAR… MÜDAHALE FELAKETİ GETİREBİLİRABD’nin İran’a yönelik olası askeri saldırısı, önceki krizlerden farklı olarak son derece kırılgan bir iç ve bölgesel zeminde gündeme geliyor.
Uluslararası analizlere göre çatışmanın hızla tırmanma riski yüksek.
BBC Farsça’nın kıdemli editörü Amir Azimi, geçmişte İran’ın ABD saldırılarına gecikmeli ve önceden haber verilmiş misillemelerle karşılık vererek kapsamlı savaştan kaçındığını hatırlatıyor.
Ancak mevcut tablo bu dengeyi zorluyor.
İran, 1979’dan bu yana en ağır protesto dalgasını yaşadı; binlerce kişinin öldürüldüğüne dair iddialar, uzun süreli internet kesintileri ve sert güvenlik önlemleri rejimin iç meşruiyetini ciddi biçimde aşındırdı.
Bu koşullarda Tahran’ın sembolik ve sınırlı tepkilerle yetinmesi zor görünüyor.
Sınırlı bir ABD saldırısı, İran yönetimine içeride yeni bir baskı dalgası için gerekçe sunabilir.
Daha geniş kapsamlı bir müdahale ise merkezi otoritenin hızla zayıflamasına ve bölgesel ölçekte kaosa yol açabilir.
BBC’nin güvenlik muhabiri Frank Gardner’a göre olası senaryolar geniş bir yelpazeye yayılıyor.
En iyimser ihtimal, Devrim Muhafızları ve nükleer altyapıya yönelik nokta atışı saldırıların rejimi zayıflatması.
Daha muhtemel senaryolar arasında ise askerî yönetimin güçlenmesi, İran’ın ABD üsleri ve Körfez ülkelerine misillemesi, Hürmüz Boğazı’nın hedef alınması ve en kötü ihtimalle ülkenin iç savaş ve insani kriz sarmalına sürüklenmesi yer alıyor.ABD’NİN BÖLGEDE ASKERİ YIĞINAĞI ARTTI… NE VAR BU GEMİ FİLOSUNDAABD’nin İran’a olası müdahalesinin ateş gücünü bölgeye sevk edilen ve tüm dünyanın seyrini takip ettiği USS Abraham Lincoln Uçak Gemisi Taarruz grubu oluşturuyor. 3 adet destroyer, 2 adet kruvazör ve bir saldırı denizaltısının eşlik ettiği USS Lincoln’ün kendisi de yüzen bir askeri üs.
Nimitz sınıfı ve 333 metre uzunluğundaki USS Lincoln, ABD’nin nükleer tahrikli uçak gemilerinden biri. 65 uçak ile çok sayıda füze fırlatma sistemini taşıyabilen gemi ortalama 5 bin 600 kişilik mürettebata sahip.
ÜSTÜN SAVUNMA TEKNOLOJİSİ Gemide, karanın iç kesimlerine kadar güç yansıtma kapasitesine sahip gelişmiş bir hava gücü olan ‘Carrier Air Wing (CVW) 9’ bulunuyor.
Bu hava kanadı, ‘VMFA-314’ filosuna ait ortalama 8 ila 12 adet ‘F-35C Lightning II’ savaş uçağı, 36 ila 48 adet ‘F/A-18E/F Super Hornet’ten oluşan çok sayıda filo ve düşman hava savunmasını bastırmak için tasarlanmış 4 ila 8 adet ‘EA-18G Growler’ elektronik taarruz uçaklarını içeriyor.
Çok sayıda saldırı helikopterini de barındıran gemide füzelere ve uçaklara karşı kullanılan NATO Sea Sparrow füze sistemi de var.19 ÜSTE 50 BİN ABD ASKERİ Öte yandan ABD, Ortadoğu’da uzun süredir askeri üslere sahip.
Al Jazeera’nin haberine göre, bölgede en az 19 noktada bulunan kalıcı ve geçici üslerde yaklaşık 40 bin ila 50 bin ABD askeri bulunuyor.
Bunlardan sekizi Bahreyn, Mısır, Irak, Ürdün, Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunan kalıcı üsler.
ABD’nin Ortadoğu’ya sevk ettiği USS Abraham Lincoln uçak gemisi, F-35 ve Super Hornet savaş jetleri ile gelişmiş füze sistemlerine sahip.İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun iç güvenlik ve seferberlikten sorumlu kolu Besiç milisleri de dahil edildiğinde 245 bin kadar aktif savaşçısı olduğu tahmin ediliyor.