Haber Detayı

Moda ile yapay zekânın sessiz ortaklığı
Dünya+ dunya.com
30/01/2026 00:00 (1 saat önce)

Moda ile yapay zekânın sessiz ortaklığı

Yapay zekâ podyumda görünmüyor, koleksiyon defterlerine imza atmıyor. Ama bugün modanın en kritik kararları, ne üretileceği, ne kadar üretileceği, ne zaman piyasaya çıkacağı ve nasıl satılacağı giderek daha çok algoritmalarla şekilleniyor. Uluslararası raporlar bu dönüşümün artık geri dönülmez olduğunu gösterirken, Türkiye’de de bu sessiz değişimin güçlü ve somut örnekleri ortaya çıkıyor.

Moda endüstrisi, uzun yıllar boyunca sezgi­lerle yönetilen bir alan olarak tanımlandı.

Tasarımcının gözü, editörün hissi, alıcının tec­rübesi belirleyiciydi.

Bugün ise bu sezgilerin arkasında güçlü bir veri altyapısı var.

Yapay zekâ, ta­sarımcının yerine geçmiyor; ama tasarım sürecinin görünmeyen ortağı olarak kararları keskinleş­tiriyor, hatayı azaltıyor ve belir­sizliği yönetilebilir hale getiriyor.Rakamlarla değişen moda endüstrisiBusiness of Fashion ve Mc­Kinsey & Company tarafından yayınlanan raporlar, yapay zekâ destekli talep tahmini ve kolek­siyon planlama sistemlerini kul­lanan moda şirketlerinin stok fazlasını yüzde 20–30 oranında azaltabildiğini ortaya koyuyor.

Aynı araştırmalar, veri temelli karar alma süreçlerinin kârlılığı çift haneli oranlarda artırabildi­ğini gösteriyor.Bu yalnızca finansal bir kaza­nım değil.

Daha doğru planlama, daha az üretim hatası ve daha düşük karbon ayak izi anlamına geliyor.

Böylece yapay zekâ, mo­danın uzun süredir çözmeye ça­lıştığı “fazla üretim” sorununa öl­çülebilir bir yanıt sunuyor.Tasarımdan önce simülasyon çağı Bugün birçok koleksiyon, fizik­sel olarak üretilmeden önce diji­tal ortamda defalarca test ediliyor.

Yapay zekâ destekli simülasyonlar, kumaşın akışını, formun bedende­ki duruşunu ve farklı bedenlerdeki etkisini önceden analiz edebiliyor.

Bu da numune sayısını azaltıyor, zaman kazandırıyor ve tasarımcı­ya daha kontrollü bir alan açıyor.Moda tarihinde ilk kez, bir fi­kir podyuma çıkmadan önce di­jital bir editoryal elemeden geçi­yor.

Bu, yaratıcı özgürlüğü kısıt­lamaktan çok, onu daha bilinçli hale getiriyor.Yaratıcılığın yeni zeminiBu dönüşümü erken benimseyen tasarımcılar ve markalar, yapay zekâyı estetiğin karşısına koymak yerine onunla birlikte çalışma­yı tercih ediyor.

Ünlü İngiliz moda tasarımcısı Stella McCartney, sür­dürülebilirlik stratejilerinde yapay zekâ destekli analizlerle hangi mal­zemelerin daha düşük çevresel et­kiye sahip olduğunu ölçüyor.

Bu­rada yapay zekâ, tasarım karar­larının değil, etik tercihlerin ortağı.Deneysel couture alanın­da, teknolojiyi geleneksel haute couture işçiliğiyle birleştirmesiyle tanınan Hollandalı tasarımcı Iris van Herpen, algo­ritmalarla geliştirilen formlar ve dijital simü­lasyonlar aracılığıyla beden, hareket ve ha­cim ilişkisini yeniden tanımlıyor.

Van Her­pen’in pratiği, yapay zekânın yaratıcılığı sınırlamadığını, ak­sine onu başka bir boyuta taşıdığını gösteren güçlü bir örnek.Balenciaga ise dijital defileler ve sanal koleksi­yonlarla, fiziksel üretimden önce fikirleri test eden bir model uygulu­yor.

Bu yaklaşım, modanın yalnız­ca giyilen değil, kurgulanan ve deneyimlenen bir alan haline geldiğini gös­teriyor.Giyilebilir zekâ çağın­da moda hâlâ duygusal, hâlâ este­tik ve hâlâ kişisel.

Ancak artık bu duyguların arkasında çalışan görünmez bir akıl var.

Sessiz, hesaplı ve etkisi her sezon biraz daha artan bir or­tak.

Ve belki de modanın geleceği­ni bu kadar güçlü kılan şey tam ola­rak bu sessizlik.Yaratıcılık tehlikede mi?

En sık sorulan soru hâlâ aynı: Yapay zekâ yaratıcılığı tehdit edi­yor mu?

Moda dünyasından gelen yanıt giderek netleşiyor.

Yapay zekâ, sezgiyi ortadan kaldırmıyor, onu veriyle yüzleştiriyor ve güç­lendiriyor.

Son sözü hâlâ insan söylüyor.

Tasarımcı için boş say­fa hâlâ var.

Ancak artık o sayfanın arkasında satış verileri, kullanıcı davranışları, üretim simülasyon­ları ve çevresel etki analizleri de duruyor.

Tam da bu noktada, ta­sarımcının bu yeni sistem içinde­ki rolünün nasıl değiştiğini mo­da akademisyeni Doç.

Dr.

Başak Boğday Saygılı ile konuştuk.Yapay zekâ artık trend tah­min eden bir araç değil, tasa­rımın karar mekanizmasına dahil bir sistem.

Bu durum ta­sarımcının rolünü değiştiri­yor mu?

Yapay zekâ tasarımcının rolü­nü kökten değiştiriyor.

Tasarım­cı artık sadece estetik üreten kişi değil; veriyi okuyan, anlamlandı­ran, yöneten ve stratejiye çeviren sektörün önemli bir aktörü hali­ne geliyor.

Yapay zekâ; ne üretile­ceğini söyleyebilir, ne talep edil­diğini gösterebilir, hangi ürünün satacağını hesaplayabilir, ancak neden üretileceğini, hangi anla­mı taşıyacağını, hangi kültürel di­li temsil edeceğini söyleyemez, daha da önemlisi yapay zekâ ha­yal edemez.Tasarımcılar; sadece üreten değil, karar veren akıl olmak zo­runda; sadece ilhamla beslenen sanatçı değil, aynı zamanda sis­tem kuran lider olmak zorunda.

Bu nedenle bu bir tehdit değil; doğru konumlanan tasarımcı için güç transferi.Yapay zekânın aşırı üretim ve stok sorununu çözme po­tansiyeli sürdürülebilirlik açısından gerçek bir kırılma yaratabilir mi?

Yapay zekâ ile bu durum zo­runlu bir dönüşüm.

Bugünkü sürdürülebilirlik tartışmaları hâlâ “malzeme” üzerinden yürü­yor, organik pamuk, geri dönüş­türülmüş kumaş, yeşil etiketler.

Ancak asıl problem malzeme de­ğil, veriler değerlendirilmeden yapılan üretimler ve veriler de­ğerlendirmeden yapılan birey­sel satın almalar.

Yapay zekâ bu­rada kırılma yaratıyor çünkü; sa­tılmayacak ürünü daha tasarım aşamasında eliyor.

Sürdürülebi­lirlik artık “etiket” değil, verilerle yönetilmesi gereken bir süreç.

Az üretim, doğru üretim, zamanın­da üretim ile stok sorununu çö­zebiliriz.Kurucusu olduğunuz bir ya­pay zekâ moda platformunuz var.

Stilim.ai hayatımıza ne­ler katıyor?

Stilim.ai; insanların hayatla­rını kolaylaştıran her gün en az yarım saat kazandıran bir karar destek sistemi.

Stilim.ai için kul­lanıcının; vücut özellikleri, psi­kolojik özellikleri ve kariyer özel­liklerine göre, kişinin temsili dik­kate alınarak oluşturulmuş bir kombin karar vericisi diyebiliriz.

Trend­leri değil, kişisel stratejiyi ku­rar.

Uygula­ma temelde kişinin varolan gardırobun­daki giysile­ri kombin­lemek üzere hazırlanmış­tır.

Ancak alış­verişe gidildiğinde en büyük kolaylaştı­rıcıdır.

Tercih ettiğiniz ya da beğendiğiniz giysinin gardıropla uyumlu olup olma­dığını hemen satış alma kararı­nı almadan önce kullanarak doğ­ru satın almanı sağlar.

Bir dolap dolusu yanlış kararlarla alınmış giysiler yerine, olanı doğru kul­lanmayı ve doğru satın almaları yaparak sürdürülebilirliğe katkı sağlayan önemli bir uygulama.Türkiye’den güçlü bir örnek: Arzu KaprolTürkiye’de yapay zekâ ve modayı birlikte düşünen isimlerin başında ünlü tasarımcı Arzu Kaprol geliyor.

Kaprol, teknolojiyi sezonluk bir yenilik olarak değil, uzun vadeli bir tasarım altyapısı olarak ele alan nadir tasarımcılardan biri.Kaprol’un pratiğinde yapay zekâ ve dijital sistemler, estetik bir gösteri unsuru değil, formun nasıl kurul­duğunu ve tasarımın bedenle nasıl ilişki kurduğu­nu belirleyen yapısal araçlar.

Dijital modelleme ve veriyle beslenen üretim süreçleri, tasarımcının dün­yasında ilhamdan çok analiz ve işlev üzerinden ko­numlanıyor.Klima koşullarına göre form değiştirebilen akıllı ce­ket prototipleri, ekstrem iklimler için geliştirilen tek­nik kıyafetler ve dijital simülasyon temelli koleksi­yonlar, bu yaklaşımın somut örnekleri arasında yer alıyor.

Tasarımcıya ait, Türkiye’nin ilk hologram defilesi ve dijital cou­ture sunumları ise mo­danın yalnızca fiziksel değil, veriyle kurgula­nan bir deneyim olabi­leceğini gösteriyor.

Kaprol’un çizgisi, ya­pay zekâyı modanın geleceğine yapılan kalıcı bir yatırım olarak okuyan bir perspek­tif sunuyor.

İlgili Sitenin Haberleri