Haber Detayı

AFAD Genel Müdürü Tatar: Göç alan kentlerde afetlere karşı maruziyet artıyor
Güncel haberler.com
29/01/2026 15:09 (2 saat önce)

AFAD Genel Müdürü Tatar: Göç alan kentlerde afetlere karşı maruziyet artıyor

AFET ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar, "İzmir ülkemizin göz bebeği. Dünyanın en güzel coğrafyalarından bir tanesinde yaşam standartları çok yüksek ama diğer yandan da çok kırılgan bir yapıya sahip. Çok sayıda göç alıyor.

AFET ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof.

Dr.

Orhan Tatar, "İzmir ülkemizin göz bebeği.

Dünyanın en güzel coğrafyalarından bir tanesinde yaşam standartları çok yüksek ama diğer yandan da çok kırılgan bir yapıya sahip.

Çok sayıda göç alıyor.

Göç alan kentlerde de doğal olarak afetlere karşı maruziyet artıyor.

Göç beraberinde birtakım farklı sorunları da getiriyor.

Kentte altyapı, üstyapı, yapı stoku iyi değilse ciddi sorunlarla karşı karşıya kalıyorsunuz" dedi.İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinasyonunda, Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen ve Dünya Bankası tarafından yönetilen TAFF Teknik Destek Programı kapsamında yürütülen 'Dirençli İzmir: Afet Risklerinin Azaltımı İçin Stratejik ve Kapsayıcı Bir Yaklaşım Projesi'nin açılış programı İzmir'de bir otelde gerçekleştirildi.

Açılışa İzmir Valisi Süleyman Elban, AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof.

Dr.

Orhan Tatar, İzmir AFAD İl Müdürü Nazif Ekinci, Dünya Bankası Ülke Yönetim Ofisi Yetkilisi Korhan Yazgan, akademisyenler, oda ve STK temsilcileri katıldı.'BİR BİNA BİLE ÖNEMLİ'İzmir Valisi Süleyman Elban, depremlerle ilgili farkındalığın çok yüksek olduğunu söyleyerek, "Bu işi biz yapacağız, birileri yapmayacak.

AFAD başkanlığı, Dünya Bankası ya da Avrupa Birliği uyguladığı bu proje ile şehrimizi dönüştürmeyecekler, dönüştüremezler.

Şehrimizi biz dönüştüreceğiz.

Onlar bize doğru bilgi verecekler, doğru tespit yapacaklar, sahada doğru araştırmalar yapacaklar ama bunu biz yapacağız.

Projenin sonuçlarını beklemeyeceğiz.

Bir an evvel hareket edip, eylem içinde olmak zorundayız.

Büyük işlere girmek zorunda değiliz, bina bazlı dönüşüme de hız vermek zorundayız.

Bunun için vatandaşlarımız ve müteahhitleri de birkaç yıl ruhsatla ilgili bekletmemek durumundayız.

Bir bina bile önemli.

Kamu binalarımızı da çok hızlı kontrol etmek zorundayız.

Birilerinin bize hatırlatmasını beklemeden kamu tarafından vatandaş olarak afetlerle ilgili direnci geliştirecek her türlü çalışmayı başlatmak zorundayız" ifadelerini kullandı.'HER TÜRLÜ HAZIRLIĞI YAPMAK ZORUNDAYIZ'"Ne kadar erken davranırsak ve ne kadar yol alırsak o bizim için kar" diyen Vali Elban, "Bu konuda artık her alanda hızlı hareket etme mecburiyetimiz var.

Çünkü şehrimizin özelliği gereği deprem oluyor, orman yangınları şehrin içine kadar giriyor, iklim krizinden dolayı sel ve su baskınları oluyor.

Afetlerle ilgili her türlü hazırlığı yapmak ve tedbir almak zorundayız.

Ama hemen, hızlıca, bunu yaparken de kaynakları da verimli kullanarak, sağlam binaları da kolaya kaçıp heba etmeden yolumuza devam etmeliyiz.

Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi (İSMEP) gibi İZMEP yürürlüğe girerse projeden sonra şehirdeki dönüşüm açısından çok önemli.

Kamu binaları dirençli olursa afet sonrası yürüttüğümüz çalışmalarda çok ciddi bir avantajımız oluyor.

Her şeyden önce de kamuda sağlam binaya ihtiyaç var" dedi.'İZMİR ÇOK KIRILGAN BİR YAPIYA SAHİP'AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof.

Dr.

Orhan Tatar ise "İstanbul'da başarıyla yürütülen ve çok uzun zamandan beri kentsel dirençliğin artışına çok ciddi katkı sağlayan, İstanbul'da İSMEP'e benzer bir projenin İzmir'de yapılabilirliğini sağlayacak altyapıyı kurma amacı taşıyan bir proje.

İSMEP projesi ile 1536 tane binamız güçlendirilmiş, yıkılıp inşa edilmiş.

Bunların içerisinde çok sayıda okul, hastane, yurt, kamu binası var.

Projenin çok daha önemli ayaklarından bir tanesi de farkındalık.

İzmir ülkemizin göz bebeği.

Dünyanın en güzel coğrafyalarından bir tanesinde yaşam standartları çok yüksek ama diğer yandan da çok kırılgan bir yapıya sahip.

Çok sayıda göç alıyor.

Göç alan kentlerde de doğal olarak afetlere karşı maruziyet artıyor.

Göç beraberinde birtakım farklı sorunları da getiriyor.

Kentte altyapı, üstyapı, yapı stoku iyi değilse ciddi sorunlarla karşı karşıya kalıyorsunuz.

İzmir'de Saat Kulesi'nden 2-3 kilometre içeriye ya da dışa doğru gittiğinizde bir anda bambaşka binalarla karşılaşıyorsunuz.

Evler yapılmış, sonra bulabildiğimiz yerlere yolları inşa etmişiz.

Bir an önce iyileştirilmesi öncelikli alanlardan bir tanesi olmuştur.

Bununla eş zamanlı olarak gitmesi gereken önemli bir çalışma farkındalık.

Çünkü farkında olmadan, riskleri ortaya koyamadan adım atma refleksini gösteremeyiz" diye konuştu.'DİRİ FAY SAYISI 600'E ÇIKACAK'Prof.

Dr.

Tatar, 6 Şubat depremlerinde 40 bine yakın binanın tamamen yıkıldığını, bu binaların yüzde 80'inin 2000 öncesi inşa edildiğini söyleyerek, "İzmir'de, Manisa'da, Aydın'da binaları çok hızlı bir şekilde dönüştürmek gerekiyor. 6 Şubat'tan sonra aldığımız dersler ışığında kurgulanan Türkiye Afet Sonrası İyileştirme Planı risk yönetimindeki kilometre taşlarını oluşturuyor" dedi.

Türkiye Diri Faylarının Paleosismolojik Özelliklerinin Belirlenmesi Araştırma Platformu'nun Türkiye'deki 132 fayın eski deprem tarihi araştırdığını söyleyen Prof.

Dr.

Tatar, "Bu yılın sonunda Türkiye paleosismolojik veri tabanı hayata geçmiş olacak.

Türkiye'de şu anda 485 tane fay var.

Sadece İzmir'de 17 tane karada bildiğimiz fayın olduğunu görüyoruz.

Diri fay haritası mart ayındaki lansmanla güncellenerek 600 civarına çıkacak.

Bazen 'Deprem olmuş ama fay yok diye' yorumlar yapılıyor aslında fay var, fayın olduğu yerde deprem olmuş. 6 Şubat depremlerinin bina hasar tespiti bizim için çok büyük bir veri tabanı oldu.

Değerlendirmelerde şunu gördük; TOKİ'nin yaptığı konutlar yıkılmadı.

Biz bir yandan bina deprem yönetmeliğini güncellerken bir yandan da sahada inşaatlar devam ediyor.

Bunları en azından güvenceye almak adına çok yakın bir zamanda bir tebliğ yayımlayarak 5 tane çok kolay uygulanabilir maddeyi hayata geçirmek istiyoruz.

İçindeki en önemli başlıklardan bir tanesi binalarımızda bina oturma alanının belli bir oranına kadar perde duvar kullanımını zorunlu hale getiriyoruz.

Perde duvar kullandığımızda binalarımız yüzde 99'luk bir hassasiyetle yıkılmayacak" açıklamalarında bulundu.'AFETLERİ ÖNLEMEK VEYA ZARARI EN AZA İNDİRMEK'İzmir AFAD İl Müdürü Nazif Ekinci ise İzmir'de bir yandan mevcut kötü yapı stokunu hızla iyileştirirken, diğer yandan imara yeni açılan alanlardaki düzenlemelerde gerek bina ve gerekse altyapı anlamında geçmişteki hatalara düşmeden doğru planlamalar yapmanın yaşayan nesiller olarak gelecek nesillere karşı sorumluluk olduğunu söyledi.

İzmir için hazırlanan İl Risk Azaltma Planı ile 2025 yılında 88 eylemi yüzde 100 gerçekleştirdiklerini belirten Ekinci, "Bu eylemlerden 22'si deprem, 3'ü heyelan, kaya düşmesi, çığ gibi kütle hareketleri, 8'i taşkın ve sel, 20'si yangın, 2'si bulaşıcı hastalıklar, 8'i iklim değişikliği kaynaklı afetler, 25'i ise tüm afetlere ilişkin eylemlerdir. 2026 yılında ise hazırlayarak yürürlüğe koyduğumuz İl Risk Azaltma Planı'nda 1 amaç, 21 hedef ve 168 eylem bulunmaktadır.

Yeni hazırlanan planda 85 adet yeni eylem bulunmaktadır.

Yeni eylemlerden 12'si risk analizi, 29'u farkındalık çalışmaları, 40'ı yapısal eylemler, 4 adedi ise Islah çalışmalarından oluşmaktadır.

Asıl olan risk odaklı bir yaklaşımla afetleri önlemek veya önlenemiyorsa da zararlarını en aza indirmektir" ifadelerini kullandı.'DÜNYA BANKASI İZMİR'DE ÇEŞİTLİ PROJELERİ FİNANSE EDİYOR'Dünya Bankası Ülke Yönetim Ofisi yetkilisi Korhan Yazgan ise "Türkiye'de yürüttüğümüz faaliyetler içerisinde afetlere karşı hazırlıklı olma ve afetlerden sonra iyileştirme özel önem verdiğimiz konular arasında yer almaktadır.

Dünya Bankası olarak İzmir'de farklı sektörlerde ve ölçeklerde çeşitli projeleri finanse ediyoruz.

Dirençli İzmir Projesi İzmir'de afet risklerini azaltmaya yönelik öncelikli yatırımların belirlenmesine ve afetlere müdahale kapasitesinin güçlendirilmesine odaklanmaktadır.

Proje Avrupa Birliği hibesi ile finanse edilmekte olup, teknik ve mali uygulaması küresel afet risklerinin azaltılması ve iyileştirilmesi mekanizması aracılığıyla Dünya Bankası tarafından yürütülmektedir" dedi.

AFAD Proje Yönetim Ofisi temsilcisi Derya Yalçın da projenin adımlarını 2 yıl önce attıklarını söyledi.

Proje için İzmir'i seçme nedenlerini anlatan Yalçın, 30 Ekim depreminden sonra İzmir'deki yapı stokunun ne kadar kırılgan olduğunu, bu alanda acilen çalışma başlatılması gerektiğinin bir kez daha gözler önüne serdiğini söyledi.

Yalçın, İzmir'de tek bir afet tehlikesi olmadığını, birçok afetin birbirini tetikleyebileceğini gözlemlediklerini aktardı.

Açılış konuşmalarının ardından akademisyenlerin katılımıyla 'Dirençli İzmir: Afet Risklerinin Azaltımı İçin Stratejik ve Kapsayıcı Bir Yol Haritası Nasıl Olur?' başlıklı panel düzenlenecek.

Etkinliğin ikinci gününde ise proje kapsamında Paydaş Haritalama ve Eğitim İhtiyaç Analizi Çalıştayı düzenlenecek.

İlgili Sitenin Haberleri