Haber Detayı

Kurallara Dayalı Düzen nedir?
Haluk özdalga haber3.com
29/01/2026 14:31 (2 saat önce)

Kurallara Dayalı Düzen nedir?

Haber3.com yazarı Haluk Özdalga yazdı: Kurallara Dayalı Düzen nedir?

Bir süredir Kurallara Dayalı Uluslararası Düzen (KDD) kavramını sorgulayan bir metin kaleme almayı tasarlıyordum.Bu kavram, Amerika liderliğindeki küresel düzeni (the US led world order) anlamak açısından anahtar niteliktedir.

Geleceğin yeni küresel düzeni inşa edilirken, o konuda bir farkındalık da şarttır.Kanada Başbakanı Mark Carney’ın geçen haftaki Davos konuşması geniş yankı uyandırdı, çünkü bir Batılı liderin ağzından duymaya alışık olmadığımız düzeyde sert bir özeleştiriydi.

Carney’in tarihi konuşmasının merkezinde tam da bu kavram vardı:“Kanada gibi ülkeler on yıllardır, Kurallara Dayalı Uluslararası Düzen adını verdiğimiz işleyiş altında refaha kavuştu.

Onun kurumlarına katıldık, ilkelerini övdük… Kurallara Dayalı Uluslararası Düzen hikayesinin kısmen sahte olduğunu biliyorduk.

En güçlü olanın işine geldiği zaman kendini muaf tuttuğunu… Ve uluslararası hukukun, şikayetçi ve mağdurun kimliğine göre değişen bir özenle uygulandığını…”Çek muhalif, sonradan Cumhurbaşkanı, Vaclav Havel’in buna “bir yalanla yaşamak” dediğini vurgulayan Carney devam ediyor:“Bu masal faydalıydı… Törenleri ve adetleri içinde yer aldık.

Söylem ve gerçek arasındaki uçurumları dile getirmekten büyük ölçüde kaçındık.Bu uzlaşma artık işlemiyor.

Bir geçiş değil bir kopuşun ortasındayız …”*     *     *Devletler arası ilişkilerin kurallarını belirleyen ‘uluslararası hukuk’ nedir, iyi bilinir.Eskiden ‘milletler hukuku’ da denirdi.

Bugün bazı dillerde ‘halklar hukuku’ diye de geçer (Alm. völkerrecht).O hukuku oluşturan kurallar da yine bilinen ve mutabık kalınmış yöntemlerle yapılır, konuyla ilgili akademik kitaplarda kolayca bulunabilir.Uluslararası hukuk metinleri bir kez yapıldıktan sonra alenidir ve kolayca ulaşılabilir.Mesela bizde, izleme ve saklama görevi Dışişleri Bakanlığı’na verilmiştir.

Talep durumunda, Türkiye’yi bağlayan uluslararası hukuk metinlerini hemen sunabilirler.Asgari ölçülerde işleyen tüm devletlerde de böyledir.*     *     *KDD nedir?KDD uluslararası hukukla özdeş midir, eğer öyleyse böyle ilave bir kavrama niçin ihtiyaç vardır?Eğer özdeş değilse, uluslararası hukuktan farkı nedir?KDD kavramını kullananlar bu iki soruya genellikle değişik cevaplar verir.

Kimilerine göre uluslararası hukuktan başka bir şey değildir.

Kimileri ise değişik şekillerde algılar, tanımlamaya çalışır ve kullanır.Bazen sadece birkaç temel ilkeye işaret ederler; insan hakları, sınırların ihlal edilemezliği gibi.

Ama formel hukukta olduğu gibi o ilkelerin içeriği tanımlanmış ve altı doldurulmuş değildir.Hukuk kurallarının olmazsa olmaz vasıflarından ikisi (sine qua non), kimler tarafından ve nasıl yapıldığının belli olması ile bir kez yapıldıktan sonra aleni olmasıdır.KDD kurallarını koyma yetkisinin kime ait olduğu belli değildir.

Hangi metinler veya kurallardan oluştuğu da belirsizdir.

Kısacası, KDD hiçbir yönüyle belirgin ve üzerinde mutabakat sağlanmış bir kavram değildir.Cambridge ve Oxford Üniversiteleri tarafından yayınlanmış ve hukuk fakültelerinde derslerde okutulan iki kapsamlı uluslararası hukuk kitabını inceledim.

İkisinde de Kuralları Dayalı Düzen kavramının adı dahi geçmiyor (1).*     *     *Soğuk Savaş sonrasında tek büyük küresel güç kalan ABD’nin siyaset seçkinleri, o dönemde söylemlerinde KDD’ye giderek daha çok, uluslararası hukuka daha az yer vermeye başladı.Ardından Avrupalılar arasında KDD kavramı yaygınlaştı.

Onların etkisi altında kalan bizim kimi seçkinlerimiz de artık KDD’yi daha sık kullanıyor.Esasen KDD, Amerika’nın bilinçli şekilde tercih ettiği bir söylem ve kendisi için geçerli değişik gerekçeler var.Soğuk Savaş sonrasında tek süper güç kalan ABD, uluslararası askeri müdahalelerini olağanüstü artırdı.

Askeri güç kullanımı, diplomatik tüm seçenekler tüketildikten sonra başvurulan son çare değil, adeta ilk seçeneğe dönüştü.Bir Amerikan üniversitesinin yaptığı kapsamlı araştırmaya göre, ABD’nin kuruluşundan bugüne başvurduğu askeri müdahale sayıları çarpıcıdır. 1776-1945 arası yılda ortalama bir (1) olan oran, 1946-1990 arasında 2,5’a çıkarken, 1991 sonrasında 4’e sıçradı.Askeri müdahale, askeri güç tehdidi veya doğrudan kullanımı olarak tanımlanır.O yıllarda Amerika’nın tutumunu belki en iyi anlatan, Başkan George W Bush’un “bu, iyilerle kötüler arasındaki devasa bir kavgadır” sözleridir.

Değişik partilerden Başkanlar döneminde değişen fazla bir şey olmadı.ABD tarihinin en uzun süren savaşı Afganistan ve Irak, Suriye, Libya, Yemen askeri müdahaleleri dönemin örneklerinden sadece bazılarıdır.

Amerika’ya yaygın şekilde uluslararası hukuku ihlal eleştirileri yöneltildi.

Buna karşılık uluslararası hukukun daha belirgin kuralları yerine, içeriği muğlak ve kendisinin serbestçe yorumlayabileceği KDD’yi tercih etmek Amerika için daha elverişli bir seçenek oldu.Amerika ayrıca bazı yakın müttefiklerinin uluslararası hukuku ihlal etmesine karşı çıkmak istemez.

Bunun en çarpıcı örneği, ülkedeki ırk ayrımı (aparthayd) rejimi, Gazze’de işlediği savaş suçları, hükümet üyelerinin orduya soykırım emirleri vermesi gibi İsrail’in pek çok icraatının uluslararası hukuku ihlalle suçlanmasına rağmen, ABD’nin o ülkeyi kanatları altında tutmaya devam etmesidir.

İsrail’in icraatlarını KDD çerçevesinde yorumlamak ABD için elbet daha rahattır.Nihayet Amerika, uluslararası hukuku oluşturan metinleri en az onaylayan ülkelerden biridir.

Deniz Hukuku, savaş hukukunu belirleyen Cenevre Anlaşması protokolleri, Ottawa Mayın Yasağı, Roma Statüsü (Uluslararası Ceza Mahkemesi) ve daha nicesi.Hasım gördüğü ülkeleri, kendi imzalamadığı sözleşmeleri ihlal etmekle suçlayamazdı ve alternatif bir kavram işine yarayabilirdi.

Mesela açık denizlerde serbest seyrüsefer hakkını ihlal edenleri Deniz Hukuku sözleşmesine gönderme yaparak eleştirmesi abes olurdu.

Ama şimdi Çin’i o gerekçeyle KDD’yi ihlal etmekle kolayca suçluyor (özellikle Batı Pasifik’te).Bu noktada KDD’nin bir garabeti daha ortaya çıkar.

Uluslararası hukuk, mutabakat ve rıza üzerine kuruludur.

Bir devlet, taraf olmadığı anlaşmayı ihlal etmekle suçlanamaz.

Ama yukarıdaki örnek dahil pek çok durumda ABD, hasım gördüğü ama KDD diye bir olguyu kabul etmemiş devletleri, KDD’yi ihlalle eleştiriyor.Trump’ın son bir yıllık döneminde ise ABD’nin askeri müdahale sayısı katlanarak arttı.

Ama o zaten uluslararası hukuka ihtiyacı olmadığını açık söylüyor, -mış gibi yapmıyor ve farklı bir konu.Ancak Trump ve önceki yönetimlerin uluslararası hukuk karşısındaki tavrı arasında hiçbir süreklilik olmadığını kim iddia edebilir?KDD denen sisli kavramın, uluslararası hukukun altını oyduğu açık.Kuralların geçekten işlediği bir uluslararası düzen isteyenlerin, Kurallara Dayalı Düzen’in keyfiliği yerine, insanlığın yüzyıllar boyu acı tecrübeler sonunda oluşturduğu uluslararası hukuku kucaklaması daha isabetli olacaktır (2).…………..(1)- Malcolm N Shaw, International Law, Cambridge University Press, 2011 ile Antonio Cassese, International Law, Oxford University Press, 2005.(2)- Bu konuda daha ayrıntılı ve güçlü bir analize ulaşmak isteyenler, uluslararası hukuk alanında tanınmış Prof.

John Dugard’ın akademik bir hukuk dergisinde yayınlana kapsamlı makalesine bakabilir.

Bu yazıda o makaleden geniş ölçüde yararlandım. “The choice before us: International law or a ‘rules-based international order’?

Leiden Journal of International Law (2023)”. 

İlgili Sitenin Haberleri