Haber Detayı
Dünyayı Satanik Babil mi yönetiyor?
Komplo teorileriyle bilinen Alex Jones ve Sam Tripoli’nin “Eski Satanik Babil Sistemi dünyayı yönetiyor” iddiasıyla servis edilen röportajı, tarihsel ve siyasal gerçekleri “küresel gizli güç” anlatısı içinde birleştirdi.
Komplo teorileriyle tanınan Alex Jones ile stand-up komedyeni ve alternatif medya figürü Sam Tripoli arasında yapılan ve “Eski Satanik Babil Sistemi Dünyayı Yönetiyor” başlığıyla servis edilen röportaj, son dönemde dijital mecralarda geniş bir dolaşıma sokuldu.
Röportaj; ABD iç siyaseti, 6 Ocak Kongre baskını, göç politikaları, Hollywood, tarihsel devrimler ve dini referansları tek bir anlatı altında birleştirerek, dünyayı yöneten “kadim ve şeytani bir sistem” olduğu iddiasını merkeze alıyor.
Programda, ABD eski Başkanı Donald Trump döneminde uygulanan göç politikaları ve ICE’nin (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza) faaliyetleri değerlendirildi.
Konuşmacılar, düzensiz göçün ABD iç siyaseti açısından kritik bir mesele olduğunu ve bu konunun küresel güç dengeleriyle bağlantılı olduğunu savundu.
Röportajda 6 Ocak 2021’de ABD Kongresi’nde yaşanan olaylar da ele alındı.
Jones ve Tripoli, bu olayların kendiliğinden gelişmediğini, önceden kurgulanmış bir “tuzak” olduğunu öne sürdü.
Programda, bu sürecin siyasi ve toplumsal sonuçlarına dikkat çekildi. “Yeni Babil” ve küresel sistem iddiası Röportajın ana temasını, konuşmacıların “Yeni Babil” olarak adlandırdığı küresel bir sistem oluşturdu.
Bu sistemin kökeninin antik Babil’e dayandığı, günümüzde ise siyaset, finans, medya ve kültür alanlarında etkili olduğu iddia edildi.
Konuşmacılar, bu yapının dünyayı yöneten temel mekanizma olduğunu savundu.
Babil’in yalnızca bir medeniyet değil, aynı zamanda gücü merkezileştiren, inancı yöneten, toplumu hiyerarşik biçimde kontrol eden bir yönetim modeli sunduğu savunuldu.
Bu modelin zamanla farklı isimler, imparatorluklar ve ideolojiler altında varlığını sürdürdüğü öne sürüldü.
Konuşmacılara göre sistem devletleri doğrudan değil, bürokrasi, güvenlik aygıtları ve krizler üzerinden yönlendiriyor.
Seçimler, isyanlar ve toplumsal gerilimler bu sistemin kontrol araçları olarak tanımlandı.
Röportajda küresel finans sistemi, bu yapının ana omurgalarından biri olarak sunuldu.
Para sistemi, Borç mekanizmaları, Küresel şirketler toplumları bağımlı kılan araçlar olarak tanımlandı.
Bu ekonomik düzenin, bireyleri ve devletleri manevra kabiliyeti olmayan yapılar haline getirdiği ileri sürüldü.
Röportajda sistemin en önemli hedeflerinden birinin İlahi inancı zayıflatmak, Ahlaki sınırları kaldırmak olduğu ifade edildi.
Bu nedenle sistem “satanik” olarak nitelendirildi.
Konuşmacılar, bunun açık ibadet biçimlerinden ziyade sekülerleşme, ahlaki relativizm ve kutsalın değersizleştirilmesi yoluyla gerçekleştiğini savundu.
Programda Bolşevik Devrimi ve Nazi Almanyası dönemi de gündeme geldi.
Bu tarihsel süreçlerin, aynı küresel sistemin farklı dönemlerdeki yansımaları olduğu ileri sürüldü.
Röportajda, ideolojilerin ve rejimlerin arkasında ortak bir güç yapısının bulunduğu görüşü dile getirildi.
Röportajda Hollywood’un rolüne de yer verildi.
Konuşmacılar, eğlence ve medya sektörünün toplumları yönlendiren bir araç olarak kullanıldığını ve kültürel dönüşümün bilinçli biçimde yürütüldüğünü iddia etti.
Bu sürecin “kontrollü bir yıkım” olduğu savunuldu.