Haber Detayı
Eksi derecelerde hayatta kalmak: Balıkların doğayla yaptığı büyük anlaşma
Göller buzla kaplandığında yaşamın durduğu düşünülür. Oysa buzun hemen altında, balıklar hayatta kalmayı başaran etkileyici biyolojik mekanizmalarla yaşamlarını sürdürür. Peki bu canlılar dondurucu soğuğa nasıl direniyor?
İnsanlar için birkaç saniyede dayanılmaz hale gelen soğuk su, balıklar için bir yaşam alanıdır.
Buz tutmuş göllerin altında süren bu sessiz yaşam, doğanın en şaşırtıcı uyum örneklerinden birini gözler önüne seriyor.
İNSANLAR ÜŞÜRKEN BALIKLAR NASIL DONMUYOR?
Ellerimizi buz gibi bir suya soktuğumuzda birkaç saniye içinde dayanılmaz bir soğuk hisseder, parmaklarımız uyuşur ve refleks olarak geri çekeriz.
Peki ya tüm yaşamını bu soğuk ortamda sürdüren balıklar?
İnsanlar soğuğa bu kadar hassasken balıklar donmadan nasıl hayatta kalabiliyor?
Bu sorunun cevabı; hücre zarının yapısı, suyun fiziksel özellikleri ve antifriz etkili özel proteinler gibi birden fazla faktörün birlikte çalışmasında gizlidir.
HÜCRE ZARINDAKİ YAĞ ASİTLERİNİN ROLÜ Canlıların temel yapı taşı olan hücreler, çevre koşullarına uyum sağlamada kritik bir role sahiptir.
Hücre zarının yapısında bulunan yağ asitlerinin türü, zarın esnekliğini ve dayanıklılığını doğrudan etkiler.
DOYMUŞ YAĞ ASİTLERİ Karbon atomları arasında yalnızca tekli bağlar bulunan yağ asitleri doymuş yağ asidi olarak adlandırılır.
Bu yapı, zincirin düz ve sıkı olmasına neden olur.
Sonuç olarak hücre zarı daha sert ve akışkanlığı düşük hale gelir.
DOYMAMIŞ YAĞ ASİTLERİ Karbon zincirinde en az bir çift bağ bulunan yağ asitleri ise doymamış yağ asidi olarak tanımlanır. Çift bağlar zincirde kıvrılmalara yol açar.
Bu kıvrımlar, yağ asitlerinin birbirine daha gevşek bağlanmasını sağlar ve zarın daha akışkan olmasına katkıda bulunur.
Bunu kalabalık bir dans pistine benzetebiliriz: İnsanlar birbirine çok yakınsa hareket etmek zordur, aralarda boşluk varsa hareket etmek kolaylaşır.
Doymamış yağ asitleri de hücre zarında bu “hareket alanını” sağlar.
SOĞUK ORTAMLARA UYUM SAĞLAYAN CANLILAR Soğuk sularda yaşayan balıkların hücre zarları, büyük oranda doymamış yağ asitlerinden oluşur.
Bu sayede düşük sıcaklıklarda bile hücre zarı esnekliğini kaybetmez ve donmaz.
Bu adaptasyon yalnızca balıklara özgü değildir.
Kışlık buğday gibi soğuğa dayanıklı bitkiler, sonbaharda hücre zarlarındaki doymamış yağ asidi oranını artırır.
Bazı bakteri ve arkeler de benzer mekanizmalarla soğuk ortamlarda yaşamlarını sürdürebilir.
Bu durum, canlıların çevre sıcaklığına uyum sağlamasını ifade eden termoregülasyonun güzel bir örneğidir.
SUYUN SIRADIŞI FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ Balıkların yaşadığı ortam olan su da hayati avantajlar sunar. Çoğu sıvı donduğunda hacmi küçülürken, su donduğunda genleşir.
Bu nedenle buz, sudan daha düşük yoğunluğa sahiptir ve suyun üzerinde yüzer.
Su, 4 °C’de en yüksek yoğunluğa sahiptir.
Bu sıcaklığın altına düşüldüğünde hidrojen bağları su moleküllerini birbirinden uzaklaştırır ve buz kristal yapısı oluşur.
Buzun yüzeyde kalması, suyun alt katmanlarının donmasını engeller ve su altı yaşamı için koruyucu bir tabaka oluşturur.
BUZUN YALITKAN ETKİSİ Su, ısıyı ve ışığı geçirebilen saydam bir maddedir.
Güneş ışınları suyun derinliklerine ulaşarak su altı ortamının tamamen soğumasını engeller.
Buna karşın buzun ısı iletkenliği oldukça düşüktür.
Bu özellik sayesinde, hava sıcaklığı çok düşük olsa bile buz tabakasının altındaki su görece daha sıcak kalır.
Böylece balıklar, yüzeydeki dondurucu soğuktan büyük ölçüde korunmuş olur.
ANTİFRİZ PROTEİNLERİ VE DONMANIN ENGELLENMESİ Balıkların soğuk suda hayatta kalmasını sağlayan bir diğer önemli faktör, vücut sıvılarında bulunan antifriz proteinleridir.
Bu proteinler, buz kristallerine bağlanarak onların büyümesini engeller.
Normal şartlarda 0 °C’nin altındaki sıcaklıklarda vücut sıvılarında buz kristalleri oluşabilir.
Ancak antifriz proteinleri, bu kristallerin birleşip büyümesini önler ve donma noktasını düşürür.
Böylece balıkların iç sıvıları donmadan işlevini sürdürür.
UYUM SAĞLAMA SÜRECİ Balıkların buz gibi sularda donmadan yaşayabilmesi tek bir nedene bağlı değildir.
Hücre zarındaki doymamış yağ asitleri, Suyun yüksek öz ısısı ve yoğunluk özellikleri, Buzun yalıtkan yapısı, Ve antifriz proteinleri birlikte çalışarak bu olağanüstü uyumu mümkün kılar.
Görsel Kaynak: istockphoto - shutterstock