Haber Detayı

Alman orkestra şefi Kerssenbrock: Saygıyı ancak yaptığımız işle kazanabiliriz
Kültür - sanat nefes.com.tr
29/01/2026 11:35 (1 saat önce)

Alman orkestra şefi Kerssenbrock: Saygıyı ancak yaptığımız işle kazanabiliriz

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile birlikte bu hafta sahneye çıkacak Alman şef Kerssenbrock, ilk şeflik yıllarında bazı erkek şeflerin bir kadının bu işi yapamayacağını söylediğini anlattı. Bazı kadın meslektaşlarının baskılara maruz kaldığını ifade eden Kerssenbrock, “Saygıyı ise ancak yaptığımız işle kazanabiliriz. İyi bir iş ortaya koyarsak, saygı da kendiliğinden gelir" diyor.

HAŞİM KILIÇ / NEFES Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) yarın akşam Alman şef Cornelia von Kerssenbrock yönetiminde sahne alacak.

Orkestraya keman sanatçısı Hande Küden eşlik edecek.İlk kez Ankara’da sahneye çıkacak olan Alman şef, çocukluğundan beri şeflik yapmak istediğini belirterek, “İnsanları bir araya getirip müzik yapmayı hep istedim.

İnsanları bir araya getirip birlikte şarkı söylemelerini ya da birlikte çalmalarını sağlardım.

Ailemde de her zaman birlikte müzik yapardık.

Sonra bu isteğim gelişti ve bunu daha fazla yapmak, şeflik konusundaki becerilerimi geliştirmek istediğimi fark ettim” ifadelerini kullandı.“SENİN İÇİN EN İYİSİ MUTFAĞA GİTMEK”Şefliğe başladığı yıllarda okuldaki tek kadının kendisi olduğunu söyleyen Kerssenbrock, o dönem yaşadığı zorlukları şu sözlerle anlattı:- Bazı şefler bana bir kadının bunu yapamayacağını söylüyordu.

Hatta kadın meslektaşlarımdan bazılarının, bir şef tarafından ‘Senin için en iyisi mutfağa gitmek’ gibi sözlere maruz kaldığını biliyorum.

Ama bugün erkeklerle daha fazla eşitliğin ve saygının olduğunu düşünüyorum.

Saygıyı ise ancak yaptığımız işle kazanabiliriz.

İyi bir iş ortaya koyarsak, saygı da kendiliğinden gelir.Günümüzde insanların kadın şeflere çok alıştığını ve kabullendiğini anlatan Kerssenbrock, “Bazıları özellikle kadın şeflerle çalışmak istiyor, çünkü bu artık yeni ve farklı bir şey olarak görülüyor” dedi.“BURADA LİDER BENİM”Tüm şeflerin geçmişlerinde çalıştıkları orkestralarla mücadele etmek zorunda kaldığı dönemlerin olduğunu anlatan Kerssenbrock, “Çünkü gençken becerileriniz henüz kusursuz olmayabilir.

Diğer müzisyenler üç, beş ya da altı yaşından itibaren bir enstrüman çalmaya başlarlar.

Oysa bir orkestra ya da koro, evde her zaman elinizin altında olan bir enstrüman değildir; onu ancak zamanla geliştirebilirsiniz.

Bu yüzden genç bir şef olarak hata yapabilirsiniz ya da bazı konularda kendinizden emin olmayabilirsiniz.

İyi orkestralar bunu bilir; ‘Tamam, burada bir hata yaptı’ derler.

Ben de kariyerimin başında bazı orkestralarla tempo konusunda mücadele yaşadım.

Hatta bir konser başkemancısıyla ciddi bir çekişmem oldu; sürekli farklı bir tempoda çalıyordu.

Uzun süre mücadele ettim ve sonunda benim tempomu kabul etti.

Bu, belki de kadınlar olarak öğrenmemiz gereken bir şey: ‘Tamam, burada lider benim’ diyebilmek” ifadelerini kullandı.“ORKESTRADAN GELEN ÖNERİLERE AÇIĞIM”Patron olmak yerine birlikte çalışmayı, birlikte bir şey geliştirmeyi ve birlikte müzik yapmayı sevdiğini belirten Alman şef, orkestradan gelen önerilere çok açık olduğunu söyledi.Herkesin aynı şefi istediği hissini yaratmanın kendisi için önemli olduğunu vurgulayan Kerssenbrock, “Elbette önerilerde bulunuyorum ve bazen ‘Hayır, ben bunu istiyorum’ demem gerekiyor.

Ama bu bir diktatörlük gibi değil.

Birlikte çalışıyorsunuz.

Bir grubu yönetiyorsanız, onu ancak birlikte liderlik ederek yönetebilirsiniz.

Belki de kadın olmamdan kaynaklanıyor; ben karşısında durarak değil, birlikte liderlik etmek istiyorum.

Evet, tempoyu ben veriyorum, bu anlamda liderim.

Ama ben sadece havayı yönetiyorum; ses çıkaran ben değilim.

Bütün orkestrayı bu kadar güzel çalan onlar.

Ben onların, benim istediğim gibi çalmalarını sağlamalıyım ama bunu ancak kendileri de istediklerinde yapabilirler.

Hepimiz aynı şeyi istersek, onlara nasıl bir şey hayal ettiğimi anlatabilirsem ve onlar da bunu güzel bulup saygı duyarlarsa, o zaman ortaya gerçekten iyi bir şey çıkar” dedi.“ÖNEMLİ OLAN BİRLİKTE İNSAN OLABİLMEK”Müziğin çok eğlenceli ve insanları bir araya getirdiğini ifade eden şef, müziğin evrenselliği ile ilgili olarak “Almanya’dan gelen biri olarak Türkiye’de birlikte çalışmayı çok seviyorum.

Müziğin bizi ortak bir duyguda buluşturması harika.

Belki hepimiz İngilizce konuşuyoruz ama aslında farklı dillerimiz, farklı kültürlerimiz var.

Buna rağmen müzik tek bir dil ve insanları bir araya getiriyor.

Özellikle içinde bulunduğumuz bu zor zamanlarda, dünyada bu kadar çok olumsuzluk varken, müziğin insanlara daha da fazla şey söyleyebileceğine inanıyorum.

Müzik, insanlara birlikte bir şey yapmanın mümkün olduğunu gösterebilir.

Hepimiz insanız; sevgi hissederiz, acı hissederiz, her şeyi hissederiz.

Müzikle bunu birlikte gösterebiliriz.

Şu anda orkestra ile birlikte tek bir bütün olduğumuzu hissediyorum.

Seyirciye tek bir müzik sunabiliriz; ‘Ben Almanım, sen Türksün’ demeden.

Biz müzik yapıyoruz, en önemli olan da bu: birlikte insan olabilmek” diye konuştu.“ASTOR PIAZZOLA HAYRANIYIM”Astor Piazzolla’nın büyük bir hayranı olduğunu aktaran Alman şef, Piazzola’ya hayranlığını şu sözlerle anlattı:- Onun Maria de Buenos Aires operasını yönettim.

Operanın anlamı, büyük bir kentte, Buenos Aires’te geçen bir çöl metaforu üzerine kurulu.

O dönemde kente çok sayıda yabancı geldiği için, birçok genç kız istismara uğruyor ve adeta onlara veriliyordu.

Bu, tangonun trajedisidir.

Piazzolla’nın müziğinde bu duygu çok güçlü bir şekilde hissedilir.

Piazzolla’nın bu karanlık duyguları son derece güzel ve duygulu bir müzikle bestelemesi benim için çok özel.

Bu duyguyu, bu konserde çalacağımız diğer tüm eserlere de aktarabileceğimize inanıyorum.CSO, şef Cornelia von Kerssenbrock yönetiminde, Hande Küden solistliğinde Johann Sebastian Bach’ın Brandenburg Konçertosu, Astor Piazzolla’nın Buenos Aires’de Dört Mevsimi, Edward Elgar’ın Yaylı Çalgılar için Serenat’ını ve Edvard Grieg Holberg Süiti’ni çalacak.

İlgili Sitenin Haberleri