Haber Detayı
Manchester City maçı sonrası Okan Buruk'a yaylım ateşi: "Mantıkla kesinlikle bağdaşmıyor"
UEFA Şampiyonlar Ligi'nin 8. haftasında Galatasaray deplasmanda Manchester City'ye 2-0 yenilerek lig etabını 20. sırada bitirdi. Galatasaray, play-off turunda Atletico Madrid ya da Juventus ile eşleşecek. Spor yazarları, Manchester City-Galatasaray karşılaşmasını kaleme aldı.
MANCHESTER CITY MAÇI SONRASI OKAN BURUK'A YAYLIM ATEŞİ: "MANTIKLA KESİNLİKLE BAĞDAŞMIYOR" UEFA Şampiyonlar Ligi'nin 8. haftasında temsilcimiz Galatasaray deplasmanda Manchester City'ye 2-0 kaybetti.
Spor yazarları, Manchester City-Galatasaray karşılaşmasını değerlendirdi.
İşte spor yazarlarının değerlendirmeleri...HÜRRİYET - UĞUR MELEKER: "JUVENTUS-ATLETICO VE LIVERPOOL-TOTTENHAM FENA KURA SAYILMAZ" "15 yaş-60 IQ ortalamalı gürültücü bir grubun sosyal medyada yarattığı kakofoninin kamu görüşü zannedildiği tuhaf bir çağda yaşıyoruz.
Bu güruhun ortak noktalarından biri matematik sevmemeleri.
Matematik seveni de sevmemeleri.
Bunların içinde lise matematik dersinde “bu bilgiler gerçek hayatta ne işimize yarayacak” diyerek öğrenmeyi reddedenlerin sayısı da yüksek.
Bu matematiksevmezlerin bir kısmı maalesef kritik yönetici pozisyonlarına da geldiler, Dünya Kupası’nı “üçer takımlı 16 grup” formatına çevirmeye kalktılar mesela!
Neyse ki matematik bilenler bu saçma formata tepki gösterince değiştirmek zorunda kaldılar.
Yani üçlü gruplar, üçer müsabaka, neredeyse tüm neticelerin averajla belirleneceği, son maçların olağanüstü spekülatif olacağı bir Dünya Kupası yapacaktı neredeyse bu matematik düşmanları!
Şampiyonlar Ligi’nin yeni formatına da neredeyse bu kadar negatif bakıyorum ben. 36’lı bir lig...
Sekizer maç yapılıyor, zaten âdil olma şansı yok böyle bir formatın.
Son haftaya tam 8 takım 13 puanla geldi, dördünün daha 13 olma ihtimali vardı!
Her şeyin 1 averaja-1 gole kaldığı, elbette heyecanın arttığı ama adalet duygusunun yara aldığı bir tuhaf format yarattılar.
Bence Galatasaray’ın bu seneki kadro kalitesi ve fikstürüyle ilk sekize girmesi zaten gerçekçi bir hedef sayılmazdı.
İlk 24’e kalması doğal bir sonuç.
Galatasaray'ın City, Paris, Real, Barcelona gibi elit bir deplasmandan iyi bir sonuç alması için herkesin yüzde yüz seviyesinde olması gerek.
Dün takımın kilit ismi Torreira’nın ağrıları nedeniyle 11’de başlamaması zaten orta sahayı geçirgenleştirdi.
Galatasaray’ın sağ savunması da özellikle ilk yarıda kötüydü.
Sol bek Ait-Nouri ve sol açık Doku yürüyerek pozisyonlar yarattılar, iki gol de oradan geldi.
Neyse ki bitiş düdüğüyle ilk 24’te bitirdi temsilcimiz.
Bu sonuçla Galatasaray’ın play-off turundaki muhtemel rakipleri Juventus ve Atletico Madrid oldu.
O turu geçebilirse de çeyrek finalde Liverpool veya Tottenham ile eşleşecek.
Bu 4 takımın ikisiyle lig aşamasında oynamış ve iyi sonuçlar almış olması avantaj kabul edilebilir."SABAH - ÖMER ÜRÜNDÜL: "KIPIRDAYACAK FIRSAT BULAMADI" "Galatasaray'ın karşısında zor bir rakip vardı.
Manchester City'nin belki direkt oynayan çok önemli 4 oyuncusu eksikti ama şiddetle 3 puana ihtiyaçları vardı.
Bu tip maçlarda kolay gol yemeyeceksin, oyunu tutacaksın.
Önce Haaland'a çok net bir pozisyon verildi, o değerlendiremedi.
Sonra ise defans bloğu çizgi halinde önde yakalandı.
Rakibin hem ilerde sprinter oyuncuları var hem da araya top atacak usta ayakları.
Abdülkerim dönüp hareketlenene kadar Haaland üç metre fark atarak golü yaptı.
Sonra ikinci gol de geldi.
Galatasaray için artık işin daha zor olacağı görünüyordu.
Neyse ki Doku sakatlanıp çıktı.
İkinci yarı Galatasaray daha fazla rakip alanda gözüktü.
Etkili atak girişimleri de oldu.
Ancak sadece bir pozisyon bulabildiler.
Buna karşılık Manchester'ın ani ataklarında dört ciddi tehlike yaşandı.
Uğurcan kalesinde çok başarılıydı.
Sonuçta Galatasaray sahadan yenilgiyle ayrıldı.
Nasıl oynadılar dersek, kesinlikle ezilmediler.
Ama şöyle bir gerçek var; yenilen iki gol dışında kalede yaşanan beş gol pozisyonu var.
Bu tablo günümüzde kabul görmüyor.
Bu maç bize gösterdi ki böyle güçlü sahneleri Türkiye ligiyle mukayese etmemek lazım.
Ligimizin lokomotifi Barış, çıkana kadar kıpırdayacak fırsat dahi bulamadı.
Yine en çok kafama takılan bir konu var.
Takımın vazgeçilmez dinamosu Torreira bir problemi olduğu için ilk 11'de yok.
Peki neden riske edilip iki farklı skor dezavanajı varken son 20 dakika oyuna giriyor?
Mantıkla kesinlikle bağdaşmıyor.
Galatasaray hedefi artık play-off'tan çıkabilmek."SABAH - LEVENT TÜZEMEN: "İLKAY'IN YERİNE TORREIRA OLMALIYDI" "Etihad Stadı'nda gecenin yıldızı Galatasaray taraftarıydı.
Maç boyunca G.Saray sevgisini tüm İngilizlere hiç durmadan gösterdiler.
Herhalde Pep Guardiola, 'Keşke bizim de seyircimiz böyle olsa' diye düşünmüştür.
Okan hocanın tercihleri, maalesef sahaya olumlu yansımadı.
İlkay, kaptan olarak çıktı ama bir lider olarak oynayamadı.
G.Saray'ın orta alanı büyük zafiyet yaşadı.
Avrupa maçlarında hızlı oyuncularla baş başa kaldığında hep kaybeden Abdülkerim, yenilen ilk golde iki metre önde olmasına rağmen Haaland'ın koşusuna karşılık veremedi.
Guardiola'nın sakatlığı olmasına rağmen Doku'yu 'gittiğin yere kadar oyna' anlayışıyla sahayla sürmesi, G.Saray'a ağır bedel ödetti çünkü yenilen iki golde Doku'nun asistleri vardı.
Doku sakatlanıp çıktıktan sonra G.Saray oyunu biraz daha dengeledi, City kalesine daha fazla atak yapma girişiminde bulundu.
Özellikle ilk yarının G.Saray'da en önemli hamlesi, Osimhen'in rakipten çaldığı topu bitirme noktasına kadar taşıyamaması ve Sane'ye etkili pas verememesiydi.
İkinci yarıda da Osimhen'in 64'te attığı şut, belki gol olmadı ama G.Saray adına en etk-i li pozisyondu.
Okan hocanın geç de olsa Barış, İlkay ve Abdülkerim'i oyundan alması doğru bir hamleydi ve G.Saray'ın ayağa daha iyi pas yapmasını sağladı.
Okan hoca maçı yeniden oynamaya çalışsa, oyuna Torreira ile başlar, belki sol stoper olarak Jakobs'u kullanır, Barış'ın yerine de Yunus'u tercih ederdi.
G.Saray belki kaybetti ama Avrupa'ya devam etmeyi başardı."SABAH - BÜLENT TİMURLENK: "ALKIŞLIYORUZ AMA!" "Eylül ayında fikstür belli olduğunda "City 7. maça kadar işini bitirir, Galatasaray fırsat olur" diyenlerin karşısına çıkan futbol gerçeği, ilk 8 için sadece kazanmak değil averajını yükseltmek için farklı galibiyet almak zorunda olan bir takım çıkardı.
İlkay 10 yıl önce Guardiola'nın ilk transferiydi.
Dün Pep'in karşısına kaptan olarak sahaya çıkması güzel fotoğraf ama işin video-oyun kısmında maalesef yoktu.
Lucas'ın yokluğunda ön alan baskısı yapmak pek de iyi fikir değildi.
Buruk, savunmayı öne çıkartıp orta sahası ile yakın oynamaya çalıştı ama Haaland'ın golünde Abdülkerim'in ağırlığı ona geri adım attırdı.
İkinci golde Cherki son vuruşu yaparken tek başına kameralara poz verdi.
Atletico Madrid ve City gibi yüksek tempolu takımlara karşı 7 günde 2 maça çıkmak kolay iş değil .
Sane eski takımına karşı Sara ile birlikte iyi mücadele ederken "gidecekse Arabistan'a değil Premier Lig'e gitmeli" dediğimiz Barış Alper, İngiliz devi karşısında sanırım boyunun ölçüsünü almıştır.
İkinci yarıya çıkarken canlı puan tablosunda ilk 8'deki yerini sağlamlaştıran City'nin sakatlar yüzünden daralan kadrosunu düşünüp temposunu düşürdüğünü söylemek lazım.
Bu fikstürde Liverpool'a kaybedip Union SG'yi yenmek normal olandı.
Monaco'dan 1 alıp Ajax'a kaybetmek de futbolun bir başka normaliydi.
Kötü Ajax'ı affetmeyip Simeone'den puan almak ilk 24'ü getirdi.
Eski formatta son 16'ya çok kaldı Galatasaray. ilk 24'te olmak alkışı hak eder ama şapka çıkartılacak maç sayısı sadece 2...
İlk maçta Lemina yok; rakibi yarın öğreneceğiz...
Son söz; hayırlısı..."FANATİK - SERKAN AKCAN: "MADRID RAHATLIĞI" "Şampiyonlar Ligi’nde lig aşaması sona erdi.
İlk 8’de tam 5 İngiliz takımı aralarına Bayern, Sporting ve Barcelona’yı alıp turlarken son 16 can pazarına döndü.
Galatasaray, geçen hafta Atletico Madrid’ten aldığı 1 puan sayesinde City deplasmanına o kadar rahat gitti ki, Okan Buruk Torreira’yı kenarda tutup İlkay’ı eski taraftarlarına karşı alkış alması için sahaya sürdü.
Lemina merkezde, Sara sağa, İlkay sola konumlanacakken Doku’nun topla driplingleri tüm Galatasaray hücumcularını derinde oynamaya zorladı.
Doku sakatlanıp çıkana kadar Galatasaray savunmasının tüm dengesini alt üst etti.
Maçın başından itibaren Okan Buruk’un rakibe en önde basma planı en doğru seçenek miydi?
Emin değilim.
Ama Galatasaray geride bekleyip hücuma hızlı çıkan bir takım değil.
Daha çok ön alanda kazandıklarını kaleye hızlı götüren ve farkı da burada yaratan bir takım.
Nitekim bu sezonun referans futbolunun Ajax deplasmanı olmasını sağlayan da bu özelliğiydi.
City’ye karşı en önde basmak ama bunu düşük tempoyla yapmak hiç akıl karı değildi.
Zira oyunu Silva ile rahat kuran City bu zayıf baskı karşısında Galatasaray savunmasını sürekli önde yakaladı.
Doku’nun merkeze gelip savunma arkasına uzattığı toplar büyük tehlikeydi.
İlk gol de böyle geldi ve maç çok erken bitti.
Galatasaray şayet sezonun ilk yarısında Osimhen ile Yunus’u doğru düzgün kullanabilse belki de şu an ilk 8’de turu geçmiş olabilirdi.
Olayın denklemi çok basitti aslında; içeride US Gillouse’yi yenip Monaco’yu deplasmanda devirme ihtimali azımsanmayacak kadar yüksekti.
Her şeye rağmen 24 takım içinde son 16’ya kalmak kıymetli."