Haber Detayı

10 savaş gemisi, elektronik casusluk uçağı.. ABD bölgeye silah yığdı
Dünya dogruhaber.com.tr
29/01/2026 07:58 (2 saat önce)

10 savaş gemisi, elektronik casusluk uçağı.. ABD bölgeye silah yığdı

ABD’nin Orta Doğu’ya uçak gemileri, muhripler, elektronik istihbarat ve savaş uçakları dahil ileri düzey askeri unsurlar sevk etmesi, Washington ile Tahran arasındaki gerilimin askeri çatışma eşiğine yaklaştığına işaret ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın dün, İran’la artan gerilim ortamında Orta Doğu’ya doğru ilerleyen “devasa bir filo”nun varlığını dile getirmesiyle birlikte, bölgeye daha fazla askeri unsur sevk edildi.

Bunlar arasında, farklı senaryolarda kritik rol oynaması beklenen, elektronik istihbarat toplama konusunda uzmanlaşmış bir uçak ile birlikte çok sayıda muhrip de bulunuyor.

ABD Donanması’ndan bir sözcü, dün yaptığı açıklamada, Abraham Lincoln uçak gemisi ile Arleigh Burke sınıfına ait üç muhribin halihazırda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) sorumluluk alanında bulunduğunu doğruladı.

Bu sayı, Ocak ayı başında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun yakalanmasına yönelik operasyon öncesinde Karayipler’de konuşlandırılan Gerald Ford uçak gemisi grubuna eşlik eden gemi sayısıyla aynı. 10 savaş gemisi Bu gelişmeyle birlikte, CENTCOM sorumluluk sahasındaki ABD savaş gemilerinin sayısı 10’a yükseldi.

Donanmadan bir yetkilinin The War Zone sitesine verdiği bilgiye göre, Delbert D.

Black adlı muhrip de kısa süre önce bu güce katıldı.

Söz konusu muhripler, füze ve insansız hava araçlarına karşı önemli savunma kabiliyetleri sunmanın yanı sıra, uzun menzilli taarruz kapasitesine de sahip.

Bu özellikle Yemen’deki Ensarullah hareketinin İran’a yönelik bir saldırı durumunda ABD ve israil hedeflerini vurma hamlesine yönelik bir adım.

Buna karşılık yetkili, Karayipler’deki durumla kıyaslama yaparak, bölgede aralarında birçok muhrip, Gerald Ford uçak gemisi, Iwo Jima Amfibi Hazır Grubu (ARG) / 22.

Deniz Piyade Birliği’ne bağlı üç amfibi hücum gemisi ve Ticonderoga sınıfı güdümlü füze kruvazörünün de bulunduğu toplam 12 savaş gemisinin konuşlu olduğunu belirtti.

Ayrıca, özel operasyon gemisi Ocean Trader’ın da bu sularda görev yaptığı bildirildi.

Öte yandan, uçak gemisi gruplarına genellikle varlığı açıklanmayan hızlı saldırı denizaltılarının da eşlik ettiği biliniyor.

Elektronik casusluk uçağı Bu gelişmelere paralel olarak, elektronik istihbarat uçağı RC-135V Rivet Joint, Nebraska’daki Offutt Hava Üssü’nden kalkarak Britanya’daki Mildenhall üssü üzerinden Katar’daki El Udeyd Hava Üssü’ne ulaştı.

Bu bilgi, uçuş takip verileriyle ortaya çıktı.

RC-135, ABD’nin en önemli istihbarat toplama platformlarından biri olarak kabul ediliyor.

Uçak; iletişimleri ve elektronik yayınları yakalayan, konumlarını ve türlerini belirleyen geniş kapsamlı sinyal istihbaratı (SIGINT) sistemleriyle donatılmış durumda.

Bu sistemler, hava savunmaları ile komuta ve kontrol merkezlerini de kapsıyor.

Bu tür uçaklar, olası bir askeri operasyon öncesinde “düşmanın elektronik resmini” çıkarmak ve güncellemek, ayrıca karşı tarafın niyetlerini izlemek ve kuvvet durumunu anlık olarak anlamak amacıyla da kullanılıyor.

Geçtiğimiz Kasım ayında bir ABD’li yetkili, bir Rivet Joint uçağının Venezuela radarlarını ve tepkilerini “test etmek” amacıyla Güney Komutanlığı bölgesinde bulunduğunu açıklamıştı.

Bu durum, Maduro’ya yönelik yakalama operasyonundaki rolüne dair önceki analizlerle örtüşüyor.

Bunun yanı sıra, Orta Doğu’ya doğru gerçekleşen sıra dışı hava hareketlerine dair başka işaretler de tespit edildi.

Bunlar arasında, genellikle bölgeye geçiş öncesi bir durak olan Yunanistan’daki Suda Üssü’ne yönelen E-11A BACN uçağı da yer alıyor.

Bu uçak, kara ve hava kuvvetleri arasında gelişmiş iletişim ve bağlantı kabiliyetleri sağlıyor. 6 elektronik harp uçağı Ayrıca, EA-18G Growler tipi altı elektronik harp uçağının Karayipler’deki görevlerini tamamladıktan sonra Atlantik üzerinden doğuya yöneldiği ve büyük olasılıkla Orta Doğu’ya intikal ettiği değerlendiriliyor.

Ancak bu konuda henüz resmi bir teyit bulunmuyor.

Growler uçakları, İran’daki muhtemel hedefler gibi iç bölgelerdeki noktalara yönelik hava saldırılarını içeren operasyonlardan önce kullanılıyor.

Bu uçaklar, elektronik karıştırma sağlayarak, uzun menzilden fırlatılan mühimmatları ve hava savunma sistemlerine giren uçakları koruyor.

Diğer veriler ise HC-130J Combat King II arama-kurtarma uçaklarının da Orta Doğu’ya doğru hareket ettiğini gösterdi.

Bu adım, İran içinde olası hava saldırılarına yönelik hazırlıklarla uyumlu görülüyor; zira bu uçaklar, düşman toprakları üzerinde düşürülen pilotların kurtarılması için kullanılıyor.

Ayrıca Ürdün’deki Muvaffak Salti Üssü’ne en az 12 adet ek F-15E savaş uçağının konuşlandırıldığı, havada yakıt ikmal uçaklarının da bölgeye kademeli olarak girdiği bildirildi.

A-10 gibi diğer taktik uçaklar da sahada bulunuyor.

Ancak ABD’nin İran’a karşı geniş çaplı bir hava harekatına hazırlandığını gösterecek ölçekte büyük bir hava gücü yığınağı henüz gözlemlenmedi.

Bu durum, olası bir operasyonun sınırlı çaplı olabileceğine işaret ediyor; israilin hava kuvvetleriyle ortak bir harekat ihtimali ise bu tabloyu değiştirebilir.

Son olarak, Wall Street Journal gazetesine göre, bölgeye Patriot ve THAAD dâhil olmak üzere yeni hava ve füze savunma sistemleri de sevk edildi.

Devasa filo Tüm bu askeri hareketlilik, Washington ile Tahran arasındaki gerilimin karşılıklı tehditlerle tırmandığı bir dönemde yaşanıyor.

Trump, dün Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, “İran’a doğru ilerleyen devasa bir filo”dan söz ederek Abraham Lincoln uçak gemisi grubuna işaret etti.

Trump, bu filonun “hızla, güçle, kararlılıkla ve net bir hedefle” hareket ettiğini belirterek, “Venezuela’ya gönderilenden daha büyük olduğunu ve büyük Abraham Lincoln uçak gemisinin liderliğinde ilerlediğini” söyledi.

Gerekirse, “Venezuela’da olduğu gibi görevini hızlı ve güçlü şekilde yerine getirmeye hazır ve muktedir olduğunu” da ekledi.

Buna karşılık İranlı yetkililer, herhangi bir saldırıya sert bir karşılık verileceği tehdidinde bulundu.

İran Dışişleri Bakanlığı Hukuk ve Uluslararası İşler Yardımcısı Kazım Garibabadi, “Herhangi bir askeri saldırıya verilecek yanıtımız kesin ve acı verici olacaktır” dedi ve sınırlı bir girişimin dahi ağır ve can yakıcı bir karşılıkla yüzleşeceğini vurguladı.

Ayrıca İran’ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği, Güvenlik Konseyi’ne gönderdiği bir mektupta, Tahran’ın “egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve halkını herhangi bir silahlı saldırıya karşı savunmak için tüm meşru önlem ve tedbirleri alacağını” bildirdi.

Mektupta, “Öngörülemeyen ve kontrol edilemeyen sonuçlardan ABD’nin tam ve doğrudan sorumlu olacağı” özellikle vurgulandı.

İlgili Sitenin Haberleri