Haber Detayı
ABD-İran krizinde Ankaranın sessiz diplomasisi: Üçlü görüşme formülü | Hande FIrat yazdı...
ABD ile İran arasında bir yanda gerilim artmaya devam ederken, diğer yanda Ankarada diplomatik sahnede sessiz ama derin bir hareketlilik yaşanıyor. Hande Fırat, Hürriyet Gazetesindeki köşesinde konuya ilişkin dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. İşte tüm detaylar
İran ile ABD arasında gerilimin zirveye çıktığı ve herkesin nefesini tuttuğu o kritik 10 gün...Tüm dünya olası bir ABD saldırısını konuşurken, diplomatik sahnede sessiz ama derin bir hareketlilik var.
Ankara, tıpkı geçmişteki 12 Gün Savaşlarında olduğu gibi devreye girdi.
Hem Cumhurbaşkanı Erdoğan hem de Dışişleri Bakanı Hakan Fidan adeta mekik diplomasisi yürütüyor.
Hakan Fidan, 13–20 Ocak tarihleri arasında hem ABD hem İran tarafıyla dört ayrı kritik temas gerçekleştirdi.
Bu temasların zamanlaması ve içeriği, Türkiyenin krizin derinleşmesini önlemeye dönük bir tampon hat rolü oynadığını açıkça gösteriyordu.Kriz Takvimi: Ankaranın Temas Trafiği13 Ocak 22:47-Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile görüştü.13 Ocak-Aynı gün içinde ABD Başkanı Trumpa yakınlığıyla bilinen Tom Barrack, Ankarada Fidan tarafından kabul edildi.14 Ocak 11:43-Fidan, Arakçi ile ikinci kez telefonla görüştü.
Görüşme, ilk temasın hemen ardından geldi.20 Ocak 19:23-Hakan Fidan, ABD Senatosunun şahin kanadından Senatör Marco Rubio ile telefonla görüştü.20 Ocak-Aynı gün Tom Barrack ile ikinci bir temas gerçekleştirildi.AMAÇ KRİZİ YUMUŞATMAKTüm bu görüşmelerin ana ekseni netti: Çatışma değil diplomasi.Ankara, tırmanan krizi yumuşatmak, tarafları masaya çekmek ve olası bir askeri müdahaleyi önlemek istiyordu.
Diplomatik kaynaklara göre, bu temaslar olmasa belki de bölge bugün çok farklı bir gündemi konuşuyor olacaktı.
Kriz ertelenmiş ama bitmemişti.ABD NEDEN VURMAK İSTİYOR?
GEREKÇELER VE REEL HESAPLARABDnin İranı vurmak istemesinin perde arkasında hem nükleer hem de jeopolitik kaygılar var.
Beyaz Sarayın talep listesi oldukça net:- İranın zenginleştirilmiş uranyumu tamamen ortadan kaldırması ya da teslim etmesi.- Kalan nükleer tesislerin tamamen kapatılması.- İranın uzun menzilli füze kapasitesinden vazgeçmesi.- İsraile yönelik tehditlerin ortadan kalkması.Ama asıl gerekçenin dördüncü madde olduğu Ankarada da biliniyor.
Netanyahunun seçim takvimi yaklaşırken, İsrailin bastırdığı en net dosya bu.
Ekim ayındaki seçimlerden önce İsrail Başbakanı ya ABD eliyle ya da doğrudan sınırlı da olsa İranın vurulmasını istiyor.
Reel politikçiler şunu biliyor: İranda rejim bombayla değişmez.
Ama siyasi mesajlar, hedefli saldırılarla verilebilir.İRAN CEPHESİ: GÜVENSİZLİK, AKTÖR ÇOKLUĞU, GURUR- İran ise ABDnin bu taleplerine derin bir güvensizlikle yaklaşıyor.
Tahranın okuması net: Oturuyoruz, konuşuyoruz ama ABD her defasında aynı noktaya geri dönüyor.- Üstelik sadece diplomatik değil, yapısal bir sorun var: İranda çok aktörlü bir sistem söz konusu.
ABD ile masaya kim oturursa, içeride zayıf ve teslimiyetçi görülüyor.
Bu nedenle kimse öne çıkmak istemiyor.- Bir diğer kırılma noktası ise kamuoyu önündeki onur meselesi.
İran yönetimi, tehdit edildikleri bir atmosferde müzakere etmeyi reddediyor.
Zorla masaya oturtulmak İran halkının gururuna dokunuyor.ABDNİN OLASI SALDIRI PLANI: HEDEFLER NERELER OLABİLİR?Yabancı kaynaklara göre, ABD şu an için büyük çaplı değil ama nokta atışı operasyon senaryolarını masada tutuyor.
Olası hedefler şunlar olabilir:- Natanz ve Fordow nükleer tesisleri,- Devrim Muhafızlarının füze üsleri ve komuta merkezleri,- İHA/SİHA üretim altyapısı ve gelişmiş füze depoları,- İranın hava savunma sistemleri ve radar kuleleri.Pentagonun Ürdündeki üslerine son haftalarda sevk ettiği F-15 savaş uçakları ve C-17 Globemaster ağır nakliye uçakları, operasyonel bir hazırlığın habercisi.
Uzmanlara göre bu tip bir yığınak, sınırlı ama etkili mesaj taşıyan bir bombardımanın habercisi olabilir.TÜRKİYENİN ROLÜ: KRİZİ MASAYA ÇEKME İRADESİAnkara bu tabloyu net görüyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğanın Pezeşkiyan ile yaptığı görüşme, Fidanın Washington ve Tahran arasındaki mekik diplomasisi, Katar ve Ummanla yürütülen eşgüdüm, Türkiyenin pozisyonunu netleştiriyor:Ne İran bombalansın ne ABD itibar kaybetsin.Ankaraya göre, eğer İran bir adım atarsa -örneğin petrol sahaları ya da teknoloji paylaşımı konusunda ABD ile sınırlı bir ortaklık önerirse- Washington masaya dönebilir.
Ancak bunun için İsrailin seçim baskısının törpülenmesi, İranın da kamuoyunu ikna edecek sembolik bir diplomatik manevra yapması gerekiyor.ERDOĞANDAN TRUMPA ÜÇLÜ GÖRÜŞME ÖNERİSİCumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trumpın son telefon görüşmesinin ana gündemi İran idi.
Erdoğan, Ankaranın yukarıdaki satırlarda okuduğunuz bakış açısını bir kez daha anlattı.
Sorunun diplomasi masasında ele alınmasını önerdi.
Cumhurbaşkanının tarafları, yani ABD ve İranı Türkiyenin de bulunduğu en üst seviyede gerçekleşecek üçlü bir görüşmede bir araya getirme çağrısında bulunduğunu da söyleyebilirim.
Bunun telekonferans yöntemiyle yapılması gündeme gelebilir.
Trumpın Erdoğanın bu önerisine sıcak baktığı belirtiliyor.
Bir diğer önemli görüşme ise bu hafta içinde gerçekleşecek.
İran Dışişleri Bakanı, Hakan Fidan ile görüşmek üzere Türkiyeye gelecek.SONUÇ: İSRAİL BASKISIYLA VURABİLİR AMA MASAYA DÖNÜLME İHTİMALİ DE VARBugün bölgeyi izleyen herkes şunu söylüyor: Olası bir bombardıman rejimi değiştirmez ama dengeleri sarsar.Türkiye, bu kırılganlıkta önleyici diplomasi yürütüyor.Hakan Fidanın temas trafiği, Erdoğanın doğrudan müdahalesi ve Körfez koordinasyonu, olası bir çatışmanın önüne set çekme girişimi.
Eğer, ABD ve İran Cumhurbaşkanı Erdoğanın üçlü üst düzey görüşme seçeneğini kabul ederse diplomasisi masası için önemli bir adım atılmış olacak.Ama aynı zamanda diplomatik kulislerde şu da konuşuluyor: Eğer İran geri adım atmazsa ve İsrail baskısı artarsa, Washington bir sabaha karşı ölçülü bombardımanı tercih edebilir.
Tansiyon yüksek.
Diplomasi çalışıyor ama zaman daralıyor.