Haber Detayı
Gümrük Birliği Türk sanayisinin prangası oldu!
AB’nin önce Güney Amerika ülkeleri, hemen ardından da Hindistan ile imzaladığı serbest ticaret anlaşmaları, Türk iş dünyasında endişeleri tırmandırdı. Gümrük Birliği’nin mevcut haliyle Türkiye’yi AB’nin STA imzaladığı ülkelerin açık pazarı haline getirdiği uyarısında bulunan iş dünyası temsilcileri, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi gerektiğini belirtti.
MERVE YİĞİTCAN - YENER KARADENİZ ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci kez göreve gelmesi sonrası jeoekonomik gelişmeler süratle değişirken, Avrupa Birliği’nin (AB) serbest ticaret anlaşmalarında atağa kalkması da küresel ekonomide dengeleri değiştirmeye devam ediyor.
Önce Güney Amerika Ortak Pazarı (MERCOSUR) ile STA imzalayan AB, önceki gün de Hindistan ile tarihi anlaşmaya imza attı.
Yaklaşık 2 milyarlık bir nüfusu kapsayan anlaşma, her iki tarafın da bugüne kadar sonuçlandırdığı en büyük STA olma özelliğini taşıyor.
Yanı sıra AB ile Hindistan arasında bir güvenlik ve savunma ortaklığı anlaşması da imzalandı.
Çin rekabeti ile karşı karşıya olan ve ABD ile ilişkileri giderek bozulan AB için dünyanın dördüncü büyük ekonomisi olan Hindistan ile ilişkilerin çok boyutlu olarak geliştirilmesi jeostratejik dengeler açısından büyük önem taşıyor.
STA, AB Konseyi’nin onayının ardından imzalanacak ve Avrupa Parlamentosu’nun onayına sunulacak.
Elbette bu anlaşma sadece AB ve Hindistan’ı değil Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor.
İş dünyası ise mevcut Gümrük Birliği anlaşması nedeniyle bu STA’ların Türkiye’yi olumsuz etkilemesinden endişe ederken, bir an önce Gümrük Birliği’nin modernizasyonunun şart olduğunu, aksi halde Türkiye’nin dış ticaret ve yatırım ortamının bozulabileceğinden endişe ediyor.
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisinin ocak ayı olağan toplantısı “Küresel Görünüm ve 2026’da Sanayimizi Bekleyen Riskler-Fırsatlar” ana gündemi ile Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi.
İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın açılış konuşmasını yaptığı toplantıda, Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ moderatörlüğünde Ekonomi Yazarı ve BloombergHT Yorumcusu Abdurrahman Yıldırım, İSO Danışmanı, BESFİN Danışmanlık CEO’su Ferda Besli ile Uludağ Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç.
Dr.
Derya Hekim’in katıldığı panelde ana gündem maddesi ele alındı.
Kurallara dayalı sistem değişti Bahçıvan, toplantının açılışında yaptığı konuşmada Davos Zirvesi’nde verilen mesajların küresel düzende köklü bir kırılmaya işaret ettiğini belirterek, kurallara dayalı uluslararası sistemin yerini güç odaklı ve kuralsız bir yapının almaya başladığını söyledi.
Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporuna da dikkat çeken Bahçıvan, jeoekonomik gerilimler, silahlı çatışmalar, iklim kaynaklı afetler, toplumsal kutuplaşma ve su krizinin artık küresel risklerin ilk sıralarında yer aldığını vurguladı.
ABD’de yaşanan son olayların da kitlesel göç ve toplumsal fay hatlarının ne kadar derin sonuçlar doğurabildiğini ortaya koyduğunu belirten Bahçıvan, 2026’ya ekonominin siyaset, jeopolitik ve küresel egemenlik yarışlarıyla iç içe geçtiği, belirsizlik ve öngörülemezliğin “yeni normal” haline geldiği kaotik bir tabloyla girildiğini söyledi.
Türkiye - AB ticaret ilişkilerinde arafta kalan bir tablo var Erdal Bahçıvan, şöyle devam etti: “Avrupa Birliğine tam üyeliğimiz kısa vadede mümkün görünmüyorsa; o zaman artık Gümrük Birliğini tüm alanlarıyla yeni baştan gözden geçirmemiz gerekiyor.
Gümrük Birliği ile ilgili her bir konu gündeme geldiğinde Türkiye - Avrupa Birliği ticaret ilişkilerinde arafta kalan bir tablo var.
Kendi aramızda karşılıklı dertlenmek yerine; Gümrük Birliği’ni komple ele alıp bu süreçte güncellenen durumları, fırsatları ve riskleri birlikte değerlendireceğimiz, her sektörün kendisine göre durum analizini yapacağı ve buna göre şekillenecek yeni bir Gümrük Birliği çalışmasına ihtiyacımız var.
STA’lar bizi en çok rahatsız eden konulardan biri.
AB üyesi olmadığımız için AB’nin imzaladığı STA’lardan negatif yönde etkileniyoruz ve bu nedenle birçok ülkeyle aramızda ticaret dengesizliklerimiz var.
Bütün bu nedenlerden dolayı, bunların hepsini ele alan, sanayimiz için artık bir pranga haline gelen Gümrük Birliği’nin komple yenilenmesi ihtiyacının daha fazla ertelenmemesi gerektiğini bir kere daha önemle vurgulamak istiyorum.
AB’nin Güney Amerika ortak pazarı MERCOSUR ile yaptığı yeni STA ve Hindistan ile imzalanan STA da önemli bir gelişme.
Söz konusu anlaşmalar, en büyük ihracat pazarımızda Çin’in yanına yeni büyük rakiplerin eklenmesi anlamına geliyor.
Özellikle Brezilya ve Arjantin kaynaklı ürünlerde rekabet baskısının artmasına kesin gözüyle bakılıyor.
Sayıları gittikçe çoğalan bölgesel kapsamlı ortaklıkların ticaret ve yatırımlara etkilerini yakından izlemeli, ülkemiz için yaratacağı risk ve fırsatları mutlaka analiz etmeliyiz.
Küresel ekonomide oyunun kurallarının hızla değiştiği böylesine çetin bir rekabet ortamına ayak uydurabilmek için üretimde niteliğe ve katma değere odaklanmak çok önemli.
Bu yılki yapısal reformlar ve bütçedeki iyileşmeden cesaretle bu konuda sanayimize daha fazla kaynak tahsis edileceğine yönelik umutluyuz” diye konuştu. "Made in Europe da dikkat edilmeli" Bahçıvan, yine son zamanlarda AB tarafında yeni bir sanayi stratejisi olarak gündeme gelen ve bir slogan, bir plan olarak değerlendirilen Made in Europe’un da bu çerçevede değerlendirmesi gerektiğini vurgulayarak, “Örneğin şu anda Türkiye AB ülkesi değil ama Gümrük Birliğinde.
Bu durumda Made in Europe’dan sektörlerimiz ne şekilde etkilenecek, bunun değerlendirmesi nasıl yapılacak?
Yine 30 yıl önce dünyanın gündeminde olmayan ama bugün en çok konuştuğumuz Yeşil Dönüşüm ve Sınırda Karbon Düzenlemesi ele alınması gereken konular arasında” şeklinde konuştu.
Avdagiç: Bir an önce tedbir alınmalı Konuya ilişkin açıklama yapan İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, AB’nin Türkiye’nin en önemli ticaret partneri olduğunu hatırlatarak, “AB’nin MERCOSUR ve Hindistan ile sonuçlandırdığı serbest ticaret anlaşmaları, ülkemizin AB ile Gümrük Birliği anlaşmasını hızla güncellemesi gerektiğini bir kez daha göstermektedir” dedi.
Bu anlaşmaların sonuçlarının Türkiye’yi etkileyeceğine işaret eden Avdagiç, “Çünkü Gümrük Birliği anlaşmasına göre Türkiye, AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarına uymakla yükümlü iken, Türkiye’nin bu üçüncü ülkelere ihracatı aynı şartlara tabi olmuyor.
AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarından yana yaşadığımız olumsuzlukların ve risklerin giderilmesi için, bir an evvel tedbir alınması yararlı olacaktır.
Ticaret Bakanlığı’nın konuyu hassasiyetle ele aldığına ve gerekenleri yapacağına inanıyoruz.
Öte yandan, mevcut küresel konjonktürde STA imzaladığımız diğer ülkelerle ithalat- ihracat dengesi göz önüne alınarak STA’ların yeniden müzakere edilmesi ve revize edilmesi gerektiğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
Zeytinoğlu: Kritik sektörlerde pazarımız daralabilir İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu da yaptığı açıklamada anlaşmanın Türkiye’nin Gümrük Birliği kazanımları açısından olumsuz sonuçları olacağını belirterek, MERCOSUR Anlaşması’nın ardından, Hindistan ile sonuçlandırılan bu STA ile Türkiye’nin AB pazarındaki avantajlarının büyük ölçüde zedeleneceği uyarısında bulundu.
Hindistan’ın 773 milyar dolarlık ihracat ile dünyanın onuncu büyük ihracatçısı konumunda olduğunu hatırlatan Zeytinoğlu, “AB ve Hindistan halen 180 milyar Euro’nun üzerinde mal ve hizmet ticareti yapıyor.
AB, Hindistan’ın en büyük ticaret partneri iken, Hindistan AB’nin 9’uncu büyük ticaret ortağı.
Son 10 yılda iki taraf arasındaki mal ticareti yüzde 90 oranında artmış durumda ve yeni STA bu ticareti daha da artıracak.
Hindistan’ın gümrük indirimlerinden faydalanarak AB pazarına ihracatını artırması makine, otomotiv, kimya, tekstil gibi Türkiye açısından kritik sektörlerde Türkiye için rekabeti artıracak ve pazar payında azalmaya yol açacak”. “Hindistan Türkiye’ye kıyasla daha cazip olacak” Anlaşmanın henüz imzalanmadığını, tarafların parlamentolarında onay süreçleri olduğunu söyleyen Zeytinoğlu, “Bu süre içinde Türkiye de Gümrük Birliği’ndeki dengesizliğin düzeltilmesi için çabalarını artırmalı.
Artık güncelleme konusu büyük aciliyet taşıyor.
Türkiye’nin AB STA’larına eş zamanlı dahil edilmesi, hizmetler, tarım ve kamu alımlarının kapsama alınması gerekiyor.
Bu olmadan Türkiye her yeni AB STA’sında yapısal kayıp yaşamaya devam eder.
Gümrük birliği güncellenmeden AB’nin küresel ticaret ağının genişlemesi, Türkiye için sistematik bir dezavantaj üretir” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin Gümrük Birliği sebebiyle Hindistan kökenli ürünlere gümrük vergilerini düşürmek durumunda olduğunu, ancak STA tarafı olmadığı için Hindistan pazarına otomatik ve eşdeğer erişimi olmayacağını vurgulayan Zeytinoğlu, şöyle devam etti: “AB’den gelen Hindistan orijinli ürünlere ek vergi uygulaması olabilir.
Ancak bu da Gümrük Birliği’ne aykırı olur.
Türkiye için ticaret sapması ve rekabet dezavantajı yaratır.
Özellikle tekstil ve hazır giyim, otomotiv yan sanayi, kimyasallar ve ilaç, makine ve elektrikli ekipmanlar olumsuz etkilenir.
Türkiye’nin tabi coğrafi yakınlık avantajı bulunuyor.
Ama özellikle demiryolu bağlantılarını güçlendirilmezse, karayolu taşımacılığındaki kota ve diğer engeller aşılmazsa, navlun fiyatı düşmezse bunun da pek önemi kalmıyor.
Düşük maliyetli üretim ve ölçek ekonomisi ile Hindistan AB pazarına imtiyazlı erişim sağlayacak.
Alternatif tedarik merkezi olarak öne çıkacak.
AB’nin Türkiye’ye olan bağımlılığı azalacak ve Gümrük Birliği’nin yarattığı ayrıcalıklı konum önemini kaybedecek.
Hizmet ticareti, yatırımların korunma anlaşması, ticaret ve teknoloji konseyi ile Hindistan, AB sermayesi ve teknoloji için Türkiye’ye kıyasla daha cazip bir üretim ve hizmet üssü haline gelebilir.
Doğrudan yabancı yatırımlar, tedarik ağları Hindistan’a göç edebilir.” İkili ticaretin yüzde 100’e yakını için tarife tavizleri sağlanacak İKV Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, yeni anlaşmanın içeriği ile ilgili şunları paylaştı: “AB, Hindistan’dan ithal edilen ürünlerin yüzde 90’ı için tarifeleri sıfırlayacak.
İkili ticaretin yüzde 100’e yakını için tarife tavizleri sağlanmış olacak.
Hindistan’ın AB’ye ihraç ettiği deniz ürünleri, kimyasallar, plastik ve kauçuk, deri ve ayakkabı, tekstil, hazır giyim, baz metaller, yarı değerli taşlar ve mücevher gibi ürünlerde tarifeler sıfırlanacak.
Otomobillere uygulanan tarifeler kademeli olarak yüzde 10’a düşürülecek.
Yıllık 250 bin araçlık kota uygulanacak.
Otomobil parçalarında ise beş ila on yıl içinde tamamen kaldırılacak.
Makinalarda yüzde 44’e, kimyasallarda yüzde 22’ye ve ilaçlarda yüzde 11’e varan gümrük vergileri de büyük ölçüde ortadan kalkacak.
Hindistan, AB’den ithal ettiği ürünlerin yüzde 30’u için tarifeleri hemen sıfırlayacak.
AB’nin ihraç ettiği ürünlerin yüzde 90’ı için tarifeler bitecek veya önemli ölçüde indirilecek.
AB’ye çelik ihracatında SKDM kurallarına uyum için Hindistan’a maddi ve teknik destek sağlayacak.
AB, 144 hizmet sektörünü Hindistan’a açarken, Hindistan da mali hizmetler, denizcilik ve Telekom dahil olmak üzere 102 alt sektörü açacak.
Hassas Avrupa tarım sektörleri olan sığır eti, tavuk eti, süt ürünleri, pirinç ve şeker gibi ürünler anlaşma kapsamında serbestleştirme dışında tutuldu.” Gültepe: Hindistan’la fiyat odaklı rekabet etme şansımız yok Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, yaptığı açıklamada Avrupa’nın artık tek bir kaynağa bağımlı kalmak istemediğine dikkat çekerek, “Güney Amerika ile imzalanan MERCOSUR ve Hindistan ile imzalanan STA, AB’nin tedarik haritasını yeniden çizdiğini net bir şekilde gösteriyor” dedi.
AB’nin Hindistan STA’sı ile özellikle ucuz sanayi üretimini garantiye almaya çalıştığını vurgulayan Gültepe, şu ifadeleri kullandı: “Hindistan’ın ihracatının üçte birini kimyevi maddeler, onda birini ise elektrik ve elektronik sektörü oluşturuyor.
Savunma ve havacılık, otomotiv endüstrisi de öne çıkan diğer sektörler.
Dolayısıyla, AB sadece kimyevi maddelerde değil, yüksek teknoloji ihracatımızı da olumsuz etkileyebilecek bir ülke ile STA imzaladı.
Hindistan halen Asya’nın en rekabetçi ülkelerinden biri olması sebebiyle hazır giyim, tekstil gibi emek yoğun sektörlerimizin AB’ye ihracatında kayıp yaşayabiliriz.
Bu koşullarda bizim Hindistan’la fi yat odaklı rekabet etme şansımız yok.
En basiti Hindistan’da asgari ücret bizim paramızla 9 bin 500 lira civarında seyrederken, bizde rakam bunun 3 katına yakın.
Kısa vadede, Avrupalı alıcılar bu maliyet farkını bize karşı koz olarak kullanacaktır.
Eğer biz rekabetçiliğimizi iyileştirip, lojistik hızımız ve üretim esnekliğimizi öne çıkarabilirsek avantaja dönüştürebileceğimiz birçok fırsat olabilir.
Biz yenilenebilir enerjide ve yeşil dönüşümde çok öndeyiz.
Sınırda karbon vergisi geldiğinde, diğer mallar ekstra vergilerle karşılaşacak, Türk malı avantajlı hale gelecek.
Devletimizden beklentimiz, yeşil dönüşüm desteklerini artırması ve çeşitlendirmesi.
Bu avantajımızın önümüzdeki dönemde daha da perçinleneceğine inanıyoruz.” AB; Hintli öğrenci, araştırmacı ve nitelikli işgücüne dolaşım kolaylığı getirdi “Aday ülke” ve Gümrük Birliği üyesi Türkiye’ye örtülü vize serbest dolaşım ambargosu uygulayan Avrupa Birliği, Hindistan’a bu alanda ayrıcalık da tanıdı.
Taraflar arasında STA dışında imzalanan bir başka anlaşmayla da Hintli öğrencilerin, profesyonellerin ve nitelikli işgücünün AB ülkelerine girişi ve birlik içinde dolaşımına kolaylık getiriliyor.
İmzalanan mobilite anlaşması kapsamında “AB, Hintli öğrenciler için kota sınırı olmaksızın dolaşımı taahhüt ediyor.” Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, konuya ilişkin açıklamasında, “Mobilite anlaşmasını imzalayarak öğrencilerin ve araştırmacıların dolaşımını kolaylaştıracağız.
Bu mekanizma, üye ülkelerin ihtiyaç ve politikalarıyla tam uyum içinde, Avrupa’ya gelecek Hintli yetenekleri destekleyecek tek duraklı bir merkez olacak” ifadelerini kullandı.