Haber Detayı
Mahkemeden ‘sahte diplomalı ecdat torunu’na gazetecilik dersi
II. Abdülhamid’in torunu Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu’nun aldığı tespit edilen sahte diplomayla ilgili haberler nedeniyle açtığı manevi tazminat davası, “haberlerin savcılığın hazırladığı iddianameye dayandığı ve basın özgürlüğü sınırının aşılmadığı” gerekçesiyle reddedildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın çok sayıdaki kamu kurumundaki yöneticinin e-imzasını kopyalayarak sistemlere yetkisiz erişim sağlayıp sahte üniversite ve lise diplomaları düzenleyen şüpheliler hakkında hazırladığı ve Hürriyet’in gündeme getirdiği iddianameler geniş yankı uyandırdı.
Savcılığın hazırladığı ve mahkemenin de kabul ettiği ikinci iddianamede, dosyanın şüphelileri arasında Osmanlı padişahlarından II.
Abdülhamid’in torunu Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu’nun da yer aldığı bilgisi yer aldı.
Osmanoğlu adına İnönü Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih lisans programından yasadışı mezuniyet kayıtlarının oluşturulduğu ve YÖK sistemlerine eklendiğinin tespit edildiği belirtildi.
Mahkemece kabul edilen iddianame, Hürriyet’te “Sahte diplomalı ecdat torunu” başlığıyla yayımlandı.30 BİN TL İSTEDİOsmanoğlu, Hürriyet’e karşı Bakırköy 3.
Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 30 bin TL manevi tazminat talebiyle dava açtı.
Osmanoğlu’nun avukatı dava dilekçesinde, söz konusu haberle “müvekkilinin mesleki itibarı ve kişiliğinin hedef alındığını” savundu.
Hürriyet gazetesi ise mahkemeye sunduğu cevap dilekçesinde, “haberlerin davacının itibarını zedeleme maksadı taşımadığını, Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen iddianameye atıf yapılarak ve yoruma yer verilmeksizin hazırlandığını” belirtti.
Mahkeme, 22 Aralık 2025 tarihinde yargılamayı tamamlayarak davanın reddine karar verdi.
Tamamlanan gerekçeli kararda, basın özgürlüğü konusunda dikkat çekici değerlendirmeler yapıldı.
Özetle şöyle denildi:‘SINIRLAR AŞILMADI’“Söz konusu haber metni incelendiğinde sahte diploma ibaresine yer verildiği, haberin ilgi çekmesi açısından kullanılan başlıktaki ifadelerin kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olmayacağı, haberin ifade edildiği iddianamedeki verilerden yola çıkılarak hazırlandığına dair savunma dikkate alındığında davalı tarafın atfedilen eylemin aynı zamanda pek çok medya kuruluşunda haber olarak yer aldığı ve adli soruşturmalara atıf yapılarak olgular gözetildiğinde basın özgürlüğünün sınırlarının aşılmadığı kanaatine varılmıştır.
Davacının zaten içinde bulunduğu statüko ile doğru orantılı olarak, yapılan haberlerin gerçekliği ya da gerçek dışılığıyla ilgili kendini ifade edebileceği platform imkânlarına sahip olduğu kanaatiyle manevi tazminat koşullarının oluşmadığına dair mahkememizce oluşan kanı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.”