Haber Detayı
Madenciler çevre örgütlerini eleştirdi: Bizi izleyen yok
Altın Madencileri Derneği (AMD) Başkanı Hasan Yücel, Türkiye’nin altın potansiyelinin 6 bin 500 ton olduğunu söyledi. Çevre örgütlerinin faaliyetlerinde madencilik karşıtı lobilerin etkisi olduğunu belirten Yücel, madencilik faaliyeti yürütülürken taahhütlerin yerine getirilip getirilmediğini izleyen bir çevre örgütü olmamasını eleştirdi.
MEHMET KAYA / ANKARA Bir grup gazeteciyle bir araya gelen Altın Madencileri Derneği (AMD) Başkanı Hasan Yücel Türkiye’nin çeşitli yayınlara göre altın rezervinin 6 bin 500 ton olarak belirtildiğini, bunun şu anki piyasa değerinin 1 trilyon doların üzerinde olduğunu belirtti.
Türkiye’nin altın potansiyelinin yüksek olduğunu ve üretime hazır şirketlerin bulunduğunu ancak çeşitli nedenlerle henüz faaliyete başlayamadığını belirten Yücel, İliç kazasının madenciliğe yönelik algıyı olumsuz etkilediğini vurguladı.
Türkiye’nin altın ve nadir toprak elementleri, kritik mineraller ve diğer madenlerdeki üretiminin ekonomik ve kaynak bağımsızlığı açısından önemli olduğunu savunan Hasan Yücel, yabancı sermaye ve işletmecilere, finansman, arama ve üretim teknolojileri açısından ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Çevre örgütlerinin faaliyetlerine yönelik madencilik karşıtı lobilerin etkisi olduğu görüşünü belirten Hasan Yücel, madencilik faaliyeti yürütülürken taahhütlerin yerine getirilip getirilmediğini izleyen bir çevre örgütü olmamasını eleştirdi.
Üretime hazır şirketler… Hasan Yücel, Türkiye’nin altın başta olmak üzere, madencilik alanındaki üretimini artırması gerektiği yönünde konuştu.
Madenciliğe karşı tutumun değişmesi gerektiğini söyleyen Yücel, altın bağlamında da Türkiye’nin dışa bağımlılığının yüksek düzeyde seyrettiğinin altını çizdi.
Rezerv olarak ispatlanmış, 8-10 milyar dolarlık yatırımla faaliyete geçebilecek ve yıllık 70 ile 100 ton arasında üretime ulaşabilecek yatırımların beklediğini söyleyen Yücel, hükümetin madencilik yönündeki eğilimine rağmen bunların neden beklediğine ilişkin soruya, “Bunlar ispatlanmış rezerv.
Tabii tabii hazır yani fizibilitesi yapılmış.
Kimi izin bekliyor, kimi finansman bekliyor, kiminin başka şeyleri var… İşte İliç kazası oldu onu (olumsuz kamuoyu tepkisi) bekliyor” dedi.
Çevre örgütlerine suçlama, eleştiri ve öneri Hasan Yücel, çevre örgütlerinin sadece karşı duruş sergilediğini buna karşılık denetim fonksiyonu da bulunduğunu belirterek, lobi etkileriyle hareket etmekle suçladı.
Yücel, “Biz asla bir çevre örgütü Türkiye’de görmedik.
Ben görmedim.
Yani ben 25 yıldır bu işin içerisindeyim.
Madeni açtıktan sonra bizi izleyen bir tane çevre örgütü görmedim. ‘Siz bu kadar taahhütte bulundunuz, burayı ağaçlandıracaktınız, flora-faunayı bozmayacaktınız.
Onları, bir kurum kuralım içine alalım istiyoruz.
Gelin birlikte bir proje yapalım. ‘Şurada hata yaptınız.
Su izlemelerinde hatalarınız var’ desinler.
Yani ben manipüle edildiğini düşünüyorum” dedi.
Hasan Yücel, maden denetimlerinin çok farklı disiplinlerde uzman gerektiren bir uygulama olduğunu belirterek, kamunun ya da bir şirketin bu zorluğu karşılamasının mümkün olmadığını, dünyada uygulanan modelin bir kuruluşça bunun yapılması yönünde olduğunu, kendilerinin de buna hazır olduğunu kaydetti.
Yücel, “Dünya bu yeni döneme geçerken petrol bollaşacak ve ucuzlayacak, bunun yerine kritik minerallerin önemi artacak.
Burada Amerika ile Çin arasında büyük bir savaş var.
Amerika, döviz zayıfladığında Çin ile karşı karşıya geleceğini ve eğer teknolojik atılım yapmazsa Çin’in her yeri ‘istila’ edeceğini görüyor.
Çünkü Çin, nadir toprak elementleri gibi kritik kaynaklara hakim.
Bugün biz hâlâ ‘Acaba üretsek mi, doğaya dokunmasak mı?’ tartışması yapıyorsak, dünyadan 100 yıl gerideyiz demektir” diye konuştu.
Yabancı sermayeye neden ihtiyaç var?
Altının yanında kritik mineral ve nadir metallerin de gündemimizde olduğunu kaydederek “Şu anda yer kabuğundan yıllık yaklaşık 60 milyar ton maden tüketiliyor.
Nüfus 10 milyara çıktığında bu tüketim 100 milyar tona ulaşacak.
Enerji ihtiyacımız dört katına çıkacak.
Yapay zeka, iklimlendirme ve karbon ayak izini silme hedefleri, çok daha fazla enerjiye ve bu enerjiyi üretmek ve depolamak için de minerallere ihtiyaç duyuyor.
Dolayısıyla karbon yakıtlardan vazgeçip kritik mineraller çağına geçiyoruz” dedi.
Yabancı yatırımcıların arama ve üretim teknolojileri yanında finansman yönünden de önemli katkı sağladığını bu nedenle ihtiyaç bulunduğunu belirten Yücel, Türkiye’de hem yabancı hem de yerli sermayeyi, arama boyutunda risk sermayesi olarak sisteme dahil etmek gerektiğini vurguladı.
Türkiye’de altın üretiminin pik dönemde 42 ton olduğunu, 2025’te 28 ton olarak gerçekleştiğini belirten Yücel, altın üretim düşüşünün 9 kişinin öldüğü İliç Çöpler altın madeninin yıllık 7-8 ton dolayındaki üretiminin devreden çıkmasından kaynaklandığını kaydetti.
Altında kamu payı Altın üretiminde ülkenin kazancının sınırlı olduğu yönündeki görüşlere de itiraz eden Hasan Yücel, “Madenciler, sanayicilerin ödediği 4 kalem vergiye ek olarak ruhsat, orman izin, rehabilitasyon ve devlet hakkı dahil toplam 8 kalem vergi ve bedel ödemektedir.
Altın madenciliğinde devletin payı sabit değildir; fiyat yükseldikçe artan oranlı yapıyla otomatik olarak artar. 2025’te 3.431 dolar/ons seviyesinde yüzde 19 olan devlet hakkı, 2026’da 4.501–4.800 dolar/ ons aralığında yüzde 23’e, 5.000 dolar/ons seviyesinde yaklaşık yüzde 25’e çıkar.
Böylece altın fiyatındaki artış, ek düzenlemeye gerek kalmadan kamunun gelirini doğrudan artırır.
Madencilikte dünyanın en yüksek devlet hakkı, orman izin bedelleri ve kurumlar vergisi Türkiye’de uygulanmaktadır” diye konuştu.