Haber Detayı

Altın üretiminde hedef yıllık 100 ton
Altın dunya.com
29/01/2026 00:00 (2 saat önce)

Altın üretiminde hedef yıllık 100 ton

Altın Madencileri Derneği (AMD) Başkanı Hasan Yücel, “Türkiye’nin bilinen 6 bin 500 tonluk altın potansiyeli, bugünkü fiyatlarla 1 trilyon doların üzerinde bir değere karşılık geliyor. Gelişen teknoloji ve doğru politikalarla bu potansiyeli 10-12 bin tona çıkarabiliriz. Bu ise 2 trilyon dolar demek. 10 milyar dolarlık yatırımla yıllık üretimimizi 28 tonlardan 100 tonlara çıkarabiliriz” dedi.

Ferit PARLAKTürkiye’de bilinen 6 bin 500 tonluk altın po­tansiyelinin olduğu­nu söyleyen Altın Madenci­leri Derneği (AMD) Başkanı Hasan Yücel, bunun bugün­kü fiyatlarla 1 trilyon doların üzerinde bir değere karşılık geldiğini belirtti.

Gelişen tek­noloji ve doğru politikalarla bunu 10-12 bin tona çıkarma potansiyelinin olduğunu ifa­de eden Yücel, “Bu ise 2 tril­yon dolar demek. 10 milyar dolarlık yatırımla yıllık üreti­mimizi 28 tonlardan 100 ton­lara çıkarabiliriz” dedi.ürki­ye’nin 2025 yılında 28 ton al­tın ürettiğini kaydeden Hasan Yücel, “Bu miktar, 12 bin ton­luk potansiyelin binde ikisine karşılık geliyor.

Aynı dönem­de Türkiye yılda 140–150 ton altın ithalatı gerçekleştirdi.

Üretimi 28 tondan 100 tona çıkarabilmemiz, yatırım orta­mının oluşturulmasına bağlı” diye konuştu.Üretimin önündeki engel­leri de sıralayan Yücel, “Altın üretiminin düşük kalmasının nedeni kaynak yetersizliği de­ğil.

Çevre hassasiyeti üzerin­den yürüyen tartışmalar, uza­yan izin ve prosedür süreçleri, lisansların çok parçalı yapısı, risk sermayesinin süreklilik göstermemesi, toplumda ma­denciliğin yeterince doğru an­laşılmaması gibi yapısal so­runlarımız var” açıklamasın­da bulundu.Cari açığın 60 milyar doları madendenCari açığın 60 milyar doları­nın maden kaynaklı olduğunu ifade eden Hasan Yücel, “60 milyar dolarlık maden açığı­nın 25 milyar dolarını altın, 45 milyar dolarını ise bakır, alü­minyum, demir gibi metaller oluşturuyor.

Türkiye bunla­rın tamamını üretebilecek po­tansiyele sahip.

Henüz nadir toprak elementlerini konuş­muyoruz bile.

Örneğin altın­da Türkiye çok şanslı.

Çünkü hem yer altında hem de ‘yastık altında’ altını var” dedi.Bilinen rezerv 12 bin tona çıkabilirHasan Yücel, “1990’lı yıl­larda yapılan projeksiyonlar Türkiye’nin 6 bin 500 ton altın potansiyeline işaret ediyor.

Bu miktar bugünkü 5 bin do­lar/ons seviyesinden hesap­landığında 1 trilyon doların üzerinde bir ekonomik değere karşılık geliyor.Risk sermaye­siyle yapılan çalışmalarla bu­nun bin 500, 2 bin tonluk bö­lümü rezerve dönüştürüldü.

Ancak mevcut jeolojik veriler ve saha tecrübesi, Türkiye’nin yeraltındaki altın varlığının, gelişen teknolojilerle 12 bin tona kadar çıkabileceğini gös­teriyor.

Bu büyüklük, yalnız­ca bir maden potansiyeli değil; doğru politikalar ve üretimle Türkiye’nin ekonomik denge­lerini değiştirebilecek strate­jik bir güç anlamına geliyor” şeklinde konuştu.“Türkiye en şanslı ülke”Hasan Yücel, “kritik mine­raller” çağının başladığına dikkat çekerek, “Örneğin Çin.

Bu durumu 1980’lerde öngör­dü ve pozisyon aldı.

Hem kay­naklara hakim oldu hem de ra­fineri ve teknoloji yatırımla­rı yaptı.

Şu anda Çin’in eli çok güçlü.

Türkiye de bu açıdan en şanslı ülkelerden biri; jeolojik potansiyel olarak 80-90 çeşit mineral çeşitliliğine sahibiz” şeklinde konuştu.“100 yıl gerideyiz”Kritik mineraller alanında ABD ile Çin arasında büyük bir savaş olduğuna vurgu ya­pan Yücel, “Amerika, teknolo­jik atılım yapmazsa Çin’in her yeri “istila” edeceğini görüyor.

Çünkü Çin, nadir toprak ele­mentleri gibi kritik kaynak­lara hakim.

Biz ise, bu savaşı görürken, hâlâ “Acaba üretsek mi, doğaya dokunmasak mı?” tartışması yapıyorsak, dünya­dan 100 yıl gerideyiz demek­tir” ifadelerini kullandı.“Yeraltının ilk 50–60 metresini biliyoruz”Türkiye’nin jeolojik potan­siyelinin çok yüksek olduğu­nu, ancak tam olarak arama yapılamadığının altını çizen Hasan Yücel, “Türkiye’de yer altının sadece ilk 50-60 met­resini biliyoruz.

Derine inil­diğinde 70-80 çeşit mineralin varlığını öngörüyoruz.

Bunun için “risk sermayesine” ihti­yaç var.

Madencilikte arama yapmak büyük risk içerir.

Ör­neğin 300-350 arama ruhsa­tından sadece bir tanesi iş­letmeye dönüşür.

Türkiye’de arama faaliyetlerine karşı bi­le bir refleks var.

Oysa arama dediğiniz şey 5-10 santimetre çapında bir sondajla yer altına bakmaktır.

Bizim şu an konuş­tuğumuz madenler hep yüze­ye yakın olanlar” dedi“Risk sermayesinde geride kaldık”Dünya genelinde kıymetli ve metalik maden aramaları­na yıllık yaklaşık 12 milyar do­larlık risk sermayesi ayrıldığı­nı, bunun yüzde 44’ünün altın aramalarında kullanıldığını belirten Yücel, “Türkiye’de ise bugüne kadar: 10 milyar do­lar üretim yatırımı, 2 milyar dolar arama yatırımı yapıldı.

Yani yıllık 28 tonluk üretimin arkasında 12 milyar dolarlık bir sermaye riski bulunuyor” dedi.Türkiye’de altın arama­larına ayrılan yıllık risk ser­mayesi yalnızca 40 milyon do­lar seviyesinde kaldığını dile getiren Yücel, “Bu dünya ge­nelinde altın aramalarına ay­rılan toplam kaynağın sadece binde 7’sine karşılık geliyor.

Bu tablo, Türkiye’nin sahip olduğu güçlü jeolojik potan­siyele rağmen arama yatırım­larında küresel ölçekte yete­rince pay alamadığını ve bu alanda ciddi bir yatırım açığı bulunduğunu açıkça ortaya koyuyor” diye konuştu.“Üretimin yüzde 60’ını yerli yatırımcılar yapıyor”Hasan Yücel, “28 tonluk üretimin yaklaşık yüzde 60’ı yerli şirketler, yüzde 40’ı ya­bancı sermayeli şirketler ta­rafından gerçekleştiriliyor.

Yabancı sermayeye yönelik toplumsal bir refleks olduğu görülüyor.

Ancak bu serma­yeyi dışlamak çözüm değil­dir.

Hem arama teknolojile­rine hem de risk sermayesine ihtiyaç var.

Yabancı sermaye, yerli ortaklık modelleriyle teşvik edilebilir.

Yabancı ser­mayeli şirketler Türkiye’de Türk Ticaret Kanunu’na göre kurulmakta ve yerli şirketler­le aynı vergilere tabidir.

Kâr transferleri de vergilendiri­lerek yapılıyor” açıklamasın­da bulundu.Altının, katma değeri en yüksek madenlerin başın­da geldiğine değinen Yücel, “2025 yılında Türkiye’nin 273 milyar dolarlık ihracatında, 1 kg ihracatın ortalama değeri 1.5 dolarken, 1 kg altının de­ğeri yaklaşık 110 bin dolar.

Al­tını, kilogram başına yaklaşık 650 dolar ile mücevherat ve 100 dolar civarıyla İHA–Sİ­HA gibi savunma sanayi ürün­leri izliyor.

Bu tablo, dış ticaret açığını kapatmanın yolunun yükte hafif, değerde ağır üre­timden geçtiğini açıkça orta­ya koymaktadır.

Altın Maden­cileri Derneği olarak hedefi­miz; altından kaynaklanan dış ticaret açığını azaltmak” dedi.“Maden çıkarma alanları kısıtlı”Türkiye’de maden arama ruhsatı verilirken milli parklar, sit alanları, mutlak ve kısa–orta mesafeli su havzaları ile gen koruma alanları gibi madenciliğe kısıtlı bölgelerde ruhsat verilmediğine dikkat çeken Yücel: “Maden çıkarımı için kullanılan alanlar, ülke yüzölçümünün yalnızca binde 1.8’i düzeyinde.

Orman alanlarının ise yaklaşık binde 3’ü, madencilik faaliyetleri için geçici olarak kullanılıyor.”Altın fiyatı yükseldikçe kamu payı artıyorMadencilerin, sanayicilerin ödediği 4 kalem vergiye ek olarak ruhsat, orman izin, rehabilitasyon ve devlet hakkı dahil toplam 8 kalem vergi ödediğine vurgu yapan Yücel, “Ayrıca altın madenciliğinde devletin payı sabit değil.

Fiyat yükseldikçe otomatik olarak artıyor.

Onsu 3 bin 500 dolar ortalama seviyesindeyken yüzde 19 olan devlet hakkı, 4 bin dolar ortalamada yüzde 23’e, 5 bin dolar seviyesinde ise yaklaşık yüzde 25’e çıkıyor.

Madencilikte dünyanın en yüksek devlet hakkı, orman izin bedelleri ve kurumlar vergisi Türkiye’de uygulanıyor” dedi.

İlgili Sitenin Haberleri